Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)
Denizli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ocak 2008 · 495 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti), 8 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 495 kelime.
Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti, Denizli). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-salih-erdogan-23-2008-01-08-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET SALİH ERDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören kanun tasarısıyla ilgili olarak şahsım adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu, Kabahatler Kanunu ve diğer -biraz önce çokça, sıkça zikredilen- temel yasalarla Türkiye hakikaten çağdaş bir Ceza Kanunu’na kavuşmuştur. Tabii, ceza adalet sistemimizi oluşturan sadece Türk Ceza Kanunu değildir. 22’nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin en verimli, en iyi, en güzel çalışmaları arasında, bu temel kanunların çıkarılması ve yürürlüğe konmuş olmasıdır. Tabii, Türkiye Büyük Millet Meclisi, daha önceki dönemlerde de çok güzel temel kanunları yürürlüğe koymuştur. Özellikle 21’inci Dönemde Medeni Kanun’umuz temel bir yasa olarak çıkarılmış, yine Anayasa’mızda büyük uyumlar, uyum değişiklikleri yapılmıştır. Hakikaten bu temel kanunlar otuz yıldır, kırk yıldır, elli yıldır tartışılan ve değiştirilmesi hususunda her kesimin ittifak ettiği temel kanunlardı. Bugün, bu dönemde, önümüzde Borçlar Kanunu gibi, Ticaret Kanunu gibi ve Anayasa gibi temel kanunların değiştirilmesi ve uygulamaya konulması gelmektedir. İnşallah, bu yüce Meclis, bu alanda da iyi çalışmalar, verimli çalışmalar yapacaktır.
Değerli milletvekilleri, ceza kanunlarının asıl amacı, kişileri cezalandırmak, hapse atmak ve suçlulara cezaevinde acı ve ıstırap çektirmek değildir. Hukukun asıl amacı, toplumda barışı, huzuru ve güveni sağlamaktır, başta fikir ve ifade özgürlüğü olmak üzere can ve mal emniyetini sağlamaktır, insana saygıyı en üst seviyeye çıkarmaktır. Bu nedenle, ceza hükmü içeren kanunların suçta ve cezada kanunilik ilkesi, geçmişe uygulama yasağı, kıyas yasağı gibi temel ilkelere uygun olarak düzenlenmiş olması yanında, insana saygıyı esas alması, işkence ve eziyet gösteren uygulamaları etkin biçimde yasaklaması, insan onuruyla bağdaşmayan cezalar içermemesi, hâkimlerin keyfî ve duygusal hüküm vermelerine yol açacak kavram ve tanımlara yer vermemesi prensiplerini de içermesi gerekmektedir. Yani, hukuk devleti olmanın gereği, suç ve adalet sistemimizin temel ilkesi olmalıdır.
Suç işleyen insanların sosyalleşmesi ve topluma yeniden dönmesi, toplumsal sorumluluğa sahip birey durumuna getirilmesi de ceza, infaz kanunlarımızın amaçları arasındadır.
Eminim, biraz önce belirttiğim temel ceza yasaları ve şu an görüşmekte olduğumuz, ceza hükmü içeren tamamlayıcı kanunlardaki değişiklikler toplumda huzurun, barışın tesisi, özgürlüklerin güvence altına alınması açısından çok önemli düzenlemedir.
Değerli milletvekilleri, adalet gecikmeyi sevmez. Adaletin gecikmesi toplumu incitir, hukuk dışı yollardan hak arama özentisi oluşturur. “Geciken adalet, adalet değildir.” özdeyişiyle güzel bir şekilde ifade edilen bu husus hukuk devletinde saygıyı azaltır.
Başka bir husus, yargının yıpratılması konusudur. Değerli milletvekilleri, yargı yıpratılmamalıdır. Yargıya güvenmek zorundayız. Yargıya güven ilkesinin zarar görmemesi, ülkenin zarar görmemesinin en temel şartıdır.
Değerli milletvekilleri, yargının verdiği kararlar eleştirilir mi, eleştirilmez mi konusu her zaman gündemde olan bir konudur. Yargının verdiği kararlar elbette eleştirilebilir. Fakat, bu eleştirilerin sonuçlanmış mahkeme kararlarıyla sınırlı olması, akılcı ve hukuki olmasını gerektirmektedir.
Mahkeme kararlarının magazinleştirilmesi, özellikle yargıya intikal etmiş ve yargılaması devam eden olaylarla ilgili yargısız infazlara girişmek son derece sakıncalıdır.
Değerli milletvekilleri, hukuk sistemimizde köklü reformların yapılması gerektiği her zaman söylenmiştir, söylenegelmektedir. Hakikaten, böyle bir reform da gereklidir. Ancak, bugüne kadar yapılanlar da çok önemli adımlar ve atılımlardır. Pek çok temel yasada değişiklik yapılmıştır. Adliye binalarının hızlı bir şekilde adalet sarayı hâline dönüştürülmesi çalışmaları, mahkemelerimizin en son teknolojinin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 8 Ocak 2008