Ham Tutanak Metni
Mersin Milletvekili ·
Yeni Yol
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 4 Kasım 2026 · 1.089 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol), 4 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Ham Tutanak Metni); konuşma 1.089 kelime.
Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin). “Ham Tutanak Metni”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 4 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-ekmen-2026-11-04-ham-tutanak-1 (erişim: 4 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Tutanaklar/TutanakGoster/5485
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET EMİN EKMEN (Mersin)Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Sayın Başkanım, sizi ve hazırunu saygıyla selamlıyorum, Meclisimize hoş geldiniz. Doğrusu ağırlığı Mersin ve Çukurova bölgesiyle ilişkili olan ama sonuçta Türkiye'nin toplam ithalat ve ihracat rakamları içerisinde anlamlı bir yer tutan birtakım mevzulara girmeden önce iki hususa öncelikle değinmek istiyorum. Bunlardan biri, Cem Bey de konuşmasında bahsetti, sizinle de daha önce bir görüşmemiz olmuştu, hassasiyetinizi biliyoruz ama bu Bulgaristan'ın yeni düzenlemeye geçmesiyle birlikte tır şoförlerimizin yaşadığı sorunlar var. Burada bu yüz seksen gün, doksan gün mevzusunun acaba vize sorunu... Bir defa kolay vize alınamıyor; ikincisi, alınan vizeler yeterli olmuyor; üçüncüsü, şoför bulmak bir sorun yani bir ihracatçının kesintisiz olarak sürecini yürütebilmesi için bu vize kuralları içerisinde neredeyse aynı hat için -aynı araç için diyelim- bir yılda 4 şoför bulunması gerekiyor. Zaten değişik konularda gündemimize gelmişti, ciddi bir şekilde şoför bulma sorunumuz var. O yüzden, bu vize meselesinin daha köklü bir şekilde, bir tür daimi çalışma vizesi gibi farklı bir metotla... Bilmiyorum Avrupa Birliği ülkelerinin mevzuatında böyle bir karşılıklılık yoksa bile belki bunu Türk ihracatının önemli bir mevzusu kabul edip bu süreler açısından da bir ele almanızda mutlaka çabanız vardır. Ben de bu konuyu hatırlatmış olayım. İkincisi: İki sebeple İsrail tekrar gündemimize girdi. Birincisi, İsrail Cumhurbaşkanı Azerbaycan'a gittiğinde Türk hava sahasını kullanmış ama Türkiye bilgilendirmemişti; ikincisi de COP31'e davet edildiğini İsrail'in teessüfle öğrenmiş bulunuyoruz. Bunu soykırımcı bir ülkenin yalnızlaştırılması noktasında ve ona karşı bir tutum ortaya konulmaması noktasında problemli bir tutum olarak görüyoruz. Ama bu vesileyle, vaktizamanında oldukça tartışılan, bence Bakanlığınızın verileri peyderpey açıklamakla gerçekten ne olup bittiğine dair bir güven sorununu da yaşattığı... İsrail'le ticarette son durumumuz nedir? Azerbaycan'dan akışı sağlanan petrol dâhil doğrudan İsrail, farklı limanlar, komşu ülkeler veya üçüncü hatlar kullanılmak suretiyle İsrail pazarına Türkiye'den mal erişimiyle ilgili durum nedir? Burada varsa -ihracatçının, sanayicinin, devletin - korunması gereken bir fayda, bunu da kamuoyuna açıkça söylemek önemlidir. Bu konularda güvenin ve ortaya çıkan güvensizliğin hangi sonuçlara mal olduğunu en son fon krizinde de hep birlikte gördük. Ulaştırma Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu bir açıklamasında bu konuda detaylı bilgilerin direkt ya da transit olarak Türkiye'den İsrail'e doğru ticari hareketliliğin ancak tarafınızca cevaplanabileceğini belirtmişti. Bu vesileyle, bugünkü bütçe görüşmeleri de buna vesile olsun. Sayın Bakanım, geçen bütçe görüşmelerinde Mersin Ekonomi Zirvesi'ne yapmış olduğunuz yüksek katkı nedeniyle zatıalinize, Bakan Yardımcımıza, ilgili genel müdürlerimize teşekkür etmiş idim. Siz de doğru bir tutumla, Mersin Ekonomi Zirvesi'nin çıktılarının takip edilmesi için de komiteler kurulması ve birtakım görevlendirmeler yapılması yönünde bir talimatta bulunmuştunuz, Mersin Valiliği de bu yönde bazı çalışmalarda bulundu. 2026 yılını bitireceğimiz şu günlerde üzülerek 2026 yılı boyunca Mersin Ekonomi Zirvesi'nin çıktıları hakkında herhangi bir gelişme olmadığını paylaşmak isterim. Gerçekten çok üzücü bir tablo, en az bir yıl çok büyük bir emek, yerelde sayısız çalıştay, Bakanlığın tam desteği... Hatta şöyle şaşırtıcı bir durum oldu: Sayın Cevdet Yılmaz - zannediyorum nisan ayıydı- yıl içerisinde yani Ekonomi Zirvesi'nden üç ya da dört ay sonra Mersin'e geldi, iş dünyasını topladı, böyle bir Zirve ve bu Zirve'ye bağlı çıktılar yokmuş gibi bir konuşma oldu orada. Hâlbuki devlette bir takip, bir süreklilik... Bunun ne kadarı Ticaret Bakanlığıyla, ne kadarı Sayın Cumhurbaşkanı yardımcısının makamıyla, ne kadarı yereldeki arkadaşlarımızla ilgili bir Sayfa: 15 sorundur, bunu takdirinize bırakıyorum ama Mersin Ekonomi Zirvesi'nde, biliyorsunuz, Servet Özkaya Bey yerelde büyük bir dinamizm yaratmıştı. Hatta ben bu konuda bu arkadaşımızın özel bir görevlendirmesinde fayda olacağını da bütçede size ifade etmiştim. Bir yılımız zayi oldu, 2027 yılında ne göreceğiz somut olarak? "Şu konuda şu adım atıldı, şu konuda şu çıktı yapıldı..." Bazı konularımız -Mersin için söylüyorum- Ulaştırma Bakanlığıyla, bazıları Sanayi Bakanlığıyla, bazıları Tarım Bakanlığıyla alakalı ama günün sonunda hepsi Ticaret Bakanlığının bir parçası olmak zorunda. Mesela, Mersin'in meyve, sebze tarım ihracatında ne kadar büyük bir pay aldığını en iyi siz biliyorsunuz fakat Sayın Bakan, bu kilo başına ihracat değerlemeleriyle ilgili, ihracatın kıymetiyle ilgili ben dün Sanayi Bakanımıza da söyledim; ya, Japonlar geliyor, kurutulmuş nane kabuğu satın alıyor, bunu kimya, ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanabilmek için. Bizim mandalinamız ve portakalımız dalında çürüyor çünkü onu toplamak ederinden daha fazla olabiliyor. Dün Çalışma Bakanımıza söyledim, üç yıldır hem Tarım hem Çalışma Bakanımıza söylüyorum, bugün de size söyleyeyim: İşçiliğin yükseldiği bu dönemde biz el emeğiyle toplanan meyveler için işçilik desteği vermezsek bizim onları ihracat etmekle dahi kârlı bir sonuçla üretmemiz mümkün değil. Peki, bizim ihracatçılarımız var, Türkiye'nin gururu; bunlardan 12'si tutuklu Sayın Bakanım. İç Ticaret Genel Müdürümüz burada. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Türkiye genelinde 40 meyve, sebze satıcısını tutukladı. Sebep? Yurt içi piyasada fiyat manipülasyonu. Bunlardan 15'i çürükçü, piyasada hiç satılmayan malı topluyor, meyve fabrikasına veriyor. 12'si sadece ihracat çalışıyor, 12-13'ü iç piyasaya mal veriyor. Bunlar vergi kaçırmak ve vergiden kaçınmakla suçlanabilirler ama iç piyasada fiyat manipülasyonuyla suçlanamazlar. 39'u hâlâ tutuklu ve ne zaman tutuklandılar biliyor musunuz? Tam hasat mevsiminde, tam mal alacak zamanda. Sistem çöktü. Zaten adamın bahçesinden malı toplaması zor, Mersin'in ilk 3 sırada yer alan ihracatçısı malı alacak, satacak; patron cezaevinde. Hem sistem çöktü hem moral bozukluğu. Yani İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Allah rızası için böyle uzmanlık ve detay gerektiren bir konuda sizinle konuşmadan mı bu işleri yapıyor? Hâlâ bu arkadaşlarımız tutuklu ve bu yıl göreceksiniz, ciddi şekilde bu firmaların ihracat rakamlarına ya da yurt içi rakamlarına yansıyacak. Bir başka mevzu, sizden rica ediyorum, 3 kişilik bir ekip kurun, Mersin Limanı'nı şöyle bir odağa alın ya! Bu ne yapıyor, hangi hizmetleri yapıyor, kaça yapıyor, bu hizmetler İstanbul'da, İzmir'de kaçı satın alınıyor Mersin'de kaça satın alınıyor; ya, yirmi dört günlük bekleme süreleri var ve beklediği her gün için adam para ödüyor. Böyle bir şey olabilir mi? Senin sistemin tıkanmış, ben malımı indiremiyorum, malımı indiremediğim için de sana para ödüyorum. Örnekleri var: Konteyner konteyner muzlar çöpe gidiyor. Çünkü bekleme süresi içerisinde bozulmuş. Ve en önemlisi plastik atık rezaleti. Allah rızası için bunu durdurun Sayın Bakanım. Bu yıl 324 kilometre Mersin sahilinde Mersinliler denize giremedi, boydan boya mikroplastik kapladı bütün sahilleri. Oysa Türkiye'nin turizm açısından en bakir sahilleridir. Seyhan deresinden böyle şey gibi plastik atık akıyor Adana'da iki firma zengin olacak diye. Bir de biliyorsunuz, bu plastik atıkları önce getiriyorlar, limanında boydan boya seriyorlar, içinde başka bir kaçakçılık olmasın diye, limanda iş akışını ağırlaştıran ve ihracatçının maliyetlerini artıran bir unsur oluyor. Peki, bütün bu maliyetler nereye geliyor? Günün sonunda tüketiciye geliyor, günün sonunda enflasyona dönüşüyor Sayın Bakanım. Adam daha önce ton başına -örnek veriyorum- 20 dolarla yapmış olduğu bir işlemi bugün 50 dolarla bile yapamıyor. Mersin Limanı neye güveniyor, Mersin liman yönetimi neye güveniyor, nasıl bu kadar pervasızca davranıyor? Yok bilmem ne pencere ücreti, yok bekleme ücreti, yok indirme ücreti, yok enerji ücreti, yok bu ücreti; vallahi böyle bir zulüm yok. Kendi memleketimiz olmasa protesto ve boykota çağıracağız insanları. "Gidin." diyeceğiz Hatay'a, İskenderun'a... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
9 konuşma daha · 4 Kasım 2026