İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710

Mehmet Nuri Saygun

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Aralık 2004 · 866 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Nuri Saygun (CHP), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 866 kelime.

Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; günün bu erken saatlerinde gene bir yasayı yetiştirmek adına burada toplanmış bulunuyoruz; bu vesileyle, şahsım adına hepinize saygılarımı sunuyorum.

Efendim, her fırsatta, buraya çıktığımızda söylediğim bir söz var: Yasal düzenlemeler yapıyoruz, zaten, aslî görevimiz bu; ancak, hızına yetişmekte hem komisyon üyeleri olarak, hem Meclis çalışanları olarak, Meclisteki milletvekili arkadaşlar olarak, hem de toplum olarak pek de rahatlıkla götürdüğümüzü iddia edemiyorum ve her kesitin ciddî anlamda zorlandığını düşünüyorum.

Bir kere, altkomisyon üyesi olarak, bir günde bir yasa geçirdik; işte, 5 arkadaş beraberdik. Doğrudur, elimizden geleni yaptık; ama, bir günde 126 maddenin altkomisyondan geçtiğini düşünürseniz, ne kadar dört dörtlük olduğunun takdiri de sizlere kalır. Kaldı ki, eğer bu yasa komisyona gelirken belirli bir anlayışın denetiminde, kontrolünde gelirse, zaten, çoğu maddenin değiştirilmesine imkân da olmaz, rehabilite edilmez, edilse bile, yasanın tümü içinde yer yer sırıtır. Az evvel Bakanım söyledi, doğrudur; artık, 17'ye 5 var; cezayla ilgili paket tamamlandı. Umarım, bundan sonra, böyle inanılmaz bir hızla karşımıza yasalar gelmez ve enine boyuna tartışmak, değerlendirmek, incelemek fırsatını buluruz.

Efendim, komisyonda çoğu şey değişmez dedim; doğrudur; neden değişmez; çünkü, her yasanın genel bir profili, genel bir anlayışı olur. Eğer, bu anlayış, yasanın çoğu maddesine egemen olarak yerleşmişse, tabiî ki, değişmez.

Şimdi, Ceza İnfaz Yasasında, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Yasası Tasarısında bir genel anlayış var. Birileri suç işlemiştir, ceza ve tevkifevlerine konulmak suretiyle cezalarını çekeceklerdir; ama, bu insanlar, cezaevlerine geldiklerinde, sadece ve sadece mahkeme kararıyla kendilerine verilmiş olan hapis cezasının dışında, bir de, çok daha farklı, işte, yasanın tümü üzerindeki anlayışa dayalı olarak, psikolojik veyahut disiplin yönüyle başka cezalara da reva görülmüşlerdir. Şimdi, bunları tek tek saymak mümkün değil; ama, çok kısaca özetlersek şunları görmek mümkün arkadaşlarım:

Öncelikle, bu yasa tasarısı, geçmişte cezaevlerinde yaşanan sancı ve sıkıntıların, ne olursa olsun, giderilmesine dayalı ciddi tedbirler alınmış; ama, ifrata kaçılmış tedbirler alınmış bir yasa metni niteliğinde. Benim en çok rahatsız olduğum tarafı, kendi kendime de, birkaç kez oturup, yahu, Allah korusun, aynı şey hepimizin veya bir yakınımızın başına gelebilir, bir şekilde cezaevine girsek ve ciddî bir süre kalınacak pozisyonda olsak, yapılan düzenlemeye göre, bir ve üç kişilik odalarda kalınacak; yani, ya bir kişi olacak ya da üç kişi olacak. Şimdi, pek de kısa süreli olmayan bir mahkûmiyette, on sene, onbeş sene, yirmi sene gibi bir mahkûmiyette bir kişilik odada kalınacağını düşünün!..

Değerli milletvekili arkadaşlarım, ceza, mahkeme kararıyla verilen, hürriyetin kısıtlanmasının belirli kurumlarda çekilmesine dayalıdır; ama, eğer, bir kişilik odalara insanları koymayı alışkanlık veya prensip haline getirirseniz, bu, cezayı katlama anlamına gelir, insanlara psikolojik bir eza anlamına gelir, bir sıkıntı anlamına gelir. Bu nedenle, yasa tasarısının belirli maddelerinde, özellikle, bu, bir, üç kişilik odaların, hiç değilse, üç, on kişilik olması veyahut bu olamıyorsa bile "bir" ifadesinin dikkate alınmayarak, minimum üç kişiyle tutulmasının insan psikolojisi açısından doğru olacağını düşünüyorum ve bir de bunları ortak bir üniteye açabilirsek, hiç olmazsa, dokuz on kişinin birlikte görüşebileceği, insanî ilişkilerini oluşturabileceği bir ortamı yaratabiliriz diye düşünüyorum.

Bunu söylerken, yasanın bir çelişkisi geliyor karşımıza. Değerli milletvekili arkadaşlarım, yasada deniliyor ki: Kurumlara gelen hükümlü ve tutuklular iyileştirilir, sosyalleştirilir. Sosyalleşmenin de, iyileşmenin de ölçütü, bir toplumun içinde yaşamak, en azından belli sayıdaki insanlarla beraber yaşamak, onlarla kurulan iletişim sonuçlarına göre değerlendirme yapılması; sosyalleşmedeki veyahut iyileşmedeki eksiklikler nelerse, onların tamamlanması yoluna gidilmesi gerekir.

Eğer, siz, insanları, böyle, münhasıran, yalnız başına cezalarını çekecekleri ortamlara götürürseniz, bu insanları nasıl sosyalleştirirsiniz veyahut iyileşip iyileşmediklerini, ihya olup olmadıklarını nasıl görürsünüz?! Bu nedenle, yasanın, kendi içinde böylesine bir de çelişkisi var.

Ben, bu yasa tasarısının, hazırlanırken, özellikle idarenin karşılaşacağı muhtemel sıkıntıları, öyle veya böyle, en kolay yoldan halletmeye yönelik kolay tedbirlerle düzenlendiğini düşünüyorum.

Yasanın tümü böylesine katı mı, yasanın tümü bu kadar radikal bir nitelik mi taşıyor; hayır. Yani, hepsine evet, her tarafı böyledir dersek, o zaman, zaten, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, böyle bir yasayı destekliyor olamazdık. Yasanın, tabiî ki, hükümlülerin menfaatına da olan ve birtakım insanî hakları tanıyan düzenlemeleri de var; ama, genel tablo, ne yazık ki, az evvel söylediğim gibi.

Bir kere, yasada var olmayan bazı hususlar değiştirildi. "Kanunîlik" ilkesi yasada yoktu; 6 ncı maddeye bunu ilave etmek suretiyle, kanunun ve hukukun üstünlüğü konusunda bir gayret sergilenmiş oldu.

Bu iyileştirme programları, söylem olarak pek de hoş değil; tutukluların, mahkûmların iyileştirilmesine yönelik yapılacak çalışmalar, programlar. Başlangıçta, tasarıda öyle bir düzenleme vardı ki, hükümlüler, doğrudan doğruya, iyileştirme programının sorumlusuydu; yani, eğer iyileştirme programı başarılı olmazsa, bunun suçlusu mahkûmlardı; fakat, bu konuda, 7 nci maddede yapılan bir değişiklikle, bu husus her iki tarafa birden, yani, bir taraftan cezaevi görevlilerine, bir taraftan da mahkûmlara paylaştırılmak suretiyle, bir adalet, bir denge kurulmuş oldu.

Disiplin cezalarıyla ilgili düzenlemede, doğrudan doğruya, tüzüklere ve yönetmeliklere atıf vardı. Biz, komisyon üyeleri olarak, bu düzenlemeleri doğru bulmadık; eğer, bir kanun tanzim ediyorsak, verilecek olan disiplin cezalarının, en azından, şümulünün, belirli bir yapısının kanunda yer almasının doğru olacağını ve tüzük ve yönetmeliklerle disiplin cezalarının uygulanmasının doğru olmayacağını iddia ettik. Bu konuda gerekli düzenlemeler de yapıldı ve o yönüyle de kanunîlik ilkesine sadık kalındı diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sonuç itibariyle, tasarı, öyle veya böyle, bugün yarın bu Meclisten geçecek.

HASAN KARA (Kilis)Yarına kalmaz.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla)Yarına da kalabilir.

Bir hedefimiz var. Hedef, az evvel Bakanımızın da söylediği gibi, Avrupa Birliği yolunda, üzerimize düşen görevleri yerine getirmek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 13 Aralık 2004

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook