İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2006 · 1.002 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.002 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2006-05-02-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki Şanlıurfa'nın Akçakale ve Harran Ovalarındaki taban suyu yükselmesi ve tuzlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergesinin gündeme alınmasıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi, öncelikle saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, cumhuriyet döneminin en büyük yatırımlarından biri olarak kabul edilen kısaca GAP dediğimiz Güneydoğu Anadolu Kalkınma Projesinde yaklaşık 1,8 milyon hektarlık alanda sulama yapılması amaçlanmaktadır. GAP kapsamında 150 000 hektar sulama alanı olan Şanlıurfa, Harran Ovalarında 1994 yılında deneme sulamasına başlanmış, 2004 yılı başı itibariyle de 120 000 hektar alanda, GAP genelinde ise toplam 207 000 hektar alanda sulama yapılmaktadır; ancak, zaman içinde Harran Ovasının yaklaşık 20-25 bin hektarlık bölümünde, yani, 200-250 bin dekarlık bölümünde, drenaj ve tuzlulukla ilgili olarak arazilerde çoraklaşma belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bu olumsuz durumun, elbette ki, çok çeşitli nedenleri vardır. Bunları, kısaca, uygun olmayan sulama teknikleri, ana tahliye kanallarının fonksiyonel çalışmaması, tarla içi drenajın birçok yerde olmaması, çiftçi eğitimsizliği ve daha birçok şeyi nedenler arasında sıralayabiliriz.

Değerli milletvekilleri, Urfa-Mardin karayolunun güneyinden Suriye sınırına kadar uzanan Şanlıurfa merkez ilçe ile Harran ve Akçakale İlçelerinin idarî sınırları içinde kalan, ancak, tarihî Harran harabeleri nedeniyle kısaca Harran Ovası dediğimiz bölgedeki sulamalardan kaynaklanan problemlerin temel nedenlerinin başında yanlış projelendirme gelmektedir. Bundan otuz yıl önce, bütün dünya, açık kanalet sistemiyle sulamayı terk etmiş, basınçlı borulu sisteme geçmişken, Türkiye'nin en sıcak ve buharlaşma oranı en yüksek bölgesi olan Harran Ovasında ise sulamalar açık kanalet sistemi olarak yapılmıştır.

Ayrıca -burada bir şeyi ifade etmek istiyorum- ilgili kurumlar dışında kamuoyu tarafından fazla bilinmeyen bir konu daha var. Kamuoyu, zannediyor ki, Harran Ovasındaki sulamalar, 1994'ten itibaren, Atatürk Barajından alınan suyla başladı. Halbuki, Harran Ovasındaki sulamaların bir bölümü, yine, GAP kapsamında, aslında, 1995 yılından önce başlamıştır. Nasıl yapılmaktaydı 1995'ten önce; Devlet Su İşlerinin açtığı kuyularda 12 000 hektar, halk tarafından açılan kuyularda ise yaklaşık 20 000 hektar arazide sulu tarım yapılmaktaydı. Toplam 32 000 hektar gibi, yani, 320 000 dekar gibi küçümsenmeyecek miktarda bir arazi sulanmış ve sulama konusunda ciddî bir tecrübe yaşanmış ve ortaya çıkabilecek sorunlar kısmen görüldüğü halde -esas sulama sistemi olan kanaletlerin döşenmesini kastediyorum- esas sulama sistemi tercih edilirken, bu deneyimin gözardı edildiği görülmüştür. Bunun yanı sıra, Harran Ovasının jeolojik ve hidrojeolojik yapısı bilinmesine, bu konuda, yıllar önce, hem Toprak Araştırma Genel Müdürlüğü hem de üniversiteler tarafından hazırlanmış çok önemli raporlar olmasına rağmen, Ovanın drenaj sistemi ciddî olarak gözardı edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, sulama konusuyla ilgili olan herkes çok iyi bilir ki, sulama sisteminiz nasıl olursa olsun, drenaj sistemi olmadan o araziler er veya geç elden çıkacaktır. Bu kural, sulama yapılmayan; ama, çok yağış alan bölgeler için de geçerlidir.

Peki, Harran Ovasında hiç mi drenaj kanalı yoktur; elbette vardır. Devlet Su İşleri tarafından açılan açık drenaj kanalları; yani, bizim, tahliye kanalları dediğimiz kanallar vardır. Ayrıca, bu açık tahliye kanalları da on yıldır, yani, sulamanın başladığından günümüze kadar da hiç temizlenmemiştir. Yani, on yıldır arazileri sulayacaksınız, on yıldır bu tahliye kanallarını temizlemeyeceksiniz; peki, tarlalarda biriken suları nasıl dışarıya atacaksınız?!

Bakın, ilk defa, yani, on yıldır ilk defa, geçen yıl sonbahar aylarından itibaren tahliye kanallarının temizlenmesine başlanmıştır ve halen de hızla devam etmektedir. Tahliye kanallarının temizlendiği bölgelerde de suyun hızla çekildiği gözlenmektedir; ama, bunlar yetersizdir. Açık drenaj kanallarıyla birlikte, özellikle Harran Ovası gibi toprak yapısına sahip arazilerde tarla içi drenaj kanalları yapmadığınız sürece sorunu çözmeniz mümkün değildir. Hal böyleyken, bu konuda konuşan herkes, Ovadaki taban suyu yükselmesi ve çoraklaşma belirtilerinin tek sorumlusu olarak sadece Harran çiftçisini göstermektedir.

Elbette ki, sulu tarım ayrı bir kültürdür; bu inkâr edilemez. Çiftçi eğitimi, sulu tarımın çok önemli bir parçasıdır; ama, bizim önce sistemimizi gözden geçirmemiz gerekir. Sisteminiz hatalıysa, eksik yapılmışsa, sistemin yürütülmesi için gerekli makine ve teçhizat elinizden alınmışsa, o sistemi yürütmenize imkân var mıdır?!

Peki, Urfa'daki Devlet Su İşleri 15 inci Bölge Müdürlüğünün Harran Ovası tahliye kanallarının temizlenmesinde kullanılmak üzere bünyesindeki büyük kazıcılar, ekskavatörler şimdiye kadar neredeydi, hangi bölgeye, niçin gönderilmişti?

Bu arada, bu tahliye kanalları temizlemesi konusu açılmışken, göreve başlayalı henüz bir yıl dahi olmamasına rağmen, Ovada önemli çalışmaları başlatan, bu çalışmayla da sorunun nasıl çözümlenebileceğini gözler önüne seren ve çalışmalarını da halen devam ettiren Devlet Su İşleri 15 inci Bölge Müdürü ve ekibine de teşekkürlerimi sunmayı bir borç biliyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu konular; yani, Harran Ovasının şu andaki durumu ve eğer gerçekten tedbir alınmazsa ne hale geleceği, başta Devlet Su İşleri olmak üzere, konuyla ilgili herkes tarafından bilinmektedir; ama, bu tedbirleri kim veya hangi kurum alacaktır? Bu sorunun cevabını vermeden önce, mevcut duruma kısaca bakmak gerektiği kanısındayım.

Devlet Su İşleri, gerçekten, şu anda bile, Türkiye'nin suyla ilgili her türlü problemine çözüm üretebilecek değerli bürokrat ve teknokratları bünyesinde barındıran bir kurumdur.

Ancak, Devlet Su İşleri, sulama projeleri yaparken, tahliye kanallarını; yani, açık drenaj işlerini yapmaktadır. Devlet Su İşlerinin kuruluş kanununda tarla içi hizmetleri yapma yükümlülüğü yoktur; yani, Harran Ovasında toprağın altında biriken ve her yıl giderek yükselen taban suyunu dışarı atacak olan tarla içi drenaj yapma görevi, Devlet Su İşlerinin görev alanına girmemektedir. Peki, bu kimin görevidir?.. Eskiden bu işlerle Toprak-Su Müdürlüğü ilgileniyordu. Son yıllarda ise, tarla içi hizmetler tamamen Köy Hizmetlerine devredilmişti. Zaten, şu anda, Harran Ovasında, 6 800 hektarlık alanda, yani, 68 000 dekarlık alanda devam eden tarla içi drenajın yapımı da Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ihale edilmiş; ayrıca, 21 000 hektarlık alanın da yapılması için proje hazırlanmıştır. Ancak, bildiğiniz gibi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü lağvedilerek, il özel idarelerine devredilmiştir; fakat, il özel idarelerinin, hepinizin bildiği gibi, şu andaki olanakları, bu tür makro sorunları çözmek için yeterli değildir; ne paraları vardır ne teknik imkânları vardır.

Değerli milletvekilleri, GAP, her ne kadar başlangıçta bölgesel bir kalkınma projesi olarak görülmüşse de, zaman içinde, hem enerji hem de tarımsal potansiyeli nedeniyle bütün Türkiye'nin doğrudan yararlandığı bir proje olduğunun farkına varılmıştır. Buna, en basit örnek olarak, Harran Ovası ve yaylak sulamaları sonucunda, ülkemizin gereksinimi olan pamuk ve mısır gibi sanayi bitkilerindeki üretim patlamasını gösterebiliriz. Dolayısıyla, böylesine önemli bir projenin, şu ana kadar, ilk ve en büyük modeli olan Şanlıurfa, Harran Ovalarının sulanmasında yapılan hataların ve eksikliklerin tespit edilerek giderilmesi, binlerce yılda oluşmuş, dünyanın bu en verimli arazilerinin elden çıkmasının önlenmesi gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 2 Mayıs 2006

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook