İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 56. BİRLEŞİM · SALI

178 sayılı maliye bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında khk ye bir madde eklenmesine dair kan tekl.(gelir politikası genel müdürlüğü kurulması hakkında) ss :1055

Mehmet Eraslan

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 56. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Ocak 2006 · 864 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Eraslan, 31 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KHK YE BİR MADDE EKLENMESİNE DAİR KAN TEKL.(GELİR POLİTİKASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULMASI HAKKINDA) SS :1055); konuşma 864 kelime.

Mehmet Eraslan (Hatay). “178 sayılı maliye bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında khk ye bir madde eklenmesine dair kan tekl.(gelir politikası genel müdürlüğü kurulması hakkında) ss :1055”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 31 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-01-31-178-sayili-maliye-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-khk-ye-b (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Aleyhinde söz aldım; çünkü, Anamuhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisinden bugüne kadar gelen bütün öneriler, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, daha doğrusu, iktidar tarafından bugüne kadar reddedilmiştir. Ben, kendi kendime düşündüm ve dedim ki, Meclisin gündemini daha fazla meşgul etmemek için, Meclisin çalışmalarını daha fazla meşgul etmemek için, acaba, muhalefet partisinin ve muhalefet partilerinin bundan sonra hiçbir öneride bulunmamaları daha mı uygun olur, daha mı iyi olur şeklinde bende bir kanaat oluştu. Haa, belki de bunun böyle olmaması gerekiyor. İktidarın da görevi olduğu gibi, muhalefetin de, muhalefet partilerinin de bir görevinin olduğuna inanıyorum. Millet adına, ülke adına, ülkenin hassasiyetleri adına, toplumun hassasiyetleri adına ve toplumun menfaatları adına getirilen bütün önerilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, aslında, görüşülmesi kadar doğru ve doğal bir şeyin olmadığına da inanıyorum.

Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi, tütün ve tütün üreticilerinin sorunlarıyla ilgili bir önergeyi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına müracaat etmek suretiyle, Genel Kurula intikal ettirmiştir. Bu önergenin içerisinde, aslında, olması gereken sadece tütün üreticileri değil. Ben, Grup Başkanvekili Sayın Haluk Koç Beye teşekkür ediyorum; ama, bundan sonra, bu tür önergelerin içerisine, sadece tütün üreticilerinin değil, zeytin üreticilerinin, buğday üreticilerinin, pamuk üreticilerinin, mısır üreticilerinin, narenciye üreticilerinin, şekerpancarı üreticilerinin, fındık üreticilerinin, çay üreticilerinin, seracılıkla uğraşanların, yaş sebze ve meyve üreticilerinin de sorunlarının getirilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde, Hatay'da, Adana'da, Manisa'da, Samsun'da, Tokat'ta ve daha birçok ilimizde tütün üreticiliği yapılmaktadır ve bu tütün üreticiliğinin bugün itibariyle gelmiş olduğu nokta, sıkıntı noktasındaki ıstıraplar arşı âlâya ulaşmıştır.

Bir taraftan, aldığımız bilgilere göre, 2006 yılında, tütün üreticileri ile Tekel Genel Müdürlüğünün sözleşme yapmayacağını işitiyoruz ve bir yandan da, çiftçilerimiz bu haberi geç aldığı için, tarlasını, arazisini diğer ürünleri ekmemek suretiyle boş bıraktığını da biliyoruz. Eğer, 2006 yılında, tütün üreticileriyle, tütün ekicileriyle bir sözleşme yapılmayacaksa, yani köylüye ve çiftçiye "bundan sonra tütün ekemeyeceksiniz" denilecekse, bunun ekim ayından önce söylenmesi gerekiyordu. Ekim ayından önce söylenmesi gerekiyordu; çünkü, ekim ayında ekinler ekiliyor; ama, çiftçinin bundan bilgisi ve haberi olmadığı için, çiftçimiz arazisini boş bırakmıştır, arazisini tütün yeri olarak kaldırmıştır; ama, bunun sonucunda ne olacağını da bilmemektedir. Ümit ederim ki, Tekel Genel Müdürlüğü, 2006 yılında, tütün ekicisiyle, çiftçiyle ve köylüyle, inşallah, bir sözleşme yapar, tütün ektirmeye devam eder temennisindeyim. Gerçi, tütüne kota var mı; var; kota başına sadece 250 kilogram. Bu 250 kilogramı, çiftçiye, köylüye çok görmeyelim, altı üstü 250 kilogram. Haa, diyeceksiniz ki, ya, bu 250 kilogram olmasa da olur. Efendim, 250 kilogram sizin için fazla bir şey ifade etmeyebilir; ama, çiftçinin, o 250 kilogram tütünden elde ettiği gelirle, çayını, şekerini aldığını, onu harçlık ettiğini, elektrik ve su parası ödediğini, şehre giderken dolmuşa binmek için kullandığını ve onun için aslında büyük bir para olduğunu ve önemli olduğunu da, değerli arkadaşlar, hiçbir zaman unutmayalım ve bu konulara ilişkin gelen görüşmeler ve Meclis araştırmalarını da bu noktada önemseyelim.

Az önce arkadaşımın dediği gibi, bu ülkenin ve ülke insanının sorunlarını, çiftçinin sorunlarını, KOBİ'nin sorunlarını, esnafın sorunlarını, polisin, askerin, eğitimcinin, öğretmenin, köylünün, hulasa yetmişüç milyon ülke insanının sorununu Türkiye Büyük Millet Meclisi görüşmeyecek de kim görüşecek?! Parlamenter sistemde, bu yüce çatının altında bulunun 550 milletvekili görüşmeyecek de, kim görüşecek?! Yani, rahatsız olmayalım. Bir konuyla ilgili bir görüşme talebi gelince ret vermeyelim, ret demeyelim; görüşülsün ya! Yani, görüşülmesinde ne mahzur var?!

Sigara fabrikalarının konusunu, tütün ekicilerinin konusu veya tütün politikasını görüşelim. Terörle ilgili bir görüşme talebi gelir, reddedilir. Üzerinden siyaset yapılmayacak, siyasetüstü ve partilerüstü bir konu olan ve 40 000 şehidimize mal olan terör örgütü meselesi, terör meselesi dahi bu Parlamentoda görüşülsün diye görüşme talebinde bulunulduğu halde eğer Meclis bunu görüşmüyorsa ve iktidar bunu görüşmekten imtina ediyorsa, ben artık bundan sonra söyleyecek bir şey bulamıyorum. Bunun bir tarifi, bir manası, bir anlamı, bir felsefesi olamaz. Görüşelim efendim. Türkiye Büyük Millet Meclisi bunun için vardır; parlamenter sistem, demokratik sistem bunun için vardır. Görüşmeler yapılsın, bu milletin meseleleri burada tartışılsın. Bunlara kim çözüm bulacak, bu sorunlara kim çözüm bulacak?! Sokakta yürüyen insanlar mı?! O zaman biz dışarı çıkalım, sokakta yürüyen insanlar da içeri gelsin, kendileri burada çalışma yapsınlar! Olacak şey değil, bunu anlamak mümkün değil.

Konumuza dönüyorum. Konumuz, tütün ve sigara fabrikaları ve dolayısıyla tarım. Değerli arkadaşlar, tarımda girdi maliyetleri yüksek. Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Türkiye'yi karış karış geziyoruz, her vilayete gidiyoruz. Girdi maliyetleri yüksek. Tarımın var olabilmesi için, tarıma ekonomiyi katabilmemiz için veya tarımı yaşatabilmemiz, köylüyü ve çiftçiyi yaşatabilmemiz için bu girdi maliyetlerinin olmaması gerekiyor. Bakın, amonyumnitratta yüzde 73 oranında zam olmuş son ikibuçuk yılda. Amonyumsülfat gübresinde yüzde 72,5, yine, zam olmuş. Üre gübresinde yüzde 90 küsur zam olmuş. Mazotta ise, değerli arkadaşlar, yüzde 75 oranında bir zam olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurun, tamamlayın lütfen, konuşmanızı efendim.

MEHMET ERASLAN (Devamla)- Desteklere bakıyoruz. Destekler, 97 yılında, Refahyol Hükümeti döneminde, Refah Partisinin ve Doğru Yol Partisinin koalisyon olduğu dönemde ve 97 yılında Türk tarımına verilen destek 5,1 milyar dolar iken, 98 yılında 6,6 milyar dolar iken, 99 yılında 5,3 milyar dolar iken; yani, yıllara bakıyorum, çıkarıyorum resmî rakamları, Türk tarımına 5 milyar,6 milyar dolar, 7 milyar dolar destek verilir iken, bugün geldiğimiz tarih itibariyle bu desteklerin 1,5 milyar dolar düzeyine indirildiğini, desteklerin, sübvansiyonun kısıldığını görüyoruz. Nasıl bu çiftçi var olacak?! Bu köylü nasıl var olacak?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 31 Ocak 2006

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook