Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )
Isparta Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 116. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Haziran 2005 · 1.389 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mevlüt Coşkuner (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.389 kelime.
Mevlüt Coşkuner (CHP, Isparta). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-coskuner-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEVLÜT COŞKUNER (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 940 sıra sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının insan kaynakları müdürlüğüyle ilgili 17 nci maddesi üzerinde, Grubum Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, elbette, bu yasa görüşülürken, arkadaşlarım, kendi düşüncelerini, bölgelerindeki havaalanlarının sorunlarını aktardılar. Elbette ki her milletvekilimin kendi bölgesindeki sorunları hep beraber dinledik; elbette ki haklılardır.
Benim de, burada, bu konum bittikten sonra, Isparta Havalimanı hakkında taleplerim olacak; ama, dilerdim ki, beraber çalıştığım Sevgili Bakanım burada olsun; ama, yine de mutluyum; Adalet Bakanımız var. Adalet Bakanı, adından aldığı gibi, adalet dağıtır ve bu konuşmamda, Isparta Havaalanındaki taleplerimi de dile getireceğim, bu izlediği konuyu da Sayın Bakanıma anlatır diye düşünüyorum.
Türkiye'de havayolu ulaştırması sektörü, 1983 yılında, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanununun yürürlüğe girmesiyle, belirgin bir gelişme sürecine girmiştir. Türk Hava Yolları, bu dönemden sonra modernleşmeye yönelmiş ve hizmet standartlarını yükselterek, içhatların yanında, ekonomik olarak daha avantajlı olan dışhatlara yönelmiştir.
Yine, bu dönemde, özel sektör havayollarının sayılarında, filo kapasitelerinde ve sektörden aldıkları payda önemli artışlar gözlenmiştir; fakat, üzerinde konuştuğum maddeyle direkt alakalı olan havayolları faaliyetlerinin her kademesinde, kalifiye personel temininde, geçmişten bugüne kadar sıkıntı yaşanmış ve sektör, gerçek anlamda desteklenmemiştir. 1980'lerin sonunda, muhtelif yörelere mahallî idarelerin de katkılarıyla, stol tipte küçük havaalanlarının yapımı başlatılmış ve askerî havaalanlarının sivil hava ulaşımına da açılması çalışmalarına hız verilmiştir.
Yıldan yıla istikrarlı biçimde artış gösteren toplam gelen-giden yolcu ve uçak trafiğinin, başta Atatürk Havalimanı olmak üzere, Antalya, Esenboğa, Adnan Menderes ve giderek Dalaman Havalimanlarında yoğunlaştığı görülmektedir.
Sivil havacılığın teknik konuları, gerçekten uzmanlık isteyen konulardır. Kurallar, hem Türkiye'de hem Avrupa'da hem de Amerika'da hemen hemen aynıdır. Sivil havacılık kuralları, yetkili personeli, yani, imza yetkisi olan uzman kişileri belirlemek için birçok kuralları ihtiva etmektedir ve bunları yapabilecek konumda olanları da imtihanla lisansiye etmektedir.
Türkiye'de şu anda geçerli olan SHDT-35 lisansı, uçak üzerinde çalışacak teknisyenin vasıflarını anlatmaktadır. Bu vasıftaki uçak teknisyeni olmak, her türlü uçağın bakım ve arızasını yapabilmek de değildir. Yukarıdaki koşullara göre lisans alan uzman teknisyen bile her tip uçakta çalışamaz. Bir uçakta çalışabilmek için, lisanslı ve ilgili tip uçağın sertifikasına sahip olmak da gereklidir.
Yani, sivil havacılıkta teknik olarak uzman sayılacak kişiler, yukarıda kısaca vasıflarını belirttiğim kişilerdir. Bugün, Türk Hava Yolları, iddia edilenin aksine, dünya şirketlerinin bile bakımlarını ve arızalarını yaptırdığı bir pozisyondadır.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde, şu anda 95 personel çalışmaktadır. Havacılık şirketlerinin kurulmasından uçakların ruhsatının verilmesine, pilotların sicilinden kabin ekiplerinin sağlık kontrolüne, hava servis, sefer sisteminin takibinden tüm uçuşların güvenliğine kadar her konuda tek otorite olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür.
Halen, 2 genel müdür yardımcılığından 1'i vekâleten atanmış, diğeri ise boştur. 4 daire başkanından 3'ünün de havacılıkla alakası olmadığı gözükmektedir.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün genel bütçeye tabi bir kuruluş olmasından dolayı, maaşlar, başta uçak mühendisleri olmak üzere çok düşüktür. Bu sebeple, kalifiye personel işe başladıktan birkaç sene sonra, özel sektöre transfer olmaktadır. Böyle olunca da, havacılık konusunda yeterli eğitime sahip olmayanlar, kurumda önemli görevler üstlenmektedir.
Bu yasa, özellikle kalifiye elemanın şartlarını düzeltmelidir ki, faydalı olabilsin. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü eğer gerekli personel ihtiyacını karşılayamazsa, bir süre önce Onur Airin yaşadığı ve yaşattığı sıkıntılara benzeyeceği görülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sivil havacılık sektörü, aynı zamanda Türk turizminin de en stratejik ayaklarından biridir. Döviz yaratan, bununla da kalmayıp, istihdam yaratan, katmadeğeriyle de önemli oranda ekonomik artıları olan sivil havacılık sektörü, ülkemizde, her nedense, üvey evlat muamelesi görmektedir. 11 Eylül saldırılarından sonra Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri sivil havacılık sektörüne büyük yatırımlar yapmış ve sektörü ayakta tutmuştur; fakat, Türkiye'de, hiçbir dönemde, böyle bir devlet desteği söz konusu olmamıştır.
Bu yasanın bazı maddeleriyle, Türk Hava Yollarının özelleştirilmesinin önü açılmak istenmektedir. Biraz önce de belirttiğim gibi, sivil havacılığın stratejik bir özelliği bulunmaktadır. Bu özelliği belirleme görevi, kamuya ait olmalıdır; fakat, bu yasayla, Türkiye'nin uluslararası alanda imzaladığı birtakım anlaşmalar bağlayıcı olmaktadır. Bu anlaşmalar gereğince de, hizmet kavramı tanımlanırken, kamunun hizmet alanının dışında tutulması hedeflenmektedir. Örneğin, yine, tasarının 9 uncu maddesinin (f) fıkrasında, ikili veya çok taraflı hava ulaştırma anlaşmalarını yapmak ve anlaşma hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisinin Genel Müdürlüğe verilmesi, bunu Dışişleri Bakanlığından bağımsız olarak yapabileceğini göstermektedir. Bu da sıkıntı yaratacaktır.
Üzerinde konuştuğumuz 17 nci maddeyle, personel müdürlüğünün yerine insan kaynakları müdürlüğü getirilmektedir. Tabiî, insan kaynakları, daha çok özel sektörün kullandığı bir departmandır. Asıl mesele, müdürlüğün isminin değiştirilmesi değil, işlevin nasıl olacağıdır. Bunun ne derece faydalı olacağını şu an için bilemiyoruz; fakat, verimliliğin önplanda tutulması olumlu bir gelişme olabileceği gibi, personelin nakil, atama, terfi, ücret, emeklilik ve benzeri işlemlerinin yürütülmesinde özel sektör mantığının uygulanmasının doğuracağı sonuçlar açık değildir.
Daha önce çıkarılmak istenilen kamu yönetimi reformundaki yanlışlıklara umarım ki düşmeyiz; bu yasada da düşülmemesi hepimizin talebidir. Çünkü, tasarının tümüne baktığımızda, kamu yönetimi alanında yapılmak istenen değişikliklerin yansımalarını görmekteyiz. Bilindiği gibi, kamu yönetimi alanında yapılmak istenen değişikliklerin en önemlisi personel sistemine ilişkindir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel sayısının azaltılması ve çalışan personelin sürekliliğinin performansa bağlanmasının AKP Hükümetinin öncelikli amacı olduğunu biliyoruz. Fakat, bu amaç verimliliği ne kadar artıracaktır ya da artırmayacaktır, hep beraber göreceğiz.
Bu mantıkla çıkan tüm yasalar, sosyal devleti topal bırakacak yasalardır. Bu mantığın yanlış olduğunu dile getirmemize rağmen, bugün hükümetin bu konudaki ısrarı maalesef devam etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakanım; biraz önce konuşmamın başında söylediğim gibi, Isparta Havaalanından bahsetmeden önce, Isparta Havaalanı için, biraz önceki konuşmacı Isparta Milletvekili arkadaşımız burada, geldi, sanki iktidar partisinin milletvekili değil muhalefet partisinin milletvekili gibi, burada konuştukları ile orada konuştuklarının birbirine uymadığını gördük; çünkü, Isparta Havalimanının, daha önce sayın milletvekillerimiz tarafından, pilot yetiştirmek için, eğitim için kullanılacağı söylenmişti. Hatta, gökyüzünde uçakların şov yaptığı bir günde ben de o toplantıya katıldım; ama, maalesef, Isparta'da söylenilenler ile bu kürsüde söylenilenler birbirine uymuyor. Ben buradan, bu kürsüden şöyle sesleniyorum: Sen, muhalefet milletvekili değilsin, talep eden değilsin ve işin çözüm mevkiindesin. Benim görevim de, muhalefet milletvekili olarak talep etmek ve denetlemektir. Lütfen, siz, burada değil, Sayın Bakanımı yerinde ziyaret edin ve Isparta Havaalanının ne durumda olduğunu, içler acısı bir durumda olduğunu orada anlatın ki, o güzel yatırım heder olup gitmesin diye düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, Ispartamızda 46 personeli olan bir havalimanımız var. Süleyman Demirel Havalimanımız, maalesef, atıl vaziyette beklemektedir. Isparta'da son yıllarda öğrenci ve asker sayısı önemli boyutlara ulaşmıştır. Isparta genelinde takriben 50 000 üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Ayrıca, havalimanımız, Afyon ve Burdur İllerimize de çok yakındır. Yani, havalimanımızın çalışması için yeterli potansiyel mevcuttur.
Değerli milletvekilleri, şöyle düşünün: Isparta yöresi, Afyon yöresi ve Burdur yöresi ve bunların merkezinde bir havalimanı, her şeyiyle dört dörtlük bir havalimanı; bazı eksiklikleri de var tabiî, yok değil; ama, maalesef, bir tane uçak inmiyor; ama, Afyon'a baktığımız zaman, Afyon'un bütün köylerinde her aileden bir kişi Avrupa'da çalışmaktadır ve Isparta'nın bütün köylerinde de, yine, her aileden bir kişi Avrupa'da çalışmaktadır.
Orada, iki ilin organize sanayii bulunmaktadır. Ayrıca da, Antalya'ya 1,5 saattir. Bu 1,5 saat olan mesafede, eğer ki, gerçekten bu havalimanı çalışmış olsa, Antalya Havalimanının sıkıntılarını giderecektir ve atıl halde olan bu havalimanımız da çalışır hale gelecektir. Maalesef, Antalya Havalimanının yükünü çekeceğini söylediğimiz zaman buna gülüp geçenler oluyor. O nedenle ben şöyle sormak istiyorum: Eğer ki, bugün, gerçekten böyle bir merkezde olan havalimanı atıl halde ise bizim kendi kendimize sormamız gerekir. Çünkü, Isparta'dan sadece bir günde İstanbul'a 3 şirketin 12 otobüsü kalkıyor, Ankarası öyle, İzmiri öyle. 12 araba kaldırdığımız zaman bugün 400 küsurlara varan insan Ankara'ya geliyor. Eğer, siz 50 kişilik, 100 kişilik uçağı kaldıramıyorsanız, o zaman ekonominin düz ve iyi gittiğinden bahsetme hakkınız yok diye düşünüyorum. Çünkü, Isparta gerçekten bunu hak ediyor, Burdur gerçekten bunu hak ediyor, Afyon gerçekten bunu hak ediyor. Çünkü, Isparta'nın bulunduğu konuma baktığımız zaman, sadece Afyon'un bir ilçesi bize 24 kilometre ve Burdur ise, bize 36 kilometre, havaalanının bulunduğu yere de 16-17 kilometre ve burada Avrupa'daki insanlarımız ve işadamlarımız uçak seferi beklerken bizim mağdur edilmememiz ve Antalya Havalimanının yükünü paylaşmamız herhalde ki hakkımızdır diye düşünüyorum.
Ben, başında konuştuğum gibi, Sevgili Bakanımın burada olmasını dilerdim; çünkü, Bakanımla beraber çalıştık ve İstanbul Havaalanını da beraber…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
MEVLÜT COŞKUNER (Devamla)Ama, başında söylediğim gibi, Sayın Adalet Bakanım buraya da adalet dağıtır ve Sevgili Bakanıma da bu konuları aktarır diye düşünüyorum. Isparta milletvekillerimi tekrar uyarıyorum; artık, birazcık kendinize gelin, Isparta'nın hak ettiği şeylerde, bu kürsüde ve Bakanlığımızda ve iktidar erkini de kullanarak, hak ettiklerimizi verin, buradan seçmene selam göndermeyin; çünkü, bunları gerçekleştiremezseniz ve bir yıl önce "burada pilot yetiştireceğiz, eğitim okulu olarak kullanacağız" deyip gökyüzünde kaldırdığınız ve boy gösterisi yaptığınız uçakları bir daha kendiniz Isparta semalarında göremeyeceksiniz diyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 23 Haziran 2005