İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti devleti ile suriye arap cumhuriyeti devleti arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkında kanun tasarısı (s.s.:263)

Münir Kutluata

Sakarya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 98. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Haziran 2009 · 1.039 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Münir Kutluata (MHP), 3 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ DEVLETİ ARASINDAKİ KARA SINIRI BOYUNCA YAPILACAK MAYIN TEMİZLEME FAALİYETLERİ İLE İHALE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:263)); konuşma 1.039 kelime.

Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “Türkiye cumhuriyeti devleti ile suriye arap cumhuriyeti devleti arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkında kanun tasarısı (s.s.:263)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2009-06-03-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-devleti-arasin (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MÜNİR KUTLUATA (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 263 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 5’inci maddesi vesilesiyle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı tartışıldıkça vahameti ortaya çıkan bir tasarı hâline geldi, tartışıldıkça söylenecek çok yeni konular ortaya çıktı. Çok basit bir konuydu. Tartışılana bakıp, iktidarın, endişelerle ilgili “Bu dediğiniz hususlar bu tasarıda yok.” deyip o hâle getirmesi gerekiyordu. Yabancılara verilip verilmemesi, yabancılara veriliyor konusunun bu Mecliste bu şekilde tartışılıyor olması Meclisin itibarı konusunda da çok düşündürücü bir ortam oluşturmuştur. Gerçekten söylenecek olan “Evet, yabancılara verilemiyor, verilmeyecek.” demekti veya verilecekse gerekçelerinin ortaya koyulmasıydı. Bunları birtakım maddelerin arkasına saklayarak Türkiye’yi bu kadar germenin, Meclisi de bu hâle getirmenin hiçbir anlamı yoktu.

Şimdi, bakın, değerli milletvekilleri, bu tasarı ne yapıyor? Bu tasarı, mayınlı alanların ancak yabancılara kullanım karşılığı temizletilmesi suretiyle temizlenmesine izin veriyor. Bunun dışında, hiç şakası yok, bütün yolları kapıyor. Bir tek şartla Suriye hududundaki mayınları temizleyebilirsiniz: Kullanım karşılığı birilerine verecekseniz. Şimdi, böyle bir tasarıyı bu Meclise tartıştırmak, günlerce, haftalarca bu Meclisi meşgul etmek ne anlama geliyor? Milletimizin ümitlerinin kırıldığını, milletimizin büyük bir ümitsizlik içine düştüğünü size söylemeliyim. Bu yüce Meclisin kuruluş gayeleri arasında, bu yüce Meclisin varlık sebepleri içinde -en önemlisi- bu toprakların yabancılardan temizlenmesi vardı. Bize neyi tartıştırıyorsunuz değerli milletvekilleri? Değerli iktidar mensupları, bize neyi tartıştırıyorsunuz? Verilir mi, verilmez mi? O zaman, verilebileceğini çıkın iddia edin, zaruretlerini söyleyin lütfen.

Şimdi, Sayın Bakanım, size soruyorum: Bunun adına yap-işlet-devret denilir mi? Bunun bir adı olması lazım. Bu sistemin adı nedir? Yap-işlet-devret’i çok net şekilde ifade etmiyorsunuz gerçi bildiğim kadarıyla ama “Bu bir sistemdir, buna uygun sistemdir.” deniliyor. Şimdi Sayın Bakana soruyorum: Neyi yapıyoruz? Yapacak olan kuruluş ne yapacak? Mayın çıkaracak. Ne kadar mayın çıkaracak? Verilecek arazilere bakarsanız 1 dönümden 1 mayın ya çıkaracak ya çıkarmayacak. “1 dekar alandan 1 mayını çıkar, kırk dokuz yıl senin olsun burası.” diyecek bir sistem yap-işlet-devret sistemi midir? Her şeyi sulandırmak zorunda mıyız? Buna adı neyse kendi adı bulunsun, o ad koyulsun lütfen.

Bakın, değerli arkadaşlarım, denilsin ki o zaman, sınır getirilsin: “Mayınlı alanlar temizlenecek, bu alanlar verilecek.” Hayır, bakın 3’üncü maddeye, “Kullanım karşılığı temizlettirilecek.” deniliyor.

Bakın 2’nci maddeye, ne diyor: “Mayınlı araziler ve bütünlük arz eden diğer araziler…”

Boyunu biliyoruz, 510 kilometre. Buranın derinliğinin ne kadar olduğunu bize kim söyleyecek Sayın Bakan?

MEHMET EKİCİ (Yozgat)Ceylanpınar’ı verecekler, Ceylanpınar’ı!

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir)Devlet kuracaklar, devlet!

MÜNİR KUTLUATA (Devamla)Efendim, buranın derinliğinin… Sorduğumuz zaman bize mayınlı arazinin genişliği söyleniyor. Burada “Mayınlı arazi verilecek.” demiyor, bakın lütfen, “Mayınlı arazi ve…” diye devam ediyor.

Eğer diyecekseniz ki “O başka bir ihalede verilecek.” Hayır, “Kırk dokuz yıl üzerinden veya süre olarak kim en fazla kısarsa.” diyor Sayın Grup Başkan Vekili, böyle diyor.

Şimdi, demek ki verilecek arazi mayınlı arazi değildir, 216 bin dekardan ibaret değildir. Ne kadar arazi veriliyor belli değil.

Şimdi, bunu düğümleyip sadece yabancılara temizleme şartıyla verilecek hâle getirme konusunun netlik kazanmadan buradan bunun geçmemesi gerekiyor.

Sayın Başkan, siz bu gün Meclise başkanlık ettiğinize göre, lütfen, yüce Meclisi bu toprakların Meclis tarafından korunamaz duruma düşürülmesinin önüne, Meclisin bu duruma düşürülmesinin önüne geçin. Sizden beklediğimiz odur efendim. (MHP sıralarından alkışlar) Beklediğimiz odur. Gerçekten, Köksal Toptan adı bu Meclise Başkan olarak seçilmeden de vardı, en azından bunların korunması gerektiğini büyük bir samimiyetle söylüyorum.

Şimdi, bu böyle yapılacaksa -bakın son maddelerine geldik- bu kanun çıkarılacaksa değerli milletvekilleri, iktidarın üç soruya bu kanun yasalaşmadan, buradan geçmeden net şekilde cevap vermesi lazım. Bunları milletimizin bilmeye hakkı var. Milletimiz adına, Türk milleti adına bunların cevabını istiyorum, Milliyetçi Hareket Partisi olarak istiyoruz:

1) Verilecek arazi ne kadardır? Hiçbir cevap yok. Mayınlı arazinin 216 bin dönüm denilmesi dillere pelesenk edilmiş. Verilecek arazi ne kadardır?

MEHMET GÜNAL (Antalya)Cevap verecek kimse kalmadı.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla)Verilecek arazinin bununla sınırlı olmadığı, derinliğinin belli olmadığı belli. Lütfen, bunun derinliğinin nerelerde yazdığını bana söyletmeyin. Evet, ne kadardır, bunu söylemeden, bu millete bu bilgi verilmeden bu kanunun buradan geçmesi yanlıştır. Değerli iktidar milletvekili arkadaşlarım, akşam gittikleri zaman bunun hesabını, bu rakamları kendi çoluk çocuklarına bile açıklayamazlar.

İkincisi: Bu araziler ne karşılığı verilmektedir? Efendim, “Mayın temizleme karşılığı.” demesin kimse, bu, milletin izanıyla alay etmek olur. Ne karşılığı verilmektedir? Eğer bir dekar alandan bir tek mayını çıkarın veya patlatın kırk dokuz yıllığına sizin olsun diyorsanız, oradaki vatandaşlarımızın hepsi mayın uzmanı kesilir. Bu nedir? Bu neyin karşılığı verilmektedir değerli arkadaşlarım? Bu açıklanmadan, bu ortaya konulmadan, buradan bu kanun nasıl geçer? Geçtikten sonra bu Meclis hangi ciddi konunun üzerinde görüşecek ve milletin karşısına nasıl çıkacak? Kendi Meclisinin varlık sebebine uygun davranmasını sağlayamamış Meclis üyeleri olarak kim, nereye çıkabilecek? Bu nasıl iştir?

Üçüncü soru, en önemlisi: Bu arazi, verilen toprakların, yabancılara verileceği beli olan arazinin ne karşılığı verildiği belli olmadığına göre üçüncü şık olarak şeyi söyleyebiliyor musunuz: Kime veriliyor? Efendim “Kime veriliyor?” bir şüphecilik, hayır onu söylemiyorum, başka şey söyleyeceğim size. “Bir işletmeye…” Hayır, bir işletmeye verilmez. Siz 510 kilometre sınırı olan bir tarım işletmesi tahayyül edebiliyor musunuz? Böyle bir işletmenin iktisadi faaliyeti, sınırlarını korumaya yetmez. 510 kilometrelik bir işletme! Böyle bir tarım işletmesi olmaz. Bunun adını koyun. Kime veriliyor? Bakın, biz bu arazinin genişliğini sorduk, Sayın Millî Savunma Bakanı bize “Efendim, 300 metrelik dar bir şerit.” dedi. “350 metrelik ortalama” her yerde geçiyor, mayınlı arazi böyle. 350 metre genişliğinde bir arazide, Avrupa Birliği ortalama tarım işletmesi büyüklüğünü alırsanız, 270 metre de boyu olur yani kare şeklinde bir çiftliktir bu. Hiç de dar değil ama bunun 4.600 tanesini, 5 bin tanesini yan yana koyar da verirseniz o zaman dar bir şerit hâline gelir. Kaldı ki bunun 350 metreden, 800 metreden ibaret olmayacağı da bellidir. O hâlde, burası bir tarım işletmesi olamayacağına göre daha geniş bir organizasyona… Bu organizasyonun adı nedir? Bu bir oluşum mudur? Bu bir devlet midir? Nedir? Nereye veriliyor? Nasıl oluyor? Bunun ortaya çıkması lazım.

Biz -hukukta bir kavram var- “kanun karşısında hile” diye bir şey biliyorduk, cezası var, işleyenlere ne yapılacağı belli ama “kanun içinde hile” diye bir şeyi, bir kavramı burada kazandırdı arkadaşlarımız hukuk literatürümüze çünkü buraya, bizim itirazlarımız karşılığında göstermelik birtakım “Önce şu ihale yapılır, hizmet satın alma ihalesi yapılır.” denildi. Efendim, samimi olmak lazım. Önce dediğiniz ihaleyi yapın, zor olan odur, dünyada öyle firma yok. “Çıkarsa bir tane vereceğiz.” deyin. “Çıkmazsa o zaman on beş, yirmi, otuz, kırk firmanın gireceği ihaleyi yapacağız.” derseniz, bu daha samimi olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

97 konuşma daha · 3 Haziran 2009

97 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook