2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri
Şanlıurfa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Melik (CHP), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 899 kelime.
Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-7-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 malî yılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere, şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisin siz değerli üyelerini ve tüm yurttaşlarımı saygıyla selamlarım. Bu arada, pazar günü akşam saatlerinde 2 adet akıllı, Amerikan füzesinin düştüğü Şanlıurfa'nın Viranşehir ve Birecik İlçelerindeki hemşehrilerime de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Değerli milletvekilleri, dünyanın gelişmiş sanayi ülkeleri, aynı zamanda, tarımda da dünyanın en ileri ülkeleridir. İnsanlık tarihi boyunca, bütün toplumlar, öncelikle beslenme sorunlarını çözmeye, başka toplumlara muhtaç olmamaya çalışmış, icat edilen ilk alet ve makinelerin tamamı da öncelikle tarımda kullanılmıştır. Bu mantıktan, bu düşünceden hareket eden gelişmiş sanayi ülkeleri, hiçbir zaman tarımlarını ihmal etmemişler, aksine, dünyanın her yerinde zor ve meşakkatli bir iş olan tarımsal üretimin durmaması ve ürün veriminin giderek artırılması için her türlü tedbiri almaktan çekinmemişlerdir. Bu tedbirlerin içinde, klasik destekleme primlerinin yanında, ihtiyaç duydukları birçok ürünü daha ucuza satın alma olanakları varken, kendileri üretmeye devam etmişlerdir. Örneğin, Avrupa ülkelerinde halk sağlığı için sigara kullanımına karşı çok yoğun bir mücadele verilmesine rağmen, Avrupa Birliğindeki toplam 150 000 dekarlık tütün ekim alanı korunmaktadır. Yine, çok yüksek verim elde ettikleri mısırdan tüm şekerlerini üretebilecekleri halde, şeker üretiminde mısırdan elde ettikleri tatlandırıcıya sınırlama getirerek şekerpancarı üretim alanlarını da korumaya devam etmektedirler. Bu noktayı esas alarak, aslında yüzde 5'lerin altına düşürdükleri tarımla uğraşan nüfuslarının tarımı terk etmelerini önlemek, ülkede tarımsal üretimin devamını sağlamak için çok çeşitli teşvikler uygulamaktadırlar.
Değerli milletvekilleri, biraz önce, aslında, diğer değerli konuşmacılar ve Sayın Bakanımız da bu konuya değinmişti; ama, yine ben de değinmeden geçemeyeceğim; ülkemizde ise, tarımın önemi hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamış, aksine, özellikle son yıllarda, yaşamakta olduğumuz, bitmek tükenmek bilmeyen ekonomik krizlerden dolayı bu sorunun temel kaynağının tarım sektörüne verilen destekler olduğu, hatta daha da ileri götürülerek, tarımın, Türk ekonomisinin sırtındaki en büyük kambur olduğu, evinde saksıda çiçek dahi yetiştirmesini bilmeyen insanlar tarafından sık sık kamuoyunda dile getirildiği hepinizin malumlarıdır.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de nüfusumuzun yüzde 40'ından fazlasının doğrudan geçim kaynağı olan tarım, başta, şimdiye kadar gelen hükümetler olmak üzere, bu işle ilgisi olan olmayan herkes tarafından, ırgatlık, köylülük ve geri kalmışlıkla eşanlamlı olarak anılmış, bu anlayış, çağdaş, akılcı bir tarım politikası oluşturulmasına veya tarıma gerekli önemin verilmesine engel olmuştur. Halbuki, ülkede bugün var olan sanayiin ve turizm sektörünün aslında ana finans kaynağı tarım sektörü değil midir veya ülkemizde en önemli yatırımlar için alınan kredilerin ana borçlusu yine tarım sektörü, yani nüfusun yüzde 40'ı değil midir?
Şimdi, değerli arkadaşlar, isterseniz biraz da dünyadaki uygulamalara bakalım. Dünyada, her yıl, 300 milyar dolar tarımsal ürünlere destek sağlanmaktadır. Bu rakamın hemen en büyük kısmını, yani tam 284 milyar dolarını, dünyanın en zengin 7 ülkesi kendi çiftçilerine vermektedir. Amerika Birleşik Devletleri ise, bir yandan, tarım sektörüne malî destek programını artırarak devam ettirirken, diğer yandan, Türkiye gibi kalkınmakta olan ülkelerin hemen hepsinde tarım sübvansiyonlarına son verilmesini ısrarla istemektedir. Bu yıl, Amerika Birleşik Devletlerindeki tarımsal destek miktarı 97 milyar dolara çıkarılmıştır.
Yine, bu destekleme primlerinden birkaç örnek vermek gerekirse, Amerika Birleşik Devletlerinde pamuğa verilen destekleme primi kilo başına 20,8 sent, yani yaklaşık 350 000 lira; Yunanistan'da 52,4 sent, yani 900 000 Türk Lirası ve İspanya'da 67 sentken, ülkemizde 2002 yılı için pamuk çiftçisine ödenen destekleme primi sadece 70 000 liradır. Şanlıurfa'da ise, şu anda, emanetteki kütlü pamuğun fiyatı 780 000 liradır; yani, piyasadaki pamuk fiyatı, birçok ülkedeki destekleme fiyatlarından daha düşüktür.
Elbette ki, yukarıda söylediğim destekleme primini alan Yunan çiftçisinin malı, Türkiye'de kendi pamuğumuzdan daha ucuza satılabilecek; ama, bunun nedenlerini bilen bilmeyen herkes "Türk çiftçisi pamuk üretimini bilmiyor" diye yorum yapacaktır.
Yine, Almanya'da buğday çiftçisine dekar başına ödenen doğrudan destekleme primi 65 mark, Fransa'da 285 frank iken, bizde ise 13 500 000 Türk Lirasıdır. Bunun da, 30 il hariç, şimdiye kadar, örneğin, Şanlıurfa gibi bütün ekonomisi tarıma dayalı bir ilde, ancak bu primin yüzde 40'ı ödenmiş, Ağrı İlimizin çiftçilerinin tamamı, Hakkâri İlimizin ise bazı ilçelerinde hiç ödeme yapılmamış, çiftçilerin büyük bir kısmı bu pirimin yüzde 40'lık bölümünü dahi alamamışlardır.
Ayrıca, yine, gelişmiş bu ülkelerde, çiftçiye ucuz fiyatla mazot verilmekte, başta traktör olmak üzere, makine ve teçhizat alımında 20 yıla varan düşük faizli krediler sağlanmaktadır.
Aslında, sağlanan bu krediler, o ülkenin sanayi ürünleri içindir; çünkü, çiftçi, bizim ülkemizde de olduğu gibi, orada da, yılık kazançlarını sanayi mamullerine yatırmaktadır. Yani, sonuçta, tarımdan elde edilen gelir, başta sanayi olmak üzere, diğer sektörlere aktarılmaktadır.
AK Parti hükümetinin seçim kampanyası döneminde söz verdiği, ancak bir türlü gerçekleştiremediği çiftçiye düşük fiyatlı mazot uygulaması, bu ülkelerde, 1950'li yıllardan beri uygulanmaktadır. Ancak, bundan birkaç hafta önce yapılan "Tarım ve GAP" adlı panelde konuşan Sayın Tarım Bakanımızın dediği gibi, Türkiye'nin siyasî kültürü çerçevesinde seçim döneminde bu tür sözler verilebileceğinden, Türk çiftçisinin ucuz mazot hayallerini bir tarafa bırakması gerekir.
Değerli arkadaşlar, biz, elbette ki, bir ülkenin sadece tarımla kalkınacağı iddiasında değiliz; aksine, ülkemizde tarımla uğraşan nüfusun, hiç olmazsa, yüzde 20'lere indirilmeye çalışılması gerekir. Bunun için de, tarım sektöründe çalışan insanların, süratle sanayi veya hizmet sektörlerine kaydırılması gerekir; ancak, bu alanlarda yatırım yapabilmek için kaynak gerekmektedir. İşte, bizi yabancıya muhtaç etmeyecek, bize kredi verdikten sonra, bir gün, bu alacağını bize karşı kullanıp şantaj yaparak, ulusal onurumuzla oynamayacak ve eğer, bize borç verenlerin yanında istemediğimiz bir savaşa katılmazsak "bu alacaklarımız, acaba başımıza ne işler açar" kaygısına düşmek istemiyorsak, diyetsiz kaynak arıyorsak, bunu bulmanın yolu, tarım sektörümüzü baştan sona yeniden yapılandırmaktan geçer; çünkü, tarım sektörü, Türkiye'de, tekstilden gıdaya, deriye kadar, sanayi hammaddesini yarıya yakın oranda sağlayan sektördür. Bu yüzden, Türk tarımının yeniden yapılandırılması, ülkenin sıkıntılarını her zaman daha çok...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 25 Mart 2003