Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; 633 sayılı diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun hükmünde kararname ve kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu'nun; 657 sayılı devlet memurları kanununa bir madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:507)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 124. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Haziran 2010 · 2.009 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Çiçek (AK Parti), 25 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU'NUN; 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNA BİR MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:507)); konuşma 2.009 kelime.
Mehmet Çiçek (AK Parti, Yozgat). “Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; 633 sayılı diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun hükmünde kararname ve kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu'nun; 657 sayılı devlet memurları kanununa bir madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:507)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cicek-23-2010-06-25-diyanet-isleri-baskanligi-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ile-bazi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ÇİÇEK (Yozgat)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Diyanet İşleri Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlarken gruplar adına konuşma yapan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Başkan Vekili Sayın Akif Hamzaçebi’ye, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına konuşan Mehmet Nezir Karabaş’a, MHP Grubu adına konuşan Mehmet Günal Bey arkadaşlarıma teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum çünkü Diyanet İşleri Başkanlığının ifade ettiği o mükemmel yeri en güzel şekilde, veciz bir şekilde değişik perspektiflerden ele alarak ortaya koydular, yakışan oydu. İnşallah kanunumuzun bu yakışan tarzda çıkarılmış olması hepimize mutluluk verecektir.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatı cumhuriyetimizle beraber kurulan en köklü ve en eski teşkilatlarımızdandır. 1920 yılında kurulan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi hükûmetinde Diyanet İşleri Başkanlığı “Şeriye ve Evkaf Vekâleti” adıyla bakanlık olarak yer almıştır. Diyanetin o günkü konumu, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İslam dinine ve Diyanet İşleri Başkanlığına verdiği önemi göstermektedir. Daha sonra 3 Mart 1924’te bakanlık vasfıyla kurulmuş, 429 sayılı Kanun’la Başvekâlet bütçesine dâhil ve Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği şeklinde kuruluş devam etmiştir. Daha sonra kurumun adı Diyanet İşleri Başkanlığı olarak değiştirilmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığının konumunun, görüldüğü gibi, 1920’den itibaren kademe kademe gerilediğini, belli bir süre sonra da Anayasa Mahkemesinin Kuruluş Kanunu’nun ilkin 1976 tarihinde, ikincisinde ise 1979 tarihinde iptal edilmesiyle kararnameler ve genelgelerle idare edilen, o günden bu yana kaderine terk edilen, kanun düzenlemesi bir türlü yapılamayan, otuz küsur seneden beri bugünü bekleyen teşkilat hâline geldiğini görüyoruz.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, biraz önce Akif Hamzaçebi Bey’in de belirttiği gibi, Atatürk döneminde Diyanet İşleri Başkanlığının protokoldeki yeri cumhurbaşkanı, başbakandan sonra üçüncü sıradır. Diyanet İşleri Başkanlığından sonra Genelkurmay Başkanlığı yer alıyordu dördüncü sırada. Şimdi Genelkurmay Başkanlığı yerini muhafaza ediyor, Diyanet İşleri Başkanlığı bütün kurum ve kuruluşlardan sonra… Birkaç tanesini sayayım size: En son Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı, Merkez Bankası, Rekabet Kurulu Başkanlığı, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulundan sonra elli birinci sırada yer alıyor. Bu bize, Diyanet İşleri Başkanlığına Atatürk’ün verdiği değeri ve bugünkü konumumuzu en güzel şekilde, protokol listesine baktığımızda ortaya koyuyor.
BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Niye yapmadınız sekiz yıldır?
MEHMET ÇİÇEK (Devamla)Değerli arkadaşlar, Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal bir kuruluştur. Anayasa’mızın 136’ncı maddesinde “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.” denmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, çeşitli maddeleri Anayasa Mahkemesince iptal edilen 633 sayılı Teşkilat Kanunu ise ülkemizde İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütme, din konusunda toplumu aydınlatma ve ibadet yerlerini yönetme görevini Diyanet İşleri Başkanlığına vermiştir. Demek oluyor ki Diyanet İşleri Başkanlığının misyonu toplumun dinî ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermek, millî birlik ve beraberliğe, toplumsal dayanışmaya katkı sağlamak amacıyla İslam dininin temel kaynaklarına dayalı, doğru ve güncel bilgilerle toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet, ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, iç ve dış mihrakların dinimize karşı hazırladıkları nifak planlarını tespit edip onlara karşı toplumun inanç ve ahlak değerlerini korumak, ibadet yerlerini yönetmektir. Diyanet İşleri Başkanlığı İslam dininin doğru anlaşılması ve aslına uygun uygulanmasıyla ilgili konularda Türkiye’de ve bütün dünyada referans olan bir kuruluştur, bütün İslam ülkelerinin örnek aldığı bir teşkilattır. Hizmetlerini güvenilirlik, birleştiricilik, kuşatıcılık, doğru ve güncelleştirilmiş bilgiyi esas alarak laiklik ve demokratik değerlere saygılı, tutarlılık kurallarına uygun tarzda yönetmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığının ilke ve hedeflerini de şöyle özetleyebiliriz, bu bir noktada Diyanet İşleri Başkanlığının misyonunu da ortaya koymaktadır: Toplumu din konusunda aydınlatırken dinin temel kaynağı olan Kur’an ve sünnete dayalı, sağlam bilgiyi esas almak, Müslümanların on dört asırlık dinî tecrübesini göz önünde bulundurmak, modern hayatı ve insanlığın ortak birikimini de göz ardı etmemek, din konusunda mezhep, anlayış ve uygulama ayrımı yapmaksızın vatandaşlık esasına göre hizmet sunmak, sürekli bilgi üretmek, bilgiyi toplumla paylaşmak ve güncel sorunlar hakkında yerinde ve zamanında açıklamalar yapmak, toplumun yarısını oluşturan kadınları din hizmetlerinin temel öğesi olarak kabul etmek, kadın hakları, töre ve namus cinayetleri, kız çocuklarına yönelik ayrımcılık, kız çocuklarının eğitimi, zorla evlendirilmesi gibi konularda toplumsal bilinci artırmak, engelli, kimsesiz, yaşlı, yoksul, hükümlü ve tutuklu gibi ilgi ve desteğe muhtaç vatandaşlarımızın yanında olmayı din hizmetimizin ayrılmaz bir parçası kabul etmek, yurt dışındaki vatandaşlarımızın asimile olmadan kendi öz kimliklerine bağlı kalmalarına ve yaşadıkları toplumla uyum içinde olmalarına katkı sağlamak, yurt dışında Türkiye'nin dinî alandaki tecrübe ve birikimlerinin tanıtılmasını, İslam dininin doğru anlaşılmasını sağlamak, asrın idrakine İslam’ı en doğru şekilde sunmak, Müslümanların yanında bütün dünya insanlığına insanca yaşamanın ve yaşatmanın örneklerini sunmak.
İslam dini caminin dört duvarı arasında kabul edilip uygulanamaz çünkü İslam dini inanan insanın bütün yaşamıyla ilgili kurallar koyar ve bu kuralların uygulanmasını ister. Onun için, Diyanet İşleri Başkanlığı, insanımızın her türlü problemlerini tespit edip onlara çözüm yolu bulmak mecburiyetindedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatı mensuplarının bu devletin kuruluşunda, İstiklal Savaşı’mızın kazanılmasında ve cumhuriyetin kurulmasında kanı vardır, teri vardır, gözyaşı vardır, emeği vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları İstanbul’da İstiklal Savaşı’nın hazırlığını yaparlarken hemen yanında İstanbul’un din uleması vardı. Belgeler bunu gösteriyor. Samsun’a çıkışında onu Havza Müftüsü, Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi karşıladı. Sivas, Erzurum müftüleri kongrelerde organizatör oldular. Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, Yunanlılar İzmir’i işgal edince cuma günü bütün camileri ibadete kapatarak, cuma saatinde cemaat müftülük önünde toplanınca “Bugün vatanımız işgal edilmiştir. Vatanı işgal edilen, hürriyeti elinden alınanlara cuma namazı farz değildir. Evvela düşmanı yurdumuzdan atacağız, sonra cuma namazı kılacağız.” diyerek Ege’de ilk direnişi Denizli’de başlatmıştır.
İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi ise aynı gün, zamanın İzmir Valisi İzzet Bey’in “Yunan işgaline karşı çıkılmaması” şeklindeki telkini üzerine, İzmir’de yapılan mitingde şöyle hitap ediyordu: “Vatan sevgisi imandandır. İzmir’in asırlardır ezan sesi yükselen semalarında kulakları tırmalayan çan seslerine katlanmaktansa şerefle ölerek şehadet şerbetini içmek daha iyidir. Kardeşlerim, ciğerlerimizde bir soluk nefes kaldıkça, damarlarımızda bir damla kan kaldıkça, anavatanımızı düşmanlara teslim etmeyeceğimize Kur’an-ı Kerim’e el basarak benimle beraber yemin ediniz.” Vali Beye dönerek “Vali Bey, bu sakalım kanla kızarabilir ama bu alnıma Yunan alçaklığını sükûnetle selamlamış olmanın karasını sürerek huzuru ilâhiye çıkamam.” diyerek İzmir halkının ilk direnişini başlatmıştır.
Ankara’da cumhuriyetin kuruluş hazırlıklarında, herkesin tereddütle karşıladığı bir zamanda, Atatürk’ü Ankara’ya gelişinde, Dikmen sırtlarında Ankara Müftüsü Rifat Börekçi Hoca, cemaatiyle karşılamış ve ölünceye kadar Atatürk’ün yanında yer almıştır. Rifat Börekçi Hoca, Ulus’taki dükkânını, Keçiören’deki bağını satarak bugün “Papazın Bağı” diye bilinen araziyi alıp Cumhurbaşkanımıza -Atatürk’e- Köşk’ün yerini hediye etmiştir. Atatürk de hemen yanındaki binayı Rifat Börekçi Hocaya lojman olarak vermiştir. Ama ne yazık ki Rifat Börekçi Hoca’dan sonra hiçbir Diyanet İşleri Başkanı bu mekânda ikamet etmemiştir.
Bunları niçin sizlere sundum değerli arkadaşlar? Bugün teşkilat kanununu görüştüğümüz bu teşkilat, genel idarede hizmet veren sıradan bir teşkilat olarak görülmemelidir, görmediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Bu din, siyasi kanaatimiz, mezhebimiz, meşrebimiz ne olursa olsun hepimizin dinidir. Dinimizin hayatiyetini devam ettiren bu kuruluş da hepimizin kuruluşudur.
Bugün ülkemizde tartışıp durduğumuz problemlerimizin temelinde dinî, ahlaki, kültürel, ekonomik alanlarda zafiyetimiz yatmaktadır. Bu problemlerimizin hâllinde bilgili, yetkilerle donatılmış, bunun karşılığında da sonuna kadar sorumlu tutulmuş bir Diyanet İşleri Başkanlığının olması gerekir. Diyanet her konuda görevini yapacak konumda olursa ülkemizin gündeminde “iç tehdit” olarak adlandırılan “irtica” diye bir meseleye rastlayamazsınız, illegal din adına faaliyet gösteren kuruluşlar ülkemizde yer bulamaz.
Saygıdeğer milletvekilleri, dinî hayattaki otorite boşluğu dinî anarşiyi meydana getirir. Tarihimize baktığımızda mezhep ve meşrep kavgalarının tamamının temelinde dinî otoritenin zafiyeti vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı ülkemizde bütün mezhep ve meşreplerin, din adına hizmet üretmeye çalışan bütün sivil toplum kurum ve kuruluşlarının, bütün tarikat mensuplarının hepsine eşit ve adaletle yaklaşan bir kuruluştur, böyle olmalıdır.
Camiler sadece namaz kılınan mekânlar değildir. Geçmişte camiler aynı zamanda müspet ilimler dâhil, bütün ilim dallarında eğitimin yapıldığı yerlerdi, bugün de öyle olmalıdır. Namazın kılındığı cami ile niyazın, yani Allah’a zikir ve duanın değişik usullerle, metotlarla ve enstrümanlarla uygulandığı mekânların her birisinin ihtiyacını karşılamak için hizmet veren Diyanet İşleri Başkanlığı bu kurum ve kuruluşların üzerinde bir şemsiye görevini ifa etmelidirler. Mesela, ülkemizde camilerde her cuma günü tahminen 15 milyon insan cuma namazı kılıyor, bayram namazlarında bu sayı 20 milyon civarına ulaşıyor. Camiye gelen cemaat yarım saat ile bir saat arasında camide vaaz dinliyor, hutbe dinliyor. Bu faaliyetlerle Diyanet İşleri Başkanlığı milyonlarca insanı dinî, millî, sosyal, kültürel, ekonomik ve benzeri konularda eğitiyor. Diyanet bu yönüyle, tabiri caizse yediden yetmişe, bütün, kadın-erkek milyonlarca Müslüman’a eğitim veren bir kurumdur.
Diyanet İşleri Başkanlığı cami dışındaki faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor. Konferanslar, paneller, televizyon programları, halkın ilgi ve ihtiyaç duyduğu haftalık ve günlük neşir organları, Kutlu Doğum haftaları, Din Görevlileri Haftası, millî günler, kandil geceleri kutlamaları yapılıyor. Milyonlarca insana bu günlerin ve gecelerin önemi anlatılıyor.
Her yıl 100 binin üzerinde hacı vatandaşımıza, bütün dünya Müslüman ülkelerine örnek olacak tarzda hac farizasının eksiksiz yapılması için hizmet veriyor. İslam ülkeleri bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığını örnek kabul ediyorlar. Bu konuda faaliyet sürdüren özel sektör turizm kuruluşlarına bilgi ve lojistik destek vermeyi sağlıyor.
Diyanet eğitim merkezleri aracılığıyla din görevlilerimizin bilgilerini yenilemeleri ve değişen dünyamızın şartlarına göre yeniden eğitilmeleri için programlar uygulanıyor. Kur’an kursları ve camilerde uygulanan yaz Kur’an kursları aracılığı ile 100 binlerce insanımız her yıl bu konuda eğitiliyor. Ayrıca YÖK ile yapılan bir protokolle din görevlilerimizin fakülte mezunu olmaları için açık öğretim programları düzenleniyor, ilahiyat fakülteleri bünyesinde açılan ilahiyat lisans tamamlama programlarına görevlilerinin katılımları sağlanıyor.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Diyanet İşleri Başkanlığı aynı zamanda uluslararası hizmet veren bir kuruluşumuzdur. Yurt dışı hizmet ve çalışmalarını koordine etmek üzere hâlen 18 ülkede büyükelçilik bünyesinde din hizmetleri müşavirliği ve 24 başkonsolosluk bünyesinde de din hizmetleri ataşeliği bulunuyor. Ayrıca müşavirlik ve ataşeliklerin emrinde sınavdan geçirilmiş 1.119 din görevlisi şu an görev yapmaya devam ediyor. Bugün itibarıyla Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya, Avustralya, Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar ve diğer vatandaş ve soydaşlarımıza yönelik olarak bilgilendirme ve din hizmetleri açısından rehberlik yapma görevlerini din görevlisi arkadaşlarımız sürdürmeye devam ediyorlar. Türk cumhuriyetleri ile Balkan ve Kafkaslarda yaşayan Türk ve Müslüman toplulukları din görevlisi ihtiyacını karşılamak amacıyla açılmış bulunan Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan’da ilahiyat fakülteleri, Romanya ve Bulgaristan’da yüksek İslam enstitüsü, ilahiyat koleji, Azerbaycan Bakû Türk Lisesi, Romanya’da yine bir Türk lisesi, Bulgaristan’da Rusçuk’ta, Mestanlı’da imam-hatip liseleri faaliyetleri sürdürüyor. Ayrıca, değerli arkadaşlar, Türk dünyasında misyonerlik faaliyetlerinin değerlendirildiği sempozyumlar düzenleniyor.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, şöyle, Diyanet İşleri Başkanlığının genel kadrolarına baktığımızda ülkemizde 81.433 mevcut camimiz var. Kadrolu cami sayısı da 69.596, kadrosuz cami sayısı 11.748. Bu kadrolar 4/B sözleşmeli, fahri görevli, hiç görevlisi olmayanlar olarak baktığımızda bu kadroların süratle normal kadrolaşmaya geçilerek değerlendirilmesi gerekir. Ülkemizde din adamı ihtiyacını karşılamak için yapılan faaliyetler bunlardır ama bunlar yeterli değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin olmadığı camiler kontrolsüzdür, dolayısıyla bu çalışmalarımızı, kadro çalışmalarımızı artırarak devam etmeliyiz.
Şimdi, görüşüp inşallah kabul edeceğimiz kanun teklifinde ne gibi değişiklikler var, kısaca birkaç başlık hâlinde onlardan da bahsetmek istiyorum. Diyanet İşleri Başkanının beş yıl süre ile ve bir kimsenin en fazla iki defa başkan seçilmesi şartı getiriliyor. Başkan yardımcısı kadroları 5’ten 3’e indiriliyor. Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin hâlen yedi olan görev süreleri beş yıla indiriliyor. Din İşleri Yüksek Kurulu uzmanlarının kariyer uzmanlıkları hâline getirilmesi temin ediliyor. Mushafları İnceleme Kurulunun Mushafları düzenlemesi, üye sayısının 8’e yükseltilmesi, başkan ve üyelerinin beş yıl süreyle atanması şartları getiriliyor. Teftiş Kurulu Başkanlığı sadece teftiş eden, insanların eksiklerini bulma anlayışının dışında rehberlik görevi getiriliyor ki Diyanet İşleri Başkanlığının temel görevlerinden birisi görevlilerine ve bulunduğu çevredeki insanların tamamına rehberlik yapmaktır.
Başkanlık hizmet birimlerinin genel müdürlük tarzında düzenlenmesi getirilmiş. Başkanlığın görev alanıyla ilgili konularda radyo televizyon yayını yapması getiriliyor. İl ve ilçe müftülüklerinde ihtiyaca göre şube müdürlüklerinin açılması düzenlenmiş son derece isabetli tarzda. Başkanlık merkez teşkilatında diyanet işleri uzmanlığı ve yardımcılarının istihdam edilmesi getirilmiş.
Vaizlik mesleğinin adaylık döneminden sonra vaiz, uzman vaiz ve başvaiz; Kur’an kursu öğreticilerinin Kur’an kursu uzman öğretici ve Kur’an kursu başöğreticisi; imam-hatiplik mesleğinin de adaylık döneminden sonra imam-hatiplik, uzman imam-hatiplik ve başimam-hatiplik tarzında düzenlenmesi getiriliyor. Böylelikle teşkilat içerisinde görevlilerin rekabet ederek belli yerlere gelmesi temin ediliyor.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Diyanet İşleri Başkanlığı, resmî ve gayriresmî, üç haneli köyde bile temsilcisi olan büyük bir teşkilattır. Atatürk’ün kuruluşundan itibaren değer verdiği bu teşkilatın bugün maalesef, biraz önce de söylediğim gibi, protokoldeki yerine bakarak konumunu yeniden değerlendirebiliriz. O hâlde biz Diyanet İşleri Başkanlığının yerini Atatürk’ün koyduğu yer olarak belirlemek suretiyle bu güzide teşkilatımızı asıl olması lazım gelen yerde görebiliriz. Sayın Hamzaçebi bunu belirtti. İnşallah bu kanundan sonra Diyanet İşleri Başkanlığının misyonu belirlenirken bu eksiklikler giderilir.
Ülkemizin dinî, siyasi, kültürel, ekonomik her türlü probleminin çözümünde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 25 Haziran 2010