İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · SALI

Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)

Genel Kurul, 117. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Haziran 2010 · 920 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi), 15 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ VEYSİ KAYNAK VE 3 MİLLETVEKİLİNİN BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI, EMNİYET TEŞKİLATI KANUNU İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; KONYA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA KALAYCI VE 3 MİLLETVEKİLİNİN; KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ ABDULLAH ÇALIŞKAN VE 2 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ İLE (S.S.: 508)); konuşma 920 kelime.

Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi, Bitlis). “Kahramanmaraş milletvekili veysi kaynak ve 3 milletvekilinin bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, emniyet teşkilatı kanunu ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; konya milletvekili mustafa kalaycı ve 3 milletvekilinin; kırşehir milletvekili abdullah çalışkan ve 2 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri ile (s.s.: 508)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2010-06-15-kahramanmaras-milletvekili-veysi-kaynak-ve-3-milletvekilinin-bazi-kanu-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 508 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, yirmi maddelik bir tasarı ve tekliflerin içinde birçok bakanlığı, komisyonu ilgilendiren maddeler var ancak tasarının özü öğretmen ve polis atamalarıyla ilgili. Şimdi, tabii, birinci bölüm üzerine de, bu bölüm, ikinci bölüm üzerine de birçok hatip dile getirdi, Türkiye’de hem resmî rakamlara göre hem de eğitim alanında örgütlü olan sendikaların rakamlarına göre 300 binin üzerinde atama bekleyen öğretmen var. Tabii bunların kurdukları bir platform da var. Bir ara Sayın Başbakan “Ne demek ataması yapılmayan öğretmenler?” demişti. Yani bu çok açık. Eğitim mezunu olmuş, üniversiteyi okumuş, öğretmen olmaya hak kazanmış, atanıp öğretmenlik yapmayı bekleyen kişiler... Ha, bunlar da örgütlü toplumun doğası gereği bir araya gelip atamalarının yapılması, işsiz olan eğitimcilerin dayanışması şeklinde bir yapı oluşturmuşlar yani bu çok açık.

Şimdi, tabii, daha önce dile getirdik çeşitli dönemlerde. Millî Eğitim Bakanlığının kendisinin yaptığı iç denetim çalışması var, raporu var; geçen yıl yapılmış, 133 bin öğretmen açığından bahsediyor. Yine, birçok alanda, hizmetli, diğer alanlardaki açıklardan bahsediyor, geniş bir rapor ama öğretmenler üzerindeki kısımla ilgili dile getirirsek geçen yıl Millî Eğitimin kendisinin yaptığı iç denetim sonucunda 133 bin öğretmen açığı var. Tabii, bu süre içinde yapılan öğretmen atamaları var ama bu sürede yeni yetişen, eğitim çağına gelmiş öğrenci, okumaya başlamış öğrenci sayısını kıyasladığımız zaman bu sayının düşmediğini, tam tersine yükseldiğini söyleyebiliriz. Ancak Türkiye’de çok ciddi bir öğretmen açığı olduğunu, yapılan, atanan sözleşmeli öğretmen, vekil öğretmen, ek ders ücreti karşılığı öğretmen uygulamalarına rağmen ciddi şekilde açık olduğunu hem Sayın Bakan hem Hükûmet kabul ediyor ancak bunlar dile getirildiği zaman 2002’den sonra yapılan öğretmen atamaları, 2002’den bu yana öğrenci sayısına düşen öğretmen sayısı, 2002’den bu yana derslik sayısı üzerinden hesap yapılıyor.

Şimdi, çağdaş dünyada, dünyanın sayılı ekonomileri arasında olduğunu iddia eden bir hükûmetin yapması gereken, tüm alanlarda, özellikle eğitimde mevcut tüm boşlukları, tüm açıkları kapatmak, herkesin eğitim ve öğretim hakkını elde etmesini, eğitim ve öğretim yapabilmesi için bir okula, bir dersliğe, bir öğretmene sahip olmasını sağlaması gerekiyor çünkü çağdaş dünyada eğitim en temel insan hakkıdır, en temel insan haklarından biridir. Eğer bir insanı siz eğitimden mahrum bırakırsanız, diğer alanda, demokrasiden, insan haklarından bahsetmenin çok anlamı kalmaz. Eğer sizin eğitimde olması gereken, öğrencilere yetecek dersliğiniz yoksa, eğer siz mevcut, okuyan, okullu olan öğrencilere yetecek kadar öğretmeniniz yoksa, 2002’den bu yana ne kadar atama yapmışsınız, ne kadar derslik yapmışsınız bunun hiçbir anlamı yoktur. Benim veya sizin, bir diğerinin çocuğu okul okuyacak, onun okuması için derslik olmayacak, onu okutacak öğretmen olmayacak ama siz diyeceksiniz ki: “2002’den önceki hükûmetler, iktidarlar, Millî Eğitim bakanları bizden de daha az kişi okutmuşlar.” Yani bu gerekçeyi hiçbir veli de kabul etmez, hiçbir çocuk da kabul etmez, uluslararası, dünya standartlarına da uygun değil.

Şimdi, birçok zaman bunlar denildiği zaman bütçe önümüze getirilir, imkânlar önümüze getirilir. Peki, hani biz dünyanın en büyük 16’ncı, 17’nci ekonomisiydik? Hani 2023 yılında ilk 10’un arasına girmeyi hedeflemiştik, önümüze koymuştuk? Büyük olmak ne demektir? Eğer bizler çocuklarımızın, okul okuması gereken çocuklarımızın eğitim görecekleri sayıda okulu ve dersliği yapamıyorsak, eğer bizler okul okuması gereken çocukların eğitimini karşılayacak, onları eğitecek sayıda öğretmeni atayamıyorsak -ki üniversiteler açmışız, eğitim fakültelerini açmışız, insanlar okumuş, buradan mezun olmuş, iş arıyor, feryat ediyor- biz bunları atayamayacaksak büyük olmak, büyük ekonomilerin arasına girmek hangi anlamı ifade ediyor, neyin büyüğü oluyoruz, hangi anlamda büyük oluyoruz, onun açıklanması gerekiyor; Hükûmet tarafından açıklanması gerekiyor, Sayın Başbakan tarafından açıklanması gerekiyor, Sayın Bakan tarafından açıklanması gerekiyor.

Tabii, veriler hep dile getirildi, eğitimle ilgili veriler üzerinde konuşmaya ihtiyaç yok. Çok acil bir şekilde, 2010 yılı içinde, sözleşmeli öğretmenlerin durumu hemen netleştirilmeli çünkü bu konuda hem Sayın Başbakan hem Sayın Bakan hem Hükûmet yetkilileri defalarca açıklama yaptılar bugüne kadar, geçmiş yıllarda “Biz en kısa sürede sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçireceğiz.” Yani 2010 yılı içinde sözleşmeli öğretmenlerin hepsinin kadroya geçirilmesi gerekiyor ve bunun için bir çalışma yapılması gerekiyor.

Başta bizler olmak üzere, bu Parlamentodaki tüm milletvekillerinin, 550 tane milletvekilinin destek vereceğini umuyorum ve bunun dışında da kimse davranmayacak, bir an önce bunun öne alınması gerekiyor ve bu kadroların, şu anda ihdas edilen kadroların dışında atanması gerekiyor, bununla ilgili bir düzenleme yapılması gerekiyor. Yoksa 68 bin-70 bin civarında sözleşmeli öğretmen var, bunların birçoğu KPSS sınavına girmiş veya yeniden giriyor. Siz 25 bin tane öğretmen ataması yapacaksınız, birçoğu zaten sözleşmeli, vekil veya ek derste çalışan öğretmenlerin arasında olacak, bu açığı kapatmayacak. Siz 25 bin, 40 bin veya 50 bin tane öğretmeni atadığınız zaman, bunların çoğunluğunu, yarısını en az, belki yarısından çoğunu bu tür öğretmenler oluşturuyor ve o sayı kadar açık kalıyor yine, öğretmen açığı kapanmıyor.

Tabii, bu arada emniyet teşkilatı için kadro ihdasıyla ilgili konuya da değinmek istiyorum. Şimdi, bu tasarının gerekçesinde hem Hükûmetin hem diğer milletvekillerinin, bu tasarıyı getirenlerin bir gerekçeleri var, açıklama yapılmış -Sayın İçişleri Bakanımız da cuma günü yaptığı açıklamada aynısını söyledi- diyor ki: Türkiye’de kişi başına düşen polis sayısıyla Avrupa Birliğinde kişi başına düşen polis sayısını karşılaştırıyor. Tabii, o zaman Sayın Bakan 200 binin üzerinde bir polisten bahsetti. Bu tasarıda 177 bin öğretmenden bahsediliyor ve şu anda o dönemden sonra yapılan atamalar ve şu anda ihdas edilen kadroları da aldığımız zaman, gerçekten kişi sayısına düşen polis anlamında, 1 polise düşen kişi anlamında Avrupa Birliği standartlarını yakalıyoruz.

Peki, şunu sormak istiyorum Sayın Hükûmete, İçişleri Bakanına ve birlikte görüşüldüğü için Millî Eğitim Bakanına: Sizler millî eğitimde, sağlıkta, diğer alanlarda, hukukta, diğer tüm alanlarda Avrupa Birliğinin hangi standardını yakaladınız ki polis ataması ve ihtiyacıyla ilgili değerlendirme yaptığınız zaman “Avrupa Birliği standardı” diyorsunuz ve bunu yakalamamız gerektiğini söylüyorsunuz? Peki, eğitimde bu standartları hiç karşılaştırdınız mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 15 Haziran 2010

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook