İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarım politikaları ve çiftçilerin sorunları hk.

Mehmet Yıldırım

Kastamonu Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Nisan 2005 · 770 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Yıldırım (CHP), 21 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM POLİTİKALARI VE ÇİFTÇİLERİN SORUNLARI HK.); konuşma 770 kelime.

Mehmet Yıldırım (CHP, Kastamonu). “Tarım politikaları ve çiftçilerin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yildirim-22-2005-04-21-tarim-politikalari-ve-ciftcilerin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kastamonu Milletvekili olarak şahsım adına söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Dün akşam, mübarek kandili idrak ettik. Bütün İslam âlemini, Peygamberimizin doğum günü nedeniyle tebrik ediyorum ve Türk İslam âlemine hayırlar getirmesini Cenabı Hakk'tan diliyorum.

Ayrıca, iki gün sonra, 85 inci yılını idrak edeceğimiz Ulusal Egemenlik Bayramını kutlayacağız. Bize bugünleri bahşeden, Birinci Meclisi açan Yüce Atatürk ve silah arkadaşlarının ve ayrıca, Birinci Meclisin üyelerinin önlerinde saygıyla eğiliyorum ve onlara rahmet diliyorum ve mekânları cennet olsun diyorum; bütün çocuklarımızın da bayramını kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, tarım, iki yıldan beri, çökmüş durumda. Nereye gidersek, nüfusumuzun yüzde 40'ını oluşturan kesim olan köylü, inim inim ağlıyor. Buğday üretmişler, hakkını alamamışlar. Geçen sene 380 000 liraya sattıkları ürünü bu sene 280 000 liraya satamaz duruma gelmişler. Sürekli ürettikleri halde ütülmeye devam ediyorlar.

Mazot desteği vereceğiz demişiz, yeşilmazot desteği vereceğiz demişiz; ama, bir türlü verememişiz, geldiğimiz günden beri mazot fiyatları 1 960 000 liraya kadar yükselmiş. Çiftçi perişan; gübre fiyatları, alamaz duruma gelmiş. Konya'daki çiftçimiz aynı durumda, Polatlı'daki çiftçimiz aynı durumda, Kastamonu'daki çiftçimiz aynı durumda, Ege'deki çiftçimiz aynı durumda, Adana'daki çiftçimiz aynı durumda.

Türkiye'de, 2000'li yıllarda 21 000 000 ton üretilen buğday, 2003 yılında 19 000 000 tona düşmüş; yani, gerilemeye devam ediyoruz. Nüfusumuz artıyor, daha çok ihtiyaç duyduğumuz buğday ve ekmek, aş azalıyor. Bu ne demektir: Nüfusa paralel olarak artması gereken ekim alanlarında, birim alandan daha çok ürün almamız gerekirken, maalesef, ekim alanları daha çok daralıyor ve ürün almamız mümkün olmuyor. Bunun yerine, Amerika'dan, başka ülkelerden buğday ithal ediyoruz, açığımızı ithalatla karşılıyoruz. Bu doğru bir anlayış değil. İnşallah Tarım Bakanı buraya gelir ve bunun cevabını verir.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)- Tarım Bakanı burada.

MEHMET YILDIRIM (Devamla)Pardon, özür dilerim. Sayın Bakan arkamdaymış, karşıda arıyorum.

Değerli arkadaşlar, geçen hafta, 8 - 9 Nisan günlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, milletvekillerimizi, Ankara'nın ilçelerinde görevlendirdi. Arkadaşlarımla birlikte Evren İlçesine gittik, hemen Ankara'nın kıyıcığında; Güdül ilçesine gittik, hemen kıyıcığında. Kastamonu'nun ilçelerine gitmeye gerek yok, Başkentin ilçelerindeki durumdan size manzaralar anlatacağım. Evren İlçesini gezdik, bir cuma günüydü. Vatandaşlarımıza ne durumdasınız diyoruz "perişanız" diyorlar. Çiftçi perişan, esnaf perişan! Bir boyacı, hırdavatçıya uğradık ne durumdasın diyoruz "geçen sene, 2000'li yıllarda, Evren'de 90 tane konut yapılıyordu, boya satıyordum, kilit satıyordum, çivi satıyordum, geçimimi sağlıyordum; ama, bugün, 4 tane bile yok" diyor. Esnafın perişan olduğu açık.

Çiftçiye soruyoruz, ne noktadasın diyoruz "geçen sene 360 000 lirayla sattığım buğdayı 280 000 liraya satıyorum" diyor. Peki, gübre fiyatları aynı noktada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANToparlayın lütfen.

MEHMET YILDIRIM (Devamla)Tamam Başkanım.

Değerli arkadaşlar, hepsi aynı noktada.

Güdül İlçesine gittik; Karacaören'de, Garipçe'de, Tahtacı Örencik'te toplantılar yaptık; hepsi, çiftçiler perişan. Dedim ki: Siz, hangi partiye oy vermiştiniz? Evet "Adalet ve kalkınma Partisi..." Evet, belediye başkanı da Adalet ve Kalkınma Partisi, köydeki birinci parti de Adalet ve Kalkınma Partisi. Şimdi ne yapacaksınız, ne noktadasınız?.. "Elimiz kırılsaydı" diyor.

Geldiğimiz manzara bu. Bir eleştiri olarak kabul etmeyin; acı bir uyarı, acı bir sinyal olarak kabul edin. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri iktidar olarak, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, biz, muhalefet olarak, bizden önceki 2001, 2002 krizini Türkiye'ye yaratarak, IMF'yi Türkiye'ye getirip mahkûm eden anlayışı söküp atmamız lazım. Öyleyse, bunun çaresi tektir; tarlada üretim, fabrikada üretim ve planlı bir üretim -ilave ediyorum- planlı bir üretim olmadan da bu iş olmaz. Herkes istediği ürünü ekmeyle, herkes istediği ürünü fabrikada üretmeyle bu mümkün olmaz. Bir planlı dönemi, tarımda da, sanayide de, kalkınmada da gerçekleştirmek zorundayız. Biz, şimdi, iki yılda ne yapmamışız; her şeyi yapıyoruz, ekiyoruz, biçiyoruz; ama, hiçbir şey yapmıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, hayvancılık çok kötü bir noktada. Şu anda, 5 200 000 liraya mal ettikleri 1 kilo etin fiyatını 6 000 000 liraya hayvan karkasları kestiremiyor, hipermarketlere kestiremiyorlar. Televizyonları izliyoruz; Türkiye'ye kaçak et geliyor. Nereden geliyor, bilemiyorum; gökten inmiyor, yağmur gibi yağmıyor. Sınırlar açılmış. Sınırlarda kim var; askerimiz var, polisimiz var, jandarmamız var. Onlara sesleniyorum buradan, İçişleri Bakanlığına sesleniyorum: Siz ne iş yaparsınız?!

Dün akşam Kanal 6'da izledik "kaçak tütün geliyor, PKK'ya kurşun olarak gidiyor, Türk askeri öldürülüyor" diyor -aynen cümleler bunlar- çünkü, nargile tütünü geliyor, nargile tütünü 1 000 ton civarında Türkiye'ye giriyor ve bu da bir Mısırlı kanalıyla iddia ediliyor. Ben polis değilim, ben jandarma değilim, ben milletin vekiliyim, Türkiye Büyük Millet Meclisinden hükümete sesleniyorum: Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz, yoksa bir başkaları mı?!

Değerli arkadaşlar, ne derler; "dost acı söyler." Ben, Türkiye'nin dostuyum, sizin de dostunuzum. Bu gidişle, hal ve gidiş iyi değil; pekiyi, ortaya doğru geldi. İyi gitmedikçe, size bakıyor, üzüm üzüme baka baka kararır misali, biz de size dönüyoruz, bizi de size benzetiyorlar. Bakın, salona bakın; kırmızı koltuklar... Milletvekilleri?.. Dışarıda; bu tarafı dışarıda. Bizimkilere bak; onlar da dışarıda.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 21 Nisan 2005

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook