İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · SALI

Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)

Mehmet Ergün Dağcıoğlu

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 80. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Mart 2006 · 2.027 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AK Parti), 28 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 2.027 kelime.

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AK Parti, Tokat). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 28 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ergun-dagcioglu-22-2006-03-28-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, benim için çok anlamlı bir gün; çünkü, geçtiğimiz ay içerisinde çok büyük bir trafik kazası geçirmiş idim, uzun süredir, Meclis etkinliklerine katılamıyor idim. Bu vesileyle, başta Meclis Başkanımız olmak üzere, bakanlarımız, milletvekili arkadaşlarımız, sağ olsunlar, gelerek veya telefonla, taziyede bulunmuşlardı.

ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Geçmiş olsun Ergün Bey; duymadım.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Devamla)İzninizle, bu vesileyle, bütün arkadaşlarımıza da şükranlarımı arz ediyorum ve hepinize de sağlıklar diliyorum ve böyle ilk işgünü tabir edeceğim bir günde de kendi kanunumla huzurunuzdayım; bu da, hakikaten, benim için güzel bir vesile oldu teşekkür etmek için.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ülkemizin, ekonominin yeniden yapılandırıldığı güçlü bir süreç içerisinde olduğu hepinizin malumudur. Yeniden yapılanmanın yaşandığı bu süreçte uygulanan maliye politikalarının en önemli araçlarından biri de, hiç şüphesiz ki, vergi politikalarıdır; çünkü, vergi politikaları tek başına değerlendirilmeyip, yatırım, tasarruf, büyüme, gelir dağılımı başta olmak üzere, birçok enstrümanı da kendi içerisinde mezceden bir politika anlayışı içerisinde tatbik edilmek ve sunulmak durumundadır.

AK Partinin vergi politikalarındaki temel hedefini ortaya koymak lazım vergi rakamlarıyla ilgili konuşmadan önce diye düşünüyorum. Bizim vergi politikalarımız nedir diye baktığımızda, öncelikle, anlaşılabilir ve saydam bir vergi politikasının mutlaka ülkemizde hâkim kılınması gerekiyordu. Bununla ilgili çalışmalarımızı yoğunlaştırdık takdir edeceğiniz üzere; üç yıllık bir süreç içerisinde gözlemlenmektedir.

Yine, öngörülebilir bir vergi yükü ve güçlü ve etkin bir vergi idaresi kurulmalıydı. Öteden beri, bu, bütün hükümetlerin arzusuydu; ama, tabiî, yapabilme imkânına belki kavuşamamışlardı; bunu, Cenabı Hak, bize nasip etti.

Değerli arkadaşlar, yine, maliye politikasının etkin işleyebilmesi için de, vergi sisteminde yaşanan yapısal sorunların mutlaka dikkate alınması, kayda alınması ve bu sorunların çözülmesi gerekiyordu. Bu yapısal sorunları öne çıkarmak suretiyle çözüm getirmeye çalıştık üç yıl içerisinde.

Bu yapısal sorunlar nedir diye baktığımızda, konu başlıklarıyla bu olayı irdeleyecek olursak, Türk vergi sistemi sağlıklı bir zemine oturmamıştı. Bunun düzenlenmesiyle ilgili çalışmalar çok yoğun bir takvim aldı.

Yine, ikinci sırada, 2005 yılında, mesela, toplanan Gelir Vergisinin yaklaşık yüzde 80'inin stopaj yoluyla tahsil edilmesi, verginin tabana yayılması konusu, verginin vatandaş ile hükümet, maliye politikaları arasındaki irtibatın sağlıklı bir şekilde kurulamadığının ifadesiydi. Bu konuda da yaptığımız çalışmalarla çok ciddî mesafeler katettiğimizi vurgulamak istiyorum milletimize.

Yine, Kurumlar Vergisinin toplam vergi gelirlerinin yüzde 10'u civarında olduğu ve ilginç bir örnek verecek olursak, bu yüzde 10'da da Kurumlar Vergisi mükelleflerinin sayısının yaklaşık 600 000 civarında olmasına rağmen, geçmiş hesap dönemlerinde, baktığımızda, bunlardan sadece 100 tane firmanın Kurumlar Vergisinin yüzde 61'ini ödediğinin, bu konunun da, mutlaka müdahale edilmesi gereken bir husus olarak gündeme oturduğunun altını çizmek istiyorum.

Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerine oranının -zaman zaman tartışıyoruz, Bütçe Komisyonumuzda da tartışıyoruz- yaklaşık yüzde 70'ler seviyesinde olması, tabiî ki, çok iç açıcı bir durum değil; çünkü, bu, hepinizin bildiği gibi, Avrupa Birliği sürecindeki ülkelerde ortalama yüzde 35'ler civarındadır.

İnşallah, biz de, bu yapmış olduğumuz çalışmaların ışığında, koşar adımlarla, Avrupa Birliği sürecindeki bütün kriterleri nasıl yakalıyorsak, bu yüzde 70'leri yüzde 35'lere indirme bazında da, bu tür çalışmalarla, bugün huzurunuzda olduğumuz kanun çalışmalarıyla, Kurumlar Vergisi Kanunu çalışmalarıyla, vergi mevzuatının yeniden yapılandırılması, yapısal sorunların çözümü çalışmalarıyla, hepsini birden aşmayı planlıyoruz.

Yine, en önemli problemlerimizden birisi, kayıtdışı ekonominin yüksek rakamlarda olduğu, geldiğimiz üç yıl önceki dönemlerde yaklaşık yüzde 60'lar mertebesinde konuşulanın, şimdi yüzde 40'lar mertebesinde konuşulmasının, bu problemin tamamen izale edildiği manasına gelmeyeceğini ve hâlâ bizim yapacağımız çok işin olduğunu ve ancak, bu konularda bu problemlerin çözülebilme imkânı varsa, bu hükümetle, bu maliye politikalarıyla çözülebileceğini de Yüce Milletimizle paylaşmak istiyorum.

Yine, mükelleflerin yüzde 3 veya yüzde 4'ünün vergi incelemesine tabi tutulabildiğini ve bu rakamların da çok küçük olduğunu, bunun da mutlaka realize edilmesi ve vergi incelemelerinin, çağdaş ülkelerde olduğu gibi, çok daha yüksek rakamlarda gerçekleştirilmesinin gereğini vurgulamak istiyorum.

Yine, vergi kanunlarının -geçmişle ilgili, tabiî, bu tespitlerim hep- öteden beri... Çünkü, ben, üçüncü kuşaktan malî müşavir bir ailenin çocuğuyum; yani, tabiri caizse, 6 yaşımdan beri muhasebecilik yapmaktayım ve 6 yaşımdan bugüne kadar geçen süreç içerisinde ne kadar çok sık vergi kanunlarının değiştiğini ve bunların birçoğunun kabili tatbik olmadığı için art arda ve çok kısa sürelerle değişiklik yapılma zarureti doğurduğunu gördüğüm için, bu geçmişteki yapısal sorunların içerisinde bunu da mutlaka ifade etmek gerekir.

Biz, işte, maliye politikalarıyla ilgili olarak, vergi politikalarıyla ilgili olarak, bu problemleri biliyor, tespitini yapmış oluyor ve ondan sonra, harekete geçmek suretiyle, bu problemlerin çözümü için gayret sarf ediyoruz AK Parti Hükümeti olarak.

Değerli arkadaşlarım, evet, vergi politikamızın temel amacı nedir diye baktığımızda, tabiî ki, büyüme ve istihdam bunun başındadır ve istihdam politikalarını destekleyici vergi politikalarımızın büyüme ve istihdam politikalarını destekleyecek bir formata oturması gerekiyor.

Yine, deminden beri saydığım şekilde, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması ve kayıtdışının azaltılmasıyla ilgili çalışmalar, aynı zamanda, makroekonomik politikalarla uyumlu, etkin ve basit bir vergilendirme sisteminin oluşturulması olarak belirledik çalışmalarımızın başında, temrin planı olarak baktığımızda.

Bu çerçevede, AK Partinin orta vadedeki öncelikleri nedir diye baktığımızda, vergi tabanının genişletilmesi, kayıtdışılığın ve vergi kaçakçılığının azaltılabilmesi, vergi oranlarının düşürülmesi, vergi sisteminin anlaşılabilir ve basit hale dönüştürülmesi şeklinde belirlemiştik. Bugün baktığımızda, yani, üç yıl evvel söylediklerimizi bugün gözden geçirdiğimizde, nasıl, anlamlı bir şekilde, adım adım, istediklerimizi yaparak bugünlere geldiğimizi görüyor ve bunun mutluluğunu sizlerle paylaşıyorum.

Sayın milletvekilleri, biraz önce eksiklikleri saydım. Peki, bunlar nasıl çözülmeli dediğinizde, dolaylı vergilerin payını süratle azaltabilmek için, verginin tabana yayılması, dolaylı vergiler yerine Gelir ve Kurumlar Vergisinin tahsil kabiliyetinin makul tatbik ve makul kanunlarla teçhiz edilmesi gerekir. İşte, bugün de bunun için buradayız.

Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi oranlarını düşürmek artık bir zorunluluk haline gelmişti. Son yıllarda, yerli ve yabancı yatırımların teşvik edilmesine yönelik olarak, vergi kanunlarında önemli düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle yabancı yatırımcının teşviki için vergi sistemli olarak basitleştirilmekte dikkat ederseniz. Tabiî, bu, bizim yerli yatırımcılarımızla da birlikte düşünülüyor; ancak, daha önce yabancı yatırımcının ülkemize bir seyahat için bile gelmediğini düşündüğümüzde, bugünkü gerçekleşme oranında da, yabancı yatırımcıların, âdeta, Türkiye'yi, yatırım yapılması için bir güvenlik adası kabul ettiği bir ortamı gözden geçirdiğimizde, uygulamış olduğumuz maliye, ekonomi ve vergi politikalarının ne kadar doğru olduğunu vurgulayan hususlardır diye düşünüyorum.

Vergi oranlarının Avrupa Birliğine üye ülkelerde uygulanan ortalama vergi oranlarına yaklaştırılmasına hep özen gösterildi ve bugün geldiğimiz noktada, gerek Kurumlar Vergisi gerekse bugün tartışacağımız ve inşallah, sizlerin de destekleriyle geçireceğimiz Gelir Vergisi oranlarının, mutlaka, yatırımları teşvik ve tetikleme adına ne kadar önemli bir görev ve fonksiyon üstlendiğini ve bütün bunların dışında da, üretimi ve istihdamı artırdığı ölçüde vergiyi tabana yaymak suretiyle tahsil edilebilirlik oranını da ne kadar büyük ölçüde artırabildiğini gözler önüne seriyor.

Bu doğrultuda, Gelir Vergisi oranlarında, tabiî ki, değişiklik yapmamız gerekiyordu. Bugün, bunun detaylarını madde madde inceleyeceğiz inşallah.

Arkadaşlar, yapısal sorunlar demiştim ve izah etmeye çalıştım. Bu yapısal sorunlarla mücadele kapsamında, peki, siz, AK Parti Hükümeti olarak neler yaptınız diye hem muhalefet partilerimiz hem yüce milletimiz içerisindeki kardeşlerimiz zaman zaman dile getiriyorlar. "Hafızai beşer nisyan ile maluldür" diye meşhur bir atasözümüz var. Tabiî, insanlara, zaman zaman, bu tür vergi kanunlarının, bu tür tarihî kanunların çalışmasını yaptığımız esnada, bizim de, bir bilgi alışverişi, bilgi akışı temin etmemiz gerekiyor ve hafızayı tazelememiz gerekiyor diye düşünüyorum.

Kısaca hafızalarımızı tazelemeye çalışırsak, bu çerçevede, şimdiye kadar, vergi sistemini sağlıklı bir yapıya oturtabilmek için, tarihte ilk kez, Gelir İdaresi Başkanlığı kurduk. Uzun yıllardır düşünülen, bir reform olarak hayal edilen; ancak, gerçekleşmesi hep hayal sadedinde kalan bir önemli konuyu, ilk defa bizim iktidarımız döneminde, Gelir İdaresi Başkanlığı kurarak gerçekleştirdik. Hemen bunun ardından, bununla uyum içerisinde olan Gelir Politikaları Genel Müdürlüğünü kurduk. İşte, bundan sonra, çağdaş vergicilik anlayışını, ancak, bu piramidal yapıdaki çalışmalarımızla tatbik edebileceğiz.

Tabiî, hemen bunun ışığında, 29 ilde vergi dairesi başkanlıkları kurmak suretiyle -ki, bu 16 Eylül 2005 tarihinde faaliyete geçirildi- gerek Gelir İdaresi Başkanlığını gerek Gelir Politikaları Genel Müdürlüğünü kurmak suretiyle, bunun altyapısını da bölgelere yaymak suretiyle, zannediyorum, çok ciddî mesafe katettik.

Yine, enflasyon muhasebesi uygulaması, bildiğiniz gibi, bizim zamanımızda gerçekleşti. Hemen bunun akabinde, Türkiye'de, belki de, sistemi derinden etkileyen ve geçmişteki olumsuzlukları çağdaş bir ekonomik anlayışla olumlama imkânı veren çok tarihî bir kanun çıkardık, 5084 sayılı bir Teşvik Yasasını ikame ettik. Geçmişte çıkarılan gerek daha önceki, 1998 yıllarında, 1994 yıllarında çıkarılan teşvik yasaları gerekse 2001 yılındaki 4562 sayılı, organize sanayi bölgelerindeki teşvikleri derpiş eden kanunların yetersizliğinden ve kabili tatbik olmayışından ve bölgeler arasında dengesizlik ve adaletsizliğin mütemadiyen tartışıldığı günleri hatırlarsak, 5084 ile öyle bir yeni yapılanma oluşturduk ki, hem vergiden istisna etmek hem sigortadan istisna etmek hem müteşebbislerimize bedava, altyapısı hazırlanmış yer tahsisleri yapmak ve elektrik enerjisinde de -en önemli yatırım enstrümanlarından, gider kalemlerinden birisi olan- yüzde 50'ye varan indirimler gerçekleştirdik.

İşte, bütün bunlar, bizim ülkemizdeki iş, istihdam ve üretim adına sistemin çağdaşlaşma doğrultusundaki tetikleyen en önemli unsurlardan birisidir diye düşünüyorum.

Yine, hemen bunun akabinde, hatırlayacaksınız, eğitim, sağlık, kültür ve spora önemli vergi kolaylıkları getirdik. Daha evvel gayri safî gelirinin yüzde 5'ini gider kaydetme imkânı olan, onun da birsürü prosese tabi olduğu bir ortamı düşündüğümüzde, geçmiş yıllarda, bunları, prosesi azaltmak ve yüzde 100'e varan indirimlerle insanlarımızın hem hayırda yarışmasını hem sıcak paranın, imkânın süratle hizmete dönüşmesini, birtakım vergileme proseslerini de atlamak suretiyle, bir anda sıcak yatırıma dönüşmesini, eğitim, kültür ve buna benzer, az önce söylediğim sağlık alanlarındaki bu yüzde 100'lük indirimlerle, çok ciddî, tarihî sıçramalar yaptığımızı düşünüyor ve bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yine, yatırım indirimi, ihracat, döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili olarak teşvikleri basitleştirdik -az önce bir bölümünü söylemiştim- 5084'le, etkin ve otomatik işler hale getirdik bunları.

Kurum kazançları üzerindeki vergi yükü, hakikaten sanayici ve yatırımcılarımızın en büyük açmazlarından ve problemlerindendi. Bunları, Sayın Başbakanımız, kamuoyuna lanse ettiğinde, hatırlayacaksınız, bir anda gülle gibi oturdu, gülle gibi düştü, bütün sanayicilerimiz ve vatandaşlarımız bu tarihî, devrim sayılacak açıklamanın sonucunda yüzde 30'dan, Kurumlar Vergisi oranını, yüzde 20'ye çekmemiz ve Avrupa Birliği normlarında ve komşu ülkelerimizdeki yatırımlarla ilgili, bizim yatırımcılarımızın komşu ülkelerimize kaçışını tetikleyen yüksek vergi oranlarını, bir anda kabili tatbik ve vergiyi Kurumlar Vergisi bazında da tabana yayan ve genişleten, dolayısıyla, tahsil kabiliyetini yükselten, 100 firmadan yüzde 61'inden Kurumlar Vergisi geliri elde edeceğimize, ülke çapında, en küçük ilçelerimizde ve beldelerimizde bile kurulmuş olan kurumlarımızdan bu kadar düşük oranların hayata geçmesi sonucunda, ciddî vergi gelirleri elde edeceğimiz düşüncesi içerisinde biz bunları yaptık.

Şimdi, vergiyi tabana yayıp, düşürdüğünüzde, vergi politikalarına olumlu yaklaştığınızda, belki bazılarınız "vergi gelirlerini azaltıyorsunuz, peki, yatırımları nasıl gerçekleştireceksiniz" diyebilirler. Her ne kadar ANAP sözcüsü arkadaşım, az önce "siz, son, bu yıl içerisinde yatırımları, seçim yatırımı diye, yatırımları bir anda doldurdunuz ve yatırım portföyünüzü artırdınız" dedi. Tabiî, yatırımlara kaynak aktarıyorsunuz, yaranamıyorsunuz; kaynak aktarmıyorsunuz, biraz temkinli politikalarla önümüzü görelim diyorsunuz, yaranamıyorsunuz. Tabiî ki, muhalefet partili milletvekili arkadaşlarımız da tez-antitez sentezi için bizi eleştirecekler ve bize ışık tutacaklar, ona saygı duyuyoruz; ancak, işte, yatırımları, bu sene kendilerinin de fark ettiği ve biraz önce burada dile getirdiği üzere, hemen biraz nefes alıp, yani, tabiri caizse, kandilimize biraz yağ damladıysa, onu hemen milletimizle paylaşmanın da sevincini yaşıyoruz şu anda.

Şimdi, bakın, 2002'de biz geldiğimizde vergi gelirleri 65 katrilyon liraymış arkadaşlar, 2003'te 90'a, 2004'te 111'e, 2005'te 132 katrilyona ve 2006'da da bu tam 146 katrilyona çıkacak hedef çalışması. Şimdi, 2002 yılında vergi geliri olarak 65 katrilyon tahsil edeceksiniz ve 2006 yılında da 146 katrilyon liraya çıkaracaksınız. Bu vergi gelirleri, bizim Maliye Bakanımızın sevimliliğinden mi artıyor allahaşkına; hayır, bu vergi gelirlerini, biz, vergi politikalarında, milletimizle doğru elektriklenmek suretiyle doğru zamanda doğru kanunları çıkarıp, doğru zamanda doğru uygulamaları hayata geçirmek suretiyle ancak bu mutabakatı sağlıyor ve bu yüksek geliri elde ediyoruz. Yüksek gelir elde ediyoruz, elde ettiğimiz gelirle borçlarımızı ödeyip, faiz ödemelerini bile düşürüyoruz ve toplumsal ve de hatta, uluslararası kredi ve itibarımız her geçen gün artıyor. İşte, bu çalışmalarla ancak gerçekleşiyor. Yani, yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürdüğümüz Kurumlar Vergisi bizim gelirlerimizi azaltmayacak, artıracaktır. Bu artan rakamlar da yeni yatırımlara geçecektir.

Gelir ve Kurumlar Vergileri Kanunlarının sadeleştirilerek yeniden yazımı konusunda çalışmalar yapılmaktadır biliyorsunuz. Vatandaşlarımız, artık, kırk yamalı bohça halindeki vergi mevzuatından kurtulacak, anlaşılabilir, sade, kabili tatbik kanunlar halinde, biz, bunları vatandaşlarımızla paylaşacağız.

Hem mükelleflerimiz hem de vergi idaresi açısından büyük kolaylık sağlayan e-beyanname uygulaması başlattık. Belki insanlar unuttular; ama, biz burada, bu Parlamentoda, yani, muhalefetiyle iktidarıyla birlikte, biz, bu dönemde bir tarih yazdık. O tarihin içerisinde en önemli sıçrama tahtalarından birisi de e-imzadır arkadaşlar. E-imzayı çıkardık, e-imzadan sonra, işte, e-beyanname uygulamasını başlattık. Yani, bilgisayar ortamında, internet ortamında, artık, insanlarımız çağdaş bir şekilde vergi daireleriyle ve vergi kurumlarıyla iletişim içerisindedir. Yine, vatandaşlarımızın vergi dairesine gitmeden bankalar aracılığıyla cari dönem vergi borçlarını bile öğrenebilme ve vergi borçlarını ödemeleri konusunda kolaylıklar getirdik. Son yıllarda vergi kanunlarında yapılan değişiklikler, vergi sisteminin basitleştirilmesine yönelikti. Bütün bu anlattıklarımdan, zaten, elde ettiğimiz 65 katrilyondan 146 katrilyon liraya çıkan vergi gelirimizle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 28 Mart 2006

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook