Kuzey ırak'taki son gelişmelerle ilgili
Malatya Milletvekili ·
Genel Kurul, 55. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Şubat 2005 · 711 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Miraç Akdoğan, 8 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUZEY IRAK'TAKİ SON GELİŞMELERLE İLGİLİ); konuşma 711 kelime.
Miraç Akdoğan (Malatya). “Kuzey ırak'taki son gelişmelerle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mirac-akdogan-22-2005-02-08-kuzey-irak-taki-son-gelismelerle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİRAÇ AKDOĞAN (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli mensupları; hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Kuzey Irak'ta yaşanan son gelişmeler üzerine görüş ve değerlendirmelerimi arz etmek üzere söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlar, Irak'taki her gelişme, Türkiye'nin millî çıkarlarını doğrudan ilgilendiren millî bir mahiyettedir. Türkiye, kim ne derse desin, bu gelişmeler hakkında söz sahibi olan ülkelerden biridir ve bu konumun kendisine yüklediği sorumluluk ve hassasiyetin bilincinde olmak durumundadır.
Öncelikle şunu hatırlatmak istiyorum ki, İran haricinde bütün komşularımız Osmanlı coğrafyasından doğdular. O topraklarda nice şehitler verdik; o topraklarda imar ve adalet götürdük; o topraklarda barışın ve istikrarın temsilcisi olduk.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin vizyonu, işte bu imparatorluğun mirasıdır. Türkiye, bu tarihî sorumluluk doğrultusunda Kuzey Irak'tan Kafkasya'ya, Ortadoğu'dan Balkanlara, Kıbrıs'tan Ortaasya'ya kadar bir barış ve istikrar mücadelesi vermektedir. Bu tarihî sorumluluk kapsamında, başta Irak olmak üzere, bu geniş coğrafyada barışın, huzurun ve istikrarın hâkim olması, Türkiye'nin öncelikli hedefleri arasındadır.
Irak'ın toprak bütünlüğünün korunarak, istikrara sahip demokratik bir ülke haline gelmesi, başta Türkmenler olmak üzere, Irak toplumunu oluşturan unsurların hak ve çıkarlarının adil biçimde korunması ve geliştirilmesi, yalnızca Türkiye'nin lehine sonuçlar verecek bir hedef de değildir. Kuzey Irak'ı bağımsızlık hayallerinin girdabına sürüklemek, Irak'taki bütün toplulukların olumsuz etkileneceği, refahın değil çaresizliğin, istikrarın değil kargaşanın, huzurun değil kaosun boy göstereceği maceradan başka bir şey değildir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti, Kerkük ve Musul meselesinde, içerideki bütün eleştirilere rağmen, Lozan ve sonrasındaki anlaşmalarla belirlenen şartlara ve sınırlara her zaman riayet etmiş, bölgedeki barış ve istikrarın muhafazası yönündeki çabalara tam destek vermiştir.
Türkiye, uluslararası hukuka ne kadar bağlı kaldıysa, bazı Batılı büyük ülkeler, bölgedeki etnik gruplara ve Ortadoğu konusuna, maalesef, o kadar müdahaleci olmuşlardır; etnik nüfuslar üzerinden ellerini hiçbir zaman çekmemişlerdir.
Değerli arkadaşlarım, son yapılan seçimlerin ardından, Kerkük başta olmak üzere Kuzey Irak'ta bin yıllık Türk şehirleri, etnik arındırmaya tabi tutulmak tehdidiyle karşı karşıyadır. Bu seçimlerin Kuzey Irak'a istikrar ve huzur getirmesi mümkün değildir; aksine, bölgedeki huzursuzluk ve istikrarsızlık artacaktır; çünkü, bu seçimlerde bölgede yaşayan insanların gerçek iradesinin ortaya çıkması çeşitli oyunlarla engellenmiştir.
Kimse kendini kandırmasın. Kerkük ve Musul başta olmak üzere Türkmen bölgesinde yapılan seçimler, demokratik ve hür iradeye dayanan normal bir seçim değil, etnik grupların bölgeye hâkim hale getirilme oyunudur. Yapılan bu uydurma seçimi tanımak mümkün değildir. Türkiye, bütün bu olanlar karşısında ne söyleyecekse, oradaki etnik gruplara, aşiretlere değil, Irak'taki hâkim güçlere söylemelidir. Türkiye'nin muhatabı, Amerika'nın bizzat kendisi olmalıdır.
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)Onu Başbakana söyle.
MİRAÇ AKDOĞAN (Devamla)Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin bu konudaki tepkilerini devlet ve hükümet yetkililerimizin açıklamalarını, gecikmiş olsa da bu kapsamda çok yerinde ve değerli bir tavır olarak değerlendiriyorum. Yarın daha büyük ve ölçüsüz tepkiler koymak yerine, bugünden ciddî tepkilerimizi ortaya koymak ve neye rıza göstermeyeceğimizi açıkça ilan etmek doğru bir tavırdır.
Değerli arkadaşlar, Türkiye, askerî birikiminin sonucu olan gücüyle, sahip olduğu tarihiyle, devlet ve vatan anlayışıyla, Edirnesi, Malatyası, Diyarbakırı, Vanı, Hatayıyla yetmiş milyonluk birlik ve beraberlik içerisindeki nüfusuyla ...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Akdoğan.
MİRAÇ AKDOĞAN (Devamla)... birilerinin, kolayca karşısına çıkıp, küstahça kafa tutabileceği bir ülke değildir. Türkiye, bu coğrafyada, bin yıldır bağımsız bir devlet olmanın birikimiyle vardır. Türkiye, kendisine dışarıdan herhangi bir çözüm dikte edilemeyecek konumdadır. Türkiye, etkin ve yapıcı müdahalesi olmaksızın, bölgede herhangi bir girişimin başarıya ulaşamayacağı bir konumdadır. Türkiye, büyük hedeflerin ülkesi ise -ki öyledir- bundan emin olmak ve buna uygun etkin politikalar uygulamak zorundadır.
Değerli arkadaşlarım, içerisinde bulunduğumuz durum, boş hayallere gereğinden fazla kulak vermenin zamanı değil, Türkiye'nin gerçeklerinin, hassasiyetlerinin bölgenin istikrarı anlamına geldiğini anlatmanın zamanıdır. Uluslararası gerekçelerle ve bölgenin istikrarı ile Türkiye'nin millî çıkarları arasında bir uyuşmazlık söz konusu olamaz. Türkiye'nin millî hassasiyet gösterdiği alanlar ile dost ve müttefiklerimizin bölgesel arayışları birbiriyle çakışamaz.
Bu gerçeklerin uluslararası aktörler tarafından idrak edilmesini sağlamak, bulunduğu coğrafyanın güçlü bir ülkesi olan Türkiye'ye düşer. Türkiye, etkin politikalar uygulayan bir ülke konumunu korumalı ve güçlendirmeli, bölgede söz sahibi bir ülke olduğunun altını bir kez daha çizmelidir. Bu, Türkiye'nin, öncelikli millî çıkarıdır.
Değerli arkadaşlar, son olarak şunları söylemek istiyorum: Uluslararası ilişkiler, gerçekliliğin, akılcılığın ve soğukkanlılığın alanıdır. Irak'ı oluşturan toplulukların, bu akılcılığı, bu soğukkanlılığı göstereceği, gerçekçi davranacağı ümidindeyiz. Eğer bunu başaramıyorlarsa, söz konusu gerçeklerin ve aklın idrakine ulaşmaları için kendilerine yardımcı olmamız, uyarmamız gerekiyor.
Kaygılanması, tedirginliğe kapılması, oturup bir kez daha düşünmesi gereken, Türkiye değildir. Bizim, üzerinde uzun uzun düşünmemiz ve tartışmamız gereken tek şey, Türkiye'nin millî çıkarlarıdır. Türkiye, millî çıkarlarını her şartta koruyabilecek büyük bir ülkedir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 8 Şubat 2005