Telekom'da çalışanların emekliye zorlanmaları ve işten çıkarılmaları hakkında
Sivas Milletvekili ·
Genel Kurul, 12. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2008 · 510 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhsin Yazıcıoğlu, 4 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TELEKOM'DA ÇALIŞANLARIN EMEKLİYE ZORLANMALARI VE İŞTEN ÇIKARILMALARI HAKKINDA); konuşma 510 kelime.
Muhsin Yazıcıoğlu (Sivas). “Telekom'da çalışanların emekliye zorlanmaları ve işten çıkarılmaları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-yazicioglu-23-2008-11-04-telekom-da-calisanlarin-emekliye-zorlanmalari-ve-isten-cikarilmalari-h (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHSİN YAZICIOĞLU (Sivas)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Telekom’dan işçi çıkartmalar ve emekliye zorlamalarla ilgili söz almış bulunuyorum.
Büyük Birlik Partisi olarak özelleştirmeye karşı değiliz ancak özelleştirmeler yapılırken stratejik kurumlarımızın özelleştirilmesinde millî hassasiyetlerimizin dikkate alınmasını istiyoruz. Yine, bankalarımızın ve millî finans sektörümüzde yabancı ağırlığının artmasından ve yabancıların kontrolüne geçmesinden ülke olarak endişe duymaktayız. Burada bu iki hususu öncelikle belirtmek istiyorum.
Konuşmamın konusu özelleştirilen Telekom’da çalışanların yaşadıkları sıkıntılar olmakla birlikte özelleşen diğer kurumlarda da bütün çalışanlar aynı mağduriyeti yaşamaktadırlar. Özelleştirilen kurumlarda çalışan nitelikli personel işsiz kalmakta veya kamu kurumlarında 4/C statüsünde geçici olarak çalıştırılmaktadır. Yıllarca emek verdiği, ihtisaslaştığı işini kaybetmekte, nitelikli elemanken niteliksiz işçi olmakta ve gelir seviyesi asgari ücretin dahi altına düşmektedir.
Özelleştirmeler yapılırken bu insanların hakkı ve hukuku korunmalıydı, birdenbire patronların vicdanına bırakılmamalıydı. Bu konuda ve genelde 4/C’lilerin şartlarını düzeltmek için kanun teklifi de vermiş bulunmaktayım. Dolayısıyla Hükûmetin bu konu üzerinde durarak 4/C’lilerin mağduriyetini bir an evvel gidermesinde büyük yarar görmekteyim.
Türk Telekom hisselerinin yüzde 55’inin satışı suretiyle özelleştirilmesinin üzerinden üç yıllık süre geçmiş olmasına rağmen personele yönelik uyguladığı olumsuz politikalar hâlâ gündemi işgal etmektedir. Özelleştirme sonrasında yaptıkları ilk icraat, Hükûmeti yanlarına alarak kamu görevlilerini beş yıllığına Hariri Ailesi’nin şirketi olan Oger Telekom kontrolündeki özel Türk Telekom’a kiralamaya imkân veren kanunun çıkarılmasını sağlamak olmuştur. İş bununla bitmemiş, çalışanlara güven vermeyen eylem ve uygulamaları meyvesini vererek ilk etapta 13 bin memurun kamuya geçmesine çanak tutulmuştur. Böylece, ihaleyi alırken öngördükleri personel sayısı taahhüdüne uymadan, kısa yoldan kârlarını artırabilecekleri bir imkâna kavuşmuşlardır. İhale aşamasında Özelleştirme İdaresine verilen iş planında 48 bin personel çalıştırmayı taahhüt ederken bugün personel sayısı 32 bin civarına inmiştir. Personel sayısının 20 bin civarında azalmasında en önemli etki kamu kurumlarına nakledilen personelden kaynaklanmaktadır. Daha sonraki sırayı ise getirdikleri teşviklerle iş sözleşmesi feshedilen personel alınmaktadır. Personel devlete nakledilerek devletin milyar dolarlık bir yük altına konulması sağlanmış, bu arada yıllarını ülkenin en kaliteli bir şekilde haberleşmesini temin etmek için ülkesine harcamış olan vefakâr Telekom personelinin başka kurumlarda işe yaramaz bir duruma sürüklenmiş olması sağlanmıştır. Ne yazık ki hiç kimse bundan da rahatsızlık duymamıştır.
Başka kamu kurumlarına nakil imkânı olan personel bir taraftan gönderilmeye devam edilirken bir taraftan da teşvik uygulamalarıyla personel sayısı azaltılmaya devam edilmektedir. Adına her ne kadar “teşvik” dense de belirledikleri norm kadronun statüsündeki personelin işine son verileceği yolunda personel arasında yayılan dedikoduyla bu teşvikler zorlamaya dönüşmüştür.
İnsanları üzmeden, onları rahatsız etmeden, rızasını alarak bir teşvik sistemi getirilmesinin neyi kötüdür diyebilirsiniz ancak burada amaç teşvik değil, işten atma kriteri olarak bu yöntem kullanılmaktadır. Biz insanların kendi gönlüyle emekli olmasına veya emekliye teşvik edilmesine bir şey demiyoruz. Emekliye zorlamanın, dayatmanın karşısındayız. Bu tür uygulamalar neticesinde çalışanlarda tedirginlik oluşmuş ve işini kaybetme korkusu yaşamaktadırlar. Bu düşünceyle beni de ziyarete gelerek endişelerini dile getirmişler ve bazı sorularına cevap aramışlardır.
Şimdi buradan soruyorum: Daha ne kadar personel azaltılacaktır? Teşvikten sonra kendi kafalarındaki sayıya ulaşıncaya kadar personel işten atılmaya devam edecek midir? Küresel ekonomik kriz bahane edilerek çalışan sayısında bir azalmaya gidilecek midir? Bunların hepsi bizim de Türk Telekom çalışanlarının da kafasında asılı duran sorulardır.
Sonuç olarak, bugünkü sonuçlara baktığımızda yabancı sermayenin gelmesi, istihdamın artması, yatırımların çoğalması ve rekabetin geliştirilmesi…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 4 Kasım 2008