İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · SALI

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Mehmet Ufuk Uras

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 90. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Nisan 2008 · 546 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ufuk Uras, 15 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 546 kelime.

Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2008-04-15-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; bugün öğleyin Sayın Küba Büyükelçisinin davetiyle, konutunda birlikte yemek yedik. Kendisine Küba Dostluk Grubuna Meclisimizden 390 milletvekilinin başvurduğunu söyledim, çok mutlu oldular.

Şimdi, bu yasa tasarısı görüşülürken şaşırdığım bir konu var: Bu 390 milletvekilimiz, sadece salt turistik amaçla değil de, Küba deneyimi nasıl, oradan nasıl bir etkileşim içerisinde olabiliriz gibi süfli değil ulvi amaçlarla bu ilgiyi duyuyorlarsa -biliyorsunuz Küba’da kamusal eğitim, kamusal sağlık var- demek ki bu 390 milletvekilinin desteğiyle bu yasanın mantığı dışında bir yaklaşımı pekâlâ benimsemek mümkün. Çünkü en son Michael Moore’un belgeselinde kanıtlandığı gibi, çok özendiğimiz, öykündüğümüz Amerika Birleşik Devletleri karşısında çok kaliteli bir sağlık hizmeti pekâlâ sunuluyor, sunulabiliyor ve bir tayfun olduğu zaman oraya bir yardım getirilebiliyor. Dolayısıyla bu 390 milletvekilimizin sağduyusuna, öngörüsüne güvenmek durumundayız. Umarım, bu doğrultuda önümüzdeki maddelerde tutum alırlar.

Şimdi, siyasette olsun diğer alanlarda olsun, biz, insanların hep makul ve rasyonel davrandıklarını bekliyoruz, böyle olmadığı zaman da şaşırıyoruz “Trafik canavarı” diyoruz, “Enflasyon canavarı”, “IMF canavarı…” Ama bildiğiniz gibi liberalizmin “teker teker bireylerin çıkarının toplamının toplumun çıkarı olduğu” tezi doğru olmadığı için biz sosyal devleti savunuyoruz, sosyal politikaları savunuyoruz; o doğrultuda yemin ettik, yasanın da bu doğrultuda çıkması gerekiyor.

Siyaset, kaynaklarını yeniden paylaşımı ise bu çerçevede “sosyal politikalarla egemen siyaset” anlayışı tepeden siyasete dayanırken, tepeden siyaset de bizi tepelerken, işte, bu sosyal devlet, sosyal politikalarla daha eşitlikçi bir yaklaşım söz konusu olabiliyor ama hayata ezenlerin gözüyle bakanların ezilenlerin sorunlarını çözemediğini görebiliyoruz ve toplumun her tarafında gördüğümüz tepkiler o yüzden son derece önemli bir hayatiyet göstergesi.

Bildiğiniz gibi, en kötü kölelik “gönüllü kölelik” ve sadece ülkemizde değil, sosyal devletin bütün kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik neoliberal politikalara karşı -Fransa’sı, İtalya’sı, Yunanistan’ı- her yerde bu tepkileri görüyoruz. Türkiye’de de dünyada da ilericilik ve gericilik, aslında eşitlik ve özgürlük karşısındaki tutumla anlaşılıyor. Dün ilerici olan bir hareket bugün pekâlâ gerici olabiliyor ve bugün biz, neoliberalizmin pörsümüş, son kullanım tarihi dolmuş bir ideolojisi ekseninde teker teker bu maddelere bakıyoruz. Hâlbuki “serbest rekabet” dediğimiz, aslında en uygun olanın hayatta kalması ise sosyal devlet politikalarımızla her alanda bu zemini değiştirmemiz ve bir paradigma değişikliğine gidebilme şansımızın 21’inci yüzyılda hâlâ olduğunu düşünmek gerekiyor.

Şimdi, bu toplumun mağdurları emekliler, kadınlar, bütün bu emekliliği hak etme koşulları zorlaştırıldığında, mevsimlik ve esnek çalışanlar gibi belli çalışan kesimler için neredeyse imkânsız hâle getirildiğinde ve kapsamı giderek genişleyen atipik ve standart olmayan istihdam biçimleri altında çalışan işçiler için emekliliğin uzak bir düş hâline geldiğini görüyoruz ve bu kategoride en birinci durumda olanlar yine esnek çalışan kadın işçiler oluyor. Çünkü bugün sadece Türkiye’de değil, dünyada esnek çalışma biçimi içinde çalışan işçilerin, emekçilerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Çünkü bu durumun en önemli nedeni, aile içindeki ev işlerini ve tüm aile fertleriyle ilgili bakım hizmetlerinin hemen hemen tamamının kadınlar tarafından yapılması ve bu işlerin çokluğu nedeniyle kadınlar evden uzun süreliğine ayrılamıyorlar ve erkekler gibi tam zamanlı işlerde çalışamıyorlar. Türkiye’de, bir yandan kamunun yuva, kreş, yaşlı bakımevi gibi olanaklar sağlamaması, öte yandan iş yasaları kapsamında özel sektörde çalışanlara bu tür hizmetleri sunması için ciddi bir çaba harcanmıyor olması, kadınların tam zamanlı işlerden uzak durmalarına neden oluyor. Zaten Hükûmetin de kadın istihdamını artırma politikalarının başında “güvenceli esnek çalışma” biçimini seçtiğini görüyoruz. Hükûmet, esnek çalışma biçiminin güvenceli olduğunu iddia etmesine karşın, yasa tasarısı, bu güvencenin erişilebilir bir güvence olmadığını çok açık bir şekilde bizlere gösteriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 15 Nisan 2008

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook