Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Şanlıurfa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 52. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Ocak 2006 · 959 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Melik (CHP), 19 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 959 kelime.
Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 19 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2006-01-19-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların Millî Eğitim Bakanlığına devredilmesiyle ilgili kanun tasarısının 13 üncü maddesi hakkında düşüncelerimi ifade etmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 22 nci Dönem Parlamentosunda en çok tartışılan konulardan biri de, hiç kuşkusuz, eğitim ve eğitimde karşı karşıya olunan sorunlar ve hükümetin bu alanda yapmayı düşündüğü değişiklikler olmuştur. Aslında, son yirmi yirmibeş yıldır, Bütün siyasî partilerin, seçim meydanlarında ülke sorunlarına değinirken, üzerinde önemle durdukları konuların başında eğitime ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri geldiğini hepimiz biliyoruz. 1980'den sonra kurulan bütün hükümetlerin eğitimin önemine ilişkin iddialı açıklamalarını, yine, hepimiz hatırlıyoruz; ancak, millî eğitimle ilgili sorunlarımızda bugüne kadar herhangi bir azalma olmadığı, aksine, sorunlar çığ gibi büyüdüğüne göre, şimdiye kadar söylenenlerin boş laftan başka bir şey olmadığı da açıkça ortadadır. Bunun da en büyük nedeni, elbette, hepimizin kabul ettiği gibi, gerekli kaynağın millî eğitime aktarılamamasıdır. 59 uncu hükümet de, özellikle millî eğitim sorununu çözme iddiasıyla ortaya çıkmış; fakat, AKP Hükümetinin de soruna yaklaşımı, bazı kanunlarda yapılan ufak tefek değişikliklerin ötesine geçememiştir. Bu hükümet de, kendisinden önceki hükümetler gibi, sorun sistemdedir, sorun sistemin içindeki personel ve yöneticilerdedir, personeli ve sistemi değiştirelim, sonra gerisine bakarız demiştir. Onlar da, aynı, geçmiş hükümetlerin yaptığı gibi, sistemi değiştiriyoruz diye, önce kadrolaşma telaşına düşmüşler, ardından müfredatı değiştirmeye uğraşmışlar ve bunun sonucunda da, çözümden de öte, yeni sorunlar yaratılmasına neden olmuşlardır.
Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan kanunun genel gerekçesinde ve Plan ve Bütçe Komisyonunun raporunda da, özellikle Avrupa Birliğine geçiş sürecinde, Avrupa Birliğindeki rekabet gücümüzü artıracak en önemli unsurlardan birinin genç ve dinamik nüfusumuz olduğu ısrarla belirtilmektedir. Gerekçede geçen "rekabet" ibaresi açısından bakıldığında, durum, aslında ülkemiz aleyhinde bir tablo arz etmektedir; çünkü, bu genç ve dinamik nüfusumuz özellikle eğitim bakımından ne haldedir, AB'ye geçiş sürecinde en büyük kozumuz mu olacaktır, yoksa, ilköğretimi bile tam olarak veremediğimiz bu genç nüfus AB'nin hizmetkârı mı olacaktır?!
İzin verirseniz, ben, bunu, ülkemizin en önemli illerinden, millî eğitim açısından da en sorunlu il olan, aynı zamanda seçim bölgem ve Türkiye'de nüfus artış hızı en yüksek il olan Şanlıurfa İlinin eğitim alanında yaşadığı sorunlara değinerek örneklemek istiyorum. Şu an ifade edeceğim hususları ve vereceğim rakamları Sayın Bakanın benden daha iyi bildiği kanısındayım; ama, zaten işin kötü tarafı da, sorunların vahametinin farkında olup da yeterli önlem alamamaktır.
Değerli arkadaşlar, 22 nci Dönem Parlamentosunda üç yasama yılını geride bıraktık. Meclis İçtüzüğünün elverdiği ölçüde, gerek gündemdışı gerekse çeşitli kanun tasarıları ve teklifleri üzerinde, bazen şahsım adına bazen de Parti Grubum adına söz alarak, hem ülke eğitiminin hem Şanlıurfa İlinin sorunlarını bu yüce kürsüden defalarca dile getirmeye çalıştım; fakat, üzülerek ifade ediyorum ki, garp cephesinde değişen bir şey yoktur. Halen Urfa'da, ilköğretimde öğrenci ortalaması derslik başına 65 ve 70'lerde seyretmekte, Şanlıurfa Merkezde 149 ilköğretim okulundan sadece 29'u normal öğretim yaparken, 120 tanesi ikili öğretim yapmaktadır ki, bu da, 120 okulda derslik başına ortalama 130-140 öğrenci düştüğünü göstermektedir.
Değerli milletvekilleri, bu rakamlar Millî Eğitim Bakanlığının 2004-2005 istatistiklerinden alınmıştır. Şanlıurfa'nın durumunu kısaca göstermesi bakımından çarpıcı olduğu için, bundan yaklaşık birbuçuk ay önce yaptığım gündemdışı konuşmada verdiğim bir örneği tekrarlamak istiyorum. Urfa Merkezdeki Kanunî Sultan Süleyman İlköğretim Okulunun mevcudu yaklaşık 5 000 kişidir ki, bu da -daha önce de söylediğim gibi- ülkemizin 172 ilçe merkezinin nüfusundan daha fazladır.
Başta Sayın Bakan olmak üzere Bakanlık teşkilatının, Urfa'daki vahametin ve bu sorunun varacağı noktanın farkında olduklarını ben çok iyi biliyorum. Bu nedenledir ki, özellikle son iki yıldır, Sayın Bakan, Urfa'ya okul yapılması için, devlet imkânlarının dışında hayırseverlerin de katkısını almak için çağrılar yapmaktadır. Belki de bu nedenledir ki, Sayın Başbakan 2004-2005 öğretim yılında "Haydi Kızlar Okula" kampanyasını Urfa'dan başlatmıştır; fakat, sorunlar böyle kampanyalar açarak, kamuoyunun önünde renkli nutuklar atarak çözülmüyor, çözülemiyor, çözülemediğini herkes de görüyor.
Değerli arkadaşlar, her yıl olduğu gibi bu yıl da kız çocukları başta olmak üzere, yaklaşık 30 000 çocuk şekerpancarı ve pamuk işçiliği bitince okula başlayabilmiştir. Şimdi, Sayın Bakan, çıkıp da bu kürsüden "Urfa'nın eğitimde yaşanan derslik sorunu ve öğretmen açığı şu tarihten itibaren çözülecektir" diyebiliyor mu?! Biz, bu sorunların çözümü için, hayal kurup da, çok kısa bir süre de beklemiyoruz. Üç sene, beş sene veya on sene içinde Urfa'daki sorunlar Türkiye ortalamasına indirilebilecek midir veya Sayın Bakan, bu hükümetin bir mensubu olarak, geçici tarım işçilerinin çocuklarının bundan sonra okullar açıldığı tarihte eğitime başlayacaklarının garantisini verebiliyor mu?! Ama, Bakanlık, bu hükümetin üç yıllık uygulaması içinde, Urfa'daki eğitim sorununu hâlâ bir vekil müdür ve hemen hemen bütün okulların müdürlerini değiştirerek çözebileceğini zannedebiliyor! Urfa İl Millî Eğitim Müdürü, geçtiğimiz günlerde Sivas İline asil olarak atandı, oradan Urfa'yı yönetiyor. Bu nasıl sistemdir, biz bunu pek de anlayabilmiş değiliz; ki, hükümet bu atama tavrını, Millî Eğitim Bakanlığının ülke genelindeki bütün idarî birimlerinde sergilemekte, neredeyse baştan sona idarecileri değiştirmektedir. Bu husus kendilerine sorulduğu zaman da, halk tarafından yetkinin kendilerine verildiğini, dolayısıyla sorumluluğun da kendilerine ait olduğunu, istedikleri kadrolarla çalışabileceklerini söylemektedirler; ama, üç yıllık iktidarları döneminde binlerce çocuğun, belki de onbinlerce çocuğun zorunlu ilköğrenimlerini tamamlayamamalarının sorumluluğunun da kendilerinde olduğunu söylememektedirler.
Değerli arkadaşlar, ben, burada, eğitim kalitesinden bahsetmiyorum. Eğitimin kalitesi, elbette, başlı başına tartışılması gereken bir sorundur, bir konudur. Ben, burada, zaten sıkıntılı bir aile ortamında doğmuş, okula başlamayı dört gözle bekleyen, okumayı hayatındaki en önemli olay kabul eden çocukların fizikî mekânlarından bahsetmeye çalışıyorum.
Bakın, Urfa İli Merkez İlçeye bağlı Yardımcı Köyü vardır. Yardımcı, eski bir nahiye merkezidir. Harran Ovasında yer alan en büyük köylerden biridir. Şu anda, ayrıca, çevre köylerden taşımalı eğitimin yapıldığı ilköğretim okulunun bulunduğu köydür. Şimdi, isterseniz, böyle önemli bir köyün ilköğretim okulunun mevcuduna bakalım: Yardımcı İlköğretim Okulunun 1-A sınıfında 85 öğrenci, 1-B sınıfında 80 öğrenci, 1-C sınıfında 86 öğrenci, 6-A sınıfındaysa tam 135 öğrenci bulunmaktadır. Yine, 6-B sınıfında 118, 7-A sınıfında 91, 7-B sınıfında 88 öğrenci bulunmaktadır.
Şimdi, ülkemizin en önemli illerinden birinin, hem de GAP sulamasının merkezi olan bir köyünde, daha çocuklarınızı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 19 Ocak 2006