İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

Muhsin Koçyiğit

Diyarbakır Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Aralık 2003 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muhsin Koçyiğit (CHP), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 1.022 kelime.

Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 316 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 29 uncu maddesi üzerindeki görüşlerimi belirtmek üzere şahsım ve CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; vergi yükü açısından, önce, dolaylı-dolaysız vergi ayırımı, gelir dağılımı ve vergi adaleti üzerinde durduktan sonra, yasa tasarısının 29 uncu maddesine ilişkin değerlendirmemi konuşmamın sonuna doğru yapacağım.

Değerli milletvekilleri, kamu harcamalarının finansmanının sağlıklı bir şekilde karşılanmasında ana kaynağın vergi gelirleri olması konusunda kuşku yoktur. Ekonomik yapının sağlamlığı ve gelişmesi de, vergi gelirlerinin kamu harcamalarını karşılamadaki etkinliğiyle doğru orantılıdır.

Vergi kanunlarının vergiye bağladıkları olayın veya hukukî durumun saptanması, yani, vergilenmesi gereken bütün işlem ve yükümlülüklerin vergi dairesince izlenmesi, verimli bir vergi uygulamasının önkoşuludur. Vergi idaresinin güçlendirilmesi, vergi yargısının hızlandırılması, sistemdeki boşlukların doldurularak vergi rezervlerine ulaşılması, vergilerin verimliliğini artırmada kuşkusuz etkili olacaktır.

Vergi sistemi adalet yönünden incelenirken, dolaysız-dolaylı vergi karşılaştırması yapmak, genellikle en çok kullanılan yöntemdir. Bu yöntemin uygulanması, dolaysız vergilerin önemli bir bölümünü gelir üzerinden alınan vergilerin oluşturması gerçeğine... Vergi ödeme gücünü en iyi biçimde saptayan ölçü, gelirdir.

Aslında, ekonomik ve sosyal koşullara aykırı olmayan bir dolaylı-dolaysız vergi dengesi olması gerekir. Dolaysız vergilerin ağırlıkta olduğu vergi sistemlerinin daha adil olduğu elbette doğrudur. Dolaysız vergi genellikle gelir üzerinden alındığı için, herkes gücüne, yani, gelirine göre vergilendirildiğinden, daha adaletli bulunmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2002 yılında kolay vergi toplama yöntemi olarak, bir yasa değişikliği gerektirmeyen, kararnameyle artırılabilen harcama-tüketim vergisi gibi vergilere aşırı yüklenilmiş ve dolaysız-dolaylı vergi oranı yüzde 34'e-yüzde 66 olmuştur. Bugün bu oran yüzde 32 dolaysız, yüzde 68 dolaylı vergi olmaktadır.

Dolaylı vergiler, zengini de fakiri de aynı oranda vergilendirdiği için oldukça adaletsizdir. Bir iktidarın kimden yana olduğunun göstergelerinden biri, bu dolaylı-dolaysız vergi ayırımında yatmaktadır. Halktan yana tavır alanların, genel vergi yapısı içerisinde dolaysız vergilere ağırlık vermesi gerekir. Bugün, bunu görememekteyiz; çünkü, sistem içerisinde, sürekli bir şekilde, dolaylı vergilerin ağırlığı giderek artmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kamu harcamalarını vergi gelirleriyle karşılamakta zorlanan kamu idaresi, vergi gelirlerini artırmayı başaramamış, vergi kanunlarını uygulayamamış, vergi kaçağı artmış; bu nedenle, kamu harcamalarını karşılamak için vergi kanunlarında sık sık değişiklik yaparak yeni vergi kanunlarını yürürlüğe koymak suretiyle, vergi gelirlerini artırmak istemektedir.

Kolay vergi toplamak, ancak, harcama vergileriyle mümkün olduğundan, hükümet, giderek dolaylı vergilere ağırlık vermektedir. Tüm bu yeni vergi getirme gayretlerine, vergi toplamadaki adaletsizliğe rağmen vergi gelirleri kamu harcamalarını karşılamakta yetersiz kalmakta, kamu harcamalarının karşılanması için, artan bir şekilde içborçlanma yolu tercih edilmektedir.

Böylece, içborçlanma, vergide eşitsizliği, adaletsizliği iyice artmış, rantiyeler için Türkiye, hem vergi bağışıklığı hem zahmetsiz para kazanma yönünden cennet olmuştur. Bu durum, kamu harcamalarının tüm yükünün az ve orta gelirli gruba yüklenmesi sonucunu doğurduğundan, rantiyelerin pazarlık gücünü artırmış, gelir dağılımını da oldukça bozmuştur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; vergi adaleti, yalnızca dolaysız -dolaylı vergi dengesinin sağlanması yoluyla da gerçekleştirilemez. Dolaysız vergilerin alınmasında bazı ana ilkelerin dikkate alınması gereklidir. Önemli olan, dolaysız vergilerin hangi gelir gruplarından alındığıdır. Bu, vergi adaleti yönünden çok önemlidir. Gelir Vergisi gibi dolaysız vergi tahsilatının çok önemli bir bölümü dargelirlilerden alınmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son yıllarda vergi sistemimiz sağlıklı olmayan yollarla zorlanmaktadır. Hızla artan kamu giderlerinin karşılanması için yeni kaynaklar bulma, ulaşılamamış vergi rezervlerini vergi kapsamı içine alarak vergi kaçağını önleme yoluna gidilmemiş, bu durum, bugün olduğu gibi, vergi sisteminin kendiliğinden daha kolay kaynaklara yönelmesi, bu kaynakları yıpratması sonucunu doğurmuştur. Bunun yanında, millî gelirden vergi yoluyla kamuya aktarılması hedeflenen tutarın büyüklüğü ve genel vergi yükünün aşırı artırılması nedeniyle, toplumun alt gelir grupları daha fazla vergilendirilmiştir.

Sayın milletvekilleri, katlanılabilecek vergi yükü sınırsız değildir, üst sınırı vardır. Vergi oranları aşırı arttığında, vergiye karşı yükümlünün direnci de artacaktır. Bu durumda, vergi yükümlüleri, vergi kaçırma ya da vergiden kaçınma olanaklarını sonuna kadar kullanmak isteyeceklerdir. Enflasyonun etkisi de gözönünde tutulursa, vergi kaçırma olanağı olmayanlar ve vergiden kaçınamayanlar, daha az gelir elde ettikleri halde daha çok vergi ödeyeceklerdir. Yıllardır içinden çıkamadığımız kısırdöngü işte budur.

Değerli milletvekilleri, kamu açıkları verimli ve adil bir vergi sistemiyle karşılanmadığı için, kamu harcamalarının gerektirdiği kaynak, otomatik olarak, vergi ödeme gücü en az olanlardan sağlanmıştır. Ayrıca, siyasî iktidarca, vergide verimliliğin ancak vergi ödeme gücü düşük olan kesimler vergilendirilerek sağlanabileceğinin farkına varılmış, bilinçli olarak bu amaca yönelik yasal değişikliklerle, alt ve orta gelir grupları sürekli bir şekilde aşırı vergilendirilmiştir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, ülkemiz yüzde 6,5'lik faiz- dışı fazlaya odaklanmış durumdadır. Bir yandan, vergi kaybı olur gerekçesiyle IMF, vergi teşvik yasasının çıkmaması için sürekli bir şekilde direnç göstermekte, öte yandan da, bugün olduğu gibi, sürekli ekvergiler salınmakta, deprem vergisi gibi olağanüstü dönemlerin geçici vergilerinin kalıcı duruma getirilmesine olanak hazırlanmaktadır.

Evet, ülkelerin olağanüstü dönemlerinde yeni vergilere, ekvergilere ve geçici vergilere gereksinme duyulması gayet doğaldır, doğrudur da; çünkü, böylesi zor dönemlerin aşılması, ancak ulusal dayanışmayla mümkün olabilir; 1999 yılında Sakarya depreminde olduğu gibi. O zaman, belli bir süre, belli bir dönem uygulanmak üzere Ek Emlak Vergisi, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi, Özel İşlem Vergisi ve Özel İletişim Vergisi gibi vergiler uygulamaya konulmuştu; ama, artık, bugün, deprem gibi olağanüstü koşullar ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu nedenle, o döneme özgü "ekvergi" ve "geçici vergi" adı altında alınan vergilerin de ortadan kaldırılması gerekmektedir. Böyle bir uygulama, hem vatandaşlara güven verecek ve hem de gelecekte benzer durumlardaki olaylarda daha duyarlı davranmalarına zemin hazırlayacaktır. Oysa, hükümet, getirdiği bu vergi paketiyle, olağanüstü dönemde, deprem döneminde "ekvergi" adı altında alınmış olan geçici vergileri sürekli vergilere dönüştürmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu yasa tasarısının 29 uncu maddesiyle, yeni geçici düzenlemeler olan Özel İşlem Vergisi ve eğitime katkı payı kapsamındaki bazı kâğıt ve işlemler Damga Vergisi ve harçlar kapsamına alınmak suretiyle, daimî, sürekli duruma getirilmektedir. Bu düzenleme doğru değildir. Oysa, hükümet, Özel İşlem Vergisini kaldıracağına dair taahhütte bulunmuştur. Yoksa, hükümet bu taahhüdünü unuttu mu?!

Bazı kâğıtlara ilişkin ödenmesi gereken Özel İşlem Vergisi, isim olarak devam etmese bile, içerik olarak Damga Vergisi ve harçlar kapsamına alınmak suretiyle sürekli, kalıcı duruma getirilerek devam etmektedir. Bu şekilde olağanüstü deprem döneminde gelir artırıcı olarak bütçe kapsamına alınan Özel İşlem Vergisinin, Damga Vergisi kapsamında kalıcı duruma getirilmesi doğru değildir. Bu, vergi sisteminin dolaylı vergiler lehine adaletsiz bir şekilde genişlemesine ve vergi yükünün artmasına neden olacaktır.

Ümit ederim ki, 2004 yılında yeni vergi yükleri getirilmez.

Sözlerime son verirken, tüm Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlar, tüm halkımızın ve milletvekillerimizin yaklaşan yeni yılını kutlar, sağlık ve başarılar dilerim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 25 Aralık 2003

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook