İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 56. BİRLEŞİM · SALI

Grup önerisi hk.

Mehmet Eraslan

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 56. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Ocak 2006 · 1.046 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Eraslan, 31 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 1.046 kelime.

Mehmet Eraslan (Hatay). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 31 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-01-31-grup-onerisi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.

AK Parti Grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım; çünkü, AK Parti grubu her hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma gündemini değiştirmek suretiyle ve Türkiye'nin ve milletimizin, vatandaşımızın gündeminde olan esas konuları da gündeme almamak suretiyle bir çalışma üslubu içerisine girmiştir.

Değerli arkadaşlar, her hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim konuları ertelenmektedir. Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevleri arasında, mutlaka yasama faaliyetleri vardır; yasal işlemleri, yasama çalışmalarını yapma görevi vardır; ama, bir o kadar önemli olan denetim görevi de vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin siz sayın milletvekillerinin denetim görevi, soru sorma görevi, en az yasal faaliyet yapma görevi kadar ulvî ve kutsal bir görevdir. Şimdi, nedir bu denetim görevi? Milletvekilleri, ilgili bakanlığa, milletin meseleleriyle ilgili, milletin sorunlarıyla ilgili soru sorarlar. Bunu, ya sözlü olarak sorarlar ya da yazılı soru önergesi halinde sorarlar, milletvekillerinin aslî görevidir, aslî vazifesidir; yasama faaliyeti kadar önemli olan bir çalışma metodudur, çalışma usulüdür. Neyi amaçlarlar? Bu milletin, çiftçisiyle, KOBİ'leriyle, esnafıyla, yatırımcısıyla, ihracatçısıyla, polisiyle, memuruyla, askeriyle, işsiziyle, gençliğiyle, kadınıyla, hülasa yetmişüç milyon ülke insanının tüm sorunlarıyla ilgili sorular sorarlar. Hepimizin görevi bu. Kime sorarız bunu; sayın bakanlarımıza sorarız; Meclis Başkanımızın aracılığıyla, sayın bakanlarımızdan, bu konuda bilgiler isteriz ve onları denetlemiş oluruz. Belki de, onları, doğru yapma noktasında yönlendirmiş oluruz. Belki, onların daha aktif çalışmaları için, daha reel, daha gerçek ve daha ciddî bir çalışma performansı sergileyebilmeleri için, onları bu noktada zorlamış oluruz belki. İşte, denetim görevinin ehemmiyeti ve denetim görevinin gerekliliği burada çıkmaktadır.

Bakın, Meclis İçtüzüğünün 98 inci maddesini sizlere okuyorum, denetimle ilgili: "Sözlü sorular, önergenin Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa sevk tarihinden itibaren beş gün sonra gündeme alınır."

Sayın milletvekili sorusunu sorar ve en geç beş gün içerisinde… Ben, her milletvekilinin sorduğu soruyu önemsiyorum. Her milletvekilinin sorduğu soru, kesinlikle, millet adına, ülke adına, ülke menfaatları ve toplumsal menfaatlar adına sorulmuş sorudur ve bunu önemsiyorum; ama, sayın bakanlarımız önemsemiyor onu, o ayrı bir mesele.

Bir yazılı soru önergesi veriyoruz, yazılı soru önergemizin -biraz sonra onu da okuyacağım- cevabı gelmiyor ya, cevabı gelmiyor cevabı… Gelen cevaplar da topu taca atma niteliğinde cevaplardır. Onlardan da gelir, isteyen milletvekillerine örneklerini de, isteyen milletvekili arkadaşıma örneklerini de seve seve gösteririm.

Değerli arkadaşlar, İçtüzük 98: "Sözlü soruların cevaplandırılması için; Anayasa, kanun ve İçtüzük gereği zorunluklar hariç olmak üzere, haftanın en az iki gününde -bakın, haftanın en az iki gününde- birleşimin başında ve birer saatten az olmamak şartıyla, Danışma Kurulunun önerisi ve Genel Kurulun onayı ile belli bir süre ayrılır."

Evet, Danışma Kurulu önerisi, İçtüzüğün ona verdiği bir haktır. Parlamentonun, Genel Kurulun görüşü alınır; ama, Allahaşkına, soruyorum… Bir saat ya, günde bir saat denetim yapacağız millet adına. Biz, milletvekiliyiz ve millet adına Parlamentoda denetim yapacağız. Bu İçtüzük size bu hakkı verdi diye, her hafta Meclisin gündeminden, çalışma gündeminden bunu çıkartmanın manası ne, niye çıkartıyorsunuz, her hafta bu gündemi niye değiştiriyorsunuz?! Yani, bir iki hafta da deyin ki "ya bu soru önergeleri de denetim görevi, altı üstü bir saattir."

Bakın, demişsiniz, haftaya da yok, AK Partinin bu grup önerisinde haftaya da denetim yok, Meclis haftaya da denetim yapamayacak, milletvekilleri haftaya da denetim yapamayacak, soruları cevaplandırılmayacak. Şimdi, bu hafta yok, önümüzdeki hafta yok ve sârî haftalar da olmayacak eskiden olduğu gibi.

Çalışma saatlerine bakıyoruz; çalışma saatleri, 15.00 ile 20.00 arası. Efendim çalışalım, 15.00 ile 22.00 arası diyelim; sevgili milletvekili arkadaşlarım, 15.00 ile 24.00 arası diyelim; yani 1 saat daha fazla çalışalım, 2 saat daha fazla çalışalım, 3 saat, 4 saat, gerekirse sabahlara kadar çalışalım; ama, milletin sorunlarını burada konuşmaktan hiçbir zaman kaçmayalım, milletvekillerinin millet adına vermiş olduğu bu soruları hiçbir zaman es geçmeyelim diyorum.

Diğer taraftan, yazılı soru önergeleri veriyoruz; yazılı sorular Başkanlığa ve ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır; ama, maalesef, bırakın onbeş günü, bırakın otuz günü, beş altı ay önce vermiş olduğumuz, bizzat benim vermiş olduğum yazılı soru önergeleri, millet adına verdiğim, milletin sorunları adına verdiğim, Türk ekonomisi adına, Türkiye adına verdiğim ve Türkiye'nin geleceği adına verdiğim yazılı soru önergeleri cevaplandırılamamıştır ve milletvekillerinin denetim görevi, bu noktada, maalesef, engellenmiştir.

Değerli arkadaşlar, toplantı yetersayısı 184, karar yetersayısı 139. Şu an, ben, burada konuşma yapıyorum ve sıralara bakıyorum; burada, 50 milletvekili var, ortalama 50 milletvekili var ve 550 milletvekili olan Parlamentoda, bu çoğunluğun, sadece 50 milletvekilinin burada olmasını, ben, gerçekten üzülerek söylüyorum, millet adına, Türkiye adına üzülerek söylüyorum… Ve hep aynı simalar var burada, hep aynı şahıslar, hep aynı kişiler var burada. Dolayısıyla, eğer, psikolojik bir bağ kalmadıysa, fizikî bir bağ ve fizikî bir bağlantı kalmadıysa, o zaman, seçim kararı alalım, seçime gidelim ve halkımız, yeni bir Parlamentoyu, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecek ve çalışacak, onun menfaatlarını, haklarını ve hukukunu koruyacak olan yeni bir Parlamentoyu, yeni bir Meclisi buraya göndersin diyorum.

Değerli arkadaşlar, milletin gündemi ile Meclisin gündemi farklı. AK Partinin gündemi ile milletin gündemi örtüşmemektedir. Yokluk ve yoksulluk, açlık ve sefalet -kim ne derse desin, beni, bu noktada kimse inandıramaz, ben geziyorum çünkü, görüyorum- yokluk ve yoksulluk, açlık, sefalet, işsizlik, gelirsizlik, parasızlık, hüsran ve üzüntü, geleceğe bakış, insanımızın geleceğe bakış umudu, hiçbir şekilde kalmamıştır; halkımızın, artık, bu düşük gelir ve arkadaşlar, yüksek hayat pahalılığı altında, yaşayacak gücü, yaşayacak takatı, hiçbir şekilde kalmamıştır ve Meclisin gündeminde, iktidarın gündeminde, milletin gündeminde olması gerekiyor. Milletin sorunlarının gündemi olması gerekiyor. Çözüm bekleyen sorunlar her geçen gün artarken, milletimiz çözüm beklerken, bir kanun çıkıyor; kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisine geliyor, insanlar, vaveyla, insanlar, böyle bir, yani, hezeyana giriyor, yani, bir boğukluğa, bir ezikliğe giriyor. İnceliyoruz kanunu, bakıyoruz; ondan sonra, çıkıp, burada konuşuyoruz, diyoruz ki: Bu kanunun şu yönü doğrudur; ama, bu kanunun şu eksikleri vardır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MEHMET ERASLAN (Devamla)…fakat, ne kadar burada kendimizi ifade ettiysek, millet adına, halk adına, Türkiye'nin menfaatları adına, ne kadar burada konuşma yaptıysak, ne kadar uyarılarda bulunduysak, maalesef, bir sonuç alamadık. Kapanan fabrikalar… Efendim, o zaman, yani, bu fabrikaları kapatalım. Ee, kapatın; peki, alternatif çözümünüz nedir? Evet, kapatıyoruz; ama, alternatif çözüm üretelim, o insanların mağduriyetini giderelim. Devlet ile milleti barıştırmak budur. Siyasetle, meclis ile milleti barıştırmak ve yakınlaştırmak budur. Bir şey yapıyorsak ve doğru olduğuna inanıyorsak yapalım; ama, onun karşılığında oluşacak, onun karşısında oluşacak sorunları da, alternatif bir çözüm üreterek, bu şekilde halletmenin yoluna bakalım diyorum.

Değerli arkadaşlar, gündemimizde ve özellikle İktidarın gündeminde milletin sorunları, esnaf sanatkârın, KOBİ'nin, ihracatçının, çiftçinin, köylünün, herkesin, işsizin, gençliğin, kadının sorunları olsun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 31 Ocak 2006

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook