İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 118. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Memurlar ve diğer kamu görevlerinin bazı disiplin cezalarının affı hakkında (s.s 952)

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Haziran 2006 · 1.035 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 21 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLERİNİN BAZI DİSİPLİN CEZALARININ AFFI HAKKINDA (S.S 952)); konuşma 1.035 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Memurlar ve diğer kamu görevlerinin bazı disiplin cezalarının affı hakkında (s.s 952)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2006-06-21-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlerinin-bazi-disiplin-cezalarinin-affi-hak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan 952 sıra sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun Teklifiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 1982 Anayasasından sonra, memurlarla ilgili disiplin afları, periyodik dönemler halinde, sürekli olarak çıkmaktadır. Bu yasalardan, bu aflardan ilki, 25 Ekim 1985 tarihinde çıkarılmıştı. İkinci af, ondan yedi yıl sonra, 18.6.1992 tarihinde çıkarıldı. Üçüncü af, 28.8.1999 tarihinde çıkarıldı. Şu anda da, yine, yedi yıl geçtikten sonra, yeni bir disiplin affını görüşmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, bu af teklifini veren arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Gerçekten, devlet memurları, sürekli olarak, bir disiplin cezası tehdidiyle karşı karşıyalar, sürekli olarak, sicilleri bozulmaktadır. Bununla ilgili bir af teklifi verildi. Bu teklif, Komisyonumuzda, Adalet Komisyonunda görüşülme tarihi 21.6.2005; ancak, bir yılı aşkın süredir -bir yıl oldu, yani, üç gün var bir yıl olmasına- bir yıldır, bu kanun teklifi, komisyondan geçtiği halde, bir türlü Meclis gündemine gelmedi.

Değerli arkadaşlar, bu yasa teklifi, büyük bir memur kitlesini ilgilendiriyor; yaklaşık 25 000 devlet memuru bu yasadan etkileniyor. Zira, devlet memurları, kamu görevlileri, kamunun sorunlarına çözüm üreten insanlar. Ne yazık ki, kamunun sorunlarına çözüm üreten bu insanlar, kendileri sorunlarla baş başa. Bu insanlar, büyük ekonomik güçlükler içindeler. Bir de bunun üzerine, gelen siyasî iktidarların, devlet memurlarını kendi anlayışlarına göre çalıştırma zorlaması da olunca, bu insanların sicilleri sık sık bozuluyor, bu insanlar sık sık disiplin cezaları alıyorlar.

Değerli arkadaşlar, devlet memurları, Anayasamızın 129 uncu maddesinde belirtildiği gibi, kamuda çalışan, kamunun hizmetini gören insanlardır. Adı üstünde, devletin memurlarıdır; ancak, gelen iktidarlar, ne yazık ki, bunlara, devletin memurları gibi değil de, iktidarın memurları gibi, iktidarın çalışanları gibi baktıkları için, o anlayışı sergiledikleri için, devlet memurları üzerinde tahakküm kurmaya, kendi anlayışları doğrultusunda onları yönlendirmeye çalıştıkları için, zaman zaman çatışmalar çıkıyor. Bu çatışmalardan da, tabiî, İktidar, eğer kendi vücut dilinden, kendi anlayışından anlamayan devlet memurlarını değiştirmek istiyorsa, görev yerini değiştirmek istiyorsa veya makamdan almak istiyorsa, onlarla ilgili bakanlık müfettişlerini gönderiyorlar, onların, istedikleri şekilde, hem sicillerini bozuyorlar hem de onlar hakkında disiplin cezaları uygulanıyor.

Değerli arkadaşlar, biz seçildikten sonra, 2002'de, Malatya'da, televizyonda yaptığım bir konuşmada, seçilen AKP'li arkadaşlarımıza seslenmiştim, demiştim ki: Malatya'daki devlet memurlarına dokunmayın. Eğer bu memurlar, görevlerini layıkıyla yapıyorlarsa, vatandaş arasında ayırım yapmıyorlarsa, bu insanlar hangi görüşten olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, bu insanlara dokunmayın, görevini iyi yapan, layıkıyla yapan insanların görüşlerine bakmayın demiştik; ancak, sanki bunun tam tersini söylemişiz gibi, Malatya'da da, her yerde olduğu gibi, partizanca atamalar sıkça yaşandı ve bu atamalardan dolayı da, Malatya, kamuoyunda çok kötü biçimde anılır oldu. Bunun en bariz örneğini Çocuk Yuvasında yaşadık. Ne yazık ki, Çocuk Yuvasındaki ehil müdürler görevlerinden alınmıştı, onların yerine, daha önce ambar memurluğu yapan, başka görevlerde bulunan, alt görevlerde bulunan insanlar getirilip müdür yapılmıştı. Yine, daha önceki tecrübeli bakıcı kadınlar işten atıldılar, işlerine son verildi, onun yerine de, seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisinin kadın kollarında çalışan kadınlar getirildi, o çocuk yuvasında hizmet gördürüldü ve bunun sonucunda da, Malatyamız çok kötü biçimde lekelendi, Malatya kötü biçimde anılır oldu, Malatya'da çocuklara eziyet ediliyor denildi, çocuklar dövülüyor denildi. Oysa, bu, Malatyalılardan kaynaklanmıyordu, ehil olmayan insanların istihdam edilmesinden kaynaklanıyordu.

Millî Eğitim Müdürünü Malatya'da 6 kez görevden aldılar. Yargı kararıyla geliyor, tekrar alıyorlar. Gerekçe de şu: Bakanlıktan bir yazı geliyor, diyor ki: "Sayın Müdür, sizin tecrübeniz fazla, siz görevinizi iyi yapıyorsunuz, sizin tecrübelerinizden Ankara'da yararlanacağız." Geçici görevle Ankara'ya alıyorlar. Bu şekildeki uğraşmalar neticesinde, 7 nci kez, Müdürü, bu kez de -Müdür de artık mücadeleden usandığı için- Kilis'e göndermekle anlaştılar, Müdürü Kilis'e gönderdiler, ondan sonra da, sorun şu anda bitmiş oldu.

Değerli arkadaşlar, sizin zamanınızda getirdiğiniz müdürlerle bile, başhekimlerle bile anlaşamıyorsunuz. Malatya'ya bir başhekim, Beydağı Devlet Hastanesine bir başhekim getirildi, sizin zamanınızda getirildi; ancak, başhekime yapılan Ali Dibo tekliflerini başhekim kabul etmediği için, kendi getirdiğiniz başhekimi tekrar görevden aldınız; çünkü, orada yapılan ihalelerde, başhekim, devletin ihale kanunu ne diyorsa ben onu yaparım diyordu. Ancak, bu anlayış, oradaki sizin partinizin yandaşları tarafından kabul görmediği için, başhekimin alınması gerektiğine karar verildi ve başhekim de görevden alındı.

Değerli arkadaşlar, işte, bu tip uğraşmalar, siyasî iktidarın bu şekildeki baskıları, dediğim gibi, devlet memurlarında, sürekli olarak disiplin cezalarına neden oluyor ve sicilleri bozuluyor.

Peki, değerli arkadaşlar, bir de şuna değinmek istiyorum: Bu yasanın kapsadığı alan, 1999 yılı ilâ 2005'in ikinci ayı. Peki, 2005'in ikinci ayından sonraki, yani, şu anda, birbuçuk yıla yakın süredir disiplin cezası alan memurlar bu kapsamda niçin değil? O dönem içinde de, yine, bu kez, belki daha önceki siyasî iktidarlar tarafından o memurların sicilleri bozulmuştu, disiplin cezaları almışlardı; ancak, bu kez de sizin İktidarınız döneminde, bu devlet memurları pek çok cezalar aldılar, bunların sicilleri de bozuldu.

Peki, şu anda, mademki bu yasayı bugün görüşüyorsak, bu devlet memurlarının sicillerini şimdiye kadar niye düzeltmiyoruz değerli arkadaşlar? Bununla ilgili olarak, yine, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir önerge vererek, bu yasanın kapsamının 2006'nın altıncı ayına kadar genişletilmesini talep edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bir diğer eksiklik de, daha önce çıkarılan 3 tane afta, emniyet mensupları da bu aftan faydalanıyordu; ancak, şu anda getirilen düzenlemede emniyet mensupları bu aftan faydalanmıyor. Değerli arkadaşlar, emniyet mensupları çok güç şartlarda çalışıyorlar; hem ekonomik koşulları çok kötü hem de görevleri çok zor. Bu şartlar altında çalışan insanlardan bir kısmı, intiharı bile bir seçenek olarak görüyorlar. Peki, bu şartlar altında çalışan emniyet mensuplarının niçin disiplin cezalarını affetmiyoruz?

Değerli arkadaşlar, devlet memuru üzerindeki bu yanlış uygulamalara küçük bir örnek vermek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

MUHARREM KILIÇ (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Niğde'ye, İktidarın bir bakanı geliyor. İktidarın bakanı gelecek diye Niğde Valisi diyor ki oradaki karşılama heyetinde bulunanlara "hepiniz, sayın bakanı ayakta bekleyeceksiniz." Oradaki bir grup oturmaya devam ediyor. Diyor ki "siz niye oturuyorsunuz?" "Efendim, bunlar gazeteci, bunlar oturuyorlar" diyorlar. Bu sefer, Sayın Vali, gazetecilere kızıyor "siz de ayağa kalkacaksınız" diyor. Bu kez gazeteciler orayı terk ediyorlar. Arkasından, sayın bakan geldiğinde, durum sayın bakana iletiliyor, sayın bakan buna tepki gösterince de, bu kez, güya özür diliyor Sayın Vali, diyor ki "ya, kusura bakmayın, ben sizi devlet memuru zannetmiştim." Devlet memuruna bakış, anlayış bu değerli arkadaşlar; yani, Sayın Valinin özrü kabahatinden daha büyük.

Değerli arkadaşlar, bu yasa teklifini getiren arkadaşlarımıza tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yasa kapsamının 2006'nın altıncı ayına kadar genişletilmesini ve emniyet mensuplarının da bu kapsamdan yararlandırılmasını teklif edeceğiz; umarım desteklersiniz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

95 konuşma daha · 21 Haziran 2006

95 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook