İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 51. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)

Mehmet Eraslan

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 51. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Ocak 2006 · 464 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Eraslan, 18 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 464 kelime.

Mehmet Eraslan (Hatay). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 18 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-01-18-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir önceki kanun maddesinde "teknisyen yetiştirmek" ibaresi var idi; fakat, yeni kanun maddesinde "teknisyen yetiştirmek" ibaresi kaldırılıyor ve tarım kesiminin, büyük bir ihtiyaç duyduğu tarım kesiminin vazgeçilmez unsuru olan ara eleman yetiştirme noktasında, vazgeçilmez bir unsur olan bu teknisyenleri, bu ara elemanı kim yetiştirecek; yani, bütün bunları Millî Eğitim Bakanlığına devrediyor isek, Millî Eğitim Bakanlığı bunu da devralsın diyoruz, teknisyen eleman, ara elemanı yetiştirme noktasında da faaliyet göstersin; çünkü, tarım kesiminin, tarım sektörünün Türkiye'deki ağırlığını, büyüklüğünü ve ehemmiyetini, ekonomiye katkısını da göz önünde bulundurduğumuzda, bu teknisyenleri, ara eleman niteliğindeki bu teknisyen grubunu hiçe saymamız mümkün değil. Sayın Bakanımızdan, bunların kim tarafından bundan sonra yetiştirileceğini, bu eğitimi onlara kimin vereceğini ve bunların nasıl değerlendirileceğini soruyorum ve bu noktada kendisinden de bilgi istirham ediyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce eğitim sistemini konuşurken, eğitimcilerimizin sorunlarını anlatırken, eğitimcilerimizin en büyük sorununun ekonomik olduğunu, yoksulluk sınırının altında, açlık sınırına yakın bir maaşla geçinme noktasında büyük bir ıstırap içerisinde, büyük bir yokluk ve sefalet içerisinde olduğunu ifade ettim. Aldıkları maaşla geçinemiyorlar; ama, Avrupa Birliğinde eğitimcinin yıllık aldığı maaş toplam 30 000 dolar, Türkiye'de, bizde eğitimcimizin, bu toplumu eğiten, bu toplumun geleceğini, Türkiye'nin geleceğini hazırlayan eğitimcilerimizin ve ulusa annelik ve babalık yapan eğitimcilerimizin toplam almış olduğu yıllık maaş 6 000 dolar düzeyindedir ve böldüğümüzde aylara, açlık sınırına yakın bir meblağdır. 4 kişilik bir ailenin 1 800 000 000 gideri vardır; ama, Türkiye'de 1 800 000 000 alan hiçbir eğitimci ve hiçbir kamu personeli mevcut değildir. Sözleşmeli eğitim veren arkadaşlarımızı, öğretmen arkadaşlarımızı -az önce de sorunları ifade edildi- gerçekten asgarî ücretle falan çalıştıramayız; öyle eğitimcilik basit bir mesele değil. Asgarî ücret vererek veya sosyal güvence onlara temin etmeksizin onlardan sağlıklı bir eğitim almamızın mümkünatı yoktur.

Taşımalı sistem uygulanıyor Türkiye'de eğitimde. Taşımalı sistem dolayısıyla 13 150 okulumuz kapalı; bunu, Sayın Bakanımız yazılı soru önergesinde bizlere söylüyor. Taşımalı sistem dolayısıyla 13 150 okulumuz atıl durumdadır. Bunlar ne ölçüde ekonomiye kazandırılıyor; kapatılan bu okullar, kapanan bu okullar hangi amaçlarla kullanılıyor; çürümeye mi yüz tutuluyor; bu noktada da Sayın Bakanımızın dikkatlerini bu hususa çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, 130 000 eğitimcinin bulunmadığını, yani, 130 000 eğitimciye ihtiyaç olduğunu Sayın Bakanımız yine yazılı soru önergesinde bizlere ifade etti. 20 000 öğretmen de emekli oldu. Toplam, 150 000 ve 150 000'in üzerinde öğretmen ihtiyacımız var; ama, bu noktada, özellikle branş noktasında büyük açıklar olduğu halde bugüne kadar bu konunun çözüme kavuşturulması cihetinde ciddî bir girişim olmamıştır.

Ek ders ücretlerinin, Sayın Bakanımız az önce 3 600 000 olduğunu söyledi; ben, 1 300 000 olduğunu söyledim. Eğer bir yanlışlık varsa bunu da aynı şekilde düzeltiriz; fakat, Sayın Bakanımız da bana az önce dediler ki: "Bu üniversite sınavlarında başarısız olan öğrencilerin yüzde 70'i güneydoğu ve doğu illerinde değil." Evet, doğru, güneydoğu ve doğu illerinde değil, Türkiye genelinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 18 Ocak 2006

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook