Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)
Hatay Milletvekili ·
Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan, 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 870 kelime.
Mehmet Eraslan (Hatay). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2004 malî yılı bütçesi üzerinde lehte görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Siz değerli milletvekillerini ve sizlerin şahsında aziz milletimizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün izlediğimiz dışpolitikayla, gelişmelere yön veren, katılımcı, tedbirli ve etkin bir üslubu benimsiyoruz; gelişmeleri sadece izleyen, etkiye tepki gösteren bir dış ilişkiler manzumesi olarak görmüyoruz. Bu moda çoktan tarihe karışmıştır.
Bulunduğu coğrafya ve tarihten gelen engin tecrübesi ve kültürüyle Türkiye, çok yönlü, çok boyutlu, hareket alanı geniş, küresel bir ufuk ve zenginlik sahibi bir misyonu, barışçı ve olumlu boyut olarak, yaşadığımız küresel değişime eklemek iddiasındadır. Türkiye'nin birikimi ve kabiliyeti böyle yüksek bir hedefe ulaşabilecek güçtedir. Dışpolitikamız, demokratik yapımızdan güç almaktadır.
Bu çerçevede, birincil derecede bir stratejik hedef olarak gördüğümüz Avrupa Birliğine katılma sürecimiz de, demokrasimizin gelişmesiyle somut bir perspektif kazanmıştır. Halkımızın özlem ve yönelimleri ile Avrupa Birliğine üyelik hedefimiz uyum halindedir. Hükümetimiz, Türkiye'nin Avrupa Birliği bünyesinde ifadesini bulan ileri demokratik standartları geliştirmede kararlılıkla hareket etmektedir. Yüce Meclisimizin, ulusumuzun hak ve talep ettiği doğrultuda kabul ettiği reform paketleri, Avrupa Birliği Kopenhag Zirvesinde sonuç alınmasını sağlamıştır. Çıkarılan bu reform paketleri Avrupa Birliği ülkelerini yakalamakla beraber, asıl olarak, milletimizin hayat seviyesini iyileştirme ve geliştirmeye yönelik önemli adımlar olduğu göz ardı edilmemelidir.
Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle ilişkisi, tek taraflı bir ilişki olmadığı gibi, bir dayatma, teslimiyet ilişkisi de asla değildir. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği karşılıklı menfaatlara dayalı bir işbirliği, bir paylaşım, bir karşılıklı zenginleşme projesidir. Aralık 2004'te yapılacak Avrupa Birliği zirvesinde sonuç alınması sağlanmıştır. Aralık 2004'te yapılacak Avrupa Birliği zirvesine giden dönemde üyelik müzakerelerine yönelik kararlı adımlar bütün hızıyla atılmaya devam etmektedir. Son gelişmeler de, Türkiye'nin, Avrupa Birliği için ne kadar fazla önem arz ettiğini ortaya koymuştur. Bu itibarla, 2004 zirvesine giden dönemde, Avrupa Birliği ülkelerinin de kendi hazırlıklarını, bizim yapmakta olduğumuz gibi, tamamlayarak, ülkemizle bütünleşmenin önündeki zihinsel bazı engelleri bertaraf etmelerini beklemek, sanırım, en doğal hakkımız olsa gerek.
Avrupa Birliği için ilk etapta hedeflenen, 2004 yılının sonunda başlaması öngörülen müzakere tarihini bunun önüne çekmektir. Bu uğurda hükümetimiz -Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül Bey- üstüne düşeni ısrarlı bir şekilde yapmaya devam etmektedir ve devam edecektir. Artık, Türkiye'nin önünde, şarta bağlı da olsa bir tarih ve açık bir hedef bulunmaktadır. Genişleyen ve derinleşen Avrupa Birliğine üyelik hedefimiz, dışpolitikamızda, temel konulardan biri olmaya devam etmektedir.
Dışpolitikamızın öncelikli bir diğer konusu da Kıbrıs meselesidir. Geçtiğimiz hafta içerisinde tüm dünya gündemini meşgul eden konuların başında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki seçimler gelmiştir. Kardeş Kıbrıs Türkleri, demokratik iradelerini büyük bir olgunlukla sergileyerek, Kıbrıs Türkünün tarihsel yürüyüşünde yepyeni bir aşamaya geçtiler. Kuzey Kıbrıs seçimlerinde, Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamak isteyen herkes, yol gösterici mesajlar vermiştir. Halkın gösterdiği birlik ve beraberlik mesajlarının, demokratik olgunluğun, siyasetçiler tarafından doğru algılanması ümidindeyim. Kıbrıs Türkleri, çözüme kilitlenmiştir. Zira, hangi noktada çözüm, nasıl çözüm; bunu da, açık ve net olarak Kıbrıs Türkü ortaya koymuştur. Seçim sonuçları, Kıbrıs Türk Halkının varoluş davası ile Avrupa Birliği hedeflerinin birbiriyle çelişmediğini göstermektedir. Kıbrıs Türk Halkı, varoluş davasının hassasiyetlerinin korunması yoluyla çözüme gidilmesi konusunda açık ve net bir irade sergilemiştir. Kıbrıs Türkü, millî davanın, içine kapanma anlamına gelmediğini ve çözüm arayışından millî dava temel alınmadan ilerlenmeyeceğini, bu sonuçta ispatlamıştır.
Umuyorum ki, bölgesinde barışın güvencesi, adresi olan, demokratik, adil ve kalıcı bir çözümü esas alan Türkiye, bu kritik süreçte, Kıbrıs meselesinin çözümünde, bütün taraflarca doğru algılanacaktır. Bu noktada, karşılıklı iyiniyetin ve çözüm iradesinin gelecek müzakere sürecinde esas zemin olacağı açıktır. Eşit egemenliğe dayalı, Kıbrıs Türklerinin güvenlik ve geleceklerini teminat altına alan ve ülkemizin çıkarlarını koruyan, kalıcı ve kabul edilebilir bir çözüm sağlanması için, Kıbrıs politikamızın sağlam kaynaklarla güçlendirilmesi ve etkin girişimlerimizin sürdürülmesi bir zorunluluk arz etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; komşumuz Irak'taki bunalım, sadece Türkiye için değil, bütün dünya için 21 inci Yüzyılın ilk ve en çetrefilli konusudur. Yıllardır acı çeken Irak Halkının, demokrasiye ve kendi öz yönetimine bir an önce kavuşması, dünyanın gündeminde, en önemli mesele olmalıdır. Demokratik sürecin hızla işlemesinin, korku günlerinden kalma yaraların sarılmasının, anayasal hukuk düzenine bir an önce geçilmesinin ve Irak Halkını temsil edecek demokratik yönetimin işbaşına gelmesinin önündeki fiilî ve sembolik engeller artık kalkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak, Irak'ın yaralarını sarıp, bir an önce normalleşmesi ve demokratik düzene geçmesi için her türlü desteği, katkıyı veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Kardeş Irak Halkının esenliği ve refahı için elimizden geleni yapmak boynumuzun borcudur. Türkiye, demokratik tecrübesiyle, daima, komşularıyla işbirliği içinde, yol gösterici olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Bu misyon, bundan sonra da devam edecektir.
Bu bunalımda, Türkiye, çok istisnaî bir konumdadır. Hükümet olarak, hep, gerilimleri yatıştıran, barışçı, uluslararası meşruiyet, hak ve adalet taraftarı ilkeli politikalar izlemekteki kararlılığını göstermiştir. Millî menfaatlarımızı en önde tutan dışpolitikamızda alınan kararlar ve izlenen uygulamalar, demokratik düşüncenin işletilmesiyle oluşmuştur. Türkiye, yüksek menfaatlarının gereğini özgür iradesiyle yerine getirmiştir; desteğini halktan ve uluslararası meşruiyete saygıdan almıştır. Türkiye, bu denge ve istikrar politikasını sürdürmeye devam edecektir. Bu politika sayesinde başarılı bir kriz yönetimi gerçekleştirilmiş ve savunmamız pekiştirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal güvenliğin temelini insan unsuru teşkil eder. Bu ülkede sosyal refahın ve sosyal adaletin sağlanmasının en önemli araçlarından biri de sosyal güvenliktir. Bu nedenledir ki, ben, sosyal güvenliği, insanın kısa ve uzun vadeli risklerine karşı sağlık ve maddî kaynaklarının güvenceye alınması, kişilerin başkaların yardımına muhtaç olmadan yaşama ve geçinme ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemler bütünü olarak görüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 22 Aralık 2003