Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Hatay Milletvekili ·
Genel Kurul, 55. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Ocak 2006 · 482 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan, 26 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 482 kelime.
Mehmet Eraslan (Hatay). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-01-26-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Daha önceki konuşmamda, bu kanun tasarısı, Tevhidi Tedrisat Kanunu çerçevesinde eğitimin tek elden ve etkin yürütülmesini amaçladığı için, genel manada olumlu bulduğumu, genel manada doğru bulduğumu ifade etmiştim; fakat, bununla beraber, Türk eğitim sistemindeki birtakım zafiyetleri ve Türk eğitim sisteminin ihtiyaçlarını, öğretmenlerimizin, eğitimcilerimizin içinde bulunduğu zor koşulları, öğrencilerin içinde bulunduğu zor koşulları, üniversitelerin içinde bulunduğu zor koşulları, üniversite mezunu olduğu halde işportacılık yapan, pazarcılık yapan gençlerimizin sorunlarını, atama bekleyen beden eğitimi öğretmenlerinin, ilköğretim öğretmenlerinin ve branş öğretmenlerinin büyük bir umutla beklenti içerisinde olduğunu ifade ettik. Bütün bunlar, Türk eğitim sisteminin içeriğini oluşturuyor. Sayın Bakanımız dedi ki: "Milletvekillerimiz çıktılar, yasa dışında her şeyi ifade ettiler." Allahaşkına, şimdi soruyorum: Bunun neresi eğitim dışı?! Yani, kanunun doğru olduğunu zaten başta ifade ettik ve geç kalmış bir kanun olduğunu ifade ettik, keşke üç yıl önce olsaydı ve bunun sonuçlarını bugün alıyor olsaydık şeklindeki kanaatlerimizi söyledik; ama, onun dışında, Türkiye'nin eğitim sisteminde birtakım zorluklarının olduğunu ifade etmek yasa dışında konuşmak mıdır? Yani, biz, burada, eğitimi konuşuyoruz; eğitimin de sorunlarını, eğitimin temel sorunlarını, eğitimcinin ve eğitim gören insanların sorunlarını ifade etmek kadar doğal bir şeyin olmadığını düşünüyorum.
Sayın Bakanım, 40 000 000+40 000 000 lira seyyanen zamdan bahsettiler. Şimdi, sizlere söylüyorum: Açlık sınıra yakın bir ücret alan öğretmenler 40 000 000 daha fazla para alacaklar, ekders ücretleri de iyileştirilecek. Yoksulluk sınırı ne kadar; yoksulluk sınırı 1 750 000 000 lira. Şimdi, bu 40 000 000 ne kalıyor; ağırlığı ne bu 40 000 000'un veya ekders ücretlerinde yapılacak cüzî bir artırımın, eğitimcilerin ve öğretmenlerimizin ekonomik koşullarını iyileştireceğini hiç tahmin etmiyorum.
Evet, ben dedim ki: Yüzde 77 oranında, sıfır alan öğrenciler… Üniversite sınavına girdiği halde, önceki dönemlere göre sıfır alan öğrenciler yüzde 77 düzeyinde artış göstermiştir. Sayın Bakanımız, ölçme değerlendirme sınavlarındaki sistem değişikliğinden mütevellit böyle bir sonucun ortaya çıktığını ifade etti. Peki, onu da kabul ediyorum. O ölçütü almayalım, başka bir ölçütü getirelim.
Bakın, 2005 yılında, 1 730 000 öğrenci üniversite sınavına girerken, bunların 400 000'i yerleştirilebilmiş ve 1 330 504 öğrencimiz, yüksekokula ve yükseköğretime yerleştirilememiştir, yerleşmemiştir. Peki, bu, Türk eğitim sisteminin geldiği noktanın, Türk eğitim sisteminin hangi konumda olduğunun en önemli göstergesi değil midir?! Sıfırlardan vazgeçtik. Sınava giren öğrenciler belli, kazanan öğrenciler belli; ama, üniversite dışında kalan 1 330 504 öğrencinin varlığı da burada belli. Geldiğimiz nokta belli.
Sayın Bakanım, siz daha önce ne demiştiniz: "Allah bile vermediği şeyi istemez." Şimdi, birçok ilimizde, özellikle doğu ve güneydoğu illerimizde ve İç Anadolu'nun birtakım taşra illerinde, öğrenciler kaliteli bir eğitim alamıyor, eşitlik ilkesi yok. Yokluk ve yoksulluk içerisinde fakru zaruret içerisinde yaşayan ailelerimiz çocuklarını okutamıyor. Sosyal devlet ilkesi gereği, sizin, bunlara, hem özel okul giderlerini finanse etme hem de özel dershanelerde bunları istihdam etme, daha doğrusu finans sağlama göreviniz yok mudur?!
Peki, siz bu ifadeyi kullanırken, şimdi değişen ne? Peki, neyi verdiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın lütfen.
MEHMET ERASLAN (Devamla)Toparlıyorum.
Şu an neyi verdiniz?..
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 26 Ocak 2006