Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 22. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Kasım 2009 · 763 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)); konuşma 763 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Çok Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
428 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsım adına söz aldım. Öncelikle, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bu kanun teklifine olumlu oy vereceğimizi ifade ediyorum.
Gerçekten, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlerin çok temel bir sorunu, istihdam sorunu üzerinde Genel Kurulumuzun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir kanun gerçekleştirecek olmasını çok önemsiyorum ve buna olumlu katkı vermenin gerekli olduğuna inanıyorum.
Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Tabii, öğretmenlerle ilgili, öğretmenlikle ilgili çok güzel sözler söylendi. Sözlerin en güzelini söylemek gerekir, en güzelini de söylemeye çalıştı arkadaşlarımız. İnsan ve eğitim, inanınız ki bir toplum açısından, bir ülke açısından en değerli varlık, en önemli yatırım yapılacak, her türlü hesabın dışında, her türlü siyasetin dışında destek verilecek çok temel bir konu. Geleceğimizin teminatı eğitim ve öğretmenler ve eğitime verilecek destek, ayrılacak kaynaklar tüm tasarruf tedbirlerinin dışında tutulması gereken çok önemli bir konu. Eğer geleceği büyük düşünüyorsak, geleceği büyütmeyi amaçlıyorsak, bunun için siyaset yapıyorsak tasarrufu düşünmeden, gelecekten tasarruf yapmadan her türlü desteği vermemiz gereken bir konu eğitim ve bir alan öğretmenlik ve öğretmenler ama ne yazık ki her 24 Kasımda milletin bu kürsüsünden öğretmenlerin sorununu konuşarak sanki görevimizi yapmış oluyoruz.
Ben bir tenkit olarak söylemiyorum, bir muhalefet siyaseti olarak da söylemiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Eğitime, öğretmenlere verilen hizmetin, en azından, en çoğundan- bu noktada gösterilen gayretin tamamına, şahıs olarak, Milliyetçi Hareket Partisi olarak şükranlarımı sunuyorum ama yapılan bu çalışmaların maalesef yeterli olmadığını, bu çalışmalarla Türk milletinin büyük geleceğinin kurulmasının çok da mümkün olmadığı endişesiyle ifade ediyorum.
Geçen sene, 2008 24 Kasımında yine bu kürsüden -bir başkasına da ait olabilir bu söz ama- benim bir öz eleştiri olarak ifade ettiğim şu hususu tekrarlamakta fayda görüyorum. Bana göre, öğretmenlerle ilgili yapılacak her konuşma bu sözlerle başlamalıdır: “Sevgili öğretmenim, hakkını helal et, sana olan minnet borcunu ödeyemedik. Seni hâlâ sorunlu olarak anmak, durmadan sorunlarını konuşmak, en azından sana karşı haksızlık, sana karşı saygısızlıktır. Seni yönetenleri ve senin için nutuk atanları lütfen affet.” Gerçekten. Şimdi, bugün Öğretmenler Günü ama öğretmenler sokakta eylem yapıyorlar.
Değerli konuşmacılar doğru rakamlar verdiler, muhtemelen Sayın Bakan da cevabi konuşmasında bu rakamları teyit edecek.
Aslında bugün Danışma Kurulunda bir mutabakat temin ettik. İnşallah bir başlangıç olur, devamını böyle getiririz ancak bugün arzu ederdim ki 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Sayın Hükûmet, Sayın Bakanımız burada bir konuşma yapar, öğretmenlerle ilgili programlarını anlatır ve biz de gruplar olarak kalkar katkı vermeye çalışırdık ama ne yazık ki bugün, sonuna kadar, bitinceye kadar çalışma süresi koymuş olmamıza rağmen Sayın Bakan böyle bir şeye gerek görmedi ve bir başka kanunun konuşmalarında Öğretmenler Günü’nü anmaya çalışıyoruz.
Değerli milletvekilleri, öğretmenlerin sorunlarını konuşmak zannediyorum herkese üzüntü veriyor. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti şu seksen yıllık ömründe hâlâ öğretmenlerini sorunlu olarak konuşuyorsa burada bir yanlışlık var.
Bakın, yirmi bir çeşit öğretmenlik olduğu söyleniyor. Yani aynı işi yirmi bir çeşit farklı unvanlarda yaptırıyoruz. Aynı işi yapan iki insan -aynı okulda, aynı köyde öğretmenlik yapan iki insan- farklı statülerde, farklı hukukla işleme tabi tutuluyor. Bunu aşmak gerekiyor, bu doğru değil, bu faydalı değil.
Bence bazı alanların hukukuyla çok oynamamak gerekiyor, bir gelenek geliştirmek gerekiyor. Bunların başında bana göre eğitim sisteminin hukukuyla bu kadar çok oynanılırsa, bu kadar farklı statüleri geliştirirsek… Eğitimde teknik dediğimiz hadise yalnız müfredatta değil, öğretmenin hukukunda da aynı olmak mecburiyetinde. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, üzerinde çok konuştuğumuz -sayın Hocam söyledi- on yıldır vekil öğretmenle idare edilen okullarımız… Madem öğretmene ihtiyaç var ve hiçbir tasarruf tedbirine tabi tutulmaması lazım -kalkınma, büyüme, gelecek eğer eğitime ve insana dayalı olacaksa- bunların eğitildiği, bunların hukuku bence tasarruf tedbirlerinin dışında tutularak yapılması gereken neyse o yapılmalı. 220 bin çocuğumuz bugün atamayı bekliyor. 10 bin kadro verdiniz, teşekkür ederim. Önerge vereceğiz, bunun 30 bine çıkartılmasını isteyeceğiz.
Tekrar ediyorum: Gerçekten ceketleri satalım, tasarruf… Tasarrufu başka yerde yapalım ama eğitimde yapmayalım. Çünkü çocuğu eğitemezseniz, o çocuk, büyük şehirlerin sokaklarında kendi geleceğini kurtaramayan o çocuk toplumun geleceğine en büyük tehdit oluyor. Her şeyden tasarruf yapalım ama eğitimden tasarruf yapmayalım.
Değerli milletvekilleri, bu kanun doğru bir kanun. Ama sözleşmeli öğretmen iş bulmuş çalışıyor; okumuş, okutulmuş kıt imkânlarla; yememiş yedirmiş, okutmuş çocuğunu. Bu eğitim fakültelerinin tarih bölümü neye yarar Değerli Hocam? Buradan mezun olan çocukları nerede değerlendireceğiz? Hiçbirinin ataması yapılmıyor. Madem atamasını yapmayacağınız bu insanları niye okutuyoruz?
10 bin kadro verilmesini -tekrar- önemsiyorum ama bu kadronun daha çok ataması yapılmamış öğretmenlere kullanılmasını, mümkünse de 10 bin değil 20 bin, 30 bin kadro tahsis ederek atama bekleyen bu çocukların devlete, topluma karşı olan saygısını, güvenini ortadan kaldıracak bir yanlışı devam ettirmek ısrarından vazgeçelim.
Bu sebeple, bu kanun olumlu bir kanun ama yeterli bir kanun değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 24 Kasım 2009