2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR
Kocaeli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 37. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Aralık 2005 · 1.420 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vecdi Gönül (AK Parti), 20 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR); konuşma 1.420 kelime.
Mehmet Vecdi Gönül (AK Parti, Kocaeli). “2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vecdi-gonul-22-2005-12-20-2006-merkezi-butce-kan-tas-milli-savunma-savunma-sanayii-icisleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Kocaeli)Sayın Başkan, Meclisin değerli üyeleri; Millî Savunma Bakanlığının 2006 bütçesiyle ilgili açıklamalarıma geçmeden evvel, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Bu müzakereler sırasında, konuşmalarını özellikle Bakanlığımız bütçesine tahsis eden değerli milletvekillerimiz Sayın Şükrü Elekdağ'a, Sayın Hakkı Ülkü'ye, Sayın Yüksel Çavuşoğlu'na, Sayın Dursun Akdemir'e ve Sayın Süleyman Sarıbaş'a özellikle teşekkür ediyorum.
20 nci Yüzyılın sonlarında Sovyetler Birliğinin dağılması, Berlin Duvarının yıkılması ve sonrasında soğuksavaş döneminin sona ermesi, 21 inci Yüzyılın hemen başında 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinde yaşanan terör eylemleri uluslararası ilişkilerin seyrini değiştirmiş, gerek küresel gerekse bölgesel güvenlik ortamının şekillenmesinde yeni etkiler ortaya çıkarmıştır.
Bu gelişmeler, uluslararası ilişkiler, ittifaklar, stratejik düşünceler, tehdit ve buna bağlı güvenlik algılamalarında büyük oranda değişime yol açmış, küresel ve bölgesel güvenlik ortamı yeniden şekillenmeye başlamıştır. Günümüz güvenlik ortamının en önemli tehdit algılamalarından birini, son derece organize bir yapıya sahip terörist örgütler oluşturmaktadır. Terör örgütleri, gelişen ve ulaşılması daha kolay bir hale gelen teknolojiler sayesinde, herhangi bir zamanda, dünyanın herhangi bir yerinde ortaya çıkarak saldırıda bulunabilme imkân ve kabiliyetine ulaşmışlardır. Bu bağlamda gerçekleştirilen terör eylemleri, geçmiş dönemlere kıyasla çok yönlü, belirsiz ve en önemlisi asimetrik tehditleri dünya gündemine taşımıştır.
İki kutuplu dünya düzeninin yıkılmasından sonra, Balkanlar, Kafkasya, Ortaasya ve Ortadoğu bölgelerinde ortaya çıkan otorite eksikliği, küresel belirsizliği artırmış, bu bölgelerde jeopolitik boşluk alanlarının oluşmasına neden olmuştur ve Türkiye'yi kanat ülkesi konumundan cephe ülkesi konumuna getirmiştir. Bugün, Türkiye, jeopolitik konumunun bütün özellikleriyle, dünya hâkimiyetini esas alan ve güç mücadelesine yön veren jeopolitik kuramların odak noktasındadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, uluslararası barış ve istikrarın korunması ve terörizmle mücadele maksadıyla Afganistan, Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya, El-Halil, Sudan ve Gürcistan'ın yanı sıra, Akdeniz ve Karadeniz'de profesyonel ve eğitimli personeliyle görev yapmakta ve buralarda bayrağımızı dalgalandırmaktadır.
Bu kapsamda, Afganistan'da barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmak amacıyla başlatılan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti Harekâtının liderliğini Haziran 2002-Şubat 2003 ve Şubat-Ağustos 2005 dönemlerinde başarıyla üstlenmiş ve tamamlamıştır. Ağustos 2005'te, Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti sorumluluğunu İtalya'ya devreden Türkiye, Afganistan'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya devam etmektedir. Halihazırda, Afganistan'da görev yapan toplam Türk personelinin sayısı 257'dir.
Türkiye, Avrupa'nın savunma ve güvenliğiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili tüm çokuluslu operasyonlarda fiilen ve etkin olarak yer almaktadır. Bu kapsamda, Avrupa Birliğinin 2 Aralık 2004 tarihinde Bosna-Hersek'te NATO imkân ve yeteneklerini kullanarak (Berlin +) başlattığı EUFOR-ALTHEA Harekâtına, Türkiye, entegre polis birimi de dahil olmak üzere, yaklaşık 400 personelle iştirak etmektedir.
Türkiye, NATO'nun Kosova'da icra ettiği KFOR Harekâtına yaklaşık 380 personelle katılmaktadır.
Türkiye, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasına verdiği destek kapsamında, Avrupa Birliği tarafından geliştirilmekte olan Muharebe Grupları Konseptini memnuniyetle karşılamıştır. Romanya'nın yanı sıra, ülkemizin de katılımına açılan, İtalya'nın çerçeve ülke olacağı 2010 yılının ikinci yarısı için deklare edilen Kara Muharebe Grubuna yapabileceğimiz katkılar belirtilerek, İtalya'yla müşterek bir harekâta girişilmiştir. Demek oluyor ki sayın milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye, Avrupa Birliğine daha dahil olmadan, müzakere aşamasında, Avrupa Birliği silahlı harekâtlarının, barış harekâtlarının içerisinde önemli roller almaktadır.
Bunun yanında, NATO, Birleşmiş Milletler ve AB bünyesindeki girişimlerin, bölgesel girişim ve işbirliğine de büyük önem atfetmekteyiz. Bunun en iyi göstergesi, ülkemizin de içinde yer aldığı, çoğunluğu Balkan ülkeleri silahlı kuvvetlerinden oluşan, Güneydoğu Avrupa Çokuluslu Barış Gücünün teşkili olmuştur. Bu gücün oluşumunda liderlik yapan Türkiye, önemli oranda katkı sağlamıştır. Bu gücün barışı destekleme harekâtında görev alması kapsamında yapılan çalışmalar neticesinde, Şubat-Ağustos 2006 döneminde, Afganistan'da, Kâbil Çokuluslu Tugay Komutanlığı Karargâhını teslim alacaktır. Afganistan'daki hizmetlerimiz bununla da bitmemektedir; ağustos ayından itibaren, Fransa'yla birlikte, Kâbil'in bölgesel güvenliğini de Türkiye sağlayacaktır.
Türkiye'nin inisiyatifiyle Karadeniz'de başlatılan, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna ülkelerinin deniz kuvvetlerinden oluşan, Karadeniz'deki güvenliği artırıcı yöndeki Karadeniz işbirliği görevi ile NATO'nun uluslararası terörizmle mücadeledeki kararlılığının vurgulanması ve Akdeniz'de müttefiklere ait gemilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla Akdeniz'de icra ettiği ACTIVE ENDEAVOUR Harekâtı halen devam etmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde bulunduğumuz dönemin savunma ihtiyacına cevap verebilecek bir yapı içerisinde olması, bu stratejik kavramlar gerekçesiyle zorunlu olmaktadır. Bu nedenle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, imkân ve kabiliyetleri nitelik bakımından daha geliştirilmiş, daha az mevcutlu, yüksek teknolojiye sahip, ateş gücü üstün ve manevra kabiliyeti yüksek bir güce kavuşması ve gücünün devamlılığının sağlanması maksadıyla, silahlı kuvvetlerimizin modern sistemlerle ve ekipmanla teçhizi ve ülkemizde savunma sanayiinin geliştirilmesi yönünde Bakanlığımız büyük çaba sarf etmektedir.
Bilim ve teknoloji devriminin sınır tanımaz ilerleyişiyle birlikte, sanayi ötesi dönemin ve bu paralelde büyük ölçekteki ekonomik ve bölgesel krizlerin yaşanmakta olduğu günümüz dünyasında bu dönemin getirdiği dışa bağlılığın asgarî düzeye indirilmesi için yapısal ve millî ekonomiyi daha önplana alan, dönüşümü zorunlu kılan gelişmeler devam etmektedir.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt savunmasındaki etkinliği ve bölgedeki caydırıcılığının artırılması için yürütülen geniş kapsamlı modernizasyon çalışmaları savunma sanayimize yapılan yatırımlarla desteklenecek ve kısa vadede millî ihtiyaçları karşılama oranının bugünkü yüzde 25'ler seviyesinden yüzde 50'ler seviyesine çıkarılması sağlanacaktır. Böylelikle, savunma harcamalarımızın ciddî boyutta millî ekonomiye ve sanayi altyapımıza katkı olarak dönmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda, 2006-2008 yılları arasında Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı şirketleri ve Bakanlık içerisindeki ar-ge teşkilleri vasıtasıyla gerçekleştirilen bazı önemli projelerin geliştirilmesine, yeni projelerin hayata geçirilmesine hız verilecektir.
Bazı önemli projelerin isimlerini saymama müsaade ederseniz, bunlar: Millî İmkânlarla Modern Tank Üretimi, Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri, F-4E/Fantom modernizasyonu, F-5 modernizasyonu, F-35 Taarruz Uçağı Projesi, İnsansız Hava Aracı Projesi, Helikopter Elektronik Harp Sistemi Projesi, Stinger Projesi, Kaideye Monteli Stinger Projesi, M-60 Tank Modernizasyonu Projesi, Leopard-1 Tanklarının İyileştirilmesi Projesi, MİLGEM Projesi, Deniz Karakol/Gözetleme Uçağı (MELTEM) Projesi, F-16 Modernizasyon Projesi, Geleceğin Büyük Uçağı A-400 M Projesi, Temel Eğitim Uçağı Projesi, Simülatör Projesi, Denizaltı İnşa Projesi, Kılıç Sınıfı Hücumbot İnşa Projesi, Aviso Sınıfı Karakol Gemisi Tedariki Projesi olarak özetlenebilir.
Türkiye'nin, bölgede bir barış ve istikrar ülkesi konumunda olmasıyla Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu üçgeninde askerî manada bölgesel güç olduğunu hissettirmesinin, ciddî ekonomik açılımların sağlanmasında da önemli katkıları olacağı değerlendirilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılı bütçe teklifimiz, azamî tasarruf ve kaynakların etkin kullanımı ilkeleri temel alınarak hazırlanmıştır. Tahsis edeceğiniz her kuruşun azamî titizlikle harcanacağından şüphe etmemenizi istirham ediyorum. Nitekim, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bakanlığımıza verdiği, vermeyi uygun gördüğü tahsisatın harcanış şekli, bunun en güzel göstergesidir. Bakanlığımız, üç yılda 24 241 ihale yapmıştır. Bunlardan yalnız 106'sına itiraz edilmiştir ve Kamu İhale Kurumu tarafından incelenen bu 106 ihaleden yalnızca 15'i yeniden ihale yapılmak üzere Bakanlığımıza gönderilmiştir. Demek ki, 24 241 ihalede hata payı ancak 15'tir; bu da, Bakanlığımızdaki üç yıllık ihale toplamının yüzde 99,93 seviyesinde başarılı olduğunu ve dikkatli harcama yapıldığını göstermektedir.
Sözlerimi tamamlamadan evvel, konuşmalarını yapan sayın milletvekillerimizin, biraz evvel teşekkür ettiğim sayın milletvekillerimizin temas ettiği birkaç konuya ben de değinmek istiyorum. Bunlardan Sayın Şükrü Elekdağ'ın değindiği konuların çoğu, kanaatimce, Dışişleri Bakanlığı bütçesi sırasında görüşülmesi gereken konulardır. Bunlardan, Genelkurmay Başkanlığının yaptığı toplantı, bahsettiği toplantı, periyodik askerî politik değerlendirme toplantısıdır; yoksa, askerî ataşelerle toplanılarak, PKK konusu özel bir gündemle görüşülmüş değildir.
Diğer taraftan, Sayın Dursun Akdemir'in "Sayın Başbakan bedelliye söz verdi" şeklindeki -eğer yanlış anlamadıysam- ifadesi, gerçeklerle uyuşmamaktadır. Sayın Başbakanın bedelliyle ilgili sözleri, Avustralya'da sarf edilmiştir. Avustralya'da yaşayan insanlarımızın, vatandaşlarımızın bedelli askerlik problemi yoktur; onların böyle bir konuyu gündeme getirmesi söz konusu değildir ki, Sayın Başbakanımız da, o sırada bedelliye söz vermiş olsun.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Ama kendisi öyle dedi Sayın Bakan.
KEMAL SAĞ (Adana)Normal efendim.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Devamla)Avustralya'da yaşayan sayın vatandaşlarımızın derdi, dövizli askerliktir.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Orada söyledi.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Devamla)Dövizli askerlikle ilgili talepleri bizim Bakanlığımıza da intikal etmiştir. Dövizli askerlikte, eğitim süresi 1 aydı. Bu 1 ayın düşürülmesini istediler ve sizler, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yüce Meclisimiz uygun gördü ve bunu 21 güne düşürdük; ki, Avustralya'da gidiş-geliş çok uzun sürdüğü için, izinleri yetsin ve bunu yapabilsinler diye. Ancak, Avustralya'da ve başka ülkelerdeki bazı vatandaşlarımızın, hepsi değil, bu askerlik eğitiminin tamamının kaldırılmasıyla ilgili talepleri var; çünkü, geliş-gidiş çok zor oluyor "bu kadar çok kısa zamanda verilecek eğitimi, bize, gelsinler burada versinler veya başka bir şekil olsun; ama, biz, Türkiye'ye eğitim için gelmeyelim, paramızı yatıralım ve böylece vatandaşlıktan ayrılmamış olalım" diyorlar. Bunların hepsinin, vatandaşlıktan ayrılma imkânları var aslında, o parayı yatırma mükellefiyetinden de kurtulurlar, eğer vatandaşlıktan ayrılırlarsa. Sayın Başbakanın "Millî Savunma Bakanı ile ve Genelkurmay Başkanıyla bu konuyu görüşeceğim" dediği husus, bu eğitim süresinin tamamen kaldırılması keyfiyetidir; bunu, açıklamakta fayda görüyorum.
Diğer taraftan, Sayın Süleyman Sarıbaş "tüfeği bile dışarıdan alıyoruz" dediler; hamdolsun, o günleri geçtik. Bugün, Kara Kuvvetlerimizin ihtiyacının tamamı, hemen hemen tamamı, Türkiye'nin içerisinden karşılanmaktadır, (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Buna, tüfek dahildir, buna namlusu dahil olarak…
AHMET IŞIK (Konya)Top da dahil.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (Devamla)…top da ihtiva edilmektedir. Düşünün ki, 105'lik ve 155'lik namluları yapan ülke çok azdır; Türkiye bunu yapabilmektedir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Ayrıca, Türkiye'nin yaptığı ve sanayi fuarında sergilediğimiz Fırtına ve Panter obüsleri, kendi sınıfında dünyadaki en iyi obüslerdir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 20 Aralık 2005