İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 36. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Münir Kutluata

Sakarya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 36. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2008 · 495 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Münir Kutluata (MHP), 24 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 495 kelime.

Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2008-12-24-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Bu bütçenin hangi ortam içinde hazırlandığına ve nasıl bir dönemde uygulanacağına bakarak değerlendirmek gerekiyordu. Bu bütçe, 2008 yılı bütçesinin temel öngörülerinin hemen hemen hiçbirinin tutmadığının anlaşıldığı bir ortamda hazırlanmıştır, öngörülen büyüme oranının negatiflere indiği, hedeflenen enflasyonun yüzde 300’ler oranında şaştığı ve ihracatta büyük düşüşlerin görüldüğü bir dönemde hazırlanmıştır. Bunlar Türkiye ekonomisinin kendi problemli yapısının sonuçlarıdır. Bunun üzerine dünya finansal krizinin bütün sıkıntılarıyla yaşanmaya başlanmış olması ve reel sektöre sirayeti de bu döneme rastlamaktadır. Ekonomiyle ilgili ciddi tedbirlerin alınması zorunluluğunun yüksek sesle dile getirildiği bu dönemde 2008 için önlem getirmek bir yana 2009 için de bir hazırlık olmadığı hazırlanan bu bütçeyle ortaya konulmuştur. Ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik gerçeklerin kabulü konusunda çok aşamalı bir direnç dönemi yaşanmış, fakat hâlâ ekonominin gerektirdiği ve milletimizin beklediği bir anlayışa ulaşılamamıştır. Önce düşük kur, yüksek faiz döneminin reel sektör üzerindeki etkileri görmezden gelinmiş, daha sonra, dünya finansal krizinin işaretlerine ve gelmekte olan daralma tehlikesi zamanında algılanamamış, bir süre sonra işin ciddiyeti kabul edilmiş, ama Türkiye’yi etkilemeyeceği vurgulanmış ve nihayet, Türkiye’yi de ciddi şekilde etkileyeceği kabul edilmiştir. Gelinen nokta etkileneceğimizin kabul edilmesinden ibarettir.

Şimdi, birçok ülke resesyona girdiğini çoktan kabul etmiştir ve çare aramaktadır. Ama Türkiye’de hâlâ resesyon tartışmaları ilgili Bakanın da katılımıyla devam etmektedir.

Şimdi, size Sayın Maliye Bakanının 16 Aralık tarihinde Genel Kuruldaki bütçe sunuş konuşmasından bir cümle okuyorum. Aynen diyor ki Sayın Bakan: “Şimdi bu resesyon lafı çok konuşuluyor. Herkes bir resesyondur tutturmuş. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor. Resesyon ne demek? Resesyon, bir ülke iki çeyrek üst üste daralırsa, yani küçülürse o ülkede resesyon var demektir. Teknik tabiri budur bunun.”

Burada söylemek istenilen, Türkiye’deki büyüme düşüşünün üçüncü çeyrekte 0,5’e kadar inmesine rağmen henüz ekside olmadığı hususudur. Oysa ikinci çeyrekteki 1,9’luk büyüme üçüncü çeyrekte 0,5’e düşmüş ve şu anda ekside olduğunu herkes kabul etmektedir.

Şimdi, şu hususu dikkatlerinize sunuyorum: Üçüncü çeyreğin 0,5 olduğu on ikinci ayda açıklandığına göre, dördüncü çeyreğin negatife düşmüş olduğu belli olan değeri 2009’un üçüncü ayında açıklanacaktır. 2009’un birinci çeyreğinin sonucu da gelecek yazda, haziran ayında açıklanacaktır. Şimdi burada söylenen “Gelecek yaza kadar tedbir almamakta ısrar edeceğiz.” gibi bir anlamdır, bunun anlamı budur.

Şimdi, ayrıca, bir de bu büyüme oranı konusunda, resesyona ölçü alınan eksi büyümenin iki dönemlik olma şartına bir bakalım. Değerli milletvekilleri; bu, ülkeden ülkeye değişen bir ölçüdür. Gelişmiş bir ülke için yüzde 2’lik büyüme oranı iyi bir orandır, yüzde 3’lük bir oran çok güzel bir orandır ama Türkiye gibi ülkelerin, düşünün, uzun süre yüzde 1-2 oranında büyüdüğünü düşünün, bu ülkelerin ekonomisi bu şartlarda da resesyon özellikleri arz eder. Dolayısıyla, şimdi de bir “resesyon” tabirinin arkasında, bir “durgunluk” ifadesinin arkasında polemik geliştirmenin hiçbir anlamı yok, tedbirlerin derhâl alınması gerekir diye düşünüyorum.

Bütçe tasarılarının veya yasalaşmış bütçelerin değerlendirilmesi, hükûmetin o yıl içinde millete sunacağı hizmetlerin ve izleyeceği ekonomik ve sosyal politikaların değerlendirilmesi şeklinde olur. Ancak, birkaç yıldır üst üste, Hükûmetin, gerçekleştiremeyeceği belli olan hedeflere dayanan bütçeler hazırlaması ve bunun sonunda ispat edilmiş olması, bütçeleri değerlendirmemiz konusunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

110 konuşma daha · 24 Aralık 2008

110 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook