İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Gelir vergisi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.1346)

Mehmet Mustafa Açıkalın

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 69. Birleşim · 5. yasama yılı · 28 Şubat 2007 · 1.887 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti), 28 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.1346)); konuşma 1.887 kelime.

Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, İstanbul). “Gelir vergisi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.1346)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-22-2007-02-28-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hak (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c148/b069/tbmm221480690265.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sunulmuş bulunan tasarı, adından da anlaşılacağı üzere, ağırlıklı olarak Gelir Vergisi Kanu- nu'nda, ama, bununla birlikte diğer vergi kanunlarında da değişiklikler, bazı teşkilat kanunlarıyla birlikte değişiklikler içermektedir. Genel olarak baktığımızda, Gelir Vergisi Kanunu dışında, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nda, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nda, Harçlar Kanu- nu'nda, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da değişiklik yapmakta; bunun dışında teşkilat yasaları olarak da, Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'da değişiklik yapmakta, Kamu İhale Kanunu'nda bir değişiklik içermekte, Yatırım ve İstihdamın Artırılmasına, Geliştirilmesine Dair 5084 sayılı Kanun'da değişiklik içermekte ve son olarak da 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda değişiklik içermektedir.

Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat Kanunu'nda yapılan değişiklik, bilindiği üzere, bu bir süre önce Meclisten geçmiş bulunan bir tasarıyla yeni bir teşkilat kurulmuştur Maliye Bakanlığı bünyesinde "Gelir İdaresi Başkanlığı" adı altında. Ancak, vergi kanunlarında herhangi bir değişiklik olmadığı için ilgili vergi kanunlarında Maliye Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatına yapılan atıflar, bu Gelir İdaresi Başkanlığının teşekkülünden sonra uyumsuz hâle gelmiştir. Dolayısıyla, buradaki, Gelir İdaresi Başkanlığında yapılan değişiklikler, muhtelif vergi kanunlarında teşkilat yasalarına yapılmış bulunan atıfların uyumlu hâle getirilmesine matuf bir düzenlemedir.

Aynı şekilde, yine bir süre önce buradan geçmiş bulunan Kurumlar Vergisi Kanunu'na yeni birtakım vergilendirmeye ilişkin müesseseler girmiştir. Bunlar, işte, referans fiyatlarıdır, dünyadaki tatbikata uygun olarak; aynı şekilde kontrol edilen yabancı sermayeye ilişkin bir düzenleme yapılmıştır. Bunların da aynı şekilde kurumlar vergisine paralel olarak Gelir Vergisi Kanunu'nda düzenlenmesine ilişkin birtakım değişiklikler yapılmıştır.

Tasarınm getirdiği konulara ilişkin olarak daha detaylı açıklamadan önce, izninizle, burada gündeme getirilmiş bulunan dolaylı ve dolaysız vergilerin belli ölçüde Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı döneminde arttığına ilişkin olarak değerlendirme üzerinde şu sunacağım hususların da dikkate alınması gerektiğini, doğru değerlendirme yapabilmek için bunların da dikkate alınması gerektiğini bilgilerinize sunmak istiyorum.

Birinci olarak, bilindiği üzere, doğrudan vergileri ilgilendiren Kurumlar Vergisi Kanunu'nda ve Gelir Vergisi Kanunu'nda nispetlere ilişkin olarak düzenlemeler yapılmıştır. Dolaylı vergiler ve dolaysız vergiler, herhangi bir değişiklik olmasaydı dahi, sırf bu nispette yapılan değişiklikler dolayısıyla, dolaylı vergilerin artışı ve dolaysız vergilerin aşağıya çekilmesi istikametinde bir sonuç doğacaktı. Tekrar hatırlatmak babında olmak üzere, bilindiği üzere kurumlar vergisi oranı yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirilmiştir. Aynı şekilde gelir vergisi tarifesinde de azami tarife 45'ten 35'e, asgari tarife, yani tarifenin başlangıç noktası da 20'den 15'e çekilmiştir. Dolayısıyla, bu dolaylı, dolaysız vergilerin payında bunun etkisini, önce, hesap etmek lazım.

İkinci olarak, ekonomideki işlem sayısı gerçekten artmıştır. Bu işlem sayısının artışı, tabii, dolaylı vergilere belli ölçüde yansımıştır. Ama, maalesef bu, dolaysız vergilere, yani gelir ve kurumlar vergisine aynı ölçüde yansımamıştır, çünkü ekonomi, ciddi ölçüde hem içeride hem de uluslararası rekabete açılmıştır. Dolayısıyla, iç ve dış rekabet, kurumların ve mükelleflerin hem ticari hem bilançolarında ciddi ölçüde kâr azalmalarına sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla, sonuç olarak bu iki hususun veya üç hususun bu değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi, daha yakından baktığımızda yapılan düzenlemeler nelerdir? Birinci olarak, Gelir Vergisi Kanunu'nda asgari geçim indirimi -ki, bu uzun süredir gelir vergisi teorisinde ve aynı zamanda uygulamada tartışılmıştır- ilk defa bu şekliyle gelir vergisine dâhil edilmiş bir müessesedir. Burada yapılmak istenen, asgari geçim indirimiyle ücretlerin vergilendirilmesinde teoriye uygun olarak, ücret gelirlerini ayırma nazariyesine uygun olarak farklı bir şekilde vergilendirilmesi, daha doğrusu, daha az oranda, daha az nispette vergilendirilmesi amaçlanmıştır. Burada yapılan düzenleme, sanayi kesimindeki çalışanlar için, on altı yaşından büyükler için belirlenmiş bulunan asgari ücretin mükellefler için yüzde 50'sini, çalışmayan ve geliri olmayan eş için yüzde 10'unu, çocuklarından her biri için de ilk 2 çocuk için yüzde 7,5 ve daha sonraki çocuklar için de yüzde 5 olmak üzere hesaplanacak bir indirimin, ücretin vergilendirilmesinde indirim olarak dikkate alınmasını amirdir. Bu çerçevede bakıldığında hesaplamaya, 4 çocuklu bir aile, bu asgari geçim indirimi hesaplaması sonucunda, bugünkü rakamlarla, aşağı yukarı 70 YTL'lik bir vergi avantajı veya gelir artışına ulaşmış olacaktır.

Diğer bir düzenleme esnaf muaflığıyla alakalıdır. Burada özellikle ev hanımlarının yaptığı işlerin vergi muafiyetine ilişkin olarak devamlılık şartı kaldırılmıştır. Aynı şekilde, bunların yaptığı belli ürünlerin kamu kurum, kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması da muaflıktan yararlanmaya mâni olmayacak şekilde düzenleme gerçekleştirilmiştir.

Biraz önce ifade ettiğim prensibe uygun olarak, kurumlar vergisindeki düzenlemeye paralel olarak, Gelir Vergisi Kanunu'nda teşebbüs sahibinin ilişkili kişilerle yaptığı muamelelerde emsaline aykırı olarak bedel ve fiyatlarla işlem yapması durumunda cari fiyatlarla emsal bedel arasındaki farkın işletmeden çekilmiş addedileceği, dolayısıyla gider sayılmayacağına ilişkin Gelir Vergisi Kanunu'nda düzenleme yapılmıştır.

Aynı şekilde, "kontrol edilen sermaye" kavramına uygun olarak... Kontrol edilen sermaye, oy hakkıyla kontrol edilebilir, sermayeyle kontrol edilebilir veya kâr dağıtımı yoluyla kontrol edilebilir. Bunlardan herhangi bir şekliyle bir şirketin yüzde 50'sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştirak kazançlarında, dağıtılsın veya dağıtılmasın, bunların hesap döneminin kapandığı yıl içerisinde vergilendirilmesi getirilmiştir. Bilindiği üzere, esasen yurt içindeki kazançların dağıtılması hâlinde vergilendirilmesi söz konusu iken, burada, yurt dışı kontrol edilen sermaye kazançlarının dağıtılıp dağıtılmaması kazancın vergilendirilmesi bakımından herhangi bir önem arz etmemektedir.

Diğer yapılan bir düzenleme, değer artış kazançlarının vergilendirilmesidir. Burada değer artış kazancının vergilendirilmemesi için meri Yasa'da dört yıl gayrimenkulun veya hakların elde bulundurulması, mülkiyette bulundurulması gerekmekteyken, bu yapılan değişiklikle bu süre bir yıl artırılmakta, dolayısıyla, bu istisnadan yararlanabilmek için hakların veya gayrimenkullerin beş yıl süreyle elde bulundurulması icap etmektedir. Ancak, geçici madde, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten, daha doğrusu 1/1/2007 tarihinden önce elde edilmiş bulunan gayrimenkul ve hakların vergilendirilmesinde müktesep haklan korumaktadır. Dolayısıyla, bu Kanun yürürlüğe girmiş bile olsa, bu tarihten önce iktisap edilmiş gayrimenkuller ve haklar, yine dört yıl içerisinde, daha doğrusu dört yıldan sonra elden çıkarıldığı takdirde bir şekliyle herhangi bir şekilde vergilendirmeye muhatap olmayacaktır.

Tasarıyla yapılmış bulunan önemli düzenleme, referans fiyatlara ilişkin düzenlemedir; bütün modern ve çağdaş vergi hukuk sistemlerinde olan bir düzenlemedir. Burada getirilen düzenleme, Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunan kişilere, gerçek veya tüzel kişilere, bu kişilerin vergi mükellefi olup olmadığı veya yapılan transferin bir vergi mevzuuna girip girmediğine bakılmaksızın, yapılacak ödemelerden yüzde 30 nispetinde bir stopajı öngörmektedir. Tabii, buradaki düzenlemenin amacı veya gerisindeki düşünce, bu yapılan transferin bir şekliyle illegal -legal olmayan- bir ödeme olduğuna ilişkindir, ancak, bunun legal ödemeleri de kapsamaması bakımından maddede birtakım istisnalar getirilmiştir. Bunlar nedir diye baktığımızda, öncelikli olarak bu ödeme, emsaline uygun bir fiyatla satın alınan mal veya iştirak hissesi için yapılmışsa, burada böyle bir stopaj söz konusu olmayacaktır. Aynı şekilde, bu ödeme, deniz, hava ulaştırma araçlarının kiralanması için yapılmışsa, stopaj yapılmayacaktır veya bir işin tamamlanması bakımından zorunluluk arz eden bir geçiş ücreti, liman ücreti ise burada da herhangi bir kesintiye sebebiyet verilmeyecektir. Ayrıca Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir, bu oranı daha aşağıya, sıfıra kadar çekme hususunda yetkilendirilmiştir.

Diğer düzenleme, uygulamada görülen aksaklıklara ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığına global yetki vermeye ilişkindir. Özellikle muhtasar beyannamelerin şekil ve muhtevaları konusunda ve tevkifat konuları itibarıyla ayrı ayrı beyanname vermeyi de düzenlemeye ilişkin olmak üzere Gelir idaresi Başkanlığına yetki verilmektedir.

Gelir Vergisi Kanunu'ndaki düzenlemelerden sonra, Katma Değer Vergisi Kanunu'na ilişkin olarak getirilmiş bulunan düzenlemeyle, boru hatlarıyla yapılacak olan taşımalarda, bu hatlann inşası ve modernizasyonuna ilişkin teslimlerin de katma değer vergisinden istisna edilmesi hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme, bilindiği üzere, özellikle ve öncelikle BOTAŞ'ı ilgilendiren bir düzenlemedir.

Katma değer vergisinde yapılmış bulunan düzenlemelerin diğer bir getirdiği yenilik, belediyeler ve özel idarelerin mülkiyetinde bulunan, en az iki tam yıl bulunan iştirak hisseleri ve gayrimen- kullerin satışmda da katma değer vergisi istisnası uygulanacaktır. Bilindiği üzere, bu istisna, kurumların aktiflerinde bulunan iştirak hisseleri ve gayrimenkuller için uygulanırken, bu durumda bu idareler için de getirilmiş bulunmaktadır. Esasen, bu idarelerden bu teslimatı alan kişiler bakımından belki avantaj sayılabilir. Yani, bu idarelerden gayrimenkul ve iştirak hissesi alan kişiler bu idarelere katma değer vergisi ödemeyeceklerdir.

Damga Vergisi Kanunu'nda yapılan düzenleme ikinci el araç satışlarıyla alakalıdır. Bilindiği üzere, ikinci el araç satışları noter marifetiyle, noter vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Buradaki ikinci el araç satışlarındaki işlem vergisini azaltmak üzere, araç satışlarına ilişkin sözleşmelerdeki binde 7,5'luk damga vergisi oranı binde 1,5'a indirilmiştir. Esasen, bunun tamamen kaldırılması veya işlemin sadece Emniyet tarafmdan yerine getirilmesi konusunda da bir kanaat bulunmaktadır. Muhtemelen, bu, belki, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak düzenlemeyle sağlanmış olacaktır.

Yine, harçlara ilişkin düzenleme, bilindiği üzere, döviz büfeleriyle alakalıdır. Döviz büfeleri, döviz kurlarının önemli ölçüde istikrar kesbetmiş olması karşısında, artık, eskisi kadar işlem gerçek- leştirememektedirler, kârları azalmıştır. Aynı şekilde, bu, bankalar mevduatına da yansımıştır. Gerçekten, bugün, artık, bankalardaki mevduatın yarısından çoğu TL bazındadır. TL'ye olan güven ve istikrar, yabancı para bazında, insanların tasarruflarını saklama eğilimini aşağıya çekmiş bulunmaktadır. Bu sebeple, bankalarla, banka şubeleriyle aynı statüde harca tabi olan döviz büfeleri için bir avantaj temin edilmiştir. Bunların ücretleri, bankalar ve banka şubeleriyle olan nispetin yarısına indirilmiş bulunmaktadır.

Diğer bir düzenleme Merkez Bankasıyla ilgilidir. Merkez Bankasının ihraç etmeyi planladığı likidite senetlerinden elde edilecek faizlerde banka ve sigorta muameleleri vergisi alınmayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu İhale Kanunu'nda aksaklık olarak görülen bir düzenleme yapılmıştır. Bilindiği üzere, Kamu İhale Kurumunun açmış bulunduğu veya o Kanun'a tabi kurumların açmış bulunduğu ihalelere gireceklerden birtakım belgeler talep edilmektedir. Bunlardan bir tanesi de, vergi borçlarına ilişkin belgedir. Ancak, Yasa'da herhangi bir netlik bulunmadığından, birtakım ihtilaflara, sürtüşmelere meydan vermektedir. Bu tasarıyla getirilmiş bulunan dü- zenlemeyle, Gelir İdaresi Başkanlığının görüşü alınmak suretiyle, kurum, hangi vergiler bakımından ve ne tür vergiler bakımından, ne tutardaki vergiler bakımından Kamu İhale Kurumunun açmış bulunduğu ihalelere, bu Kanun'a tabi kurumların açmış bulunduğu ihalelere girmeye engel teşkil edeceği net ve açık bir şekilde düzenlenecektir.

Bilindiği üzere, 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşvikine Dair Yasa kabul edilmiştir. Bu, başlangıçta otuz altı idi, daha sonrakilerle beraber kırk dokuz ilimizi ilgilendiren bir yasaydı. Bu Yasa çerçevesinde, bu illerde yapılacak yatırımlara enerji teşviki getirilmiştir, gelir vergisi teşviki getirilmiştir, SSK prim teşviki getirilmiştir. Kanun'un çıktığı tarihten bugüne kadar olan geçen süre içerisinde uygulamada da, gerçekten, bu Yasa'nın, özellikle belli bölgelerde başarılı olduğu müşahede edilmiştir.

Şimdi, bu tasarıyla getirilen hükümlerle, tasarıdaki teşvikten yararlanma sınırı için istihdamın, ilave istihdamın en az 30 kişi olmasına dair hüküm 10 kişiye indirilmektedir. Bunun yanında, biraz önce saydığım teşviklere ilave olarak, o Yasa'da, yatırımcılara, bilabedel arsanın mülkiyeti verilmekteydi. Bu defa yapılmakta olan düzenleme, mülkiyet yerine, kamu kurumlarına, hazineye, belediyelere, özel idarelere ait bu arsaların, yatırımcılara, bundan böyle mülkiyet olarak değil, kırk dokuz yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli bir bedelsiz irtifak hakkı tesis edilmesi suretiyle tahsis edilmesini düzenlemektedir.

Önemli bir düzenleme, 4283 sayılı yap-işlet modeliyle elektrik enerjisi üretim tesislerinin kurulmasına ilişkin olarak yapılmıştır. Bilindiği üzere, hidrolik santrallerin özel sektör tarafından yapılmasına ilişkin yetki, EPDK tarafından, çoklu başvurularda lisans ücreti ihalesi yapmak suretiyle gerçekleştirilmekteyken, Danıştay tarafından böyle bir yetkisinin olmadığına dair hükümle, bundan böyle EPDK değil, Devlet Su İşleri tarafından bu işlemler gerçekleştirilmektedir. Ancak, yine bu Meclisten geçmiş bulunan bir düzenlemeyle, EPDK'ya yapılmış bu tür çoklu başvurulardaki işlemlerin neticelendirilmesine dair düzenleme yapılmışken, bunun daha ileri bir aşaması olan lisans almış yatırımcılar bakımından herhangi bir açıklık olmaması ihtilaf konusu olmuştur. Yapılan bu düzenleme bu ihtilafa son vermekte. Dolayısıyla, lisans almış çoklu başvurular bakımından da lisans almış yatırımcıların müktesep haklarının korunmasını hükme bağlamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak arz edeceğim düzenleme, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesine ilişkin 5560 sayılı Kanun'un 30'uncu maddesinde yapılan değişiklik, zorunlu müdafılerin ücretlerinin ödenmesinde bir boşluk doğurmuştur. Bilindiği üzere, bu, daha önce yargı harçlarından karşılanmaktayken, bu iki kanun arasındaki değişiklikte karşılanmayan, ödenmeyen zorunlu müdafi ücretleri ortaya çıkmıştır. Bu, aynı zamanda zorunlu müdafıliğin kapsamının genişletilmesinden de kaynaklanmaktadır. Burada birikmiş olan ödemelerin -aşağı yukarı 1 trilyon mertebesinde olduğu hesaplanmıştır- Adalet Bakanlığı bütçesine konulacak ödeneklerle karşılanmasına ilişkin bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasanın getirdiği hükümlerin hayırlı olmasını diliyor, hepinize teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 28 Şubat 2007

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook