Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar hakkında kanun tasarısı (s.s.: 54)
Bartın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 53. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Ocak 2008 · 1.731 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP), 23 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SES VE GAZ FİŞEĞİ ATABİLEN SİLAHLAR HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.: 54)); konuşma 1.731 kelime.
Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP, Bartın). “Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar hakkında kanun tasarısı (s.s.: 54)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhammet-riza-yalcinkaya-23-2008-01-23-ses-ve-gaz-fisegi-atabilen-silahlar-hakkinda-kanun-tasarisi-s-s-54 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 54 sıra sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun Tasarısı ile ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Haklarında kanuni düzenleme bulunmayan ses ve gaz fişeği atabilen silahların imali, satışı, taşınması ya da bulundurulması ruhsata veya belgeye bağlı olmadığından, bu silahlar ülkemizde kolayca üretilebilmekte ve yurt dışından da ithal edilebilmektedir. Kurusıkı olarak tabir edilen bu silahlar ses tabancası olarak da bilinmektedir. Bugün gerçek silahlardan ayırt edilememekte, kolayca gerçeğe dönüştürülebilmekte ve suçlarda yaygın olarak kullanılabilmektedir. Kurusıkı taşıyan insanlar, bu nedenle, gerçek silahlı kişiler tarafından kendini savunma amacıyla karşılık görebilmekte ve bu durum ölümlere neden olmaktadır. Ayrıca, kurusıkı silahların namluları çok basit değiştirilebildiğinden, gerçek bir silah gibi kullanılmaktadırlar. Bu silahlar 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu kapsamında tutulmadığı için ruhsata tabi olmamakta ve böylece bu silahlara olan talep her geçen gün artmaktadır.
Ülkemizde her 100 kişiden 13’ünde ateşli silah bulunmaktadır. Geleceğimizin teminatı her 10 gençten 1’i delici, kesici alet, her 20 gençten 1’i ise ateşli silah taşımakta ve çete üyesi olmaya zorlanmaktadır. Ülkemizde Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 741.364 adet ruhsatlı silah bulunmakta, resmî sayıları belli olmamakla birlikte çok sayıda kurusıkı ve gaz tabancalarının bulunması korkunç bir gerçeklik olarak önümüze çıkmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 2007 yılında kurusıkı silahların doğrudan ve dolaylı olarak kullanıldığı toplam 7.129 olayın meydana geldiği tespit edilmiş ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 2.185 adet kurusıkı silah ele geçirilmiş olup, ayrıca güvenlik kuvvetlerimizce de 27.510 ruhsatsız silah ele geçirilmiştir. 2006 yılının ilk dokuz ayında İstanbul’da, polis bölgesi rakamlarına göre, kurusıkı silahların gerçek silahlara dönüştürülmesiyle 33 kişinin öldürüldüğü ve 566 gasp olayına rastlanıldığı belirtilmiştir. Öldürme vasfı olmadığı zannedilen bir aletin 33 can alması, kurusıkı tabancaların ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu göstermektedir. Bu acı senaryolara daha birkaç gün önce de bir yenisi daha eklendi. İstanbul Dolapdere’de bir ilköğretim okulunda on dört yaşındaki öğrencinin evinden getirdiği kurusıkı silahla kız arkadaşını vurması, olayın ürkütücü boyutunu bizlere bir kez daha hatırlatmıştır. Burada asıl sorun ise yasal mevzuatta kurusıkılara ilişkin bir düzenlemenin olmayışı ve Yargıtay kararlarında silah niteliğinde bulunmayan kurusıkı tabanca ile gerçekleşen eylemlerin ceza kanunlarında tanımlanan, içinde silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı yönündeki kararlarıdır.
Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre ülke genelinde polis bölgesinde suçların işlenmesinde kullanılan silahlar ile amaçsız silah kullanılması sonucu ele geçirilen silahlara ilişkin rakamlar şöyledir: 2006 yılında mala ve şahsa karşı toplam 785.510 olay meydana gelmiştir. Bu olaylarda 8.069 kişi ölmüş ve 161.602 kişi yaralanmıştır. Söz konusu olaylarda kullanılan ve ele geçirilen ruhsatlı silah sayısı 2.659, ruhsatsız silah sayısı ise 19.769’dur. 2006 yılında suçta kullanılan ruhsatsız silah sayısı ruhsatlıların 7 katından fazladır. 2007 yılı Ocak-Nisan ayları arasında kişilere, mal varlığına, topluma, millete ve devlete karşı toplam 276.572 olay meydana gelmiştir. Bu olaylarda 3.037 kişi ölmüş ve 54.350 kişi yaralanmıştır. Bu olaylarda kullanılan ve ele geçirilen ruhsatlı silah sayısı 767, ruhsatsız silah sayısı ise 5.809’dur. 2007’nin ilk dört ayında suçta kullanılan ruhsatsız silah sayısı ruhsatlıların 7,5 katından fazladır. İşte bu rakamlar, ülkemizin karanlık yüzünü ortaya koyan ve ne zaman ne olacağını bilemeyeceğimiz durumu açıklayan, birçok insanın her an ölebileceğini anlatan rakamlardır. Bu veriler Türkiye’de ciddi bir silaha sarılma sorunu olduğunu ortaya koymaktadır.
“Kurusıkı” olarak tabir edilen ses ve gaz fişeği atabilen silahlar nitelikleri bakımından 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun kapsamına girmemektedir. Kurusıkılar hakkında diğer mevzuat hükümlerinde de herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bunların imali, satışı, taşınması ya da bulundurulması ruhsata veya belgeye bağlı değildir. Her yıl yaklaşık 180 bin kişinin kurusıkı silah satın aldığı tahmin edilmektedir. Türkiye’deki üretimi ve satışı on yıllık bir geçmişe sahip olan kurusıkı tabancalar bugün yıllık cirosu 10 milyon doları bulan bir sektöre dönüşmüş durumdadır. On sekiz yaşını dolduran herkes tarafından bir ikametgâh ve nüfus belgesiyle temin edilebilmesi ve ayrıca 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu kapsamında bulunmadığı için ruhsata tabi olmaması kurusıkı silahlara olan talebi artıran nedenlerin başında gelmektedir. Ülkemizde kurusıkı silahların görünüşü, kullandıkları fişeğin çıkardığı ses itibarıyla ve gerçek silahlara benzerliğiyle kötü niyetli kişi ve kişilerce çeşitli suçlarda ya da düğün ve spor müsabakaları sonrası havaya ateş etme, yani zevk için kullanıldıkları, halk üzerinde korku ve panik yaratıldığı, hatta bu tabancaların namlularının değiştirilmesi sonucu ruhsata tabi gerçek tabanca vasfına dönüştürüldükleri dikkate alındığında kanuni bir düzenleme yapılması kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Kurusıkı silah ve gaz tabancaları hakkında ülkemizde hiçbir yasal düzenleme mevcut olmadığı gibi, bu silahlar herkes tarafından kolayca elde edilebilmektedir. Bu nedenlerle, mevcut boşluğu giderecek kanuni düzenlemenin yapılması zorunlu hâle gelmiştir. Sonuç itibarıyla, belki korunma, belki hava atmak amacıyla alınan kurusıkı silahların artık Türkiye’de çok ciddi boyutlara ulaştığı ve kurusıkı silahların insanı korumadığı, aksine ölümüne yol açtığı bilinmektedir.
Ülkemizde suç istatistiklerine göz attığımızda durumun ne kadar vahim olduğu daha da iyi anlaşılmaktadır. 2006 verilerine göre 85.964 eve, 68.855 otomobile, 55.967 iş yerine hırsız girmiş, yaklaşık 40 bin kişi yankesici ve kapkaç kurbanı olmuş, yaklaşık 9 bin gasp ve yağma vakası emniyet siciline işlenmiştir. Yaklaşık 28 bin zorla tehdit olayı yaşanmış, 20 bin vaka intihar ve intihara teşebbüs olarak kayıtlara geçmiş, 7.130 yetişkin, 546 da çocuk kaçırılmış, 28 dakikada bir ruhsatsız silah yakalanmış, yakalanan silah sayısı yaklaşık 14 bin olarak emniyet kayıtlarına girmiştir. Kısacası, 2006 yılında suç istatistiklerinde 2005 yılı verilerine göre yüzde 65 artış olmuş, her 39 saniyede bir suç işlenmiştir.
Bu olayların bu kadar hızla artmasındaki en büyük etken, ortada dolaşan ruhsatlı ve ruhsatsız silahların çokluğudur. Ayrıca artışların nedenlerinde televizyonlarda yayınlanan ve gençlerimiz üzerinde büyük etkiler yapan, silahlanmayı özendiren mafya dizilerinin büyük rol oynadığını da hepimiz bilmekteyiz.
Peki, bu artışlarda AKP Hükûmetinin rolü yok mudur? Yoktur diyemiyoruz, çünkü Makina Kimya Endüstrisi Kurumunun on ay taksitle silah satış kampanyası Hükûmetin yanlış bir uygulamasıdır. Bu kurumun silah satma çabası, toplumdaki suç eğilimini ve korkusunu körükleyen, insanın temel yaşam hakkını tehdit eden ve son derece kaygı uyandıran bir çabadır. 9 Mayıs 2007 tarihinde İçişleri Komisyonunda 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin verilen tekliflerin tümü üzerinde görüşmeler sürerken bir milletvekilimizin önerisi üzerine, açık alanda düğün, nişan, sünnet, kına gecesi gibi yerlerde silah taşınmamasına ilişkin düzenleme “düğünlerde silahı koyacak yer bulamaz” gerekçesiyle maddeden çıkarılmıştır. Maalesef böyle bir savunmayı anlamak mümkün değildir. Bu anlayış silahtan ayrılamama alışkanlığıdır. Silahından ayrılamıyorsan bu tür yerlere gitmeyeceksin. Ayrıca yasaların kişiye özel çıkartılamayacağını da hatırlatmak isterim.
Düğünlerde, kutlamalarda serseri bir kurşunla yaşamını yitirenler oldukça hepimizin yüreği sızlayacaktır. Mutluluğun, coşkunun silahlarla gösterildiği bu eğlence alanlarında insan mutluluğu silahla taçlandırılamaz, ancak kanlandırılır. Sünnet düğününde bir magandanın silahından çıkan kurşunla ölenleri, düğün izlerken serseri bir kurşuna kurban gidenleri, bir futbol maçının sevincini ateş ederek kutlamaya çalışırken birdenbire katil olanları duydukça nasıl yerimizde oturacağız, nasıl uyuyabileceğiz?
Tüm bu yaşananlara son verilebilmesi için önce biz milletvekillerinin gereken özveriyi en iyi şekilde göstermemiz gerekmektedir. Bakanlar Kurulu toplantısında Millî Savunma Bakanımızın bakanlara silah hediye etmesi de birçok kesimi derinden üzmüştür. Konuyu, değerli milletvekili arkadaşım Sayın Nesrin Baytok Hanım da bir soru önergesiyle gündeme getirmiş ve Sayın Başbakana sorular yöneltmişti. Bu soruları kısaca özetleyecek olursam: “Tabancaların piyasa değeri nedir?”, “Silahların nereden karşılandığı, bütçeden mi karşılandığı, bir sponsor tarafından mı karşılandığı; sponsor tarafından karşılandı ise kimdir bu sponsorlar?”, “Silahların devlet kayıtlarına geçip geçmediği, silahların geri iade edilip edilemeyeceği?” soruları idi.
Söz konusu soru önergesi zaten süresi içinde cevaplanmamış ve bu önergeye cevabı Sayın Millî Savunma Bakanımız vermiştir. Sayın Bakanımız da vereceği cevabı uzun uzun düşünmüş olmalı ki “Anılan soru önergesinde yer alan hususlarla ilgili olarak Millî Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliğince 9 Ağustos 2007 tarihinde bir basın açıklaması yapılmıştır. Bilgilerinize arz ederim.” demekle yetinilmiştir.
İşte, bir milletvekilimizin toplumu aydınlatmak için, öğrenmek için istediği sorulara almış olduğu cevap! Neyse… Bizim de onlara cevabımız “Silahlarınızı güle güle kullanın ama lütfen çoluğunuzdan çocuğunuzdan uzak tutun.” olsun.
Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun Tasarısı kurusıkı silahlara ilişkin mevcut yasal boşluğu doldurması sebebiyle, en azından konunun muhataplarını oluşturması bakımından son derece önemlidir. Bu kanun tasarısına göre kurusıkı silahlar artık gerçeğe dönüştürülemeyecek şekilde üretilmek zorundadır. Bu silahlar yalnızca mermi veya av malzemesi ya da yivsiz tüfek satışı yapmak için valiliklerce ruhsatlandırılmış yerlerde satılacak.
Önemli bir diğer nokta ise, kurusıkı silahları satan bayiler, üçüncü şahıslara devredenler ve devralanların bir ay içinde mahallî mülki amire bildirimde bulunmak zorunda olmasıdır.
Kanun tasarısının önemli bir diğer maddesi, kurusıkı silahların taşınmasının yasaklanmasıdır. Ayrıca, kasten işlenen bir suç nedeniyle bir yıl ve üzerinde hapis cezası alanlar ile ateşli silahlarla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlara ve on sekiz yaşın altındaki yurttaşlara da satışı yasaklanmaktadır.
Kurusıkı silah artık bir yerden başka bir yere bir kutu içerisinde, kolayca ulaşılamayacak ve kullanılamayacak şekilde nakledilebilecek, kişi bu şarta uymazsa kurusıkı silah taşımak suçu işlemiş olacaktır.
Kurusıkı silahlara ilişkin bu düzenleme son derece önemli ve iyi bir girişim olmakla beraber, maalesef eksik noktaları da mevcuttur.
Başlıca eleştirilecek konu cezaların caydırıcı olmamasıdır. Taşıma, satış ve nakille ilgili maddelere aykırı davrananlar yalnızca 500 YTL idari para cezası alacaklar ve silahlarının mülkiyeti kamuya geçecek. İzinsiz imal edenler ise ilgili maddelere aykırı davranırlarsa bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beş yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacaklar.
Gerçeği söylemek gerekirse, bu tasarı üzerinde daha farklı birçok düzenleme yapılması gerekmektedir, fakat şimdilik bu haliyle kanunlaşması da atılmış büyük bir adımdır. İlerleyen günlerde bu konuyla ilgili tasarılar üzerinde daha güzel iyileştirmeler yapmalı ve ülkemizi silahsızlandırmaya doğru yönlendirmeliyiz. Şöyle ki: İleriki çalışmalarımızda kurusıkıların belgelere bağlanması, cezaların ağırlaştırılması, kullanıcılarından adli sicil kaydı, doktor raporu istenmesi, ambalajlarına “öldürücü” ibaresinin konulması, silah tanımına kurusıkının da dahil edilmesi, kurusıkı silah satın almaya yönlendirici kampanyaların, reklamların engellenmesi konularında çalışmalarda, önerilerde bulunup ayrıca bireysel silahsızlanma konusunda gerekli adımları devreye sokmalıyız.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile gerekli değişiklikleri yapmak zorundayız, çünkü silahsızlanma sorunu toplumun tüm kesimlerince benimsenmedikçe kesin çözüm üretmek oldukça zordur.
Silahsızlanma için yaygın ve yüksek sesli kampanyalar yürütülmelidir. Biz milletvekilleri bu kampanyalara öncülük etmeliyiz. Hemen silahlarımızı teslim etmeliyiz ve topluma örnek olmalıyız. (CHP sıralarından alkışlar)
Güvenlik görevlileri dışında kimseye taşıma ruhsatı verilmemesine yönelik uzun dönemli çalışmalar hedeflenmelidir. Ruhsat işlemlerinin daha katı kurallara bağlanması gerektiğine, ruhsat sürelerinin kısaltılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz. Bireysel silahsızlanma bir hedef olarak kabul edilerek silahların teslimi, edinilmesinin zorlaştırılması hususlarında düzenlemelerin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu kanun tasarısında yapılmak istenenlerin çok yeterli olmadığının farkındayız. Fakat, Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun Tasarısı, kurusıkı silahlara ilişkin mevcut yasal boşluğu doldurması sebebiyle en azından konunun muhataplarının oluşturulması bakımından son derece önemlidir. Bu nedenle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tasarıyı önemsiyoruz. İlerleyen zamanlarda bu konular üzerinde çalışmalarımızın devam edeceğini belirterek, tüm milletvekillerimizi tekrar silahlarını bırakmaya devam ediyorum.
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 23 Ocak 2008