İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)

Muharrem İnce

Yalova Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 1.104 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem İnce (CHP), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VII.TUR (.SANAYİ VE TİCARET BAK., MİLLİ EĞİTİM BAK)); konuşma 1.104 kelime.

Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2003-12-21-vii-tur-sanayi-ve-ticaret-bak-milli-egitim-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşacağım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünkü görüşmeler sırasında, beş altı milletvekili arkadaşımız, düşünsel tartışma düzeyinin ötesine geçti. Bu kişilerden birisi de benim. Geçmeseydik, düşünsel tartışma düzeyinde kalsaydık daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, millî eğitimle ilgili temel sorunlarda, yanılmıyorsam, birçok konuda, bütün problemlerde anlaşacağız. Bugün, ülkemizde derslik başına düşen öğrenci sayısı 56'dır. Eğer, bunu 30'a çekmek istersek, 100 000 yeni öğretmene, 100 000 yeni dersliğe, 3 200 okula ve 5 katrilyon lira paraya ihtiyacımız var. Bu ülkede 7 000 000 kişi -bunların 5 000 000'u bayandır- okuma yazma bilmiyor. 8 inci sınıfta LGS sınavlarına giren öğrencilerinin 40 000'i sıfır puan alıyor, 560 000 öğrenci sınıf tekrarı yapıyor, 2 157 lise birincisi ÖSS'yi kazanamıyor ve bu ülkede öğretmenler saat başına 5,3 milyon lira alırken, AB ülkelerinde 24,4 milyon lira alıyor, 1 600 000 öğrenci üniversite sınavlarına giriyor, 180 000'i 2 yıllık, 180 000'i 4 yıllık okullara giriyor -rakamları yaklaşık olarak söylüyorum- 1 200 000 öğrenci açıkta kalıyor. Yine, bu ülkede, devletin 1 000 beden eğitimi öğretmeni talep etmesine karşılık, 13 000 beden eğitimi öğretmeni mezun veriliyor.

Değerli milletvekilleri, üzerinde çok tartıştığımız, din eğitimiyle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Bu ülkede 109 tane din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı var.

Değerli arkadaşlarım, bütçeden Millî Eğitime ayrılan pay sıralamasında, bizim ülkemiz 105 inci sırada geliyor. Şimdi, sorunlara çözüm üreteceğini söylediğimiz bütçeye bakalım: Günlük, faize ödediğimiz para 181 trilyon lira. Millî Eğitim Bakanlığına ayırdığımız para 70 günlük faiz karşılığıdır...

AHMET YENİ (Samsun)Biz mi yaptık?!..

FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Biz yapmadık.

MUHARREM İNCE (Devamla)Siz yaptınız demiyorum ki, niye alınıyorsunuz?!.. Burada tespit yapıyorum, bütün iktidarların bunda suçu var. 70 günlük faiz gideri, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesidir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, böylesine devasa sorunlar varken, bakın, biz, bir yılda nelerle uğraştık: Öğrenci affı, geri adımla sonuçlandı; YÖK Yasası, geri adımla sonuçlandı; kadrolaşma tartışmaları sürüyor. Burada, Sayın Erkân Mumcu "verin bir Meclis araştırması önergesi, ben de destekleyeceğim" demişti. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu içindeki bir arkadaşım böyle bir şey söylese, 175 kişinin arkasında dururum. Sayın Hüseyin Çelik'ten de, eski arkadaşı, eski bakanın sözünün arkasında durmasını istiyorum. Böyle bir araştırma önergesi var, bunu desteklesin. Sayın Mumcu bize burada meydan okumuştu. Gereğini Sayın Çelik yapmalı.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)- Meclis araştırması...

MUHARREM İNCE (Devamla)- Meclis araştırması...

Bu kadrolaşma tartışmalarını beraber öğrenelim. Bunda bir sakınca yok. Sayın Erkan Mumcu'nun gösterdiği bu cesareti Sayın Çelik'in de göstereceğine inanıyoruz.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)- "Gösterdim" diyor Sayın Bakan.

MUHARREM İNCE (Devamla)- Bakınız, yine, Talim Terbiyeyle ilgili kavgalar ortada. 18 yönetmelik değişikliği oldu. Ders kitapları, 1'er ay arayla 3 kez; yönetici atama, 10 gün arayla 2 kez... Bunlar yönetmelik değişiklikleri. Millî eğitimi ilgilendiren 8 kanun değişikliği yapıldı, 2'si Cumhurbaşkanlığından geri döndü. 2 yönerge değişikliği, 2 genelge. Tartıştığımız konuları sayıyorum, konu başlıklarını sayıyorum. Okulların satışı, Osmanlıca dersi, seviye tespit sınavı ihaleleri, TÜBİTAK, Ruhban Okulu, bedava kitap, 10 000 öğrencinin ücretsiz okutulması -ki, bunda da yine geri adım atıldı- öğretmen evlerinin satılması gibi. Az önce saydığım sorunların yanında, 13 aydır ülkenin tartıştığı konular da bunlar.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, elimde, verilmiş bir soru önergesi var. Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik tarafından muhalefet milletvekili iken verilmiş. Diyor ki: "SES Van Şubesinin 2 yöneticisi Van Merkez köylerine sürgün edilmişlerdir. Yine, aynı şekilde, Ziraat Mühendisleri Odası Van Şubesi Başkanı Cevdet Altındağ'ın Çatak İlçesine sürülmesi..." Yani, Van'ın merkezinden ilçesine ve köyüne gitmeyi sürgün olarak değerlendiriyor. Oysa, İstanbul'daki İlçe Millî Eğitim Müdürünü Kars Digor'a kendisi gönderdiğinde "niye sürgün yapıyorsunuz" dediğimizde "orası vatan toprağıdır" diyor. Hangisi doğru?!

YEKTA HAYDAROĞLU (Van)- Doğrudur, vatanın toprağıdır.

MUHARREM İNCE (Devamla)- Tabiî ki vatan toprağıdır, tabiî ki bizim toprağımızdır. Sayın Bakan, muhalefet milletvekili iken Van'ın merkezinden köyüne gönderilen kişiye "sürgün edildi" diyor; oysa, bugün "orası vatan toprağıdır" diyerek, kendi uygulamasını savunuyor.

YEKTA HAYDAROĞLU (Van)Doğru; orası vatan toprağıdır.

MUHARREM İNCE (Devamla)Değerli arkadaşlarım, en fazla şeffaflıktan söz ediyorsunuz. Bakın, ben size, Millî Eğitimle ilgili bir şeffaflık uygulaması örneği vereyim. Eski adı Eğitim Araştırmaları Merkezi Müdürlüğü, yeni adı Ders Araç Gereçlerini İnceleme Merkezi. Niye isim değiştirdi biliyor musunuz; 167 kişiyi görevden aldı; sonra bu kişiler mahkemeye gittiler, yürütmeyi durdurma kararı aldılar; geri döndüklerinde böyle isimde bir yer olmayacağı için, haklarını alamayacaklar.

Burayla ilgili bir yönergeden söz ediliyor, Sayın Ziya Selçuk imzalı. Deniliyor ki: "Ekte sunulan Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Öğretim Materyallerini Geliştirme ve İnceleme Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Yönergesinin kabulünü..."

Değerli arkadaşlarım, bu yönergeyi, ilgili sendika, avukatı aracılığıyla günlerdir bulmaya uğraşıyor; ama, ortaya yönerge yok. Ben, Millî Eğitim Komisyonu üyesiyim, öğretmenim, milletvekiliyim; ben bu yönergeyi bulamadım, sendikanın avukatı da bulamadı; ortada böyle bir yönerge yok. Neden; yönergeyi gizliyor ki, mahkemeden bir sonuç çıktığında hemen değişikliğini yapacak. Ortada yönerge yok! Bu mu şeffaflık?!

Yine, biz bu konuda, dokunulmazlıkla ilgili, sürekli olarak tartışıyoruz. Siz de diyorsunuz ki, sadece bizim dokunulmazlığımız yok, kamu görevlilerinin de var. Doğru söylüyorsunuz, onların da var. Bakın, bir örnek: "Usulsüz atama yapıldığı gerekçesiyle Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarının -Sayın Bakanın yazdığı yazı- açıklanan nedenlerle birlikte, il ve ilçe millî eğitim müdürleri ile şube müdürlerinin görevlendirilmeleri ve görevlendirilmelerinin sona erdirilmesi, bilgim dahilinde ve talimatım gereği yapıldığından, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nejat Birinci hakkında öninceleme ve soruşturma izni verilmemiştir."

Sadece kendiniz dokunulmazlıklara sığınmıyorsunuz, bürokratlarınızı da koruyorsunuz. Niye korkuyorsunuz yargıdan?

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı)Zaman israfı.

MUHARREM İNCE (Devamla)Biz de gidelim, bürokratlar da gitsin. Verin inceleme iznini. Ne var bunda; korktuğunuz bir şey mi var?!

Bir başka konu, "kaliteyi yükseltiyorum" diyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, bakınız, Talim-Terbiye Kurulunda görev alabilmeniz için yükseklisans yapma şartı yoktur; ama, orada öğretmen olmanız için yükseklisans şartı vardır. Çünkü, siz, Talim-Terbiye Kurulu üyesinin akademik özelliğinden değil, ideolojik özelliğinden yararlanmak istiyorsunuz. Kendi Danışma Kurulunuzun kalitesini yükseltmediğiniz sürece, eğitimin kalitesi yükselir mi!

Çok fazla tartışılan bir bedava ders kitabı olayı var. Değerli arkadaşlarım, buraya ödenen para 152 trilyon liradır. Bunun 50 trilyon lirası dağıtıcılara gitmiştir. Ben rakamları yuvarlatarak söyleyeceğim: 100 trilyon. 10 350 000 öğrenci var, 10 000 000 öğrenci dersek, öğrenci başına 10 000 000 liralık katkı yapar. Yani, kıyameti koparıyorsunuz, çok büyük bir proje gibi, öğrenci başına sağladığınız katkı 10 000 000 liradır. Bu devletin okullarında her dönem başında 20 000 000 olmak üzere 40 000 000 lira katkı payı alınır. Bu parayla ilgili makbuz yoktur, denetlenmesi yoktur, kaç para toplanmıştır, bunu hiç kimse bilmez. Yani, bu 40 000 000 lirayı toplamasanız, çok daha büyük iş yapardınız. Yani, yaptığınız bu iş... Sayın Başbakanla Sayın Millî Eğitim Bakanının yakışıklı fotoğraflarını da korsan bildiri olarak araya sıkıştırdınız...

AHMET YENİ (Samsun)Başbakanımız yakışıklıdır...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Senden yakışıklı değil!

MUHARREM İNCE (Devamla)Yakışıklı...Yakışıklı...

Bir de, bakınız, bir öğrenciden 30 000 000 lira, 40 000 000 lira...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 21 Aralık 2003

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook