İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 52. BİRLEŞİM · CUMA

59 uncu hükümet programı üzerindeki görüşmeler

Mehmet Kemal Ağar

Elazığ Milletvekili · Dyp

Genel Kurul, 52. Birleşim · 1. yasama yılı · 21 Mart 2003 · 465 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Kemal Ağar (Dyp), 21 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 59 UNCU HÜKÜMET PROGRAMI ÜZERİNDEKİ GÖRÜŞMELER); konuşma 465 kelime.

Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ). “59 uncu hükümet programı üzerindeki görüşmeler”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 21 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2003-03-21-59-uncu-hukumet-programi-uzerindeki-gorusmeler (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET KEMAL AĞAR (Elazığ)- Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Sayın Başkanım, hassasiyetinizden dolayı teşekkürlerimi arz etmek isterim. Eğer müsaadeniz olursa, bir başka konuya da küçük bir şekilde değinerek geçmek istiyorum.

Malumunuz olduğu üzere, milyonlarca oya sahip olarak, Doğru Yol Partimizi 3 mensubumuzla Parlamentoda temsil ediyoruz; ancak, İçtüzüğün amir hükümleri gereğince, toplumumuzu temelden ilgilendiren bütçe, hükümet programı veya sair önemli konularda, zamanında müracaat etmemize rağmen, şahsı adına konuşma imkânı bulamıyoruz; bazı İçtüzük tekniğinden ötürü konuşma imkânımız olmuyor.

Sizin demokrasi üzerindeki hassasiyetinizi yakinen takip ettiğimiz ve bildiğimiz üzere, ileride muhtemel İçtüzük değişikliklerinde bu meselenin göz önünde bulundurulması ile bu süreç zarfında bir teamülün yaratılması konusunu yüksek dikkatlerinize sunmak istiyorum. Hiç olmazsa, şahıs adına konuşmalarda partimize imkân tanınması konusunda bir teamülün yaratılmasını sizin ve değerli başkanvekillerimizin yüksek dikkatlerine sunmak arzusundayım; onu arz ediyorum.

Ben, Sayın Çelik'in, böyle bir amaçla bu sözleri sarf etmediğine inanıyorum. Zannediyorum ki, zabıtların tetkikinden sonra, belki bana fırsat kalmaksızın, kendisinin böyle bir düzeltmeyi yapacağına da inanıyorum, inanmak istiyorum; ancak, hepimizin bildiği gibi, 1946'dan bu yana -çokpartili hayata geçtiğimiz dönemden bu yana- geçen elliyedi yıllık zaman süreci içerisine bakıldığında, 1960'daki gibi, 1980'deki gibi müdahalelerle de kesintiye uğramasına rağmen, büyük bir inançla, imanla, davasına, milletin meselesine sahip çıkan bir büyük geçmişi inkârla, bu Parlamentoda, bugün layıkıyla görev yapılmayacağı, hepinizin yüksek takdirlerindedir.

1946'dan sonra, İkinci Cumhurbaşkanı merhum İnönü, Üçüncü Cumhurbaşkanı merhum Bayar'ın Temmuz Beyannamesiyle başlattıkları çokpartili hayata geçişteki sağlam adımlar...

Daha sonrasında, 1950 seçimleriyle "Yeter! Söz Milletindir" gibi bir demokratik itirazın sahibi olarak partisini iktidara taşıyan merhum Menderes ve gerçek anlamda, milletin, devlet ve siyaset hayatında söz sahibi olması ve milletin insanca yaşaması için, çok eseri, birçok eseri ortaya çıkarmış bir Demokrat Parti İktidarını görmezden gelebilmek, herhalde mümkün olmayacaktır.

Daha sonrasında ve öncesinde kurulmuş partiler, daha sonrasında, 1965'le beraber iktidara gelen Adalet Partisi, çok zor bir millî bakiye sistemine rağmen, tek başına milletin teveccühünü kazanarak gelmiş ve tıpkı Demokrat Parti iktidarında olduğu gibi, Türkiye'nin her tarafını barajlarla, yollarla, sağlık, eğitim tesisleriyle, tütün fabrikalarıyla, Türkiye'de hepimizin bildiği yüksek kalkınma hızı ve düşük enflasyonun, hâlâ, bugün bile yüzdelerinin yakalanmadığı bir ekonomik süreç geçmiştir ve daha sonrasında, ana hatlarıyla, tek başına iktidarlar olarak söyleyeceğimiz, merhum Özal'ın 1983'te iktidara partisini taşımasıyla Türkiye'nin dış dünyaya açılması ve Türkiye'nin modernizmiyle ilgili birçok eserleri geride bıraktığı ortadadır.

Bütün bunların yanında, zaman zaman iktidar ortağı olarak Parlamentoda görev yapmış Yeni Türkiye Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, elbette ki, cumhuriyetimizin en eski partisi Cumhuriyet Halk Partisiyle birlikte memlekete, millete, her türlü riski, sıkıntıyı gözönüne alarak, bir haysiyet ve namus timsali olarak siyasî tarihimize, devlet tarihimize geçmiş insanların bu büyük siyasî faaliyetlerini yok farz ederek, bir rant dağıtma biçiminde tarif etmenin, bu Parlamento çatısı altında olan hiç kimseye yaraşmayacağı açık bir gerçektir.

Ben bunu bu şekliyle düzeltmeyi, tarihî bir görev addettim; Sayın Başkanıma bu hassasiyetlerinden ötürü şükranlarımı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP, CHP ve bağımsızlar sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

9 konuşma daha · 21 Mart 2003

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook