Korsan yayınlarla ilgili
Şanlıurfa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 25. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Kasım 2005 · 890 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Faruk Bayrak (AK Parti), 30 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KORSAN YAYINLARLA İLGİLİ); konuşma 890 kelime.
Mehmet Faruk Bayrak (AK Parti, Şanlıurfa). “Korsan yayınlarla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-faruk-bayrak-22-2005-11-30-korsan-yayinlarla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET FARUK BAYRAK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli sanatçı, benim hemşerim İbrahim Tatlıses'i hepiniz tanırsınız. Son zamanlarda, İbrahim Tatlıses ne zaman televizyonda görülse, yüksek sesle bir şeyler anlatmaya çalışıyor, dertli olduğunu vurguluyor, derdine derman olmazsa yollara düşeceğini, İstanbul'dan Ankara'ya yürüyeceğini söylüyor.
Değerli milletvekilleri, bir ülkenin fikir ve sanat hayatı, en azından, o ülkenin güvenliği, ekonomisi ve siyasal iktidarı kadar önemlidir. Hatta, bazı düşünürlere göre, her sosyal ve teknik gelişmenin temelinde bir felsefî altyapı olması nedeniyle, fikir ve sanat üretimi vazgeçilmez bir önem kazanır. Öyleyse, fikir ve sanat hayatını adaletli bir şekilde düzenlemek, üretiminin önünü açmak, sanat adamlarının haklarını güvenceye almak, ülkenin güvenliğini sağlamak kadar önemlidir. Böyle olmasına rağmen, ülkemizde her çeşit fikir ve sanat üretiminin bir korkusu, bir kâbusu vardır; bu kâbus, hepimizin bildiği korsan yayıncılıktır. Aslında korsan kavramı tek başına birçok şeyi açıklamasına rağmen, biz kavramları yıpratmamız nedeniyle olsa gerek, bugün korsan kelimesi insanlara, yetkililere pek bir şey anlatmıyor olacak ki, korsan, alabildiğine, bütün acımasızlığıyla devam etmektedir. Oysa, herhangi bir fikrin ve sanatın üretimi, diğer bütün üretimlerden daha zor ve daha meşakkatli bir süreç istemektedir. Ülkemizde de, dünyada da öyle kişiler vardır ki, bütün hayatını bir eser üretmek için harcamıştır, bir ömür tüketmiştir. Düşünebiliyor musunuz, böyle birisi nihayet eserini tamamlamış ve insanlara ulaştırmak için yayınlamış olsun; ama, bir de bakacak ki, daha ikinci gününde, eserinin kötü bir kopyası, korsan yoluyla, aslının önüne geçmiş. Böyle bir dramı kim yaşamak ister?! İşte, konuşmamın girişinde sözünü ettiğim İbrahim Tatlıses'in haykırışı, böylesine bir dramın dile getirilişidir. İbrahim Tatlıses'in derdi, korsan yayın nedeniyle albümlerinin satılamaz hale gelmesidir. Tatlıses, korsan yayıncılığın müziğe büyük bir darbe vurduğunu, bir zamanlar milyonlarca satan albümlerin satışlarının şimdi onbinlerle ifade edildiğini anlatıyor, tedbir alınmasını istiyordu. Bu dertten sadece İbrahim Tatlıses mustarip değil. Tatlıses bu feryadında yalnız değil. Müzik, sinema, kitap ve bilişim sektöründe de topyekûn kan ağlıyor.
Değerli milletvekilleri, gerçi, hükümetimiz döneminde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Belediyeler Yasası gibi yasalarda yapılan değişikliklerle korsan yayınla mücadelede önemli bir adım atıldı. 12 Mart 2004 tarihinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun yanı sıra, ilgili diğer kanunlarda değişikliği yapan yasal düzenlemeler yürürlüğe girdi. Yasa değişikliğinin hemen ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığının olumlu girişimleri sonucunda, İçişleri Bakanlığı, yayınladığı genelgelerle valilikleri ve belediyeleri yasa değişiklikleri konusunda uyardı ve yasanın etkili bir biçimde uygulanmasını istedi. Bu genelgeler ve hükümetimizin gösterdiği kararlılık neticesinde kitapta korsan yayın oranı yüzde 60'lardan yüzde 30'lara, yani, 500 trilyonluk yayıncılık sektöründen çaldıkları 300 trilyon, 150 trilyon liraya geriledi. Yayıncılık sektörü rahatladı, üretim arttı; ama, Türkiye'de birçok alanda olduğu gibi, korsanla mücadele zamanla zayıfladı. Yasayı uygulamakla görevli kuruluşların, belediyelerin, polisin, jandarmanın ilk günlerde gördüğümüz ilgisi azaldı ve bunun neticesinde, son aylarda, korsan yayın satışlarında dikkat çekici artışlar gözlenmeye başlandı. Bu durum, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesinin verdiği rakamlardan da açıkça görülebiliyor. 2004 yılında yakalanan korsan kitap sayısı 98 554 iken 2005 yılı ilk altı ayında yakalanan korsan kitap sayısı sadece 9 257'dir.
Değerli milletvekilleri, özellikle Belediye Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda yapılan değişikliklerde, işgaliye karşılığı dahi olsa, sokakta kitap, kaset, CD satışına izin vermemek ve satılanları sorumlularıyla birlikte yetkili makamlara teslim etmekle yükümlü olan belediyeler, bu yükümlülüklerini unuttular. Poliste de durum farklı değildir. Birçok cadde ve meydanda korsan kitap ve CD'ler polis memurlarının gözü önünde satılmaya devam ediyor. 2004 yılında yayıncılık sektörünün yüzde 30'unu çalan korsanlar, bu yıl, bu oranı yüzde 40'a yükselttiler.
Yayın sektörünün toplam büyüklüğü 450-500 trilyon TL iken korsan kitapların payı 180-200 trilyon TL'ye çıkmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bayrak.
MEHMET FARUK BAYRAK (Devamla)Bir başka deyişle, yayıncılardan, yazarlardan ve tabiî ki devletten çaldıkları tutar 200 trilyonu buldu. Müzik sektöründe yıllık 300 000 000 adetlik üretim 20 000 000 adede düştü; kayıp yüzde 90'dır. Evet, yanlış duymadınız; kaset ve CD'lerdeki korsan oranı yüzde 90'dır. Sinema ürünlerinde ve bilişim sektöründe de benzer rakamların olduğunu biliyoruz.
Merkezi Amerika'da bulunan Uluslararası Fikrî Mülkiyet Hakları Birliği 2005 yılı değerlendirmesi Türkiye özel raporuna göre, Türkiye, yayın korsanlığı açısından, önceki yıllarda olduğu gibi, yayıncılık açısından dünyadaki en kötü örneklerden biri.
Yeni yasal düzenlemelere rağmen, yayınevlerinin çok satar kitaplarının orijinali ile korsanı neredeyse aynı anda piyasaya çıkmaktadır. Ayrıca, üniversitelerin ve kitapçıların yakınında bulunan fotokopi dükkânları, ders kitaplarını ve yardımcı kitapları korsan olarak çoğaltmaktadır. Özellikle devlet üniversitelerinde ders notlarının fotokopiyle çoğaltılması teşvik edilmektedir.
Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliğinin alt kuruluşlarından Avrupa Yayıncılar Federasyonunun son genel kurulunda Türkiye'de korsan yayın özel gündem maddesiydi ve Başkan Arne Bach yaptığı açıklamada, Avrupa Yayınevleri Federasyonuna üye olan 25 ülkeden yalnızca Türkiye'nin korsan yayınla mücadele konusunda yavaş hareket ettiğine dikkat çekti. Bu görüşlerin Avrupa Birliğinin Türkiye'yle raporlarına yansıyacağı da malumunuzdur.
Uluslararası Fikrî Mülkiyet Hakları Birliğinin raporları, korsan yayındaki vahameti vurgulamasının yanında, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği olmak üzere, birçok ülkeye yaptığımız ticarette de etkili olmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kısaca özetlemeye çalıştığım bu gelişmeler de göz önüne alınarak sanatçıların mağduriyetinin bir an önce giderilmesi için korsan yayınla mücadele amacıyla çıkarılan kanunların uygulanmasında başlangıçta gösterilen hassasiyetin sürmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için bütün sanatçılar, düşünürler, yazarlar, bu sektörde bulunan işadamları ile emekçileri adına, başka her ne kadar yasal düzenleme yapmakla üzerine düşen sorumluluğun büyük bir kısmını yerine getirmiş ise de, Kültür ve Turizm Bakanlığını, İçişleri Bakanlığını, Adalet Bakanlığını ve belediyeleri, velhasıl tüm ilgilileri göreve çağırıyorum.
Umarım, bu kürsüden, bu konuda son konuşmam olur. Korsan yayıncılıkla mücadelede büyük bir mesafe alınır ve bir daha da bu konuşmayı yapma gereği duymayız.
Sayın Başkan, müsamahanızdan dolayı çok teşekkür ediyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 30 Kasım 2005