Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 80. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Mart 2008 · 542 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 20 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE DİĞER KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.: 111)); konuşma 542 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 20 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2008-03-20-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; burada sık sık Çanakkale Zaferi’nden bahsedildi. 1915’te Çanakkale’nin geçilmediğini biliyoruz ama aynı İngiltere sonunda savaşmadan, elini kolunu sallayarak Çanakkale’yi geçti ve donanmasıyla İstanbul’a geldi. Neden? Çünkü, ruhunu emperyalizme teslim etmiş olan Osmanlı yöneticileri nedeniyle.
Şimdi biz bu konu konuşulurken Türkiye’de katılımcı demokrasiden bahsediyoruz, öneride diyoruz ki: Gelin -katılımcı demokrasiyse- yöre halkının, meslek örgütlerinin, ilgili kurumların, Bakanlığın filtresi olsun, suistimali olmasın diye. Bu reddediliyor.
Hayatın her alanında halkın olmadığı yerde, demokrasinin olmadığı yerde problem oluyor. Daha dün Maltepe’de Başıbüyük’te kentsel dönüşüm projesi nedeniyle bu yüzden güvenlik güçleriyle yurttaşlarımız karşı karşıya geliyor.
Şimdi, Tütün Yasası, Şeker Yasası, bizim “Derviş yasaları” dediğimiz yasalar, değişik partilerden dolaştı, geldi -Sayın Derviş yurt dışında, ruhu şimdi Adalet ve Kalkınma Partisinde- bununla uğraşıyoruz aslında.
Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna bakıyorsunuz, kamu enerji yatırımı yapmıyor. Enerji özelleştiriliyor, lisanslar dağıtılıyor dün çantacılar dediğim kesime, ama özel sektör yatırım yapmıyor. Şimdi, burada bir kontrol olsun diye öneride bulunuyoruz, heyet burada onay vermiyor.
Şimdi, burada çok tuhaf konuşmalar olduğunu fark ettim. Mesela kulak çekilmekten bahsetti. Kimin kulağının çekildiğini bilmiyorum ama, birilerinin kulağını çeken elin Cargill olduğunu çok açık görüyoruz.
Şimdi “Elinize geleni gelip burada okuyorsunuz.” diyorsunuz. Efendim, bakın Cargill’in gazetelere verdiği ilanlara, o ilanlardaki cümleleri aynen tekrar etmek neyi okumak oluyor?
Bir beyefendi burada “Efendim, mera mı ürettiniz bu konuda konuşuyorsunuz.” diyor. Yumurtayı bayatından tazesini ayırmak için yumurtlamak mı gerekiyor. Böyle bir mantık olabilir mi?
“Görüşleri aldık değişik kesimlerin.” deniyor. Bütün Bursa’daki toplumsal muhalefet örgütleri, odaları görüşlerini ortaya koymuş. Diyelim görüşlerini aldınız, ama görüşlerini alıp yine bildiğinizi okuyorsunuz. Dolayısıyla o görüşlerin alınması… Sivil toplum örgütlerinin bir konu malzemesi hâline getirilmesi doğru değildir.
Sevgili arkadaşlar, Orta Doğu’da birçok ülke çölden vaha yapıyor. Bizim “tarım işlevini yitirmiş alan” deyip kolaylıkla memleketin toprağını gözden çıkarmamamız gerekiyor.
Bunu, üretime karşı olarak ele almak doğru değil. Bu ülkede kumarhane kapitalizminin kimler tarafından savunulduğu, üretim ekonomisinin kimler tarafından savunulduğu ortada. Biz yalan üretmeye karşıyız. Bu memleketin yüzde 54’üne madenlerle ilgili arama ruhsatı verip tam bir keyfîlikle -köstebek yuvasına- memleketin, ormanların, her alanın açılmasına karşı çıkmak gerekiyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz bu konjonktürde neoliberal politikaların çok açık sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. “Ekonominin ayrı kuralları vardır, ekonomi ile siyaseti ayrıştırmak gerekir.” deniyor. Ekonomi ile siyaseti ayrıştırdığınızda, ekonomi kendi kurallarıyla, yani uluslararası kapitalizmin dinamikleriyle hareket ettiğinde o zaman siyasete ne gerek kalıyor, siyaset kurumunun işlevi anlamlı olmuyor. O yüzden birinci derecedeki tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı bu kadar kolay lütfa bırakılmamalı.
Bizim önerdiğimiz bir mekanizma kurulsun. Heyet bu mekanizmayı reddediyor ve tamamıyla, başından beri bu işin keyfîliğine açık bir ortam yaratıyor ve hukuksuz işleyen bir yapıya bu kadar müsamaha gösterilmemesi gerektiği hâlde, şirkete yönelik özel hukuk oluşturulmaması gerektiği hâlde, yasal dayanağı olmayan, ruhsatı olmayan, imar planına aykırı, hukuka, bilime aykırı bir yapıya yol verilmemesi gerektiği hâlde, aksi bir tutumla karşı karşıyayız. O yüzden diyorum ki: Gelin ortak değerlerimize sahip çıkalım. Gelin kapkaç siyasetinden her alanda vazgeçelim, bu işin çivisini çıkarmayalım.
Yasanın öyle vatanla, milletle alakası yoktur, doğrudan Cargill’i ilgilendirdiğini bizi izleyen yurttaşlar fark ediyorlar. Ben, bu yüzden, Anayasa Mahkemesinin, esas hakkında karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararına gönderme yaparak, İçişleri Bakanlığına “Yargı kararlarını niye uygulayamıyorsunuz?” diye sormuştum Sayın Atalay’a. Bana yazılı cevabında, kazanılmış bir haktan bahsederek, kararın içeriğini sorguladı. “Kanuna uygun olmayan bir eylem için kazanılmış bir haktan bahsedilemez” demesini bekliyordum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 20 Mart 2008