Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 45. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Ocak 2009 · 879 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 15 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)); konuşma 879 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-01-15-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, öncelikle bir usul meselesini tekrarlamak istiyorum. Kanunlar ülkemizin ve toplumun ihtiyaçlarını hukuk zemininde çözebilmek veya çözümlere hukuki zemin oluşturmak için yapılır. İhtiyaçlar ne kadar şiddetliyse ve ne kadar genişse, yoğunsa, bu konuda yapılan hazırlıkların, düzenlemelerin de o derinlikte, o kapasitede olması gerekir. Bana göre toplumun çok temel bir sorununu ve yaklaşık seksen yıldır çözemediğimiz, çözüme kavuşturamadığımız bir sorununu çözmek için bir hukuk geliştiriliyor, bir kanun yapılıyor. Başka kanunlarda da aynı şey oluyor. TRT’nin elli yıllık kanununu değiştiriyoruz, komisyonlarda çalışılıyor, alt komisyonlar kuruluyor, sonunda Genel Kurula geldiğinde son maddede, son saatte bir önerge getiriliyor; kanunun vasfını değiştiriyor, karakterini değiştiriyor, yeni bir husus ekliyor. Tabii, birtakım soruların sorulması, endişelerin ifade edilmesi kendiliğinden geliyor. Madem bu sorun önemli, madem bu sorunu çözmek noktasında bir niyetiniz, iradeniz var, bu kanunları hazırlarken, bu önergeleri veya bu değişiklikleri niye zamanında yapmıyorsunuz? Burada, tabii kendiliğinden bir niyet sorgulaması geliyor önümüze. Buna mecbur değilsiniz, yeterli gücünüz var, iradeniz var, bilgi birikiminiz var, dirayetiniz var, neden böyle bir şeyi ısrarla yapıyorsunuz, gerçekten anlamakta zorlanıyoruz, öncelikle bunu ifade ediyorum. İşte, bugün, yine böyle bir olaya şahit oluyoruz.
Değerli milletvekilleri, bakınız ormanlar bu toplumun vazgeçilemez, en önemli yaşam değeridir. Ormanlarla ilgili bir düzenlemenin, bir sorunun çözümünün böyle kaşla göz arasında birtakım düzenlemelerle geçiştirilmesi, gerçekten Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmıyor. İktidar partisi grubunun bu noktada gerekli duyarlılığı göstermesi gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, Tapu Kanunu’nu görüşüyoruz, 6831 sayılı Orman Kanunu’nu değiştiriyoruz. 1986 yılından bu yana her hükûmetin teşebbüs ettiği, orman rejimi dışına çıkartılan arazilerin değerlendirilmesi konusunu Tapu Kanunu bünyesinde çözmeye çalışıyoruz. Bu yanlış değerli arkadaşlar. Bu doğru değil. Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylüyorum ve orman yüksek mühendisi bir arkadaşınız olarak söylüyorum, orman vasfını kaybetmiş arazilerin tespiti ve değerlendirilmesi bu ülkenin çok temel sorunlarından biridir, çözülmelidir; çözülmesi için hem doğru hukuk kurmamız hem de bir toplumsal mutabakat temin etmemiz gerekir. Bu sorunun çözümünü yalnız ormancılara, Orman Genel Müdürlüğüne, orman mühendislerine bırakmak haksızlık olur. Her defasında, siyasetçilerin ortaya koyduğu birtakım kurallarla orman mühendislerinin başı derde girmektedir, mahkemelere düşmektedirler. Adam gibi, doğru, gerçekten bir yerlerden geri dönmeyecek bir kanunu çıkarmak, burada, muhalefetiyle iktidarıyla hepimizin sorumluluğundadır.
Bakın, bu konuda Sayın Orman Bakanıyla… Maalesef burada yok, yani, ormancılıkla ilgili çok önemli bir konuyu görüşüyoruz, ama burada Orman Bakanı yok. (AK PARTİ sıralarından “Burada” sesleri)
Buradaydı, çıktı.
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar)Genel Kurulda olmayan Sayın Bakandan bize ne Allah aşkına!
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Sayın Bakanla onun daveti üzerine bu konuyla ilgili toplantılar yaptık ve görüşlerimizi de ifade ettik, bu konunun çözümüyle ilgili yardımcı olacağımızı da ifade ettik.
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar)Çadır devleti anlayışıyla devlet yönetiyorsunuz.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Bakın, değerli milletvekilleri, ancak maalesef konunun özünü, kendisini burada, getirip tartışmaktan kaçınarak, Tapu Kanunu’nda son dakikada bir önergeyle 2/B maddesinin sorununu, yani Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini aşmaya çalışıyoruz. Yani, Anayasa Mahkemesi orada duruyor. Bu inatlaşmaya niye gerek var? Niye ihtiyaç duyuyorsunuz?
Değerli arkadaşlar, sizler de biliyorsunuz –yani, halkımıza bilgi vermek noktasında söylüyorum, yoksa sizin bildiğinizi biliyorum- Anayasa Mahkemesi, bunu, işte 1987’den bu yana… Biliyorsunuz, 1981’den bu yana orman niteliğini kaybetmiş arazilerin değerlendirilmesi için ormanla ilgili kanunlarda değişiklik yapıldı. İlk değişikliği 3402 sayılı Kanun’un 45’inci maddesini değiştirerek yaptılar. Anında Anayasa Mahkemesi 1989/13 sayılı ve 14/03/1989 tarihli kararıyla bunu iptal etti. O günün iktidarı bu defa 1991 tarihli 2924 sayılı Kanun’da bir değişiklik yaptı, bu 2/B maddesiyle dışına çıkartılan araziyi satabilmek için. Anayasa Mahkemesi 93 yılında yine iptal etti. Sonra, 4706 sayılı Kanun’da bir değişiklik yapılarak bu yol tekrar açılmaya çalışıldı. Bu defa Anayasa Mahkemesi 23/01/2002 tarihinde 2002/21 karar sayılı kararıyla yine iptal etti. İktidarınız döneminde de çıkarttığınız kanunla ilgili yine iptal gördünüz. Bu inatlaşma niye?
Şimdi, şunu bilmemiz lazım: Anayasa’nın 170’inci maddesi yerinde durduğu sürece, siz, orman olarak tanımlanan yerlerden ilim ve fen bakımından orman vasfını kaybetmiş arazileri satamazsınız.
Değerli arkadaşlar, çok net. Anayasa Mahkemesinin bu konuda dört beş tane kararı var. Satamazsınız, kişiler adına tescil edemezsiniz. 170’inci madde buna çok amir hüküm. Diyor ki: Bu arazileri orman içi köylerinin kalkındırılması için tahsis edersiniz. Onlara da satamazsınız. Orman içi köylüsüne de satamazsınız. Anayasa Mahkemesinin bu noktadaki her teşebbüse karşı oluşturduğu gerekçeli kararlar bunlar. Şimdi bu, göz göre göre ortadayken ve her defasında Anayasa Mahkemesinin duvarından geri dönerken bu inatlaşma niye?
Şimdi burada getirdiğiniz ek maddeyle de yeniden bunu denemeye çalışıyorsunuz. Ben sordum Sayın Bakana, yani niyet okumuyoruz, bir kötü niyet aramıyoruz, ama getirdiğiniz ek maddede sordum, teknik olarak sordum. Mühendis arkadaşlarınız var içinizde. Kadastro, ifraz ve tescil işlemleri… Satmayacağınız parselin ifrazı niye gerekli arkadaşlar? Ayrıca çok açık yüreklilikle de zaten söylüyorsunuz, “4,5 milyon kilometrekare 2/B maddesine dayalı arazi var, bunu satarak 25 milyar dolar hazineye gelir elde edeceğiz.” diyorsunuz. E, satabilmek için de 170’inci maddeyi değiştirmeniz lazım. Çok net söylüyor, diyor ki 170’inci madde: “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2’nci maddesinin (B) fıkrası kapsamında 1981 yılından sonra orman vasfını kaybetmiş arazileri orman içi köylerin kalkındırılması için tahsis edeceksiniz.” 169’uncu maddeyi ormanları geliştirmek için kullanacaksınız.
Değerli arkadaşlar, altı yıl oldu iktidarınız. Bence toplumsal bir adaletsizliğe tedbir geliştirmek anlamında, özellikle büyük şehirlerin etrafında ormandan kazanılan veya ormandan yağmalanan arazilerin şahısların uhdesinde bir gelir kaynağı olmasının önünü kesmek sorumlusuyuz. O tüm toplumun malı, tüm Türkiye'nin malı. Dolayısıyla 170’inci maddede yapılacak değişiklikle orman dışına çıkartılan arazilerin en azından orman köylüsüne kazandırılamayacak, ormana döndürülemeyecek kısımlarının hazineye gelir olarak kazandırılmasının hukuki tedbiri alınmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 15 Ocak 2009