2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Sakarya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 39. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Aralık 2010 · 587 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Münir Kutluata (MHP), 22 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 587 kelime.
Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MÜNİR KUTLUATA (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Ben Maliye Bakanlığı bütçesiyle sınırlı tutmak niyetindeydim konuşmamı ama Sayın Bakan öyle konulara temas etti ki bu çok kısa süre içerisinde, kırk dakikalık konuşmaya cevap olabilecek kısmıyla, beş dakika içinde bazı hususlara temas etmek istiyorum Sayın Bakan.
Siz söylerken “Hesap kitap bilmek de lazım.” dediniz. Değil mi efendim? “Hesaptan biraz anlayan bunları bilir.” dediniz borçlarla ilgili. Zatıaliniz Maliye Bakanı olduğunuz için elbette hesabı iyi biliyorsunuz. Ben size şimdi bir hesap sorusu ortaya koyuyorum Sayın Bakan bu borçlarla ilgili: 221 milyar dolardan 506 milyar dolara çıkmış toplam borçlarımız. Yüzde 130’luk bir artış var. Türkiye ekonomisi de sizin dönemizde, zatıalinizin çok yakından bildiği gibi yıllık büyüme oranlarını alır kümülatif hâle de getirirseniz, bu sene sonu itibarıyla hedef gösterilen 6,8’i de kabul ederseniz, yüzde 43’lük bir büyüme var. Yüzde 43 ekonomik büyümeye karşılık borçlarda yüzde 130’luk bir artış. Arada yüzde 87 fark var. Bu yüzde 87 fark ne oldu? Bu, nereden geliyor? Bunu açıklamakta büyük yarar var. O zaman bu borç tartışmaları geçer.
Kıyaslanamaz millî gelir rakamlarını alıp da, yurt içi gayrisafi hasıla rakamlarını alıp da, kıyaslanamaz rakamları kıyaslayıp, sonra millî gelire oranlıyoruz deyip birbirimizi yanıltmaya gerek yok. Yüzde 43 büyüme sekiz yılın sonunda, sekiz yılı aşkın bir zamanda, evet sekiz yıl iki ayda yüzde 43 büyüme, borçlarda yüzde 130’luk artış. Bunu değerlendirdiğimiz zaman konuyu buradan -sürem çok kısa- bunun neye delalet ettiğini de bir başka yerde ben gerekirse açıklarım.
Sayın Bakan yine temas ettiniz, depolardan konuştunuz, memur maaşlarından ve otomobil depolarıyla kıyaslama yaptınız.
Yine, sizin ifadeniz Sayın Bakan: “Akaryakıt harici petrol ürünlerinin kullanımını, geliştirdiğimiz etkin kontrol mekanizmalarıyla önlüyoruz, bu sayede 10 numara yağ kullanımını da önleyeceğiz.” Bakın, depoyla ilgili: Bazı esnafımız, çok büyük oranda, depolarında mazot koyamadıkları için 10 numaralı yağ kullanıyorlar. Maliye Bakanımız ve Hükûmet, bunu önlemenin yolu olarak etkin metotlar geliştiriyor. Etkin metot geliştirmek yerine bu fiyatları düşürecek veya şoför esnafını deposuna mazot koymaktan alıkoyan ne ise, gelirindeki, işindeki daralma ne ise onları düzeltecek tedbirler alınsaydı ümit ediyorum ki çok daha etkili olurdu. Dolayısıyla, eğer her temas edilen konuya cevap vermek gerekirse hiç de Türkiye'nin görüntüsü bu şekilde değildir, bakmak lazımdır. Türkiye’de esnaf, niye aracına, geçim vasıtasına uygun yakıtı koyamıyor da kendi aracını tahrip etmek pahasına günlük ekmeğini kazanmaya çalışıyor. Sizin sorumluluğunuzun, Hükûmetin sorumluluğunun bu olduğunu ifade etmek istiyorum.
Özelleştirme konusu Hükûmetin dilinde bir övünme meselesidir. Bugün Sayın Bakan gerçekten zarif bir üslupla mazeret yönüne temas etti. Gerçekten de söylediği gibi, doğrudur, bütün hükûmetler özelleştirme konusuyla ilgilenmişlerdir ama Sayın Bakan, çok iyi biliyorsunuz ki özelleştirmenin sebebi, özelleştirmenin arzu edilmesinin sebebi, devletin artık kendisine ihtiyaç duyulmayan alanlarda meşgul edilmemesi üretimle ilgili ve verimlilik düşüklüklerinin önüne geçilmesi, kâr eden işletmeler hâline gelmesi. Ama özelleştirmenin “yabancılaştırma” diye bir maksadı yok, sadece teknoloji gerektiren, yüksek teknoloji gerektiren bazı alanlarda bazı işletmelere küçük ortaklar almak suretiyle teknolojik gelişmeye katkı sağlasınlar düşüncesiydi. Ama siz, şimdi, bugün söylediniz, “Bütün hükûmetler yaptı…” Ama özelleştirmeden yabancılaştırma anlarsak ve yabancılaştırmayı devlet mallarını, devletin, milletin mallarını, işletmelerini vermekle sınırlı tutmayıp özel sektörün de yabancılaşmasının önünü açar, teşvik edersek Türkiye’de bu üretim birimlerini, yarın siz hangi millî gelir hesabını yapacaksınız? Nitekim bugün yapamıyorsunuz, Türkiye'nin millî geliri, gayrisafi millî hasılası hesap edilmiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜNİR KUTLUATA (Devamla)Gayrisafi yurt içi hasıla da kesiliyor; kesilmesinin sebebi, bölüşümün nereye gideceği net olarak ortada göründüğü için.
Bu bakımdan, eğer her söylenene cevap verecek olsaydık hepsinin cevabı var Sayın Bakan ama sizin sakin üslubunuza fazla da cevap verme arzusu içinde değilim, onu da söyleyeyim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
126 konuşma daha · 22 Aralık 2010