Geleneksel türk el sanatları üretici ve sanatkarlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gereken önlemlerin belirlenmesi hakkında (s.s 1006)
Mardin Milletvekili ·
Genel Kurul, 110. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Haziran 2006 · 1.793 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Doğan, 1 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI ÜRETİCİ VE SANATKARLARININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK, EL SANATLARININ GELİŞTİRİLMESİ, KORUNMASI VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ HAKKINDA (S.S 1006)); konuşma 1.793 kelime.
Muharrem Doğan (Mardin). “Geleneksel türk el sanatları üretici ve sanatkarlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gereken önlemlerin belirlenmesi hakkında (s.s 1006)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-06-01-geleneksel-turk-el-sanatlari-uretici-ve-sanatkarlarinin-sorunlarinin-a (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin)Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Geleneksel Türk el sanatları üretici ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Kütahya Milletvekilimiz Sayın Hasan Fehmi Kinay ve 39 arkadaşımızın vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi ve Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerinde görüş belirtmek üzere Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi ve milletimizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları, tarih boyunca birçok kültürün oluştuğu ve geliştiği bir yer olarak kendini göstermektedir. Güzel Anadolumuz, el sanatlarının beşiğidir; kültürlerin buluşma noktası, kökü insanlığın başına kadar giden bir zaman ve renk çemberidir.
Bu kültürel ve el sanatları zenginliği karşısında elbette sevinçliyiz; ancak, bu tarihî ve kültürel zenginliğimiz aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Bu sorumluluk, kültür ve el sanatlarının beşiği olan Anadolu'da geçmişte ortaya çıkan Türk el sanatlarının korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması, bütün milletvekillerimizin elbirliğiyle çözmeleri gereken ortak bir ülke sorunudur.
Değerli milletvekilleri, geleneksel Türk el sanatları, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihinden gelen çeşitli uygarlıkların kültür mirasıyla kendi öz değerlerimizin birleştirilmesi zengin bir mozaik oluşturmuştur.
El sanatları, tarih boyunca ekonomik yaşamın bir parçası olarak ortaya çıkmış, bunun ötesinde, kültürel değerlerin üretiminde de rol oynamış, uygarlıkların gelişmişlik düzeyleriyle paralel hale gelmiştir.
Türk insanı, yetenekli olduğu gibi, aynı zamanda çalışkan ve zevk sahibidir. İşte, el sanatları, tüm bu zenginliklerimizin harmanlanması sonucu ortaya çıkmıştır.
Günümüzde Türk el sanatları, görkemli geçmişine rağmen, ciddî sıkıntılar yaşamaktadır. Geleneksel el sanatlarımız, şehirleşme ve modern üretim usulleri nedeniyle zaman içerisinde ya gerilemiş ya da tümüyle kaybolma aşamasına gelmiştir. Oysa geleneksel el sanatlarımız iki açıdan yaşamsal bir öneme sahiptir. Birincisi, geleneksel el sanatlarımızın ekonomik ve sosyal boyutu vardır. Halen yüzbinlerce insanımız geçimlerini el sanatları yoluyla elde etmektedirler, çocuklarını buralardan elde ettikleri gelirle okutmakta ve onurlu bir yaşam mücadelesi vermektedirler. Aynı zamanda el sanatları, ülkemizin istihdam sorununu çözmekte ve gençlerimize iş kapısı olmaktadır. Geleneksel el sanatları ürünlerinin hammaddesi bu ülkenin yerli malıdır. Bu vesileyle, yapılan üretimler ihraç edildiklerinde, ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlamaktadır. İkinci olarak, geleneksel el sanatları Türk kültürünün gelişmesine ve yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır.
Değerli milletvekilleri, şuna açıkyüreklilikle inanıyorum ki, başta geleneksel el sanatlarımız olmak üzere, kültürel zenginliğimizin dünyada bir benzeri bulunmamaktadır. Geleneksel el sanatlarımızın yeterince korunamamasının çokboyutlu değişik nedenleri vardır. Buna göre, el sanatlarında yaşanan en önemli sorun hammadde teminidir. Değişen üretim şartları yeni meslek gruplarını oluştururken, var olan bazı meslekleri de olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin, geçmiş yıllarda ülkemizde hayvancılık önemli bir geçim kaynağıyken, bugün hayvancılıkta ciddî bir azalma vardır. 1970'li yıllarda ülkenin nüfusu 41 000 000 iken, küçük ve büyükbaş hayvan varlık olarak 80 000 000'un üzerinde idi. Bugün ülkemizin nüfusu 73 000 000 civarında olmasına rağmen, küçük ve büyükbaş hayvan varlık olarak 40 000 000 civarındadır; yani, yüzde 50 düşüş vardır. Hayvancılığa önem verilmemesinin meydana getirdiği olumsuz etki, dokumada da hammadde sıkıntısı yaşanmasına sebep olmuştur. Geçmişte Mardin'de üretilen keçe işlemeciliğini, şimdilerde babasından kalan meslek olduğu için, sürdüren sadece bir sanatçımız vardır.
Değerli milletvekilleri, el sanatları ustalarının belirli bir sağlık güvencesi bulunmaması, gelirlerinin sabit olmaması, çalıştıkları atölyelerin standartlarının çok düşük olması nedeniyle, birtakım meslek hastalıklarına yakalanmaları mesleğe olan ilginin her geçen gün azalmasına, kimi meslek gruplarının yok olmasına neden olmuştur.
El sanatları, yıllardır, dededen toruna, babadan oğula geçerek usta-çırak geleneğiyle günümüze kadar gelmiştir. Bu geleneğin sürdürülmesi, istihdamın ve ekonominin güçlenmesi, ayrıca, işsiz gençlerimizin geleceği açısından son derece önemlidir.
Gençlerimiz, geleneksel el sanatlarının belirli geliri, sağlık güvencesinin olmadığını, ürettiğini satamadığı, daha doğrusu bu sanatlarda gelecek görmedikleri için bu mesleklere yönelmemektedirler.
Oldukça geniş bir alanı olan el sanatlarımız, başta endüstrileşmenin etkisi olmak üzere, değişen hayat şartlarına, değer yargılarına, güncel ihtiyaçlara, modaya bağlı olarak ihtiyaçtan daha çok, zevke hitap etmesinin etkisiyle de, ya eski önemini kaybetmiştir ya da tümüyle ortadan kalkmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara'nın Beypazarı'nda ve Mardin İlinde yıllardır gümüş işleme tekniğiyle üretilen gümüş telkari, el sanatları tarihimize ve kültürümüze ışık tutmaktadır. Telkari el sanatlarının Türk turizmine olan katkısı gözardı edilemez. Yurdumuzun en önemli telkari merkezleri olan Beypazarı ve Midyat İlçelerinde üretilen sigara ağızlıkları, tütün kutuları, çeşitli tepsiler, kemerler, vazolar, şekerlik ve takılar bu ilçelerimizi gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşmakta olup, hoşgörü anlayışıyla el sanatçısını bütünleştirmektedir.
Bu ilginin canlı tutulması ve süreklilik gösterme yollarının aranmasıyla ülkemize ekonomik açıdan küçümsenmeyecek boyutta girdiler sağlayacaktır.
Değerli milletvekilleri, dünyada Venedik ve Kudüs'ten sonra UNESCO nezdinde dünya miras listesine aday olmuş tek il Mardin'dir. Sekizbin yıllık insanlık tarihi ve kültür ile özgün mimarînin yaşatılması ve korunması için Mardin'in tarihî taş evlerinin restorasyonunun çalışmaları, sayıları oldukça az olan ve yaşları 70-80 olan taş ustaları tarafından yapılmaktadır. Taş sanatını sürdürecek nesillerin yetiştirilmemesi halinde sekizbin yıllık insanlık tarihi ve kültür ile özgün mimarî yok olacaktır.
Ayrıca, inanç ve kültür turizminin birer cazibe merkezi konumunda olan Şanlıurfa, Adıyaman, Nemrut, Mardin, Hasankeyf, Bitlis ve Ahlat gibi il ve ilçelerimizde özgün mimarînin bozulmaması için özen gösterilmelidir. Aksi takdirde, Türk turizmi ve ekonomimiz büyük zarar görecektir. Bu iller, Millî Saraylarımıza bağlı tarihî eserlerin korunduğu gibi koruma altına alınmalıdır; hatta, bunlar için özel yönetmelikler çıkarılmalıdır; çünkü, geçmişten geleceğe bir köprü niteliği taşıyan el sanatlarımız, kültürel ve ekonomik yaşam biçimimizi yansıtan en kalıcı ve anlamlı belgelerdir.
Dünyada örneği ender bulunan Midyat ve Ahlat taşının, dış cephe kaplaması olarak resmî kurumlara ait binalarda, villalarda, okullarda, kütüphanelerde kullanılmasını öneriyorum; zira, tarihimizin ve kültürel değerlerimizin tanıtımını en iyi yapacak eşsiz yapı malzemesi bu taşlardır. Dış cephe kaplaması olarak kullanıldığı takdirde, hem taş sanatına olan ilgi artacak hem de geleneksel el sanatları reel ekonomiye kazanç sağlayacaktır. Bu nedenle, kısmen de olsa, ülkemizin istihdam sorununun büyük ölçüde ortadan kalkacağına inanıyorum.
Çözüm olarak, hammadde olarak bünyesinde kaynak bulunan Midyat ve Ahlat İlçelerinde taş işçiliği ve taş oymacılık yüksekokullarının açılması zarurîdir. Usta, sanatkâr, eğitilmiş, konusunda uzman olmuş sanatçı, zanaatkâra ihtiyaç vardır. Bunlar yapıldığı takdirde, gizli ya da açık işsizliğin azalacağı, mevcut ve atıl duran hammaddelerin üretime kazandırılmasıyla millî gelire önemli katkı sağlayacağı, halkın gelir ve yaşam seviyesiyle birlikte eğitim seviyelerinin de yükseleceği aşikârdır.
Değerli milletvekilleri, kırsal kesimde yaşayan ve tarımla uğraşan nüfusun, boş zamanlarında üretime yönlendirilmesinin sağlanacağı gerçeğinden hareketle, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde, geleneksel el sanatçıları ve halk plastik sanatçılarının mutlaka gözümüz gibi korunması gerekmektedir. Daha önemlisi, el sanatları faaliyetlerinin daha etkin bir şekilde yapılabilmesi için malî destek ve pazarlama imkânlarının ilgili bakanlıklarca sağlanması lazım.
Kültürel değer taşıyan el sanatları yok olmuştur; çünkü, bu işi bilenler ve özveriyle yapanlar 75-85 yaşlarına gelmiş olup, nesilleri tükenmek üzeredir.
Ülkemizde Horasan sıvası işini bilen hemen hemen kalmadı. Horasan sıvası işini bilene Türkiye'nin her tarafında ihtiyaç vardır.
Tarihî eserlerin korunması, yaşatılması ve restorasyonlarının yapılabilmesi için, Kültür Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığına büyük görevler düşmektedir. Buna bağlı olarak da, yerel yönetimlerin, yerel yöneticilerin, yani valilerimizin ve kaymakamlarımızın mutlaka bu işe el atmaları gerekir. Tereddütler ve sıkıntılar ortadan kalksın, yoksa, sıkıntılar ve tereddütler devam edecektir.
Geleneksel el sanatlarının, sanatçıların ve zanaatkârlarımızın ayakta durabilmesi için hammadde ulaşımının sağlanması, pazarlama ve tanıtımın yapılması, teşvik kredilerinin amacına uygun olarak verilmesi gerekir.
Başka bir sanat dalını gündeme getirecek olursak, halıcılık ve kilimciliğin karşı karşıya kaldığı sorunların en öncelikli çözümü ithal halıların yurda girişlerini önlemektir. ÇATOM'lar kapanma noktasına gelmiştir. Biraz önce değerli konuşmacı arkadaşlarımız da bu konuya değinmişlerdir. El emeği, göz nuru, kızlarımızın, kadınlarımızın ürettikleri kilimleri maliyet fiyatına satamamaktadırlar. Dolayısıyla, motivasyonları da bozulmaktadır. Bunun için, benim teklifim, yurt dışından gelen halıların girişini önlemektir.
Değerli arkadaşlar, Orta Anadolu ve Doğu, Güneydoğu Bölgelerimizde gittikçe azalmaya başlayan küçük ve büyükbaş hayvancılığın teşvik edilerek, buna paralel olarak da yün üretiminin artmasının sağlanması gerekmektedir.
Çözüm olarak, yün boyamasında kullanılan kök boyalarının teşvik edilmesi, ucuz ve uzun vadeli kredilerin verilmesiyle olabilir. İktidar olarak bunu yapmalısınız.
Hammadde ve pazarlama sorununa devlet desteğiyle çözüm getirilmesini öneriyorum.
Değerli milletvekilleri, geleneksel el sanatlarının korunması ve yaşatılabilmesi için köy köy, mahalle mahalle gezilerek eskiden günümüze kalan el sanatı ürünlerinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bunun için de çözüm önerisi olarak devlete ait televizyon kanallarında el sanatlarıyla ilgili programların sık sık yapılması ve tanıtımının ortaya konulması pekala mümkündür. TV kanalları da pazarlama ve tanıtım faaliyetlerine ağırlık verebilir.
Bir başka çözüm ise, kaynakların verimli kullanılması için aynı konuda çalışan kurumların bakanlıklar düzeyinde koordinasyonunun sağlanması, talep olan el sanatı ürünlerinin üretiminin özendirilmesiyle mümkündür.
Pazarlama şirketlerinin oluşturulması, uluslararası kuruluşların kredi ve hibelerinin nasıl sağlanacağı konusunda yardımcı olacak aktif bir birimin kurulması zarurîdir. Bu birimin en kısa sürede kurulmasını Anavatan Grubunun bir çözüm önerisi olarak sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önem arz eden geleneksel el sanatları olarak lületaşı işlemeciliğinin, çömlekçiliğin, bakırcılığın, ahşap oymacılığının, dokumacılığın, taş işlemeciliğinin, süslemeciliğin, çorap işlemeciliğinin, oya ve gümüş işlemeciliğinin, el emeği, göz nuru olarak birçok ilimizde halen özenle ve özveriyle yapıldığına şahit olmaktayız.
Bu dalda emek veren usta sanatçı, zanaatkâr, restoratör ve konservatörler başta olmak üzere, yaptığım görüşmeler sonucunda, hepsinin sorunları aynıdır ve ortak görüşleri de budur. İdarî bir mekanizmanın oluşturulması, el sanatlarıyla uğraşan sanatçıların bir araya gelmesini sağlayacak bir mekân belirlenmesi ve finansal kaynağın sağlanmasını istiyorlar.
Değerli milletvekilleri, Anavatan olarak, muhalefet anlayışımız, zorlaştırıcı olmak değil, kolaylaştırıcı olmaktır; daha önemlisi, çözüm önerilerimizi sunmaktır. Bu nedenle, önemli bir çözüm önerisi daha sunmak istiyorum. Kütahya Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Kinay ve 39 milletvekilinin, geleneksel Türk el sanatları üretici ve sanatkârlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın 98 inci, İçtüzüğümüzün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/128) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu, suya düşen bir hizmet olarak algılanmamalıdır. Emeği geçen milletvekili arkadaşlarımızın çalışmaları kâğıt üzerinde kalan bir çalışmadan ibaret olmamalıdır. Komisyon, üç ay gibi uzun ve yorucu bir çalışma yapmıştır -teşekkür ediyorum- gereği mutlaka yapılmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tütün üreticisine kota koyarak, şark tipi tütün mamullerine maktu ÖTV Vergisi getirerek, yerli tütünü ve üreticisini yok ettiğiniz gibi, lütfen, yanlış uygulamalarla geleneksel el sanatlarını da yok etmeyiniz.
İthal halılara kota konulması, kursiyerlere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonunca gıda ve giyim yardımı yapılmasını, güzel sanatlar ya da el sanatları liseleri ve fakültelerinin açılması gerektiği inancındayım.
Esnafa, tasarım konusunda destek sağlamak amacıyla usta ve çıraklara bilgisayar destekli eğitim verilmesi, düşük faizli ve uzun vadeli devlet kredisi sağlanmalıdır.
Ayrıca, el sanatı ustalarının sosyal güvenceye kavuşturulmasını, patent almalarının kolaylaştırılmasını, hammadde temininde kolaylıklar tanınmasını Anavatan Grubu olarak öneriyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, YÖK'ün tavsiye kararıyla -bu konuyla ilgili ve bu konunun temel altyapısını oluşturacak bir konu olduğu için sizin dikkatinizi çekmek istiyorum- Dicle Üniversitesine bağlı olarak Mardin'de kurulan Mimarlık Mühendislik Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi için, bugüne kadar, röleve ve restorasyon çalışmalarıyla, finans ve akademik kadro, akademik personel temini için ekbütçe desteği verilmemiştir. Bu durumda, her iki fakülte bu yıl öğrenci alamayacak, böylece, kâğıt üzerinde kurulan fakülteler olarak anılacaksa, ben, buna karşıyım. Her iki fakülte de en kısa zamanda hizmete sunulmalıdır ve ekbütçe mutlaka verilmelidir.
Değerli arkadaşlar, vaktinizi almak istemiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Millî Saraylar Daire Başkanlığı Geleneksel Sanatlar Restorasyon Uygulama Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin (e) fıkrasını sizlerle paylaşmak istiyorum: "Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Millî Saraylar Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan usta, sanatçı, zanaatkâr, restoratör ve konservatörler…"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 1 Haziran 2006