2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ENERJİ VE TABAİİ, ENERJİ PİYASASI, ULUSAL BOR ARAŞTIRMA, ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ, MADEN TETKİK VE ARAMA , PETROL İŞLERİ, DEVLET SU İŞLERİ, BAYINDIRLIK VE İSKAN, KARAYOLLARI GENEL, TAPU VE KADASTRO GENEL ) xI. TUR
Mardin Milletvekili ·
Genel Kurul, 37. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Aralık 2005 · 1.236 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Doğan, 20 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ENERJİ VE TABAİİ, ENERJİ PİYASASI, ULUSAL BOR ARAŞTIRMA, ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ, MADEN TETKİK VE ARAMA , PETROL İŞLERİ, DEVLET SU İŞLERİ, BAYINDIRLIK VE İSKAN, KARAYOLLARI GENEL, TAPU VE KADASTRO GENEL ) xI. TUR); konuşma 1.236 kelime.
Muharrem Doğan (Mardin). “2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ENERJİ VE TABAİİ, ENERJİ PİYASASI, ULUSAL BOR ARAŞTIRMA, ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ, MADEN TETKİK VE ARAMA , PETROL İŞLERİ, DEVLET SU İŞLERİ, BAYINDIRLIK VE İSKAN, KARAYOLLARI GENEL, TAPU VE KADASTRO GENEL ) xI. TUR”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2005-12-20-2006-merkezi-butce-kan-tas-enerji-ve-tabaii-enerji-piyasasi-ulusal-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân Bakanlığı 2006 yılı bütçe tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce hepinize saygılar sunuyorum.
2006 yılı bütçesini görüşürken, hükümetin, ülkenin ihtiyacı olan yatırım programını ve en önemli hizmetlerini ortaya koyacağını bekliyor ve ümit ediyorduk. Maliye Bakanı Sayın Unakıtan "2006 yılı bütçesi, ödenen vergilerin her kuruşunun vatandaşlarımıza daha fazla iş, aş ve hizmet olarak dönmesini sağlayacaktır" deyince, hükümet, ülkenin kalkınmasına yönelik yatırım projeleriyle ilgili alternatif modeller üreterek, iş, aş ve hizmet yapacaktır diye sevindik. Ancak, üç yıllık AKP Hükümeti, ülkenin kalkınmasına yönelik yatırım projesi yapabilmiş değildir. Bir de ne görelim; iş yok, aş yok, hizmet yok; yani, Bakanın söyledikleri gerçek değildir.
Aslında, ülkenin ihtiyacı olan yatırım ve hizmetler bellidir. Acil eylem planında millete birçok programlar sundunuz; ama, hiçbirini uygulayamadınız. Aş olması için personele pay ayrılması gerekir, iş ve hizmet için kaynakların kamu hizmetine yönlendirilmesi gerekir. Kamunun ekonomideki payına baktığımızda, Avrupa ülkelerinin çok altında olduğunu görmekteyiz. Avrupa'da kamunun ekonomideki payı yüzde 50 seviyesindeyken, 2006 yılı bütçesinde ülkemizde bu oran yüzde 32'dir. Bu bütçe kaynaklarının önemli bir bölümü faiz ödemelerine gidiyor. Bu nedenle, kamunun ekonomideki payı yüzde 25'ler civarına gerilemektedir. Dolayısıyla, bu bütçe, hizmet bütçesi değil, suya düşen bir bütçedir. Her ne kadar "geçmiş iktidarlardan farklıyız" deseniz bile, AKP İktidarı da ülke kaynaklarını faiz harcamalarına aktarmaya devam etmektedir. Bakanlığın hizmetleri arasında, ülke çıkarlarına uygun şekilde dağıtılmış mıdır? Hükümet şunu bilmelidir ki, iş, sözü söylemek değil, yerine getirebilmektir. 2003 yılından bu yana anapara ve faiz olarak yaklaşık 500 katrilyon TL'nin rantiyeye ödenmiş olmasına rağmen borç stoku azalmamış, üstelik artmıştır. AKP İktidara geldiğinde 180 milyar dolar olan borç stoku, bugün itibariyle 245 milyar dolara yükselmiştir. 2006 yılında da 46 milyar dolar faiz ödemelerine gidecektir. Bu miktar, 2 500 000 kamu çalışanına ödenen miktarın yüzde 143'ü kadardır. Faize ayrılan parayla, ülkemizdeki demiryolu ağını, gidiş-geliş olmak üzere, 2 misline çıkarmak mümkündür. Başka benzeri bir örnek, rahmetli Turgut Özal'ın yaptığı gibi, İstanbul'a üçüncü köprü ve Kapıkule'den Şanlıurfa İline kadar otobanlar tamamlanabilirdi.
Ekonomimizin bir ayağı olan inşaat sektörüne kümülatif olarak bakıldığında, 2003-2005 yıllarında -59 uncu hükümet döneminde- üretici fiyat endeksinde yüzde 30 artış olurken, akaryakıtta yüzde 82, inşaat demirinde yüzde 64, çimentoda yüzde 72 oranlarında maliyet artışı olmuştur. Türkiye'nin en iddialı olduğu ve yurt dışında söz sahibi olduğu tek özel sektör olan inşaat sektörüne büyük bir darbe vurmuş, ayrıca, bu sektör çalışanlarını da darboğaza sürüklemiştir.
Ekonomimizin yüzde 30'unu teşkil eden inşaat sektörünü iflasa götürmenin hiç kimseye yararı olmayacağı kesindir. Türkiye'nin her tarafını inşaat şantiyesine çeviren rahmetli Turgut Özal ve Anavatan İktidarında, sadece toplukonut yapılmamış, aynı zamanda, telekomünikasyon, bilgi çağı, barajlar, kamu konutları, devlet hastaneleri, üniversiteler, ilköğretim, lise binaları kısa zamanda gerçekleştirilmiş ve Türkiye çağ atlamıştır. Birçok ilçe il yapılmıştır. Her köye okul, sağlıkocağı, yol, telefon ve elektrik Anavatan iktidarı döneminde yapılmıştır. Hiçbir müteahhit veya işadamı ayırımı yapılmamıştır; ama, siz, gelir gelmez, devam eden yatırım projelerinin müteahhitlerini "bunlar benim müteahhitlerim değil" diyerek cezalandırma yolunu seçtiniz ve 600 trilyona yakın alacaklarını da ödemiyorsunuz.
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Hangi Anavatan?..
MUHARREM DOĞAN (Devamla)Belediyecilikten gelen hükümet, hâlâ ülkeyi belediye mantığıyla idare etmekle kalmayıp, belediyelere bile yardımcı olamamıştır.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlı genel müdürlükler ile köye yönelik hizmet müdürlüklerinde çalışanlar farklı muameleye tâbi tutulmakta, kurumlararası ücret farklılıklarıyla mağdur edilmektedirler. Kısacası, bu iş, konu dışında eködeme yapılmayan kurum kalmamıştır.
Sayın Bakanım, Anavatan olarak, Bakanlığınız çalışanlarına insanca bir yaşam ve ücret adaletinin sağlanmasından yanayız.
Gümüşova-Gerede Otoyolu, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu, Bursa Çevre Yolu, Ankara-Pozantı Otoyolu, İzmir Çevre Yolu, Aydın Otoyolu, İzmir-Urla-Çeşme Otoyolu, Karadeniz Sahil Yolu Projelerinin tamamı 1987 yılında Anavatan İktidarında ve koalisyon dönemlerinde ihale edilmiş ve inşaatları devam eden projelerdir.
Burada vurgulanması gereken şey, yatırımların kişisel çıkarlar ya da eski hükümetlerce başlatılmış olmasına bakılmaksızın, yarım kalanların bir an önce tamamlanmasıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çalışmaları 1987 yılında Anavatan İktidarı döneminde başlatılan Gümüşova-Gerede Otoyolunun tamamının yaklaşık 20 yıldır bitirilmemesi, tarafımızca kolayca anlaşılır ve kabul edilebilir bir durum değildir. Gümüşova-Gerede Otoyolu projesinin, 2006 yılında, inşallah, bitirilebilmesi, artık, millî bir ödevdir. Anavatan Partisi İktidarı ve koalisyon ortağı olarak yer aldığı iktidarlar döneminde hız verilen uluslararası ve ulusal ağ bütünlüğü nedeniyle, belirlenmiş, bölünmüş yollardaki yapım çalışmalarına devam edildiğini görmek sevindirici; ama, henüz neticesinin alınmamış olması üzüntü vericidir.
Hükümet olarak çok önem verdiğiniz; ama, başarılı olamadığınız duble yol projesi olumlu sonuçlar vermemiştir. Aslında doğru dürüst uygulansa, işin ehli tarafından yapılsa, bu proje fikir olarak gayet iyi ve oldukça yerinde bir projedir. Hiç şüphesiz, ülkenin ve milletin hayrına olsa, biz de Anavatan olarak destek veririz. Ancak, bu güzel proje berbat edilerek yok edilmiştir. Hesap kitaptan yoksun olarak yapılan her işte olduğu gibi, yapılan yollar, kalitesiz imalat yapımından dolayı bir mevsim bile dayanmamaktadır. Ancak, bu durum hiç de şaşırtıcı değildir; çünkü, hesap eğri olunca, yollar düzgün olmaz. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Hükümet dün kurulmuş değildir. Hatta, artık iş, öncelik yazmak değil, onları uygulayıp sorunları çözmüş olması gerekir. Bayındırlık eski Bakanı Sayın Ergezen görevden alınırken "ya yiyen gider ya da yedirmeyen" dedi. Ben burada Sayın Başbakana soruyorum: Sayın Ergezen yemediği için mi, yoksa yedirmediği için mi bakanlıktan alındı?! Buna bir açıklama getirmelisiniz.
Değerli milletvekilleri, trafik kazaları araştırma komisyonu raporuna göre ülkemizde trafik kazalarında her 55 dakikada bir can kaybı olduğu, yol ve çevre faktörlerinin yüzde 28 oranında etkili olduğu tespit edilmiştir. Her yıl binlerce insanımızın hayatını kaybettiği bu trafik canavarına karşı gerekli mücadeleyi yapmamak, insan hayatına saygısızlıktır. Trafik güvenliği için artırıcı önlem çalışmalarının yapılmadığını da görüyoruz.
Otoyollarımızda levhaların reflektif özelliği azalmış, yol çizgileri kaybolmuştur. Bunların acil olarak yenilenmesi gerekir.
Keza, yerleşim alanlarında her türlü canlı geçişinin engellenmesi için tel çit uygulaması yapılmamıştır.
Trafik kazalarının olmasında önemli rol oynayan aşırı yüklemenin tespiti için ön ihbarlı sabit kantar yapımına ilişkin bir çalışmanız görünmemektedir.
Önem verilmesi gereken bir çalışma da, 1999 yılı Marmara depremidir. Bu depremden sonra Kocaeli, Düzce, Yalova, Sakarya, İstanbul ve çevre yolları üzerindeki Boğaziçi, Fatih Sultan Mehmet, Haliç köprülerinin de yer aldığı 25 adet köprü ve viyadükün sismik güçlendirme işleri hayatî önem taşıdığı halde, neden yapılmadı?
Boğaz Köprüsünün koruyucu kaplamasını yenileyemiyorsunuz; neden?..
Sayın Bakanım, bütçe sunuş konuşmasında aynen şunları söylüyorsunuz; ben sizin söylediklerinizi okuyacağım, lütfen, izin verirseniz: "Bugüne kadar ülkemizde meydana gelen felaketlerdeki can ve mal kaybının yüzde 61'ini deprem afeti oluşturmaktadır. Bu afete maruz kalan bölgelerde yaşayan nüfus, ülke nüfusunun yüzde 85'idir. Yani, depremle her an karşılaşacak olan ve bu tehlike altında yaşamak zorunda olan nüfus sayısı 63 000 000'dur. Ülkemiz topraklarının yüzde 85'i, birinci ve üçüncü derece deprem bölgesi kuşaklarındadır." Devam ediyorum: "Son yıllarda yurdumuzda 195 adet hasar yapıcı deprem meydana gelmiş olup, 100 000'e yakın vatandaşımız yaşamını yitirmiş, 650 000'in üzerinde de konut ve işyeri yıkılmıştır." Bu sözler size ait Sayın Bakanım.
Sayın Bakan, bunu bildiğiniz halde -üç yıldır tek başınıza da iktidarsınız- neden bugüne kadar hiçbir önlem almadınız? Bu sorunları sadece deprem şûrası düzenleyerek halletmeniz mümkün değildir. Öncelikle tedbir almalısınız, buna göre imar planlarını düzenlemelisiniz ve uygulamalısınız. Yapmanız gereken şey, deprem olursa ne yapmalı değil, deprem olmadan önce ne yapmalı bilincine varmanızdır. Bu bilincin devlet düzeyindeki karşılığı, yara sarmak değil, yara almamak politikası olmalıdır, Japonya'da olduğu gibi. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Bakanlığınızın deprem riski konusunda nasıl bir planlama yaptığı, ne gibi tedbirler aldığı, 2006 yılı bütçesinde doğal afetlere karşı neden daha fazla ödenek ayrılmadığı hususları karanlıkta kalmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1999 yılı depreminin sonucu olarak sadece Sakarya İlimizde 4 669 adet orta hasarlı yapının onarımı yapılmamış, 402 adet konut, 4133 sayılı Yasaya rağmen yıktırılmamıştır. Tunceli, Pülümür ve Bingöl depremlerinde hasar gören yapılar hâlâ onarılmamıştır. Depremzedeler, hâlâ, konteynırlarda oturmaya devam ediyorlar. Bırakın ülkenin genelini, artık, kapımıza dayanan İstanbul depreminin bile maliyeti, yaraların nasıl sarılacağı meçhuldür…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 20 Aralık 2005