İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Mehmet Eraslan

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Ocak 2006 · 920 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Eraslan, 3 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 920 kelime.

Mehmet Eraslan (Hatay). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 3 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-01-03-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. 2006 yılının, aziz milletimize, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum ve önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz kurban bayramınızı, aziz milletimizin de Kurban bayramını şu an kutluyorum ve yine, ülkemize, milletimize hayırlara vesile olsun temennisinde bulunuyorum.

Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, şu sebeplerden dolayı Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz aldım: Bir defa, bu Danışma Kuruluna -Grup Başkanvekili Sayın Haluk Koç Beyin de ifade ettiği gibi- zeytin ve zeytin üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin talep bir ay önce gelmişti. Biz de buna destek verdik ve olumlu karşıladık. Türkiye'de, gerçekten, zeytinle iştigal eden, zeytincilikle iştigal eden, üreten, ihraç eden ve bunun ticaretini yapan zeytin ve zeytinyağı sektöründe sorunlar var mıydı; vardı. Vardı; ama, bir ay önce, tam zeytin mahsulü döneminde, zamanında bunun görüşüleceği yerde, mahsul kalktıktan sonra, zeytin dönemi bittikten sonra, şimdi, biz, bu konuyu görüşüyoruz. Geç kalmış bir görüşmedir, geç kalmış bir meseledir diye değerlendiriyorum.

Onun dışında, Türkiye'de, sorun, sadece, zeytin üreticilerinin, zeytinyağı üreticilerinin sorunu değil; Türkiye'de, sorun, bütün tarım sektöründe vardır. Haa, biz, bu Danışma Kurulunda, özellikle bu sektör üzerinde duracağız, komisyonlar kurulacak, araştırma yapılacak. Bu, geç kalmış olmakla beraber, güzel bir uygulama. Geç kalmış bir uygulama; ama, bu uygulama da, mutlak surette, Parlamentonun, bu yüce çatının altında ele alınması gereken bir mesele midir; bir meseledir. Ama, diğer yandan, Türkiye'de tarım sektörünün de ele alınması gerekmektedir. Ülkemizde yüzde 40'a varan tarım sektörünü görmezlikten gelerek, hiçe sayarak, ekonomiye bir şey kazandıramayız, tarım sektörüne de bir şey kazandıramayız. Tarım sektörünü, bir bütün halinde masaya yatırmak suretiyle buğdayıyla, pamuğuyla, mısırıyla, tütünüyle, şeker pancarıyla, üzümüyle, kayısısıyla, patatesiyle ve özellikle yaş sebze ve meyve üreticilerinin sorunlarını da buna dahil ederek, narenciyeyi de buna dahil ederek, tarım sektörünü kapsamlı bir şekilde ele alıp, var olan sorunların çözüme kavuşturulması cihetinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Parlamento olarak bu sorunların çözüme kavuşturulması cihetinde çalışma yapmak gerekmektedir ve bu elzemdir. Geciktirilmeksizin tarım sektörünü Türkiye Büyük Millet Meclisi ele almak zorundadır.

Bakın, zeytin ve zeytinyağı üretiminde İspanya, İtalya, Yunanistan dünya üretiminin yüzde 97'sini oluşturmakta, Avrupa Birliği noktasında da yüzde 94'ünü üretmektedir. Diğer yandan, Portekiz, Fransa ise, Avrupa Birliğinin dördüncü ve beşinci sırasında zeytinyağı üretimi, zeytin üretimi yapan önemli ülkelerden biridir.

Türkiye'nin dünya üretimindeki payı ise, sadece yüzde 5'tir. Yüzde 5 oranında zeytin üretiyoruz. Bu oran düşük bir orandır. Yunanistan'da kişi başına tüketilen zeytinyağı miktarı 20 kilogram iken, maalesef, Türkiye'de, bu oran 1 kilogramdır.

Avrupa Birliği, her yıl, kendi bütçesinden, zeytinciye, zeytinyağı üreticisine, zeytin üreticisine tam 2,5 milyar euro kaynak ayırmaktadır; ama, bizim ayırdığımız kaynak ise, bunun çok çok altındadır. Avrupa Birliği, aynı zamanda, her ton başına 1 332 euro destek vermektedir. Bizim destek politikamız, zeytin ve zeytin üreticilerine ilişkin, zeytin destekleme politikamız henüz yoktur.Türkiye olarak böyle bir politikamız yok. İlk defa 98 yılında 40 sent ödeme yapmışız. 99 ve 2000 yıllarında hiç ödeme yapmamışız; 2004-2005 yılında zeytinyağı üreticisine 250 000 YTL destek vermişiz; ama, şimdi 2006 yılındaki desteklemelerimizi de bir önceki yıla göre yüzde 60 oranında indirmek suretiyle sadece 100 YTL destek vermeyi öngörüyoruz.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)- 100 000 ... 100 000...

MEHMET ERASLAN (Devamla)- Evet, 100 000…

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)- 10 kuruş...

MEHMET ERASLAN (Devamla)- 100 YTL destek vermeyi öngörüyoruz. Tabiî ki, bu destekle zeytin üreticilerinin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarını çözmek hiçbir şekilde mümkün değildir.

Bakın, o yüzden diyorum ki: Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarıyla beraber tarım sektörünü kapsamlı bir şekilde bu yüce çatının altında konuşmalıyız, araştırma komisyonları kurmalıyız ve bu noktada çözümler üretmeliyiz. Çünkü, çözüm üretilecek yer, bu yüce çatının içerisinde bulunan 550 milletvekilinindir; özellikle, çoğunluğu elinde bulunduran ve hükümet eden iktidar partisinindir.

Değerli arkadaşlar, 1997 yılında Türkiye olarak tarıma verdiğimiz destek 5 100 000 000 dolardır. 98 yılında 6,6 milyar dolardır. 99 yılında 5,3 milyar dolar, 5 300 000 000 dolar destek vermişiz; ama, geldiğimiz gün itibariyle, bu destekleri sürekli kısmak, sürekli azaltmak suretiyle 6 milyar, 5,5 milyar, 5 milyar dolarlardan 2,5 milyar dolarlar düzeyine düşürmüşüz. Bakın, Haziran 2005 itibariyle 142 000 çiftçimiz toplam 235 trilyon borcunu ödeyemediği için haciz tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ben şimdi sizlere Sayın Tarım Bakanımızın bir yazılı soru önergesini bizlere vermiş olduğu cevabını söylüyorum:

Gayri safî millî hâsıla içindeki tarımsal desteklerin oranı, 2000 yılında 5,3. Gelmişiz 2003 yılında… 2002 yılını da söyleyeyim, 4,2. Yani, en kötü yıl diye ilan ettiğimiz 2002 yılı 4,2; ama, 2004 yılı 4,1. Yani, 2000 yılında verilen desteğe, 2002 yılında verilen desteğe dahi, 2004 yılında ulaşılamamıştır; destekler bu noktada.

Haa, traktör çok satılıyor, traktör satışları arttı… Ne kadar arttı; 30 000 traktör satıldı.

Değerli arkadaşlar, 1998 yılında 48 000 traktör satılmış idi. Açın, resmî rakamlara bakın, resmî rakamı söylüyorum. 1998 yılında 48 000 traktör satışı var idi; ama, bugün 30 000 traktör. Yani, traktör satıldı, alındı, bununla, ne ekonomi ölçebiliriz ne de tarımsal faaliyetleri ne de tarımı ölçebiliriz.

Diğer bir soru önergesini, yine Tarım Bakanımızın soru önergesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Amerika Birleşik Devletlerinde tarımda kişi başına destek 317 ABD Doları, Avrupa Birliği ülkelerinde 304 ABD Doları, Türkiye'de sadece 113 ABD Dolarıdır. Bu desteklerle bir yere varmak mümkün değildir.

Diğer yandan, bir yazılı soru önergesini daha söylüyorum Sayın Tarım Bakanımızın. Bu rakamlar benim rakamım değil, bu rakamlar Sayın Bakanımızın bizlere vermiş olduğu rakamlardır, resmî ağızdan çıkan rakamlardır.

2005 yılı buğday maliyeti 296,847 TL'dir. Yuvarlarsak, buğdayın maliyetini, Sayın Bakanımız, 300 000 lira çıkarmış. Tarım ziraat odaları da 400 000 liraya çıkarmış. O 400 000 lirayı baz almayalım, 300 000 lirayı... Allahaşkına sizlere soruyorum, 300 000 liraya buğday satan oldu mu bu sene?! Gidin, köyleri gezin, ilçeleri gezin, illeri gezin, 240 000 liraya, 250 000 liraya, 230 000 liraya Amik Ovasında, Adana Çukurova'da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 3 Ocak 2006

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook