İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 100. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)

Münir Kutluata

Sakarya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 100. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Mayıs 2008 · 1.132 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Münir Kutluata (MHP), 7 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)); konuşma 1.132 kelime.

Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MÜNİR KUTLUATA (Sakarya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Turizmi Teşvik Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesi ile ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Bu yürürlük maddesinde söz almak niyetinde değildim ancak iktidar mensubu bir iki arkadaşımın ifadesinden sonra söz alma mecburiyeti hissettim. Bir arkadaşımız Milliyetçi Hareket Partisi sıralarına dönerek “Turizmden yana diyorsunuz ama muhalefet ediyorsunuz.” dedi. Bu, turizmden yana olmak ne demek, onun üzerinde biraz durmak istiyorum.

Bir başka arkadaşımız, turizm gelirlerinin, ihracat gelirlerinin yüzde 34’üne tekabül ettiğini, ihracatın yüzde 34’ü kadar da turizm geliri elde edildiğini söyledi. Bunu, tahmin ediyorum, bir övünç vesilesi olarak ifade etti. Esasen, bu tür oranlamalar ve ifadeler, ihracatımızın durumunu ele verir, Türk sanayisinin durumunu ele verir, bunlar övünülecek şeyler değildir, demek ki ihracatımız yetersizdir. Bu arkadaşımızın, ayrıca, turizm gelirlerinin, ithalattaki farkın ne kadarını karşılamaya gittiğini ve geriye 50 milyar dolarlık bir cari açık tortusunun kaldığını bilmesini istiyorum. Dolayısıyla, Türkiye’nin ekonomik yetersizliklerine turizmi çaredir diye göstermek, başından beri başvurulan bir yoldur, hiç de sağlıklı bir yol değildir. Onun için, ben, turizm konusunda, turizme destek olmak, turizmden yana olmak ne demek, onun üzerinde durmak istiyorum.

Efendim, hepinizin bildiği gibi, turizm bir üst tüketim türüdür. Belirli harcamalardan ve ihtiyaçların giderilmesinden sonra insanların başvurabildiği bir tüketim türüdür. O hâlde, bir yönetim, turizm deyince önce kendi insanlarının, kendi yurttaşlarının turizme katılıp katılamadığıyla yakından ilgili olmak mecburiyetindedir. Eğer böyle bir hesap varsa, o ülkede turizm doğal seyri içerisinde gelişir, yabancıya has yatırımlar, yabancıya yönelik yatırımlar, yabancıya yönelik hazırlıklar olmaz. Almanya, Türkiye’den gelen Türkleri iyi ağırlamak için, İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan hatta, Amerika, hiçbir tanesi, dışarıdan gelen turistleri iyi ağırlamak için özel harcamalar yapmıyorlar, gayretler içinde değiller çünkü genel gelişmişlik seviyeleri bu turizme hizmet verecek durumdadır. Dolayısıyla, fakir ülkelerin, turizmden gelir elde edeceğim diye, turizmin ruhunu kavramadan, birtakım devamlı tedbirler alıyor olması, sonuçta o ülkeye yarar sağlamıyor. Turist gelsin diye yol yatırımı yapacaksanız, bu, turizmin bir maliyetidir. Turist gelecek diye elektrik götürmek zorunda iseniz, elektriğinizi götürememişseniz, bu, turizmden gelir elde etmek demek değil, bir maliyettir. Bunun için havaalanı, bunun için eğitim, bunun için personel… Bunların hepsi maliyettir. O hâlde genel olarak ülkenin gelişmişlik seviyesiyle ilgili değerlendirmeleri sağlıklı yapmak lazım. Bir ülkenin dünyadaki siyasi varlığı ve etkinliği, iktisadi varlığı ve etkinliği yetersiz ise o ülkeye gelen turistlerin ancak Türkiye’nin yaptığı gibi ucuz dinlenme turizmi vesaire alanlarda, bu gibi alanlarda özel avantajlar sağlamasıyla ilgilidir. Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’nin teşviklerle sağladığı bu büyük, ciddi yatırımlar, gelen turistler açısından fevkalade ucuz birtakım arz anlamına gelmektedir. Yani, bir başka ifadeyle, ağırladığımız turistlerin çoğu kendi ülkelerinde bu tür otellerin kapısından geçecek durumda değildir. O hâlde turizm politikalarımızı gözden geçirmek gibi bir mecburiyetimiz var.

Bu fakir millete turizm çok yüksek maliyetlerle sunulmuştur. Önce, kamu kampları denilmiş, yatırımlar yapılmış, iç turizmin gelişmesine hiçbir katkı sağlamamış, geliri olan insanlarımızı oralara yönlendirmişiz. Sonra, yazlık konutlar demişiz, sahillerimizi yağma etmişiz, yine turizme deva olmamış. Sonra, turistler için yıldızlı oteller demişiz, bu yatırımları da yapmışız. Böyle üçlü bir yatırımla Türkiye’ye bu işin bir maliyeti vardır.

Onun için, şimdi çıkarmakta olduğumuz, görüşmekte olduğumuz bu tasarı daha önceki Yasa’nın -Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen- Türkiye’de ormanlarla ilgili hususunu düzenleme amacı taşıyor. Ama, ormanların tahsisine gelinceye kadar bu belki bir gereklilik olabilir, burada eğer millî hassasiyetler muhafaza edilebilecekse gerekiyor olabilir, ama buna gelinceye kadar turizmle ilgili yapacağımız çok işler vardır.

Turizm Bakanlığımızın derdi, sıkıntısı, yabancı turistlerin iyi ağırlanarak sadece turizm geliri nasıl elde edilir olmamalıdır. Alman Hükûmetinin turizmle ilgili sıkıntısı, Alman vatandaşlarının dünyada iyi turizme katılabilmesidir. Türkiye’de bir Alman turistin ayağına taş takılsa, bu, Almanya’yı turizm gelirinden çok fazla ilgilendirmektedir. O hâlde, Türk vatandaşlarının hemen hemen adını bildiği hiçbir ülkeye vizesiz gidemiyor olması hem Turizm Bakanlığımızın takip etmesi gereken bir konu olmalı hem Dışişleri Bakanlığımızın bir ihmali olarak değerlendirilmelidir. Onun için turizmi kendi ülkesine, kendi insanına layık görmeyen hiçbir ülkenin turizmde sağlıklı mesafe aldığı görülmemiştir. Daima turizm bu ülkelerin üzerine bir maliyet olarak yüklenir. O yüzden, Bakanlığımızın diğer taraftan iç turizm dediğimiz konuyla ayrıca yakından ilgilenmesinde büyük yarar var diye düşünüyorum. Çünkü, kendi insanlarımızın seyahat etme, dinlenme şansı maalesef bu üçlü maliyet sistemi içerisinde pek geliştirilememiştir. Dikkat ederseniz, her iki üç günlük tatil boşluğunda, bayram aralığında Türkiye bir uçtan bir uca seyahate kalkışır. 1.500 kilometrelik mesafeleri insanlarımız sırf bir ziyaret maksadıyla, ziyareti bahane ederek seyahat yaparlar. Bu ne demektir? Bu, insanlarımızın içeride seyahat etmesi için gerekli altyapının oluşamadığı, herkesin aile ziyaretleriyle, kayınvalide ziyaretleriyle turizm ihtiyacını gidermeye çalıştığı anlamına gelmektedir.

Burada konu iç turizme gelmişken, Bakanlığın, dış turizme verdiği desteklerin çok azıyla Türkiye’de iç turizmi geliştirebileceğini biliyoruz. Bu konuda tedbir almasında büyük yarar olduğunu ifade etmek istiyorum. Konu buraya gelmişken -bütün illerimizle ilgili aynı şeydir ama- kendi bölgemle bir örnek vermek istiyorum: Daha önce Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakanın dikkatine sunduğumuz bir hususu, Genel Kurul önünde de, milletimizin önünde de tekrar etmek istiyorum: Karadeniz’in tamamı hemen hemen dağlık olduğu için Sakarya’da, Akçakoca sınırından Kandıra sınırına kadar yani Sakarya’daki Kocaali, Karasu ve Kaynarca ilçelerini içine alan çok geniş, genişliği itibarıyla çok geniş, uzunluğu itibarıyla da 40-50 kilometreye yakın muazzam bir sahil şeridi vardır. Bu bölge Marmara iklimine sahiptir ancak Karadeniz tabiatına sahiptir. Dolayısıyla, Ankara, İstanbul gibi ve Bursa’ya varıncaya kadar, Eskişehir’e varıncaya kadar Türkiye nüfusunun yüzde 30’una yakın bir kısmını kendisine hinterlant olarak alabilecek bu bölgede hiç değilse iç turizm örneği olarak bazı gelişmelerin önü açılmalı ve turizmi teşvik bölgesine bu bölgemiz mutlaka katılmalıdır.

Biz bunu beklerken bu bölgeye kömüre dayalı santrallerin yapılma hazırlıkları olduğunu duyuyor ve görüyoruz. Bunun Türkiye çapında güzel bir örnek olacağını da düşünüyoruz çünkü iç turizm olmadan, kendi insanlarınız seyahat etmeden, kendi insanlarınızı ağırlamaya yönelik yatırımları sağlamadan dış turizmle ilgili, dinlenme turizmi dışındaki altyapıyı oluşturamıyorsunuz. Dinlenme turizmi sahillerde birtakım yıldızlı otellerde turistleri ağırlamakla halloluyor ama geliri fevkalade düşük bir turizm türüdür. Ama ilgi turizmi dediğimiz, kültür turizmi de içinde olmak üzere insanların bazı ülkeleri, bir ülkeyi ve o ülkedeki insanların yaşayışını, kültürünü merakından kaynaklanan turizm türünde kendi insanınızın turizme katılmış olması ve o turizmle ilgili yapının oluşmuş olması fevkalade büyük bir hazırlık demektir. Bu bakımdan, turizmi teşvik bölgelerini gözden geçirirken doğrudan doğruya, ne kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Kutluata.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla)…hangi oranda yabancı turiste hizmet verir anlayışından ziyade turizmi bir bütün olarak almak ve iç ve dış turizme birden hizmetini esas almak gerekiyor. İç turizme yapılan yatırımların Türkiye’de hem turizmin çeşitlenmesi hem turizm gelirlerinin artması, pahalı turizme doğru kayma bakımından da mükemmel bir altyapı oluşturacağını bilmeliyiz. Buna göre hareket etmek gerekir diye düşünüyorum.

Bu düşüncelerle, Türkiye’de turizm yaklaşımımızın sadece döviz getiren bir saha olmadığını, döviz getirme işinin turizm şirketlerimizin eliyle yürütülmesi gerektiği ve onların desteklenmesi icap ettiğini bilmemiz, o anlamda adımlar atmamız, kamu olarak, devlet olarak, hükûmet olarak, kamu yönetimi olarak turizmi Türk milletine, Türk halkına layık bir tüketim alanı olarak görüp, düzenlemelerimizi buna göre yapmalıyız. Böyle yaparsak daha iyi sonuç alacağız kanaatindeyim.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

99 konuşma daha · 7 Mayıs 2008

99 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook