Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Haziran 2005 · 1.227 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Kılıç (CHP), 14 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 1.227 kelime.
Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-14-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan Tarım Sigortaları Kanunu Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Yalnız, sözlerime başlamadan önce, ben de, Sayın Bakana yeni görevinde başarılar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Tarım Sigortaları Kanununu çok önemsiyoruz. Ülkemiz için çok geç kalmış bir kanundur. Ülkemiz çiftçisi tarım sigortası olmadığı için çok büyük mağduriyetler yaşamıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti de bu kanun tasarısını önemsemişti; bunu şuradan anlıyoruz; acil eylem planında bu tasarıdan söz ediliyordu ve bir yıl içerisinde çıkarılması gereken kanunlar arasındaydı bu Tarım Sigortaları Kanunu; ancak, aradan ikibuçuk yıldan fazla bir zaman geçtiği halde bu kanun tasarısını ancak görüşme imkânı buluyoruz.
Değerli arkadaşlar, yalnız, bu gecikmeden dolayı Türk çiftçisinin uğradığı zararlar had safhadadır. Sadece 2004 yılında meydana gelen doğal afetlerden dolayı Türk çiftçisi 2 katrilyon liradan fazla zarara uğramıştır. Bu zararın 303 trilyon lirası sadece Malatya'ya aittir. Tarım Bakanlığının daha önce vermiş olduğum soruya karşılık vermiş olduğu cevabında Malatya ve ilçelerinde don nedeniyle uğranılan zararın 301 trilyon lira olduğu belirtiliyor; yine, 2004 yılında iki ilçemizde dolu sebebiyle meydana gelen zararın da 2,5 trilyon lira olduğu apaçık yazılmış ve gönderilmiş. Bu nedenle, bu yasanın geç çıkıyor olması, acil eylem planında belirtildiği gibi bir yıl içinde çıkarılmamasından dolayı Malatyamız, Malatya çiftçimiz çok büyük zararlara uğramıştır. Malatya'da, 2004 yılında, kayısının, yüzde 50 ile yüzde 100'ü oranında, belli ilçelere göre zararı söz konusudur. Bu zararı, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdık, sorular sorduk, konuşmalar yaptık; ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, maalesef, bu sorunlara çözüm üretemedi.
Malatya'da tarım il müdürlüğümüz, çiftçilerin bahçelerini gezdi, zararlarını tespit etti; ancak, bu zararlar Tarım Bakanlığınca da kabul edildiği halde "2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun gereğince tüm tarımsal mal varlığının yüzde 40'ı zarar görmediği için, Malatya çiftçisine yardım edemiyoruz" denildi; ama, Türkiye genelinde durum böyle mi oldu; durum böyle olmadı değerli arkadaşlar; bazı bölgelerde yüzde 40'lık dilim, sanırım, çok fazla araştırılmadı.
Aynı konumda olmasına rağmen, Doğu Karadeniz Bölgesinde fındıktan dolayı uğranılan zararın bir kısmı karşılandı. Biz karşılanmasın demedik; Trabzon'daki, Ordu'daki, Giresun'daki çiftçiler de bizim çiftçilerimiz, onların da tüm zararı karşılansın. Ancak, Partinizin ilk kelimesi adalet; adaletli olmak durumundaydınız, tüm çiftçilere adaletli bir şekilde davranmak durumundaydınız. 2 katrilyonluk bir zarar söz konusuydu Türkiye genelinde, sadece bir bölgeye -Samsun, Ordu, Trabzon, Giresun İllerine sadece- 50 trilyonluk bir dilim ayrıldı bütçeden, hazineden, bu dilimin de tamamı sanırım ödenmedi.
Değerli arkadaşlar, Malatyamızın gelir kaynağının büyük bölümü kayısı; nüfusun yüzde 60'ı kayısıyla geçinmekte; 50 000 aile, yaklaşık 250 000 kişi kayısıyla geçiniyor ve Malatyamızın üretmiş olduğu bu kayısılar dünyaya ihraç ediliyor. Dünya pazarındaki kayısının yüzde 87'si Türkiye'den pazarlanıyor. Bu yüzde 87'lik dilimin de yüzde 83'ü Malatya kayısısıdır. Malatyamız, her yıl, 200 000 000 dolarlık bir katkı sağlıyor devlet bütçesine, devlet hazinesine. Bu kadar önemli, bu kadar devlet hazinesine katkı sağlayan Malatya çiftçisine, 2004'teki don felaketinden dolayı hiçbir şey yapılmadı, bu insanlar perişan edildi. Bu insanlar, ürüne güvenerek mazotu borca aldılar, gübreyi borca aldılar, ilacı borca aldılar, tarım kredi kooperatifine, Ziraat Bankasına borçları vardı. Bunlara yardımcı olun dedik, bu kredileri öteleyin dedik; bu insanlar, 2005 yılı için, yeni mahsul için yine kayısıya hizmet edecekler dedik; bunlara kredi sağlayın dedik; ancak, bunların hiçbiri gerçekleşmedi.
Değerli arkadaşlar, çiftçinin uğradığı bu zarardan dolayı zararı sadece çiftçi çekmiyor; bunun en büyük zararını Malatya esnafı görüyor. Bu hafta sonu Malatya'daydım. Bir esnafımızın dükkânına gittiğimde, gübre satan, tarım ilacı satan bir esnaf "eğer bu sene de kayısı para etmezse, kesin iflas ediyoruz" diyor; 2004 yılında çiftçiye verdiğini alamadı. Malatya çiftçisi, dürüsttür, namusludur, borcuna da sadıktır; vermemesi, cebinde parası olup da, imkânı olup da vermeme şeklinde değil; sadece, 2004 yılında tüm ürünü yok oldu; sıra geldi 2005'e. Şu anda 2005 yılındayız. Malatya'da, kayısımız, bu dönem için çok güzel ürün veriyor. Gerçi, bu dönemde, bazı ilçelerimizde, dolu kayısıya zarar verdi. Doludan dolayı bazı ilçeler etkilendi; ancak, yine, buna rağmen, rekolte çok iyi olacak Malatyamızda.
Değerli arkadaşlar, rekolte çok olacak da; ancak, bu rekoltenin Malatya çiftçisine fazla bir katkısı olmayacak gibi gözüküyor; çünkü, 2004 yılında, kayısının tonu 2 500-2 700 dolara ihraç edilirken, daha henüz yeni kayısı piyasaya çıkmadığı halde, şu anda, tonu 1 700 ile 1 800 dolar arasında. Peki ne oldu da, böyle, birdenbire düştü bu kayısının fiyatı; çünkü, yabancı alıcılar, bizim ülkemizi bizden iyi tanıyorlar. Yabancı alıcılar, bizim ülkemizde hangi ürünler bol, o ürünleri üreten çiftçiler örgütlü mü değil mi, güçlü mü güçsüz mü, bizimle dişe diş pazarlık yapabilir mi, bunun hesabını iyi yapıyorlar; yerli birkaç tane tüccarla da anlaştıkları zaman, çok rahatlıkla, çiftçinin elindeki ürünü ucuz fiyata kapatabiliyorlar. Bu nedenle, hükümetten, acilen bu soruna el atmasını istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde, tarım kooperatifçilikle kalkınır. Bu nedenle, hükümetin kooperatifleri desteklemesi gerekir, köylülerin kooperatif şeklinde örgütlenmesini desteklemesi gerekir. Bunun yanında, Malatyamızda Kayısıbirlik var; Kayısıbirlik'in büyük ölçüde alıma geçmesi gerekiyor. Malatya'da üretilen kuru kayısının en azından yüzde 20'lik dilimini Kayısıbirlik alacak durumda olacak ki, o zaman, fiyat belli bir seviyenin üzerine çıksın. Malatya'da Kayısıbirlik ilk kurulduğunda, yabancı alıcılar telaşlanmışlar, karşımızda güçlü bir üretici birliği var; bunlarla karşılıklı pazarlık yaparak alacağız, bu nedenle gerçek değerini vermemiz gerekir demişlerdi; ancak, zaman içinde, birliklere hükümetlerin desteği azaldı ve birlikler gerekli alımları yapamayınca, vatandaş, tüccarın ve yabancı alıcıların insafına terk edilmiş oldu. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, hiç olmazsa, Malatya'da en büyük alıcı konumunda olan Kayısıbirlik'e hükümetin acil destek vermesi şart. En azından 30 trilyonluk bir kaynak aktarıldığı takdirde, Malatya'da üreticinin yüzü nispeten gülecektir.
Değerli arkadaşlar, Malatyamızda kayısının durumu böyle; peki, Malatya'daki diğer üretim alanları ne oldu; Malatya'da tütün ekimi vardı şimdiye kadar; ancak, bu sene, 2005 yılında Malatya'da bir tek çiftçi tütün ekmedi; çünkü, Tekel, Malatya'da tütün alımını yasakladı, tütün alım merkezlerini kapattı. Biz sorduk "biz yasaklamadık, tütün ekebilirsiniz" diyorlar. "Peki, tütün ekebiliriz de, alacak mısınız?" "Hayır, almayacağız." Peki, kime satacak?! Kaçak mı satsın?! Kaçak satınca da, cezaî müeyyidesi var. Köylüleri suç işlemeye teşvik mi edeceğiz?!
Değerli arkadaşlar, bunun yanında, bu sene tütün ekilmedi; köylünün elinde, geçen seneki tütünlerinden, kota fazlası olan bir grup tütünü var; her birinin elinde 200 kilogram, 300 kilogram, 400 kilogram, 500 kilogram tütün kaldı. Peki, bu tütünler ne olacak?! Defalarca, Yaprak Tütün İşletmelerine başvurduk "önce bu sezonun tütünlerini alacağız, ondan sonra da, kota fazlası tütünleri alacağız" dediler; ancak, bugüne kadar bir alım söz konusu olmadı. Almadılar da ne yaptılar; yine, bu hafta sonu köyleri gezerken, bir de, vatandaşın Bağ-Kurla başının belada olduğunu gördük. Vatandaş, 200 kilo tütün vermiş de olsa Tekele, otomatikman vatandaşı Bağ-Kurlu yapmışız. Şu anda, elimdeki bir belgeye bakıyorum, Ali Durmuş adında bir vatandaşın, ki, o köyde ve diğer köylerde, Battalgazi'de, Kuşdoğan'da, yine Malatya'nın tütün eken pek çok köyünde her çiftçinin 9 milyar, 10 milyar, 15 milyar Bağ-Kura borcu var. Kendisi Bağ-Kura üye olmamış; ama, 200 kilo tütün sattı diye otomatikman vatandaşı Bağ-Kura üye etmişiz, ondan sonra da primini ödemedin diye vatandaşı borçlu ilan ediyoruz. Yarın, vatandaşın evine, buzdolabına, çamaşır makinesine, evindeki televizyonuna Bağ-Kur haciz koyarsa hiç şaşırmayalım.
Değerli arkadaşlar, tütün öyle; pancar ayrı bir olay. Malatyamızda her yıl büyük ölçüde pancar ekimi oluyordu; kota sebebiyle yıllık 400 000 ton olan pancar üretimi şu anda 200 000 tonun altına düştü. Peki, ne olacak arkadaşlar; kayısı elden gidiyor, olsa bile para etmiyor veya dolu vuruyor, dona mahkûm oluyor; tütün elinden alındı; pancar ekemeyecek; bu çiftçi ne yapacak?! Bu çiftçiye hükümetin, devletin, mutlaka bir çözüm üretmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, Malatyamızda çok geniş tarım alanları var, Arguvan Ovası var, Yazıhan Ovası var, bunlarla ilgili sulama projeleri var…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 14 Haziran 2005