İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hakkari ili ve çevresinde 25.01.2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kan.tas.(ss.838)

Mehmet Kartal

Van Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 77. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Mart 2005 · 855 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Kartal (CHP), 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKKARİ İLİ VE ÇEVRESİNDE 25.01.2005 TARİHİNDE MEYDANA GELEN DEPREM AFETİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.838)); konuşma 855 kelime.

Mehmet Kartal (CHP, Van). “Hakkari ili ve çevresinde 25.01.2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kan.tas.(ss.838)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kartal-22-2005-03-30-hakkari-ili-ve-cevresinde-25-01-2005-tarihinde-meydana-gelen-deprem-af (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET KARTAL (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hakkâri İli ve Çevresinde 25.1.2005 Tarihinde Meydana Gelen Deprem Afeti Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, deprem bütün ülkelerde oluşur ve bütün ülkeler kendilerine göre birtakım önlemler alır. Depremle ilgili, sanıyorum, üç şey söylenir; depremle ilgili bilinenler, depremle ilgili bilinmeyenler ve depremle ilgili tedbirler.

Bu üç sıralamayla bunu sınıflandırırsak, depremle ilgili bilinenler... Bizim ülkemiz açısından, ülkemizin bir deprem bölgesi olduğu, fay hattında olduğu bir gerçek.

Bilinmeyen... Bilinmeyen de, depremin ne zaman, nerede ve hangi şiddette olacağıdır.

Üçüncü bir şık, bununla ilgili tedbirler. Bunun için de yeni bir şey keşfetmeye gerek yoktur. Depremin en yoğun olduğu ülkelerde, her çağda belli tedbirler alınmıştır. Bunlar, devletin aslî görevidir; devletin bu tedbirleri alması lazımdır. Ülkemizde de, her ilde sivil savunma il müdürlüklerince bu tedbirler alınır. Bu tedbirlerin nasıl alınması gerekiyor?

Bakın, izin verin... 1976 Kasımının son günleri, yirmidört, yirmibeşinci günüydü; Van, Erciş, Muradiye ve Çaldıran'da bir deprem oldu. Yanılmıyorsam -kış mevsimi- saat 16.00-17.00 civarındaydı. Biz, birkaç arkadaş bir arada oturuyorduk. Bir anda şoke olduk. Acaba, bu depremin üssü neresidir?.. Ondan evvel, tabiî, biz etkilenmiştik, Bingöl'de olmuştu, Lice'de olmuştu falan. Biz, yine oralardır dedik; yani, Van'da da böyle şiddetli hissedilince, oralardır dedik. Telefonlar kesildi. Kendi imkânlarımızla, telefonlarla ulaşmaya çalıştık, deprem üssünün Van-Çaldıran olduğu söylendi. Bir telaşla, o 7-8 arkadaş, kalktık, nasıl gederiz, nasıl ulaşırız, ne yapabiliriz dedik. Oraya bir ulaştık ki -neyle gitmişiz biliyor musunuz- sanki, o anda, aylardır, yıllardır orada kıtlık olmuş gibi, fırınlara gitmişiz, 5-6 torba ekmek alıp gitmişiz. Biz oraya bir ulaştık, karanlık çökmüş, askerî birlikler gelmiş. Onlar da, aynen bizim gibi tedbirsiz. Hiçbirimizin elinde, ne bir el feneri var ne bir kazma var ne bir kürek var. Soğukta, o yörede enkaz altında kalan insanların iniltisini duyarak, o çevrede çaresiz dolaştık ve hiçbir şey yapamadık; ne biz yapabildik ne askerî erkân, gelen kıta, bölükler, taburlar yapabildi; hiçbirimiz bir hizmet yapamadan, çaresiz, o ekmekleri, sağ kalan ailelerin yanına bıraktık, döndük.

Şimdi, bunu şunun için söylüyorum, o tedbir yönüyle: İllerde sivil savunma tedbirleri var. Bunlar, depremde, eğitimli ve gerekli araç ve aletlerle donatılmış, her an hazır tetik, hazır kıta gibi -bir afetin olmamasını diliyoruz; ama, bu, herkesin iradesinin dışındadır- o anda ulaşabilsin, yaraları daha erken sarabilsin, kurtarabilsin.

En son, geçen sene, Erzurum ve Doğubeyazıt yöresine, biz, Cumhuriyet Halk Partisi heyetiyle -arkadaşlarımızla- gittik, incelemeleri yaptık. Daha sonra, Hakkâri'de olan olaya Genel Başkanımız Sayın Baykal'la birlikte gittik. Bu yakın zamanda Bingöl-Karlıova'daki olaya Cumhuriyet Halk Partisi heyetiyle -ben de katıldım- birlikte gittik, yerinde incelemeler yaptık.

Şimdi, bunu şunun için söylemek istiyorum: Bütün o yörelerdeki illerin vatandaşlarının ortak sorunu olan... Diyorlar ki "biz, 50 haneli bir köyüz. Hasar tespiti için, Bayındırlık ve İskân Bakanlığımızın talimatıyla, bayındırlık müdürlüklerinden tespit heyeti geliyor. Resmiyette, siz, 40 hane sayılıyorsunuz, biz, ancak, buraya, 40 hane ağır hasarlı konut raporu veririz..." Ama, ortada bir farklı tablo var. O 40 haneli köyün, babaevi olarak saydığımız insanın, 4 tane, 5 tane evli çocuğu var. O günler, sağına soluna, yanına yaparak, ekleyerek, çocuklarını evlendirmiş, nüfusu 25-30 insana kavuşmuştur. Hasar tespiti için gelen diyor ki "hane reisi 1 tanedir, ben 1 eve hasar raporu veririm."

Sayın Bayındırlık Bakanım o yörenin insanıdır, bu koşulları bizim kadar bilir. Elbette ki, baba oğlunu evlendirdiği zaman, yanına bir ek konut yaptırmıştır. Az hasarlı, çok hasarlı veya orta hasarlı olsa bile, sonuçta, devlet, bu insanlarımızı borçlandırarak bunlara ev yaptırıyor mu. Bu ülkenin bütçesinden, o kadar har vurup harman savrulan hortumcular vardı. O yörenin az hasarlısını da, orta hasarlısını da, çok hasarlısını da kabul etsinler; bir.

Sayın Bakanım, bir de -o gerçekleri yine tekrarlıyorum- aile reisi, yanında 3 çocuğunu evlendirmiş, 5 nüfusla kalmış. Yeni döndüm -halkın tabiriyle- bir kibrit kutusu kadar, 45 - 50 metrekarelik konutlarda 30 nüfus nasıl barınır?! Bu, hiçbir şeye sığmaz; ne ahlakî anlayışa sığar, ne sosyal bir yaşantı ortamına sığar. Yani, bu insanları borçlandırıyorsak, onların yaşam ortamına uygun olan bir proje seçelim.

Haa, mal canın yongasıdır deniliyor. Ben, Bingöl'de, Bingöl Valiliğine ve kriz masası yöneticilerine de teşekkür ediyorum. Can kaybı yoktu. Can kaybı yoktu; ne yaptılar?.. Ben, yollar boyunca, Elazığ'a, Diyarbakır'a, Urfa'ya koyunlarını, kuzularını nakleden insanların araçlarını gördüm ve kriz masasından da şu bilgiyi aldım, "bunların nakliye bedellerini de kriz masası karşılamıştır, götürmüştür" dediler. Çünkü, o yörenin insanı, bir fabrika işçisi değildir -yani, gitsin, fırından ekmeğini alsın, bakkaldan, manavdan günlük ihtiyacını temin etsin değil -altı ay kış altında alıyor ve altı aylık ihtiyacını o gün evinde toplamak zorundadır. O yörenin insanını, nüfusunu, yaşantısını dikkate alarak... Sayın Bakanım, özellikle tekrar söylüyorum; o yörenin insanının koşullarını siz de benim kadar biliyorsunuz, o yörede yaşadınız; 30 nüfusu 50 metrekarelik, 60 metrekarelik bir konutta yaşatamazsınız, birlikte tutamazsınız. Zaten borçlandırıyorsunuz...

Demin önerge vardı, kabul etmediniz; bundan evvelki 2 madde üzerindeki önergeleri kabul etmediniz. Bu yaklaşımınız, o yöre halkı için böyle olsun. Bu hal Denizli'de de olmuş; Denizli'nin insanının da o tarz şeyi varsa, onlar için de olsun.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu yasaya, sizlerle beraber destek veriyoruz. Tanrıdan da ben şunu diliyorum: Bir daha ülkemize böyle afetler vermesin; ama, Bayındırlık Bakanlığımıza, hükümetimize de, o yörenin insanlarının yarasına bir an evvel ilaç olmalarını, derman olmalarını diliyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 30 Mart 2005

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook