Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 112. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Temmuz 2003 · 694 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ziya Yergök (CHP), 29 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)); konuşma 694 kelime.
Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 29 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-07-29-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan tasarının 7 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.
Tasarının bu maddesiyle, 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun, ek ve değişiklikleriyle birlikte yürürlükten kaldırılmaktadır. Daha önce, bilinen adıyla "pişmanlık yasası" olarak tanımlanan bu yasalar uygulanmış; ama, beklenen yararı sağlamamıştır. Bugün, görüşmekte olduğumuz Topluma Kazandırma Yasası Tasarısı getirilmektedir; getirenler de, sadece, bu tasarının adıyla övünebilmektedirler. Görüşmekte olduğumuz tasarının gerekçesinde, toplumun huzuru ve millî dayanışma anlayışını temel alarak, terör örgütü mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, toplumsal huzur ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesini sağlamak amacıyla bu tasarının hazırlandığı belirtilmesine rağmen, gerçekte bu tasarı, toplumsal barışa katkıda bulunmayacak, toplumsal huzur ve dayanışmayı güçlendirmeyecek, aksine, içbarışı da, içhuzuru da bozacaktır, kamu vicdanını da derinden yaralayacaktır.
Bu yasa tasarısının adı ne olursa olsun, hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olanlar da dahil olmak üzere, terör örgütü mensuplarına bir nevî koşullu af getirilmektedir. Adı, ister "af" olsun, ister "pişmanlık yasası" olsun, ister "şartlı salıverme ve erteleme yasası" olsun, ister bu tasarıda olduğu gibi "topluma kazandırma" adını alsın, bu tür af niteliğindeki düzenlemeler, cezanın suçu önleyici etkisini ortadan kaldırmakta, suç mağdurlarını bir kez daha mağdur ederek, bunların yargıya ve devlete olan güvenlerini azaltmaktadır.
21 inci Dönemde "Şartla Salıverme Yasası" adı altında af getirenler, toplumu derinden yaralamışlar ve bunun bedelini 3 Kasım seçimlerinde ağır bir şekilde ödemişlerdir. O gün o yasa tasarısını yasalaştıranların hiçbiri, bugün bu Yüce Mecliste yer almamaktadır. Mevcut tasarı, ondan daha ağır düzenlemeler getirmektedir ve bedeli de daha ağır olacaktır. Mevcut tasarıdan, PKK-KADEK örgütü mensupları, Hizbullahçılar, Sıvas katliamı sanıkları da yararlanacak ve salıverileceklerdir. Şimdi, bu terör örgütlerinin vahşet dolu eylemleri, bu eylemleriyle toplumda yarattıkları dehşet hafızalardan henüz silinmemişken, bu eylemler, bütün acısıyla, ıstırabıyla, şiddetiyle ve dehşetiyle insanlarımızın yüreğine ve belleğine kazınmışken, hükümetin gündeme getirdiği bu tasarı, gerekçesinde yazılan amaca uygun sonuç doğurmayacaktır.
Bu tasarının gündeme gelmesinde, uzak dostumuz, müttefikimiz ve artık yakın komşumuz Amerika Birleşik Devletlerinin telkin ve taleplerinin etkili olduğu, artık sır değildir. Amerika Birleşik Devletleri, açıkça şunu söylemektedir: Ben, işgal ettiğim topraklarda, yeni ülkemde, Kuzey Irak'ta terörist istemiyorum. PKK-KADEK mensuplarına, bölgeden ayrılmalarını, Türkiye'ye geçmeleri, Türkiye'ye de, bu geçişi kolaylaştıracak düzenlemeleri yapma telkininde bulunuyor. Bu tasarı, bu şekilde Yüce Meclisin gündemine gelmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Irak'ta, terör örgütü mensuplarını etkisiz hale getirme gücüne ve imkânına sahipken, bu yolu seçmiyor. Bu nasıl dost, bu nasıl müttefik?! Bir taraftan, Kuzey Irak'ta bulunan askerlerimize terörist muamelesi yapıp, başına çuval geçireceksin, diğer taraftan, bölgedeki terör örgütü mensuplarıyla ilişki kurup, müzakereye geçip, onların, af niteliğinde bir düzenlemeyle, Türkiye'ye geçmesini özendireceksin!..
Biz, daha önce, bu Yüce Mecliste, Avrupa Birliğiyle ilgili uyum yasaları çıkarmıştık. Acaba, görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı da, Amerika Birleşik Devletleriyle bir uyum yasası mıdır?!
Kendini özgürlükler ülkesi olarak kabul eden ABD ile demokrasinin beşiği olmakla övünen İngiltere, kendi ülkelerine yönelik bir terör tehdidi veya bırakın tehdidi, bir terör kaygısı söz konusu olduğu zaman, bir çırpıda, demokrasiyi de, insan haklarını da, temel hak ve özgürlükleri de kısabiliyor, rafa kaldırabiliyor; ama, terör kendi ülkelerini değil de başka ülkeleri vuruyorsa, bol keseden atabiliyorlar, demokrasiden, haktan hukuktan söz edebiliyorlar "bunları topluma kazandırın" diyebiliyorlar. Bu, tam bir çifte standarttır. Bu nedenledir ki, Türkiye, bu tür düzenlemeleri, birtakım dış telkinlerle değil, kendi ülkesinin geleceğini, kendi insanının esenliğini düşünerek yapmak zorundadır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, ekonomisini, IMF ve Dünya Bankasının; iç politikasını, Avrupa Birliğinin; dış politikasını ve güvenlik politikalarını, Amerika Birleşik Devletlerinin yönlendirdiği bir ülke konumunda olmamalı, bu görünümden kurtulmalıdır; özellikle güvenlik konularında, hiçbir ülkenin müdahalesine asla izin vermemelidir. Bu açıdan baktığımızda, görüşmekte olduğumuz tasarı, içeriği kadar, gündeme geliş biçimiyle de yanlış ve yaralayıcıdır.
Kuşkusuz, toplumsal barışı sağlayalım, demokratik hak ve özgürlükleri genişletelim, hukuku üstün ve egemen kılalım, bunun için gerekli adımları da atalım; ancak, terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bölgelerimizde yaşam koşulları iyileştirilmeden, bunların savaş alanına dönmüş yaşam alanları alınacak sosyal ve ekonomik önlemlerle insanca yaşanır hale dönüştürülmeden yapılacak bu tür düzenlemeler, sorunu çözmeyecek, iç barışa da, toplumsal dayanışmaya da katkı getirmeyecektir; sadece, bu tasarıya oy verenleri, bu tasarıyı destekleyenleri, toplum vicdanında mahkûm edecektir. Bu nedenle, bu tasarı, ülkeye yarar getirmeyecek, barışa hizmet etmeyecektir.
Tasarının reddedilmesini diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 29 Temmuz 2003