2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)
Sakarya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 41. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Aralık 2009 · 999 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Münir Kutluata (MHP), 24 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 999 kelime.
Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2009-12-24-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MÜNİR KUTLUATA (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
2010 yılı bütçesinin görüşülmesine 26 Ekim 2009 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda başlandı. İki aydır bütçe tartışılıyor, şimdi sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Bu görüşmelerin son iki haftalık kısmı kamuoyunun gözü önünde cereyan etti. Bu iki aylık süre içinde gerek Hükûmet üyeleri gerekse iktidar milletvekilleri bu bütçeyle 2010 yılının nasıl geçeceğine pek temas etmediler. Önümüzdeki yıl için ümit verici bir söz de edilmedi. 2010 yılı bütçesi önümüzdeki yılın bütçesidir. Milletimiz önümüzdeki yılın nasıl geçeceğini merak etmektedir. Neden bu bütçenin yeterliliğinden söz edilemiyor? Neden içinde bulunduğumuz 2009 yılı bütçesinin yeterliliği ve ülke ekonomisinin içine düştüğü durumla ilgili olarak herhangi bir öz eleştiride bulunulamıyor? Neden 2008’de, 2009’da olmadı, 2010’da şunları şunları yapacağız denilemiyor? İktidarın gelecekten bahsetmeye takati yok, ufuk turu yapacak inandırıcılığı da yok.
Değerli milletvekilleri, içinde bulunduğumuz yıldan gelecekten bahsedildiğine rastlamıyoruz, sadece tarih turu yapılıyor ve duruma birtakım mazeretler üretilmeye çalışılıyor, gördüğümüz budur.
Sayın Maliye Bakanımıza şimdi sormak isterim: Bu bütçe fabrikasını tasfiye eden, işçileri sokağa salan iş erbabını tekrar üretime döndürebilecek mi? Çiftçiyi sizden önceki mutlu günlerine döndürebilecek mi? Haciz tehdidi altındaki vatandaşımıza, çiftçimize, esnafımıza çare olacak mı? Esnafı tezgâhı başına döndürecek tedbirleri içeriyor mu? İşçiye iş ümidi veriyor mu? Milletimize bunların söylenmesi lazım. Bu kürsüden göğsünü gere gere bunları söyleyebilmesi lazım iktidarın. Şimdi bunlar yapılmıyor, sadece mazeret üretiliyor, bunu görüyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu mazeretlere veya üzerine mazeret geliştirilen konulara temas etmek istiyorum, ancak zamanımız sadece birine ikisine yetecek. Önce ihracattan bahsetmek isterim. Bakınız, 2009 yılında dünya ticaretindeki daralma 11,9; dünya ekonomisindeki daralma 1,1; Türkiye’nin dış ticaret hacmindeki daralma yüzde 36; ekonomimizin yıl sonu itibariyle beklenen daralması 6-6,5. Türkiye’nin ihracatı yüzde 30 ithalatı yüzde 40 daralmış, ortalaması yüzde 36 ediyor. İhracat-ithalat dengesi aleyhimize olduğu için bu rakam genellikle toplam rakam olarak veriliyor, dış ticaret hacmi olarak veriliyor veya ihracat rakamı olarak veriliyor. Bu şekilde aleyhimize olan dış ticaret dengesinin kısmen söylenmesinden geri durulmuş veya gizlenmiş oluyor. Dış ticaret hacmimiz arttıkça Türkiye'nin dış ticareti açık veriyor, dış ticaret açığımız da artmış oluyor.
Değerli milletvekilleri, ihracatınız 60 milyar dolar, ithalatınız 100 milyar dolarken karşılama oranı 65 ve dış ticaret dengesi de aleyhinize 35 milyar dolar demektir. İhracatınızı 130 milyar dolara çıkarır, bunu başarılı olarak kabul etmek isterseniz, ithalatınızın da 200 milyar dolara çıkmamış olması lazım. İhracatınız 65’ten 130’a, ithalatınız 100’den 200’e çıktıysa karşılama oranı yine 65’tir ama dış ticaret dengeniz 35 milyardan, aleyhinize olmak üzere 70 milyara çıkmış demektir. Bu yüzden, bu ihracat rakamlarının verilmesinde bile Türkiye önünü sağlıklı olarak görememekte, milletimizden rakamlar bu vasıtayla gizlenmiş olmaktadır.
Bakın, bu iktidar döneminde, 2003-2009 yılları arasında dış ticaret açığımız 316 milyar dolar. Bu dış ticaret açığı bütün döviz gelirlerimizi götürmüş, geriye 172 milyarlık net bir cari açık kalmıştır. “Bu konuda ne yapıyorsunuz, ne yapılmaktadır?” denildiği zaman, Hükûmetin ilgili bakanları “Dünyayı dolaşmaktayız, çok sık seyahat etmekteyiz, yüzlerce iş adamıyla dolaşmaktayız.” diyorlar, millete ümit vermeye çalışıyorlar.
Değerli milletvekilleri, Türkiye’de yabancı ülkelerin malları, yabancı ülkelerin bakanları yüzlerce iş adamıyla geldiler de mi Türkiye’de yayıldı yoksa birtakım avantajlarla, üretim avantajlarıyla, ekonomilerinin gücüyle mi Türkiye’ye geldiler? O gayret içindeki bakanları ve dış ticaret erbabını tebrik ediyorum ancak bunun bir yol olmadığını da söylemek istiyorum.
Bir başka nokta işsizlik konusu. İşsizlikle ilgili, gerçekten Hükûmetin hiçbir söylediği yok, ümit verdiği hiçbir şey de yok. İlgili bakanlar “2012 yılından önce bu konuda bir şey söyleyemeyiz.” diyor. Bu konudaki açıklamalarına baktım, dünkü konuşmalarını dinledim değerli, bütçeden sorumlu Maliye Bakanımızın. Maliye Bakanımız diyor ki: ”İşsizlikle ilgili yapabileceğimiz üç tane şey var: Uzun vadede yapabileceklerimiz, eğitimi artırmak. Bu eğitimi artırırken Türkiye'nin ihtiyacını değil dünyanın ihtiyacını da dikkate alarak eğitim seviyesini artırmalıyız.” Ve ben de “Hayırlı olsun.” demek zorundayım. Fakat, Sayın Bakan, ne zamana bunun faydası olacak? Bugünün işsizleri için bir şey söylememiz lazım. Bunu, siz de, tedbir olarak düşündüğünüzden değil bir şey söylemek gerektiği için söylüyorsunuz. Orta vadede tedbir söyleme ihtiyacı duyuyor Sayın Bakan. GAP, Doğu Anadolu, DAP ve KOP’tan bahsediyor. Peki, bunlar nasıl olacak? “Bunların tahsisatını artırıyoruz, inşallah artacak, dekar başına adam fazla çalıştırılacak. Orta vadede bir çözüm.” diye söylüyorsunuz.
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Hoca hikayesi, hoca!
MÜNİR KUTLUATA (Devamla)Evet efendim.
Sayın Bakan, kısa vadede hiçbir şey söylemediniz, dikkat ettim. İşsizlerimizin yüzde 57’sinin lise ve altı eğitimde olduğunu, bir şey yapmanın çok zor olduğunu söylediniz. Ne yapacağız? Biz bu insanlara üniversite bitirmelerini mi tavsiye edeceğiz? Üniversite bitirenler iş bulmuş oluyor mu Türkiye’de? Söylemek istediğim, gerçekten, herhangi bir tedbirin, Hükûmetin gündeminde olmadığı, bütçede buna dair bir işaret olmadığı ve orta vadeli programda da böyle bir çıkış yolunun görülmediğidir. Bu konuda yapılacak olan bir şeyler olmalıdır. Bunlara, şimdi sözü getirmeden önce, size bir hususu daha hatırlatmak istiyorum.
Yine, Türkiye'nin işsizlikte dünyada ikinci mi, üçüncü mü olduğunu… Hükûmet bize ikinci olmadığını ispat etmeye çalışıyor, araya başka ülkeler sıkıştırıyor. Ne fark eder? En fazla işsiz oranına sahip ikinci ülke değil de üçüncü ülke olursak insanlarımız iş bulmuş mu olacak? Moldova’dan bahsediyorsunuz Sayın Bakan. Moldova’yı işsizlik konusunda Türkiye’ye örnek verecek duruma neden geldiniz? Bunu sizin kabul etmeyeceğinizi düşünüyorum, ama bunlarla savunmak zorundasınız. Moldova, 2 milyon 300 bin civarında nüfusu olan bir ülke. Türkiye’yle bu kıyaslanmaz. Moldova’yı kıyaslayacaksanız, Bursa’yla kıyaslayın, onun nüfusu bile Moldova’dan 150 bin daha fazla. O zaman diğer illerimizin işsizliğini alın Moldova’dan söz edecekseniz, Sakarya’yı alın, Tokat’ı alın, Diyarbakır’ı alın. Dolayısıyla hiçbir şey açıklanmış olmuyor. Şimdi çok iyi biliyorsunuz ki Sayın Bakan, işsizlik yatırımla çözülür. Yatırım, özel sektör elinden olur, devlet elinden olur ve yabancı sermaye vasıtasıyla olur. Özel sektörün yatırım yapma takati yok. Özel sektörün kullanacağı bütün kaynakları Hükûmet bütçe açığı olarak kendisi kullanacağını ilan etmiştir. Özel sektörün yapacağı bir şey yok. Bütçede kamu yatırımlarıyla ilgili hiçbir şey yok. Bütçe içinde, sade bütçeyi, kendisini alırsak yüzde 6,6 hedef görülmüş. Bir çare düşünmüş değilsiniz.
Yabancı sermayenin yatırım yapmasına gelince, yabancı sermaye Türkiye’de yatırım yapacak idiyse bile bu Hükûmet bunu engelledi. Neden engelledi? Yabancı sermayeye sıcak para olarak gelmesi hâlinde bütün imkânlar sunuldu, ”Yabancı sermayeye yatırım.” diye mevcut tesislerimiz verildi. Hazırını satın almak varken yatırım niye yapsındı yabancı sermaye? O hâlde bu kapıyı da Hükûmet kendi eliyle kapamış oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
110 konuşma daha · 24 Aralık 2009