İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Uğur mumcunun ölüm yıldönümü nedeniyle

Mevlüt Coşkuner

Isparta Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 45. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Ocak 2004 · 592 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mevlüt Coşkuner (CHP), 21 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UĞUR MUMCUNUN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 592 kelime.

Mevlüt Coşkuner (CHP, Isparta). “Uğur mumcunun ölüm yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-coskuner-22-2004-01-21-ugur-mumcunun-olum-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Uğur Mumcu'nun ölüm yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

80'li yıllardan sonra, yine, bugünkü gibi vurgunların, talanların, çetelerin boy gösterdiği bir dönemde bir ses duyuyoruz. O ses, Anadolu'ya, Türkiye'ye dalga dalga yayılıyor.

O ses,

"Ben, Atatürkçüyüm,

Ben, cumhuriyetçiyim,

Ben, laikim,

Ben, antiemperyalistim,

Ben, tam bağımsız Türkiye'den yanayım,

Ben, özgürlükçüyüm.

Ben, insan hakları savunucusuyum,

Ben, terörün karşısındayım,

Ben, yobazların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım" diyor; çünkü, o günlerde, ülkede, şöyle bir genç yetiştirilmek isteniyor: Yargılamayan, sorgulamayan, yurt sorunlarına, ulus sorunlarına duyarsız kalan, "tamam efendim", "olur efendim" diyen, ben merkeziyetçi bir zihniyet hâkim kılınmak isteniyor.

Bu söz ne kadar doğru ki, Sevgili Uğur Mumcu'nun o sözleri bugünlere kadar geliyor.

İşte, böyle bir anlayışın, böyle bir aydının, Uğur Mumcu'nun, 24 Ocak 1993 tarihinde aracına yerleştirilen bombanın patlamasıyla yaşamını yitirmesinden bu yana onbir yıl geçti.

Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve devrimlerinin ödünsüz savunucusu Uğur Mumcu, daha 80'li yıllarda çeteleri, siyaset-tarikat-ticaret ilişkilerini, aydınlatılmayan cinayetleri, terör ile kaçakçılık arasındaki bağı, dinselliğe ya da ırkçılığa ödün veren siyasal iktidarların içyüzünü gözler önüne sererken, demokrat, laik, cumhuriyetçi, tam bağımsızlıktan, emekten, tüm hak ve özgürlükten yana 5 000'i aşkın yazı yazmış, diziler hazırlamış, söyleşiler yapmıştı. Tüm yazıları, araştırmacılığı yaşama biçimine dönüştürmüş bir gazetecinin beslenme kaynaklarını çok iyi bilen bir aydının duyarlılığını yansıtıyordu.

Uğur Mumcu, aydınlanma devrimini özümsemiş, ödünsüz bir devrimciydi. Düşünce ve davranışları bu değerlerden oluşuyordu. Araştırmacı gazetecilik ilkesini benimsemiş, yazılarında eleştirel düşüncesini şu sözlerle anlatmıştı: "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz." Yazı ve kitapları, benimsediği bu ilkenin tanıkları oldu.

Mumcu'nun bükülmeyen, tükenmeyen kalemi, karanlık güçleri öfkelendiriyor, çileden çıkarıyordu. O, bir an olsun umutsuzluğa kapılmadı, en ön safta görevini üstlendi; giderek, toplumumuzun gözü, kulağı, beyni oldu.

Mumcu, belgesiz ve bilgisiz hiçbir konu hakkında yazmadı; işin kolayına kaçmadı. Siyaset-mafya-şeriat ilişkilerini çözmek istiyordu. Biliyordu ki, bu ilişkiler ortaya çıkarılıp kaldırılmadıkça, ülkenin huzura kavuşması, anayasa ve hukuk düzeninin işlemesi olanaksızdı. Bunun için okudu, bunun için araştırdı ve düşündü. Ona göre, çağımızın en büyük suçu, haksızlıklara, adaletsizliklere, yolsuzluklara, halkın malını çalanlara, savaş kışkırtıcılığına karşı çıkmayarak susmaktı. Uğur Mumcu, bu suçu işlemediği için öldürüldü.

Ölümü, ülkeyi ayağa kaldırdı; çünkü, öldürülen, ülkenin, halkın kendisiydi; Uğur Mumcu'nun bedeniyle birlikte parçalanan, yığınların düşüncesiydi, özlemleri ve umutlarıydı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Coşkuner.

MEVLÜT COŞKUNER (Devamla)Saldırı, laikliğe, cumhuriyete, demokrasiye, dürüst gazeteciliğe, yurtseverliğe yönelikti. Tetiği çekenler yakalandı; ama, cinayetleri tezgâhlayanlara hiçbir zaman ulaşılamadı. Hükümetler değişip davalar sürerken, Türkiye'nin aydınları birer birer teröre hedef olmaya devam etti. 1990 ile 2000 yılları arasında, Profesör Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı ve son olarak da Necip Hablemitoğlu, ardı ardına, terörün kurbanı oldu. 49 uncu hükümet döneminde gerçekleşen suikastın ardından, devlet yöneticileri, bu cinayeti aydınlatmanın namus borcu olduğunu söylediler; ancak, bu borç ödenmediği gibi, yeni cinayetler eklendi.

Uğur Mumcu, ABD'nin Ortadoğu'da oynadığı oyunların fotoğrafını, daha o zamanlarda çekmişti. 4 Eylül 1990 tarihli yazısında şunları söylüyordu: "Ortadoğu, emperyalizmin savaş alanıdır. Petrol, Latincede 'petro oleum=taş yağı' demektir. Bu taş yağında, Ortadoğu çöllerinde, kum gibi kaynayan gizli servislerin, iğrenç pazarlıkların, hükümet darbelerinin, emperyalizmin ajanlığını yapan kralların, generallerin ve siyasetçilerin izlerini ve çirkin yüzlerini görebiliriz."

16 Mart 1991 tarihli yazısında da şöyle diyor: "ABD, bilardo sopasıyla Irak'ı vuruyor; Irak topu Kürt topuna vuruyor, Kürt topu da Kıbrıs topuna vuruyor. Zincirleme reaksiyon, Türk dışsiyasetini kendi alanına sıkıştırıyor."

Uğur Mumcu cinayeti hâlâ aydınlanmamıştır. Neyse ki, ciltler dolusu kitaplar yazdı ki, o kitapları okuyanlar bunları anlayacaktır; ama, sonuç olarak da, şunu söylemeliyiz:

Bugün de aynı oyunlar yaşanmaktadır ve gençliğimiz, artık, Atatürk'ün kendine emanet ettiği ülkeye sahip çıkıp, bugünkü oyunları bozmalıdır diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 21 Ocak 2004

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook