Genel Kurul konuşması
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 112. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Temmuz 2004 · 1.046 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Küçükaşık (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.046 kelime.
Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2004-07-08 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Biz, yerel yönetimlerle ilgili çok şeyler konuştuk burada, kamu yönetimiyle ilgili çok şeyler konuştuk. Artık, Türkiye'nin genelden yönetilemeyeceğini, yerelden yönetilmesi gerektiğini, yerele ekkaynaklar aktarmamız gerektiğini ve adından da anlaşılacağı üzere, yerel yönetimin görevinin, yerelin sorunlarını çözmek olduğunu, yerelle ilgili sosyal alandaki her planlamanın da yerel yönetimler tarafından yapılmasını konuştuk, tartıştık; fakat, belediyenin gelirlerini düzenleyen bu tasarıya baktığımızda, yereli yönetmek için o kadar iddialı sözler söylememize rağmen, yereli yönetmek için, yerele gerekli gelirlerin verilmediğini ne yazık ki görmüş bulunmaktayız. Tasarıda yer alan, belediye gelirlerini düzenleyen maddelerin tümü, hemen hemen eski tasarının bir tekrarı şeklinde.
Acaba, biz, belediyeler ve yerel yönetimler denilince hep büyükşehirleri mi anlıyoruz?!
Büyükşehirler yasasında, büyükşehir belediyelerine, genel bütçeden ve vergi gelirlerinden alınan paylarla yeterli kaynak aktardığımız halde, küçük belediyelere, ilçe belediyelerine ve belde belediyelerine, ne yazık ki, herhangi bir şekilde kaynak aktarma konusunda son derece çekimser davranıyoruz. En önemli sorunlarımızdan birisi şu: Yerelde, gerek ilçe belediyelerimiz gerekse belde belediyelerimiz var. Bu belediyelerimizin sınırları içerisinde birçok sanayi tesisi var. Bu sanayi tesisleri o ilçelerde kuruluyor, o ilçenin suyunu, havasını, doğal çevresini kirletiyor, o ilçenin altyapı tesislerini kullanıyor; fakat, şirketin genel merkezinin genelde büyükşehirlerde olması nedeniyle, genel bütçelerden alınan pay, vergilerden alınan pay, büyükşehir belediyelerine aktarılıyor. Şimdi, bu, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki alt belediyeler için doğru bir kavram; ama, büyükşehirden onlarca, yüzlerce kilometre uzaklıktaki bir yerel belediyeye bu payın verilmemesi nasıl anlaşılabilir?! Ya da çok basit bir örnek verirsek, çok küçük bir ilimizde bir fabrika, bir tesis var; ama, o tesisin genel merkezi İstanbul'da, Ankara'da veya İzmir gibi büyükşehirlerimizden birisinde; o yöredeki işletmenin vergisini, ne yazık ki, o ilin sınırları içerisindeki büyükşehir belediyesi alıyor. Bu, hak mı, reva mı?! Bu konuda yasal herhangi bir düzenleme yapmıyoruz, yasal bir düzenleme için herhangi bir çabamız da söz konusu değil. Örneğin, bir ilçe belediyesinde kurulu olan bir sanayi tesisinin vergisini, o il sınırları içerisinde olmayan başka bir büyükşehir belediyesinin alması mümkün mü acaba?! Böyle bir hakkı, o büyükşehir belediyesine nasıl verebiliyoruz? Bu, çok yanlış bir işlem; ama, bu konuda herhangi yasal bir düzenlemeye yönelik çabamız da yok. O zaman biz, o yerel yönetimlere nasıl kaynak aktaracağız? O zaman, biz, o belediyelerin, siyasal iktidardan, genel bütçeden, hükümetten pay almasını, belediye başkanlarının siyasal iktidarın kapısından ayrılmasını nasıl sağlayacağız?! Onlara herhangi bir gelir getirmiyoruz, herhangi bir güvence de vermiyoruz; belediye başkanları, siyasal iktidarın sopası altında, onlardan pay alabilmek için, yine kavga edecekler.
Bu konuda yasal bir düzenlemenin muhakkak yapılması gerekiyor. Biz, bu konuda bir önerge vermiyoruz; çünkü, bu tasarıyla ilgili olarak şimdiye kadar verdiğimiz bütün önergeler, ne yazık ki, reddedildiği için, önerge vermeye gerek yok. Hiç olmazsa, bu bir eksikliktir diyelim, o geliri siz getirin diyelim. Buna yönelik yasal düzenlemeyi siz yaparsanız, iktidar kanadından bir önerge gelirse kabul ediyorsunuz. Ben, bu durumu hepinizin bilgisine sunuyorum.
İkinci olarak şu var: Belediyeler, gerçekten de, çok büyük rant yaratma kapısı haline geldi. Belediyeler, yaptıkları imar planlarıyla, yol planlarıyla, sanayi alanları ve tesisleriyle, çok büyük bir kent rantı yaratıyorlar; ama, bu kentin, belediyenin, yerel yönetimin yarattığı rantı, ne yazık ki, tüm kamuya mal edecek bir şekilde, kendi bütçeleri içerisine dahil edemiyorlar. Örneğin, imar planlarında bir kat izni verilmesiyle beraber o yörede yaratılan herhangi bir rantı belediyenin kasasına aktarmamız mümkün değil; ancak, yerel yöneticilerin cebine aktarılan bir rant haline geliyor yörede yaratılan bu kent rantı. O zaman, yerel yönetimlerin yaratmış olduğu, belediyelerin yaratmış olduğu bu kent rantının, bir kent vakfı kurularak, o belediyelerin, o beldelerin kasasına aktarmanın yasal düzenlemesini yapmak zorundayız.
Yine, belediyelerin yapmış olduğu imar planları ve düzenlemelerle, gerçekten de o beldeyi, o kenti bir cazibe merkezi haline getirmesiyle beraber, emlak fiyatlarında son derece büyük artışlar meydana geliyor; ama, biz, emlak alım satım harçlarını, tüm tapu ve kadastro harç ve gelirlerini, ne yazık ki, orayı gerçekten de yaşanılır bir belde haline getiren, oradaki emlak fiyatlarını yükselten belediyelere herhangi bir şekilde kanalize edemiyoruz. Alınan paralar, tapu kadastro müdürlükleri gelirleriyle beraber genel bütçeye dahil ediliyor; ama, aslında, orayı cazibe merkezi, çekim merkezi haline getiren, oradaki bir dairenin, bir konutun fiyatını artıran o yerel yönetime herhangi bir şekilde pay aktarma zorunluluğumuz yok mu bizim? Orayı yaşanılır bir kent haline getiren o belediyenin, o belediye başkanının o ranttan bir pay almasını niye engelliyoruz?! Bu konuda tapu kadastro harçlarından ve gelirlerinden alınan payın belediyelere de yüzde 5'lik veya yüzde 10'luk bir kesim içerisinde aktarılmasının temel bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum.
Yine, Doğalgaz Tüketimi Vergisinden belediyelere pay ayrılması gerektiğini düşünüyorum; ancak, sadece doğalgaz dağıtımı yapan belediyelere bu pay verilmelidir.
Yine, araç muayeneleri yapılıyor; o beldede, o belediye sınırları içerisinde yaşayan yurttaşların araçlarının muayeneleri yapılıyor. Bu araç muayenelerinin belediyelerce yapılması belediyeye yine ek bir gelir getirecektir.
Televizyon, radyo, gazete ve dergi reklamlarından belediyelere de muhakkak bir pay aktarılması gerekiyor.
Yine, araçlara yapıştırılan firmayı tanıtıcı afiş, her türlü reklama dayalı işlemlerden de İlan ve Reklam Vergisi alınması ve bu alınan paydan da belediyelere pay aktarılması zorunludur.
Yine, cep telefonları için alınan İletişim Vergisinden pay alınmasının da zorunlu olduğuna inanıyorum.
Şimdi, biz, bu maddenin de (a) bendinde, kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları adı altında belediyelere gelir temin etmeye çalışıyoruz. Pekala, her türlü bu vergi resim ve harçları ve katılma paylarını "kent vergisi" adı altında bir vergi içerisinde toplasak da, vatandaşlara belediyenin yapmış olduğu her hizmetten sonra "arkadaş, bizim yapmış olduğumuz bu yatırım karşılığı olarak senin katılma payına bu kadar düşüyor" diye zorla para alıp da, yerel yöneticilerle halkı karşı karşıya getirmektense, her belediyede bir kentli olmanın bilinciyle yaşayan insanlardan o kentte yaşamanın karşılığı vermiş olduğu vergisini alsak, zaten, bunları biz alıyoruz; ama, tek bir madde altında, tek bir vergi kalemi altında toplayıp da, yerel yönetimlerle halk arasında çıkan bu sorunları çözmeye çalışırsak, hiç olmazsa, belediyelere ek bir kaynak aktarılmasında çok daha büyük bir çabamız olacağına inanıyorum.
Bütünüyle baktığımızda, yeni Belediyeler Yasası Tasarısı, bilinenin tekrarından başka bir şey değil. Çok iddialı sözler söylüyoruz hepimiz; belediyelere yeni kaynaklar aktaracağız diyoruz; sağlıktan eğitime kadar sosyal hayatı düzenleyici, kültürel hayatı düzenleyici her türlü fonksiyonu biz yerel yönetimlere ve belediyelere devretmeyi düşünüyoruz. Ama, gelir olarak eli kolu bağlı bir belediye başkanıyla, bir belediye yönetimiyle biz bu büyük hedeflere nasıl varacağız; nasıl, biz, yereli güçlendirebileceğiz? Bu konuda herhangi bir şekilde pay aktarmıyoruz. Nedense, büyükşehirden başka belediye diye bir şey yok Türkiye'de ve sanıyorum, sizlerin kafasında da bir şey yok.
Bu konuda yasal düzenlemeler yapılması dileğiyle, hepinizi, sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 8 Temmuz 2004