Ülkemizdeki elektrik santralleri ve onların kullanılma oranları hk. mv.leri orhan eraslan ve atilla başoğlu'nun soruları
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 50. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Şubat 2004 · 1.394 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 10 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDEKİ ELEKTRİK SANTRALLERİ VE ONLARIN KULLANILMA ORANLARI HK. MV.LERİ ORHAN ERASLAN VE ATİLLA BAŞOĞLU'NUN SORULARI); konuşma 1.394 kelime.
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Ülkemizdeki elektrik santralleri ve onların kullanılma oranları hk. mv.leri orhan eraslan ve atilla başoğlu'nun soruları”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2004-02-10-ulkemizdeki-elektrik-santralleri-ve-onlarin-kullanilma-oranlari-hk-mv (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun sözlü soru önergesine cevabımı arz ediyorum.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının anılan tarihte ve sonrasında Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan ELIT firmasına ait herhangi bir sondaj makinesi siparişi verdiği ve daha sonra siparişlerin iptal edildiğine dair bir kanıt bulunamamıştır; önce, onu arz edeyim.
İkinci olarak, TPAO, 1977 yılında, 5 000 metrenin altına inebilen 7 adet sondaj makinesini Romanya'dan satın almıştır; ancak, günümüzde bir şirketin elinde bu makinelerin olması, bu kadar derine inebilmesi, o kadar önemli bir anlam ifade etmemektedir. Uygun lokasyonlar belirlenebilirse, bunu kazacak kuleler dünyanın çeşitli ülkelerinden daha da ekonomik şartlarla kiralanabilmektedir. Bu kapsamda, son yıllarda ülkemizde yapılan derin sondajlara ait de bazı bilgiler arz edeyim.
Birincisi, 1977 yılında Romanya'dan satın alınan F-320 model ve 6 210 metre derine inebilen kapasitede 7 adet sondaj makinesinden halihazırda 6 tanesi faal durumda bulunmaktadır. Söz konusu makinelerle -alındığı tarihten günümüze değin- en derini Antalya yöresinde Demre-1 numaralı kuyuda 6 111 metre inilerek kazılmış olup, toplam kazılan kuyu sayısı 154'tür; ancak, son yıllarda bu makinelerle yılda ortalama 4-5 kuyu açılmakta ve en fazla 3 000 ilâ 3 500 metre, programlanan, derinliğe inilebilmektedir.
Bildiğiniz gibi, petrol sondajları uzun ve masraflı, jeolojik, jeofizik ve jeokimyasal araştırmalar sonucunda ve petrol üreten seviyelerin belirlenmesinden sonra kazılar yapılmaktadır. Ülkemizde petrol üretebilecek kayaçların, özellikle petrol potansiyeli kanıtlanmış bölgelerde, daha çok 2 000- 3 000 metre derinlikler arasında bulunması nedeniyle sondajların büyük bölümü bu grup aralığına düşmektedir ve bu aralık içinde sondajlar yapılabilmektedir. Neticede bunlar birer veriyle ifade edildiği için, daha derine inilmesi gerekmemektedir; ancak, ben, özel bir merakla bunların hepsinin tekrar dökümünü istedim ve tekrar bunlar için de irdeleme yapıyoruz. Bu derinliklerin dışında da gaz ve petrol bulunabilmesi noktasında özel bir araştırma yaptırıyorum. Zaten, geçen seneye göre sondaj sayımız iki kat artmıştır; çünkü, petrol ve doğalgaz arama noktasında yerli kaynaklara önem veriyoruz.
Diğer taraftan, bu sene içerisindeki programlanan sondaj sayısı da, bizim geçen sene yaptığımızın 2 katı olacaktır. Dolayısıyla, iktidarı aldığımız dönemdekinin 4 katına, bu yıl, çıkacağız. Bu arada, denizlere de ağırlık veriyoruz ve TPAO, bildiğiniz gibi, Karadeniz'de, Trabzon, Rize açıklarında doğal petrol araması yapmaktadır. Aynı zamanda, Akçakoca yöresinde de bu yıl nisan ayından itibaren doğalgaz aramalarına ağırlık verilecektir. Trakya'da ise, kazdığımız kuyularda doğalgaz bulmaktayız; ama, biz, çok daha büyük yatakların bulunması için de yeni programlar yaptık. Bu bakımdan, yeni dönem epey ağırlıklı olacak.
Bu arada yeri gelmişken, TPAO'nun, gerek Kazakistan'da gerek Azerbaycan'da ve gerekse Libya, Mısır ve Irak gibi yerlerde de doğal petrol aramaları yaptığını bilgilerinize tekrar sunmak isterim. Dolayısıyla, Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun TPAO'yla ilgili sorularına cevap arz etmiş oldum.
Diğer taraftan, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın doğalgazla ilgili, Niğde İliyle ilgili sorusuna cevabım ise şudur: Niğde, doğalgaz kullanımının ülke geneline yaygınlaştırılması projesi kapsamında, Doğu Anadolu Doğalgaz İletim Hattından doğalgaz alabilecek bir ilimizdir. Bu çerçevede, Niğde'nin sanayi potansiyeli dikkate alınarak, başta organize sanayi bölgesi -yani, OSB- olmak üzere, şehirdeki münferit sanayi tesislerinde bir an önce doğalgaz kullanımını sağlamak üzere, 86 kilometrelik bir branşman hattı üzerindeki çalışmaları tamamlıyoruz; inşaat sürüyor. Niğde OSB bağlantı hattı ve ölçüm istasyonu, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün dağıtım hatları projesi kapsamındadır zaten. İnşaat çalışmaları da, biraz önce bahsettiğim gibi, devam etmektedir.
Bu çalışmaların tamamlanmasını müteakip, talep etmeleri durumunda -bunun altını çizerek söylüyorum- Niğde OSB sanayi tesisleri ve bölgedeki münferit sanayi tesislerinin doğalgaz kullanması mümkün olacaktır. Yalnız, geçen süre içinde, Niğde'de yerleşik bulunan hiçbir sanayi tesisi, doğalgaz talebinde bulunmamıştır. Ayrıca, dağıtım hatları projesi kapsamında da, Niğde OSB, BOTAŞ Genel Müdürlüğünce sözlü ve yazılı olarak birçok kez istenmesine rağmen, doğalgaz satış sözleşmesine esas bilgilerini göndermemiştir. Niğde'ye gaz arzına ilişkin çalışmaların 2004 yılı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır; çünkü, o, BOTAŞ'ın zaten programıdır; biz, onu yürütüyoruz.
Diğer yandan, şehirlerde doğalgaz dağıtım ve satış faaliyetlerine ilişkin esaslar, 2 Mayıs 2001 tarih ve 24390 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunuyla düzenlenmiş olup, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün, şehiriçi dağıtımıyla ilgili yetki ve sorumluluğu bulunmamaktadır; yani, biz, şehre kadar doğalgazı çelik borularla götürüyoruz. Şehiriçi dağıtımı ise, ayrı bir mekanizmayla, bir lisans alınarak, EPDK'dan lisans alınarak ve bununla ilgili bir şirket kurularak yapılıyor.
Bu bakımdan, Niğde'de konut sektöründe, konut, ticarethane ve resmî dairelerde doğalgaz dağıtım ve satış faaliyetleri yapılabilmesi ve dolayısıyla doğalgaz kullanılabilmesi için gerekli olan altyapı yatırımları -ki, bunun içinde şehir ana basınç düşürme ve ölçüm istasyonu var; biz, buna RMS-A diyoruz ve dağıtım şebekeleri var bunlarla ilgili olarak- söz konusu kanun çerçevesinde, biraz önce bahsettiğim gibi, EPDK'dan, yani, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alacak olan şehir gaz dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirilebilecektir.
Bu bakımdan, Niğde'de konut sektöründe, yani, konut, artı ticarethane, artı resmî dairelerde doğalgaz kullanımı, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu çerçevesinde gaz dağıtım şirketinin kurulması ve bu şirketin de Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alması ve şehir dağıtımı için gerekli olan altyapıyı, şehir ana basınç düşürme ve ölçüm istasyonlarını ve dağıtım şebekesini oluşturmasından sonra mümkün olacaktır. Bu bakımdan, sayın milletvekilimizin, Niğdeli vatandaşlarımıza, hemşerilerimize bunu mutlaka iletmesi lazım. Zaten, biz, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak elimizde fazla olan doğalgazı bu illere dağıtmak, bu illere satmak niyetindeyiz ve yaptığımız çalışmaları da, bu vesileyle, arz etmiş oluyorum.
Şimdi, Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun sözlü sorusuna cevabımı arz ediyorum. Burada da, Aralık 2003 tarihi itibariyle -ki, bugün de bu rakam değişmemiştir- 94 adedi EÜAŞ (Elektrik Üretim AŞ) santralı olmak üzere ülkemizde 132 adet hidroelektrik santralı mevcut bulunmaktadır. Hidroelektrik santrallarının toplam kurulu gücü Aralık 2003 itibariyle 12 493,7 megavat kapasitesindedir. Su gelirlerine ve arz-talep durumuna göre bunlar çalışmaktadır. Misal olarak verecek olursam, 2003 yılında hidroelektrik santralların üretimi yaklaşık 35 milyar kilovat/saat olmuştur. 2002 yılıyla mukayesesini yapacak olursak, toplam 124 400 000 000 kilovat/saat, 2003 yılında ise 140 100 000 000 kilovat/saat elektrik enerjisi üretilmiştir.
Geçmiş yıllarda Bulgaristan'dan, İran'dan, Gürcistan'dan elektrik alınmaktaydı. 2003 yılında sadece Bulgaristan'dan elektrik enerjisi alınmıştı; onu da bizim dönemimizde kestik. Kesmemizin sebebi de, bize anlaşma gereğince 1 otoyol, 2 baraj sözü verilmişti. Geldiğimizde bu anlaşmayı inceledik; anlaşmada bu otoyolla, barajların olmadığını gördük. Onun üzerine, bu anlaşma maddelerine uymalarını söyledik. Anlaşma maddelerine uyamadıkları için de elektriği kestik. Elektriği kesince, 2 bakan geldi, hem Bayındırlık hem Enerji Bakanı geldi. Onlar "açın" dedi; biz sözlerinizi tutarsanız daha doğrusu "anlaşma maddeleri uygulanırsa açarız" dedik; açılmadığı için, şu ana kadar elektrik almıyoruz, elektriği kestik. Onlarla 4 alternatif üzerinde görüşüyoruz; ya anlaşmaya uyacaklar veyahut uymadıkları takdirde söz verilen otoyol ve barajın muhtemel yatırım miktarını ve müteahhit kârını alacağımız elektrik miktarından düşeceğiz; dolayısıyla, biz bunu halkımıza daha düşük fiyatlı elektrik enerjisi olarak yansıtacağız; o da olmazsa, yeni şartlarla görüşeceğiz; o da olmazsa, bu anlaşmayı donduracağız, ileriki bir tarihte görüşeceğiz. Şimdi top Bulgaristan tarafında, onlardan cevap bekliyoruz ve bundan dolayı da aramızda en ufak bir soğukluk yok; tam tersine, onlar bizim ciddiyetimizi ve samimiyetimizi gördüğü için de bunu çok anlayışla karşılıyorlar, görüşmeleri sürdürüyoruz.
Diğer taraftan, biz, bu sene, Türkmenistan'dan elektrik almaya başladık. Bunu da ihtiyacımız olduğundan değil... Yani, büyük ölçüde şu anda, ancak aldığımız bölgede, Doğu Anadolu Bölgesinde enerji açısından stabilizeyi sağlıyor, kararlılığı sağlıyor. Oradan biz 2003 yılında 25 100 000 kilovat/saat enerji aldık. Bu çok anlamlı bir ithalattır; çünkü, Türkmenistan'dan elektrik almak demek, aslında, bir anlamda elektrik enerjisine dönüşmüş doğalgaz almak demektir. Daha evvel, biz, Türkmenistan'dan doğalgaz almaktan vazgeçmiştik ve anlaşmamız olduğu halde Türkmenistan'dan doğalgaz almadık; ama, şimdi onlardan elektrik alarak, bir yerde, elektriğe dönüşmüş doğalgaz almış gibi olduk; yani, bu bakımdan anlamlı. Bu da 25 100 000 kilovat/saattir. Bulgaristan'dan aldığımız elektriğe göre de -bugünkü fiyatlara göre- daha ucuzdur; onu da özellikle ifade edeyim.
Şu anda tüm bağlantıları tamamlanmış ve tüm idarî işlemleri tekemmül ettirilmiş ve geçici kabulü yapılarak ticarî işletmeye hazır olup da çalışmayan hidroelektrik santral bulunmamaktadır; ancak, santrallar genellikle su gelirlerine ve sistem ihtiyacına göre üretim yapmakta olup, bu nedenle bazı hidroelektrik ve/veya termik santrallar kısa süreli olarak durdurulabilmektedir.
Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim; suya özellikle ağırlık veriyoruz ve geçen hafta yaptığımız en son düzenlemeyle, 5 500 000 000 kilovat/saatlik enerjiyle ilgili doğalgaz santrallarında kesinti yaparak, barajlara, hidroelektrik santrallarına ağırlık verdik. Burada maliyet daha düşük olduğu için, bu da bizim elektrik maliyetlerimizi daha aşağıya çekmektedir. Zaten, ondört aydır elektrik enerjisine zam yapmayıp, hatta indirimler yapmamızın sebebi de bu çeşit verimli çalışmamızdır; bundan dolayı zam yapmıyoruz, tam tersine, indirimler yapıyoruz. Daha evvelden her ay otomatik olarak yüzde 3, yüzde 5 zam yapılırken, bizim bunları yapmamızın sebebi, tamamen, kazanarak, verimli çalışarak, yerli kaynaklara ağırlık vererek, bilhassa suya ağırlık vererek çalışmamızdır. Son hafta yaptığımız ayarlamayı da, toplam 5 500 000 000 kilovat/saatlik enerjiyi, doğalgazı kesip suya aktararak yaptık. Bunu da, bizim bir farklılığımız olarak sizlere arz etmek isterim.
Hepinize saygılarımı sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 10 Şubat 2004