Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; 633 sayılı diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun hükmünde kararname ve kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu'nun; 657 sayılı devlet memurları kanununa bir madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:507)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 124. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Haziran 2010 · 765 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 25 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI; 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU'NUN; 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNA BİR MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:507)); konuşma 765 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı; 633 sayılı diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun hükmünde kararname ve kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu'nun; 657 sayılı devlet memurları kanununa bir madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s.:507)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-06-25-diyanet-isleri-baskanligi-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ile-bazi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yorucu bir haftanın sonuna geldik. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu hafta iki önemli kanunun birini bitirdik, birine başlıyoruz. İkisi de teşkilatlandırma kanunu. Kuruluş ve görevlerle ilgili hukuk oluşturuyoruz.
Diyanet İşleri Başkanlığının önemini tüm konuşmacılar vurguladı. Gerçekten, ülkemiz ve insanımız açısından Diyanet İşleri Başkanlığı çok önemli görevler yapmaktadır. Olmazsa olmaz mahiyetinde bir fonksiyonun, hem bireyin hem toplumun inanç dünyasını, inancını, ibadetini ve bu hizmetin karşılayacak olduğu alanları yöneten, bu konuda organizasyonu kuran, teşkilatları yöneten bir kuruluş olarak Diyanet İşleri Başkanlığı 1924 yılından bu yana, cumhuriyetimizle yaşıt, çok değerli bir kurumumuzdur.
Diyanet İşleri Başkanlığı -tüm anayasalarımızdaki yeri şu cümlelerle ifade edilmiştir- “Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek görev yapar.” diye Anayasa’mızda çok önemli bir alanı belirlemiştir. Bana göre, bize göre burada iki önemli husus vardır. Tüm siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalmak, ama bunu yaparken din ve devlet işlerinin ayrı tutulması ilkesinin yani laiklik ilkesinin, doğrultusunda böyle bir görevi yapmak ama bu görevi yaparken de milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaçlamak.
Değerli milletvekilleri, inanmak bireysel olarak her insanın en önemli hassasiyetidir. Eylemlerimizi belirleyen çok temel duygu inanmaktır. İnanç alanını, bu alana dönük hizmetleri programlayan, yöneten kurum olarak Diyanet İşleri teşkilatı bu toplumun ve bireyin en temel ihtiyacını, bu ihtiyacının karşılanmasını tanzim eden çok değerli bir kuruluştur, çok önemli bir fonksiyondur. Dolayısıyla biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Diyanet İşleri Başkanlığını çok önemsiyoruz, çok değer veriyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan tüm çalışanları, hocalarımızı, görevlilerimizi, emeklerini çok değerli buluyoruz, onları her türlü takdirin üstünde tutuyoruz, onların toplum hayatında ve bireyin hayatındaki yerini biliyoruz, çok önemsiyoruz, onlarla ilgili bir yapının hukukunu oluştururken de çok dikkatli olmamız gerektiğini, çok üzerinde durmamız, düşünmemiz gerektiğini tekrar ifade ediyoruz.
Otuz bir yıldan bu yana, geç kalmış; maalesef, üzüntüyle ifade ediyorum, tüm hükûmetlerin, tüm Parlamento tarihinin bir eksiği olarak ifade ediyorum, 1979’dan bu yana Diyanet İşleri Başkanlığı bir hukuka dayalı olmadan yönetilmekte. “İkincil hukuk” dedi Sayın Bakan. Diyanet İşleri Başkanlığının temel fonksiyonlarını hukuklaştıran teşkilat yasasının 12 temel maddesini Anayasa Mahkemesi iptal etmiş, bir yıl süre vermiş olmasına rağmen, otuz bir yıldan bu yana bu bir yıl tamamlanmadı ve bu teşkilat yasası maalesef çıkarılamadı, bugüne gelindi. Bugün, eksikliklerini ümit ederim ki burada tamamlarız ama sonuç olarak bir teşkilat yasasının çıkartılmış olmasını, tamamlanmış olmasını, buraya getirilmiş olmasını çok önemsiyorum. Buna karar veren iradeye ve katkı veren tüm emeklere Milliyetçi Hareket Partisi olarak çok teşekkür ediyorum.
Bu kapsamda, bu anlamda, bu kanunun bir teşkilat kanunu olması açısından kapsayıcı olması gerektiği kanaatindeyim. Bu kanun teşkilatın tüm alanlarını ve verdiği hizmetin tüm yönlerini kapsayıcı olmalı. Bu kapsamada özellikle özlük hakları konusunda Sayın Bakan adaletli olmalı. Taşra teşkilatıyla merkez teşkilatı arasında özlük haklarında eğer bir adaletsizlik varsa, inanç dünyasıyla ilgili bir hizmeti tanzim eden böyle bir kurumun hukukunda böyle bir adaletsizlik taşınamaz bir husus olur. Bu noktada şikâyetler var. Hazırlanılan bu kanun tasarısında adaleti bütünüyle temin etmediği yönünde teşkilatınızın içinden birimlerin şikâyeti var, bunu önergelerimizde, bunu maddelerin üzerinde, bölümlerin üzerindeki konuşmalarımızda ifade edeceğiz.
Bir başka husus: Diyanet teşkilatı, Diyanet İşleri Başkanlığı bin dört yüz yıllık geleneğin devamını, onun hizmetini yürütüyor. Bu sürekliliği bozmamalı. Bir hukuk oluştururken, günümüzün şartlarına uygun bir hukuk oluşturmak gayesiyle yeni bir yapı kurulurken o geleneği bozmamalıyız.
Bir başka husus: Müktesep mutlaka korunmalı. Bu hizmeti zor şartlarda bugüne kadar veren insanlar, bu konuda alın teri döken, emek veren insanların müktesebi korunmalı, yeni yapıya adapte etmeli, hizmetlerinin devamı temin edilmeli. Bu anlamda, işte, fahri öğreticiler, Kur’an kurslarının hocaları, 4/B’lilerin durumu, vekil imamların durumu mutlaka, mümkün olabildiği kadar tatmin edici ama mutlaka adaletli bir şekilde tanzim edilmeli. Otuz bir yıl beklemiş bir kanunu aceleye getirmememiz gerekiyor. Sayın Bakan dedi ki: “Tüm taraflarla uzun uzun konuştuk.” Yeterince konuşulmadığı, özellikle Diyanet teşkilatıyla ilgili, özellikle taşra teşkilatıyla ilgili olarak yeterince istişare edilmediği yönünde şikâyetler bulunmaktadır. Bunlarla, ümit ediyorum ki bu müzakereler sırasında eksik olan hususları burada tamamlarız.
Değerli milletvekilleri, din hizmetlerinin, inanç ve ibadet hizmetlerinin ve ahlaklı nesiller yetiştirilmesi hizmetlerinin değerini, önemini hep beraber burada ifade ettik ama bunu ifade ederken unutmayalım ki inanmak duygusu en büyük ortak paydamız. Bu ortak paydayı yaralayıcı, ayrıştırıcı bir hukuk da geliştirmemeliyiz. İnsanlar Yaradan’ın birleştirici ortak paydasında kendi inançlarıyla ilgili neye ihtiyaç duyuyorlarsa onu karşılamak mecburiyetindeyiz. Diyanet İşleri Başkanlığı İslam inancının ibadet, inanç ve ahlak kısmının hizmetini sunmakla görevli ama mümkün olabiliyorsa tüm inançların, tüm farklılıkların “Yaradan” ortak paydasında, “inanmak” ortak paydasında talebini, ihtiyacını karşılayacak bir hukuk geliştirmemiz lazım.
Ben Sayın Bakanın hassasiyetine katılıyorum. Bazı konularda acele etmemek, çok konuşmamak gerekiyor ama sorunları da sürekli erteleyerek, yok sayarak ve o ayrışmayı görmezlikten gelerek çok da doğruyu yapmış olmayız diye düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 25 Haziran 2010