İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)

Mehmet Uğur Neşşar

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 1.375 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VI.TUR (ULAŞTIRMA BAK.,DENİZCİLİK MÜST.,SAĞLIK BAK.)); konuşma 1.375 kelime.

Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2003-12-21-vi-tur-ulastirma-bak-denizcilik-must-saglik-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben biraz daha somut konuşmaya çalışacağım.

Elimde, bu "Sağlıkta Dönüşüm" kitapçığını getirdim; bir senedir, hazirandan beri inceliyorum, içinde acaba ne var diye, bir türlü bulamadım. Şimdi, izninizle hükümetin acil eylem planı taahhütleriyle, sağlık alanında başlayalım; arkasından da, Sağlıkta Dönüşüm kitabına geçelim.

Biliyorsunuz, bu acil eylem planında 6-12 ayda Sağlık Bakanlığının yeniden yapılandırılması, 12 ayda kamu hastanelerinin tek çatı altında toplanması, 12i ayda sağlık hizmeti sunumu ve finansmanın birbirinden ayrılması, 12 ayda sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında toplanması, genel sağlık sigortasına geçiş" gibi ifadeler vardı. Bunun olmayacağını hepimiz biliyorduk. Çünkü, bu, işte, rasgele bir yerden edinilmiş ve programa konmuş, oluşup oluşmayacağı düşünülmemiş bir hazırlıktı, bir acil eylem planıydı. Sonradan geriye döndünüz, biliyorsunuz.

Daha sonra -haziran ayında zannediyorum çıktı, benim elim temmuzda ulaştı- hükümetin Sağlıkta Dönüşüm kitapçığını aldım, okudum ve içinden birtakım bölümleri size aktarmak istiyorum. Çünkü, bu hazırlıksızlıkla bu kitap içerisindeki ifadeler uyuşuyor. Bakın, ne diyor Sağlık Bakanı: "Bugün bir reformdan söz etmeyişimiz, tamamen yeni bir görüş ortaya koyamadığımızın bilincinde olduğumuz içindir." Yani, Bakan, bu kitabın 26 ncı sayfasında zaten yeni bir görüşü olmadığını ifade ediyor.

Devam ediyor, diyor ki: "Uygar dünyanın uygulama arayışlarıyla, Bakanlık olarak, geçmişten gelen yararlı mirası değerlendirmemiz gerekiyor."

"Uygar dünyanın uygulama arayışları" dedikleri ise, Dünya Bankasının yıllardır Sağlık Bakanlığına koyduğu ve Bakanlığın bir türlü ülkeye uydurup uygulayamadığı tasarıydı, biliyorsunuz.

Yine devam ediyoruz, 26 ncı ve 8 inci sayfalarda da eylem-söylem uygunsuzluğu var. Diyor ki Sayın Bakan: "Ayrıca, mevcut gidişatı tamamen sonlandırıp yeni bir sisteme geçme iddiası, çok da gerçekçi değildir." Bunun altını çiziyorum. Yeni bir sisteme geçme iddiasını gerçekçi bulmayan Bakan, tümüyle sistemi değiştirip, tümüyle yepyeni bir düzeni ortaya koymaya çalışıyor

Devam ediyor: "Birikimin mirası değerlendirilerek gelecekte geçilmesi düşünülen sağlık sistemini tasarlayacak ve tasarlanan sisteme geçişi kolaylaştıracaktır." Mevcut sistem içinde küçük, ama etkili müdahalelerden söz ediyor Sayın Bakan. "Küçük; ama, etkili müdahaleler" dediği, sağlık sistemini tamamen kamunun sırtından atmak, tamamen özel sektöre devretmek ve hiçbir şekilde geri dönüşü olmayacak biçimde bir ekonomik yükün altına Bakanlığı sokmak. Bununla ilgili birçok rakamımız var, onların bir kısmını, belki zaman kalırsa dile getirmeye çalışacağım.

Şimdi, bütün cumhuriyet döneminin; ki, bunun en önemli değişimi, dönüşümü 224 sayılı Yasadır; kırk yıldır ısrarla ve inatla uygulanmamıştır; bakıldığı zaman, birazdan da dile getireceğim üzere, eğer aile hekimliği dönüp dolaşıp sonunda bir aileyi kucaklamak olarak ifade ediliyorsa, o zaman, bir yöreyi, bir bölgeyi kucaklamak olan 224 sayılı Yasayı hâlâ Bakanımızın neden algılayamamış olduğunu hayretle karşılıyorum.

Değerli arkadaşlar, vaktimiz çok kısa, onun için çok hızlı geçiliyorum. Gönül istiyor ki saatlerce bu konuları tartışalım. Bakanlığın uygulamalarına ve niyetine bakalım ve mümkün olduğu kadar da yine Bakan Beyin kendi imzasından yararlanmaya çalışacağım.

Hükümet ve Bakanlığın bu geçtiğimiz bir yıl içerisinde yaptığı en büyük uygulama, en net uygulama, en açık uygulama, tarihte görülmemiş bir kadrolaşma hareketidir. Ben buna bir kadrolaşma cinneti demek istiyorum izninizle. Yine, Bakan Beyin izniyle, bir yazılı soru önergeme verdiği cevapta, 20 daire başkanı, 57 hastane müdürü ve 197 hastane başhekimi bu sürede değiştirilmiştir, çok kısa sürede değiştirilmiştir ve aynı soru önergesinde gerekçeler sorulduğu zaman, memleketin âli menfaatlarından başka bir gerekçe, ne insanların görevden alınmalarıyla ilgili ne de yerine atanan insanların atanma kriterleriyle ilgili, dile getirilememiştir.

Yine, geçtiğimiz dönemde, Sağlık Bakanlığının en önemli yaklaşımlarından bir tanesi, hekim düşmanlığını bir rant malzemesi haline getirme girişimi olmuştur. Tamam, bizim de programımızda var bıçak parasına karşı olduğumuz; ama, ısrarla Bakanlıkta "alo bıçak" hatları açarak ve hekimleri ısrarla karşısına alarak, bunu her koşulda ortaya getirerek; yani, hekimlik mesleğinin şanını şerefini, bir grup insanın yaptığı yanlış uygulamaların arkasına saklanarak ortadan kaldırmaya çalışmayı ben bir hekime hiçbir zaman yakıştıramadım ve aynı uygulamalar, hekimlerin haklı eylemleri sırasındaki tehditlerle devam etmiştir. Bildiğiniz gibi, ayın 24'ünde, iki gün sonra yine bir eylem var ve sanıyorum, Bakanlık, yine bir tehditler manzumesiyle halkın karşısına çıkacaktır.

Şimdi, bundan bir yarar sağlayamayız- Yani, bir mesleği yok edersek; tıpkı -hepimizin çok iyi bildiği gibi- Parlamentonun saygınlığı düştükçe bizler -dün bir bakanımız da dile getirdi- nasıl, Kızılay'da rozetlerimizle yürüyemiyorsak, hekim olarak da insanların arasına çıkmakta güçlük çekersek, bu çok önemli mesleği toplumun önünde saygınlığından edersek, o zaman, geriye dönülmeyecek yaralar açarız, sıkıntılar ortaya koyarız.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Çözüm ne peki?

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Çözüm var; çözümü sunacağız size. Biz bunu bir senedir hazırlıyoruz ve sizlerin söylediği gibi, net bir şekilde, karanın yerine akı nasıl koyacağımızı söyleyerek yakında önünüze geleceğiz efendim; ama, burada vaktim yok takdir ederseniz.

Şimdi, bu husumet Türk Tabipler Birliğine (TTB) karşı da net bir şekilde devam ediyor. Ben, daha önce eyleme destek verdiğimiz sırada da bunu dile getirdim; yine söylemek istiyorum. Türk Tabipler Birliğinin birçok uygulamasından hoşlanmayabiliriz; ama, bizim tek sivil toplum örgütümüz; bizim bunu dönüştürmeye yardımcı olmamız lazım. Hep beraber, birlikte hareket ederek, birbirimizi dönüştürmeye katkıda bulunmamız ve kapılarımızı da buna açık bırakmamız lazım; yoksa, karşılıklı inatlaşma, restleşmeyle bir yere varabileceğimizi, doğrusu düşünmüyorum. Sayın Bakanımız, maalesef, ısrarla eleştirilere kulak tıkamıştır.

Şimdi, değerli arkadaşımın da sorduğu soruya küçükcük bir açılım getireyim. Türkiye'nin sorunlarını dışarıdan çözemezsiniz arkadaşlar; yani, yapılan en büyük eksiklik de bu. Dünya Bankası Projesinin yıllardır uygulanamamasının nedeni, bir türlü ülkemize uyuşturulamamasıydı, yani, kanının tutmamasıydı. Şimdi, duyuyorum, bazı kuruluşlar da John Hopkins'e raporlar hazırlatıyorlar. Temel yanlışımız burada; çünkü, Türkiye'yi ne Brüksel'e benzetebiliriz, ne Londra'ya benzetebiliriz, ne New York'a benzetebiliriz; biz kendimize has bir ülkeyiz. Dün yerel yönetimlerle ilgili konuda da dile getirdim, Denizli konusunda da dile getirdim; bizim kendimize has bir yapımız var; Türkiye'nin büyüklüğünü Brüksel'le karşılaştıramazsınız, Türkiye'nin ekonomik durumunu... Tamam, sağlıkta özelleştirmeye hepimiz çok ilgi duyabiliriz, hastalarımızın özel hastanelere gitmesinden memnun olabiliriz ya da SSK'lı hastalarımızın... Ben de rahatsızım; oniki sene Sigortada çalıştım; vatandaşlarımızın eczane kuyruklarında kaliteli olmayan hizmeti almasını ben de istemiyorum; ama, eğer, sigortalı hastaların ilaçlarını istedikleri eczaneden almalarına izin verirsek, bunun altından kalkamayacağımızı hepiniz biliyorsunuz.

Yine, basit, küçük bir örnek vereyim: Sayın Çalışma Bakanımızın imzasıyla -yine, bir soru önergeme- 6 pilot bölgede, yazdan beri, Sosyal Sigortalar Kurumundan Sağlık Bakanlığına sevk edilen hastalara karşı birikmiş olan fatura 15 trilyon ve bunun, zannediyorum 2,5 trilyonu ödenmiş, 12,5 trilyonu duruyor. Getiremedim, rakamlar odamda duruyor; net değil; ama, bu civarda rakamlar. Yani, biz, altı ayda, pilot uygulamada 12,5 trilyon, Sosyal Sigortalar Kurumunun üzerine borç getiriyoruz. Tutuyoruz, aile hekimliği diye ortaya çıkıyoruz. Önce ortaya çıktığımızda...

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli))- Sigortalılar çok memnun o uygulamadan.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Uygulamadan memnun... Ben, ekonomik sürdürülebilirlikten söz ediyorum. Yani, yaptığınız uygulamanın...

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli)Kuyruklardan kurtulduk...

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Ben de istiyorum; hepimiz gidelim, özel hastanelerde tedavi olalım; ama, bunun bedelini, eğer, ödeyemiyorsak... Bakın, beni size rakam veriyorum: Altı ayda 12,5 trilyon, 6 pilot bölgede borç çıkmış. Ben de memnun olurum sigortalının bu muameleyi görmesinden; ama, bunu hesap etmeden yola çıktığımız takdirde, sonuçta başımıza neler geleceğini biliyoruz.

Bir soru önergesi yolladım, çok yakın gelecekte, Sayın Bakandan yanıtını bekliyorum: Bugüne kadar devlet memurlarının özel hastanelere sevkinin karşılığında çıkan fatura nedir, bunu nereden karşılayacağız? Çalışma Bakanına sordum: İlaçlarını istedikleri eczaneden almanın faturasını, nasıl, nereden, hangi kaynaktan karşılayacaksınız? Yine, gelen cevap, sigorta primlerinden...

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli)Bedelini ödüyor, kaynak bulup ödüyor...

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Şimdi, birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar. En büyük rahatsızlığımız da burada zaten; popülist söylemlerle bir yere varmamız mümkün değil. Geri dönülmeyecek adımlar atmamak durumundayız; ama, maalesef, buna hiç de dikkat etmiyoruz, yaklaşımlara kulak tıkıyoruz.

Madem arkadaşımız sordu, kısaca, ne olması gerektiğini söyleyeyim... Bitiriyorum Sayın Başkan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Neşşar.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Bulmamız gereken çözüm, bu çağdaş yaklaşımlar, çağdaş önermeler içerisinde, ülkemiz koşullarına uygun bir modeli oluşturmaktır. Yani, aile hekimliğini belki İstanbul'da uygulayabilirsiniz; ama, sosyal güvenlik kuruluşlarının müflis durumdan çıkıp, sosyal güvenliğin kendini çevirmeye başladığı bir dönemde uygulayabilirsiniz; eğer, aile hekimliğini klasik anlamıyla alıyorsanız. Yok, eğer, aile hekimliğini sağlık ocaklarında pratisyenlere yaptıracaksanız, zaten, demin de dile getirdim, sağlık ocaklarında yapılan, toplumu kucaklamaktan ibaret ve bunun kamu tarafından yapılması; aradaki temel farklılıklardan bir tanesi de bu.

Son cümlemi söylüyorum: Eğer, özelleştirmeyle ilgili yaklaşımlarımız varsa, dünyada sağlık performans kriterleri bakımından 38 inci sırada olan Amerika'nın kişi başına yılda harcadığı para 5 000 dolar, biz hâlâ 150-160 dolardayız, bunu karşılayamayız.

Ben, sözümü burada kesiyorum; hepinize saygılar sunuyorum. İçtenlikle konuştum, samimî konuşmaya çalıştım. Bu hesapları yapmadığımız sürece bizim bir yere ulaşmamız mümkün değil. Hep beraber oturup, sivil örgütlerimizle birlikte, Türk hekimi ve Türk projeleriyle, ülkemiz koşullarına uygun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) -...ülkemiz problemlerine çözüm bulamadığımız takdirde bir yere varmamız mümkün değildir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 21 Aralık 2003

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook