Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 2.585 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma
Kaynak göster
Murat Başesgioğlu (AK Parti), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 2.585 kelime.
Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, biraz evvel okunan Hükümet tezkeresinin gereğini yerine getirmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin de üyesi bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Temel Yasasının 19 uncu maddesinin 5 (b) ve 6 (b) bentleri gereğince, Uluslararası Çalışma Konferanslarında kabul edilen sözleşme ve tavsiye kararları hakkında, Bakanlığımın, Yasama Organına bilgi sunması ve bu husususun tutanaklara geçirilmesi gerekmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütünün 3-19 Haziran 2003 tarihleri arasında Cenevre'de yapılan 91 inci Genel Konferansında, Gemiadamları Kimlik Belgelerinin minimum standartlarını belirleyen 108 sayılı ILO Sözleşmesi revize edilerek, gemiadamı kimlik belgelerinin güvenliğinin geliştirilmesi amacıyla "185 Sayılı Gemiadamlarının Kimlik Belgeleri Sözleşmesi 2003" olarak adlandırılan yeni Sözleşme kabul edilmiştir.
Söz konusu Sözleşme, Kapsam; Gemiadamlarına Kimlik Belgelerinin Verilmesi; İçerik ve Biçim; Ulusal Elektronik Veri Tabanı; Kalite Kontrol ve Değerlendirme; Gemiadamlarının Transfer, Transit ve Kıyı İzinlerinin Kolaylaştırılması; Sürekli Sahip Olma ve Geri Çekme; Eklerin Değiştirilmesi ve Geçiş hükümlerine ilişkin 9 madde ve 3 ayrı ekten oluşmaktadır.
Sözünü ettiğim bu Sözleşmede yer alan hükümlere ilişkin hususlar aşağıda açıklanmış olup, Sözleşmenin ülkemiz tarafından onaylanabilirliği hakkındaki görüşümüz, bu konuda başlatılacak çalışmalar tamamlandıktan sonra ayrıca bilgilerinize sunulacaktır.
Sözleşmenin kapsamını belirleyen ve hazırlık çalışmalarında en çok üzerinde durulan konulardan biri olan "Gemiadamı" tanımı, Sözleşmenin 1 inci maddesinde "genellikle deniz seferi yapan savaş gemisi dışındaki gemilerde herhangi bir yeterlikte görevlendirilmiş veya işe alınmış veya çalışan kişi" şeklinde tanımlanmış olup, bu tanım, geminin denizde seferinden sorumlu personel dahil her türlü amaç için gemide görevlendirilmiş diğer personeli de kapsamaktadır. Ayrıca, balıkçı gemilerinde çalışan personelin de ihtiyarî olarak bu kapsamda değerlendirilmesi söz konusudur.
Sözleşme; yetkili makamın "Gemiadamı" statüsündeki kendi vatandaşlarının, başvurusu halinde, bu Sözleşme kapsamında kriterleri belirlenen kimlik belgesinin düzenlenmesini hükme bağlamakta ve bir başka ülkenin vatandaşlığında olup, ancak Sözleşmeyi onaylamış ülkelerde daimî ikamet eden gemiadamlarına ise, Sözleşme kapsamındaki kimlik belgesinin düzenlenebileceğini öngörmektedir.
Sözleşmede; Gemiadamları Kimlik Belgesinde yer alması gereken kişisel bilgiler ile kullanılacak malzemelerin niteliği ayrıntılı olarak tanımlanmakta ve yeni gemiadamları kimlik belgelerinin, makinede okunabilir biyolojik verileri de içeren bir kimlik belgesi şeklinde olması, söz konusu kimlik belgesinin, bütün ülkelerce tek tipte, ucuza mal edilebilir, güvenilir ve uluslararası bir standartta olması, bu konuda birlikteliğin sağlanması için, kullanılacak malzemeler, kimlik belgesinin boyutu, bilgilerin yerleşimi Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün kullandığı standart olan, 9303 No'lu Belgenin 2002 yılı 2 nci baskısı ve 2003 yılı 5 inci baskısıyla uyumlu olması öngörülmektedir.
"Gemiadamları Kimlik Belgesinin" pasaporttan ayrı bir belge olarak verilmesi, kesin hüküm olarak sözleşmede yer almaktadır. Bunun yanı sıra bu sözleşme hükümlerine uygun olarak düzenlenecek kimlik belgelerinde de pasaport olmadığını belirtir bir ifadenin yer alması hüküm altına alınmaktadır.
Sözleşme kapsamında verilecek kimlik belgeleri bilgilerinin elektronik bir veri tabanında depolanması ve bu veri tabanının sadece gemiadamı kimlik bilgilerinin doğrulanması amacıyla kullanılması gerekmektedir. Söz konusu kimlik belgelerinin doğruluğunun araştırılmasında kullanılacak veri tabanı, her zaman internet sitesi yoluyla veya teşkil edilecek bir merkez yoluyla kullanıma açık olacak, diğer üye ülkelerin bilgi taleplerine cevap verecektir.
Bununla birlikte, anılan Sözleşme, ülkelerin elektronik veri tabanı da dahil olmak üzere, gemiadamı kimlik belgesi düzenleme sisteminin güvenlik ve güvenilirlik açısından yüksek standartta olması için kurallar getirmekte ve kalite kontrol ve periyodik olarak bağımsız değerlendirme yapılmasını öngörmektedir. Bu değerlendirmeler sonucunda hazırlanacak raporların ILO'ya sunulması ve ILO tarafından tüm ülkelere bildirilecek olan bir listenin oluşturulması kararlaştırılmıştır. Söz konusu liste üye ülkelerin sistemlerinin sözleşme gereklerine uyumlu - yeterli veya eksik unsurlarını içerecektir.
Yine, Sözleşme, taraf ülkelerin sözleşmeye uygun gemiadamı kimlik belgesine sahip gemiadamlarının, gemi bir başka üye ülkenin limanındayken kıyıya çıkma, transit geçme ve gemiden gemiye transfer olmalarında vize aranmaması ve mümkün olan en kısa sürede bu konudaki prosedürlerin tamamlanarak izin verilmesi şartlarını getirmektedir.
Bu sözleşmenin içeriğini bilgilerinize bu şekilde arz ediyor, bundan sonraki bölümde de Bakanlığımın 2004 malî yılı bütçe kanunu tasarısının görüşülmesi bölümüne geçiyorum.
Sözlerimin başımda Yüce Meclisi, Başkanlık Divanını saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz bir yıl, Yüce Meclisin de yakından izlediği gibi, Bakanlığım açısından özellikle ilgili yasaların çıkması yoğun bir zaman almıştır. Bu bir yıllık süre içerisinde 6 önemli tasarıyı, Yüce Meclisimizin özverili çalışmaları neticesinde kanunlaştırarak Türk çalışma hayatına kazandırmış bulunmaktayız. Bunlar, Bağ-Kur Yasası, Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatı Kanunu, Türkiye İş Kurumu Kanunu, Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ve nihayet İş Kanunudur.
Değerli arkadaşlarım, şu anda, bu yasalarla ilgili yönetmelik çalışmaları ve diğer düzenleyici tasarruflar, Bakanlığımda, yoğun bir şekilde tamamlanmaktadır. Elbette, bu yasaların uygulanabilirliğini sağlamak için, bu düzenleyici tasarruflara da ihtiyaç bulunmaktadır.
Bu yeni çıkan yasalarla birlikte, sosyal güvenlik kuruluşlarımız, yasal statüye kavuşmuştur, yasalarının olmamasından dolayı karşılaştıkları birtakım zorlukları giderme imkânına sahip olmuşlardır. Örneğin, personel hareketleri, kadro, teşkilat gibi, bir bakanlık için, bir birim için vazgeçilmez unsurlar, bu yasaların çıkmasıyla birlikte hayata geçirilmiş bulunmaktadır.
Bunun dışında, sosyal güvenlik kuruluşlarımız arasındaki farklılık arz eden norm ve standart birliğini sağlamak konusunda, bu yasaların çıkmasıyla birlikte önemli adımlar atılmıştır.
Sosyal güvenlik kuruluşlarının uzun vadede tek çatı altında toplanmasıyla, SSK, Bağ-Kur ve İşkurun çalışmalarında norm ve standart birliğini sağlamak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuştur. Ulusal sosyal güvenlik politika ve stratejilerini tespit etmekle görevli olan bu kurum bünyesinde, kamu kuruluşlarının yanı sıra, tüm sosyal tarafların katılımıyla Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu oluşturulmuştur.
Yine bu çıkardığımız yasalarla, Sosyal Sigortalar Kurumunun, gayrimenkullerini verimli olarak değerlendirmesini sağlayacak düzenleme yapılmıştır.
Kurumda halen sözleşmeli olarak istihdam edilen 2 762 sağlık personelinin kadrolu olarak atanmaları yönünde önemli bir adım atılmıştır.
İşveren ve sigortalılara yerinden ve hızlı hizmet verilmesi amacıyla, ödeme irtibat bürolarının kurulması imkânı getirilmiştir.
Hükümlü ve tutuklulardan cezaevi bünyesinde çalışanlar sigortalılık kapsamına alınmıştır.
Sigortalı olarak çalışmaya başlayanların sağlık yardımından yararlanabilmeleri için beklemeleri gereken 120 günlük süre 90 güne düşürülmüştür.
Emekli kadın sigortalılar ile emekli erkek sigortalıların eşlerinin, doğum ve analık yardımlarından yararlanma imkânı sağlanmıştır.
Askerlik borçlanmalarını ödeme süresi üç aydan altı aya çıkarılmıştır.
İşverenlere, en geç, sigortalı çalıştırmaya başladıkları tarihe kadar işyeri bildirgelerini kuruma verebilme imkânı getirilmiştir.
Asgarî işçiliğin hangi kriterlere göre belirlenebileceğine kanunda yer verilmiş ve Asgarî İşçilik Komisyonu teşekkül ettirilmiştir.
Kurumun bütün işlemlerinin internet üzerinden yapılması ve arşivlenme imkânı verecek düzenleme yapılmıştır.
İhaleli işler ile özel bina inşaatı işverenlerine de, Kuruma prim borçlarının bulunmadığını gösteren "ilişiksiz" belgesinin verilmesinde, yeminli malî müşavir ve malî müşavirlere de rapor düzenleme yetkisi getirilmiştir.
Sağlık tesislerinde, mesai saatleri dışında da sağlık hizmetlerinin yürütülmesi için, sağlık personeli ile diğer personele gönüllülük esasına dayanılarak, ek çalışma yaptırılabilmesine imkân tanınmıştır.
Değerli arkadaşlarım, burada bir bölümünü bahsettiğim tedbirler sonucunda, Sosyal Sigortalar Kurumunun malî yapısında önemli düzelmeler olmuştur. Sosyal Sigortalar Kurumu, uzun yıllar sonra, ilk kez 2003 yılında nakit bazda ekbütçe ihtiyacı duymamıştır; ki, bu tablo, 2002 yılından devraldığımız 314 trilyon liralık ilaç borcunun ödenmesine ve 200 000 kişi emekli sistemimize yeni katılmasına rağmen, gerçekleştirilmiştir.
Prim oranlarında, kademeli olarak artırmamızdan kaynaklanan yaklaşık 166 trilyon lira gelir kaybına rağmen, Sosyal Sigortalar Kurumunda iyileştirme sağlanmıştır. Aynı şeyi, Bağ-Kur malî tablosu için de söylemek mümkündür. Her iki kuruluşun da, bütçe ek ihtiyaçları açısından, önceki yıllara nazaran, önemli bir miktarda düşüşler olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bahsetmek istediğim diğer bir konu da, yeni İş Kanunuyla ilgili görüşlerimizdir. Bilindiği gibi, yeni İş Kanunumuzla birlikte çalışma hayatımızda önemli düzenlemeler meydana gelmiştir. Otuz yılı aşkın bir süredir uygulanan 1475 sayılı İş Yasasının yerine, yeni İş Yasası, çağdaş normlara uygun, ILO standartlarına uygun ve ülkemizin kendi dinamikleri dikkate alınarak hazırlanmış bir yasadır. Bu Yasa, yaklaşık altı aydır uygulanmaktadır. Bu Yasanın uygulanmasını yakînen takip etmekteyiz. Çıkabilecek muhtemel aksaklıkları, iyi niyetle düzeltmeye de, her zaman, burada hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, yeni İş Yasası, çalışanların hakkını koruyan, aynı zamanda, yeni iş yaratmaya, yeni istihdam olanakları yaratmaya imkân veren bir denge üzerine kurulmuş çağdaş normları bünyesinde barındıran bir yasadır; çalışma hayatımıza önümüzdeki dönemde de bu bahsettiğim çerçeve içerisinde önemli kazanımlar getirecektir diye düşünüyorum.
Burada, yeri gelmişken -İş Kanunu Tasarısı tartışılırken de çok konuşuldu- sendikal hareketle ilgili görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu İş Kanununun sendikal harekete faydası mı var, zararı mı var konusu çeşitli şekillerde dile getirildi; ama, benim inancım odur ki, eğer, bugün sendikal hareket kendi kendini sorguluyorsa, bu, biliniz ki, yeni çıkan İş Kanunundan dolayı değildir. Aksine, yeni İş Kanununun çıkmasıyla birlikte, özellikle işçinin haksız feshe karşı korunması, diğer bir adıyla, iş güvencesinin bu İş Yasasına dahil edilmesiyle birlikte, sendikalarımıza örgütlenme konusunda büyük imkânlar tanınmıştır. Bunu, Bakanlığıma yapılan yetki tespitlerinden rahatlıkla görebiliyorum. Daha önce sadece kamu sendikacılığı yapan, özel sektörde örgütlenme konusunda fazla girişimi olmayan sendikalarımızın, son zamanlarda, özel sektör işyerlerinde de örgütlenme konusunda büyük bir gayret içerisinde olduklarını görüyorum.
Değerli arkadaşlarım, sorun, sendikal hareketin bütün dünyada bir yoğunluk azalması göstermesidir. Sendikal hareket, bugün, bütün dünyada kendini sorgulamaktadır. Bunun da nedeni, sektörlerde yaşanan değişimlerden, bilgi teknolojisinin ilerlemesinden ve çalışma biçimlerindeki değişikliklerden kaynaklanmaktadır.
Bu sebeple, biz, hükümet olarak, Türkiye'de, sendikal geleceğin, sendikalarımızın geleceğini önemsiyoruz, önemsemek zorundayız. Bize göre, sendikalar, sadece ücret sendikacılığı yapan kuruluşlar değildir. Sendikalar, demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarındandır. Türkiye'de, güçlü sendikacılığın, hem demokrasimizin tam manasıyla yerleşmesi açısından hem de sivil toplum anlayışının yerleşmesi açısından önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.
Memnuniyetle ifade edeyim ki, sendikalarımız, dünyadaki bu yeni gelişmeyi kavramışlar ve sendikalarını, buna göre, yeni bir anlayışa, yeni bir konuma getirmek için harekete geçmişlerdir. Bizim de, Bakanlık olarak, sendikalarımızın bu mücadelesine, en ileri şekilde katkı vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Önümüzdeki günlerde 2821 ve 2822 sayılı Yasalarımızı birlikte tartışacağız, birlikte kararlaştıracağız.
Özellikle, değişen işkolu şartları içerisinde, artık işlevini yitirmiş işkollarını bir disiplin haline getirmek ve güçlü bir sendikacılık yaratmak için bir yapılanmaya gitmek zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; diğer önemli bir konu da sağlık konusudur. Sosyal Sigortalar Kurumu, bugün kapsamında bulunan 33 000 000 nüfusa, yaklaşık 145 hastane, 10 000 hekim ve 34 000 civarında yatak kapasitesiyle hizmet vermeye çalışmaktadır. Takdir edersiniz ki, bu fizikî imkanlarla, bu dar şartlarla 33 000 000 nüfusa hizmet vermek mümkün değildir.
Bu sebeple, hükümetimiz, bütün kamu sağlık tesislerini ortak kullanma iradesini göstermiş ve 1 Temmuzdan itibaren, önce 6 ilde, bilahara da 11 ilde olmak üzere, devlet hastanesi, SSK hastanesi ve diğer hastaneleri ortak kullanıma açmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren de, bu ortak uygulamayı bütün Türkiye'ye yayıyoruz. 81 ilde hazırlıkları tamamlanan bütün hastanelerde, bu ortak kullanım projesi yaygınlaşacaktır.
Bu projeyle birlikte, Sosyal Sigortalar Kurumuna mensup vatandaşlarımız, devlet hastanelerine gidebilecekleri gibi, yeşil kartlı, Bağ-Kurlu, Emekli Sandığı mensubu vatandaşlarımız da, Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinden istifade edebileceklerdir.
Sayın milletvekilleri, diğer önemli bir başlığımız işsizlik konusudur. Benden önce konuşan değerli arkadaşlarımın da ifade ettikleri gibi, şu anda, işsizlik konusu, toplumumuzun ve devletimizin en önemli güncel konularından biridir. Maalesef, Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre ortaya çıkan rakamlar hepimizi üzmektedir. Atıl istihdamla birlikte, Türkiye'de, şu anda, işsizlik oranı yüzde 14,5 - yüzde 15 civarlarındadır. Her yıl işgücü piyasamıza, 950 000 civarında vatandaşımız, iş talebiyle girmektedir. Bu demektir ki, Türk ekonomisi, her yıl, 1 000 000 kişiye iş yaratmak gibi bir gerçekle karşı karşıyadır. Bu konuda, hepimizin de bildiği gibi, kamunun istihdam imkânları sınırlıdır. Özel sektörün, istihdam ve iş yaratma konusundaki becerisini, kapasitesini geliştirmek, önündeki engelleri kaldırmak ve istihdam yaratma konusunda onu teşvik etmek için, hükümet olarak, büyük bir kararlılık içerisindeyiz.
Bu konuda, yeri gelmişken, İŞKUR'un bu manadaki misyonuyla ilgili de birkaç cümle ifade etmek istiyorum. İŞKUR da, yasasını yeni çıkardığımız bir istihdam kurumudur değerli arkadaşlarım. Türkiye'de, gerek istihdam yaratma konusunda gerek iş gücümüzün nitelikli hale getirilmesinde gerek meslekî eğitim konusunda gerekse aktif işgücü politikaları uygulama konusunda önemli bir kuruluşumuzdur. Yine bu kuruluş bünyesinde bulunan İşsizlik Sigortası Fonu, önemli bir fondur. Bugün itibariyle 8,5 katrilyon lira varlığı olan bu fon yönetimi, gayet başarılıdır. Bu 8,5 katrilyon liranın 3,5 katrilyon lirası taraflara aittir, 5 katrilyon lirası ise, bu fonun iyi bir şekilde değerlendirilmesinden, nemalandırılmasından meydana gelmiş getiri olarak gözükmektedir. Tabiî, bugün itibariyle, bu fondan yararlanma şartlarının ağır olduğunu, işsizlik ödemelerinin az olduğunu, Bakanlık olarak kabul ediyoruz. İmkânlar dahilinde, 2004 yılı içerisinde, bu fondan yararlanma şartlarını geliştirmek ve fon ödemelerini artırmak; ayrıca, meslekî eğitim konusunda, işgücümüzün nitelikli hale getirilmesi konusunda da bu fondan yararlanmak istediğimizi ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hükümet olarak, ekonomik politikalarla sosyal politikaların eşgüdümlü uygulanması kararlılığımızı bütün zorluklara rağmen sürdürmek zorundayız, bu karardayız. Bugün, sadece, salt ekonomik politikalarla refah toplumu yaratmak mümkün değildir. Aksine, dünyada yaşanan küreselleşme karşısında, bugün, refah toplumu tehdit altındadır. İşsizlik, beraberinde getirdiği yoksulluk ve sosyal dışlanma, bugün, refah toplumunu tehdit etmektedir. Yabancı bir söz var: "Özgür toplum, yoksul çoğunluğa yardım edemiyorsa, zengin azınlığı kurtaramaz." Evet; gelir adaletsizliği, gelirler arasında uçurum olduğu, farklılık olduğu bir toplumda, refah toplumunu ve sosyal refahı gerçekleştirmek mümkün değildir.
Hükümetimiz, bu manada sosyal politikaları uygulama kararlılığındadır. Geçen yıl, Bağ-Kur ve SSK emeklilerine yapmış olduğumuz zammı bu çerçeve içerisinde değerlendirebilirsiniz. Geçen yılki bütçemize toplam maliyeti 3 katrilyon lira civarında olan ve Bağ-Kur ve SSK emeklilerimizin maaşlarında 75 ve 100'er milyon liralık iyileştirme yapan bu uygulamayı, emeklilerimiz memnuniyetle karşılamışlardır. Bu yıl, yine, gündemimizde olan iki konuyu da bu kapsam içerisinde değerlendirmenizi rica ediyorum. Bunlardan birisi, çok güncel olması dolayısıyla, asgarî ücretin yeniden tespiti meselesidir.
Değerli arkadaşlarım, her yıl olduğu gibi, bu yıl da asgarî ücreti tespit etmekle görevli komisyonumuz büyük bir çalışma içerisindedir, büyük bir titizlikle, ülkedeki genel dengeleri de gözeterek, bir asgarî ücret tespiti yapma gayreti içerisindedir. Biz, hükümet olarak, Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği gibi, bugün, asgarî ücretlinin eline geçen net 225 000 000 liranın savunulacak, korunacak hiçbir tarafı olmadığını ve bu gerçeğin herkes tarafından kabullenildiğini biliyoruz. Arzumuz ve irademiz, asgarî ücretin, asgarî ücretlimizin eline geçen net miktarın yüksek olmasıdır, artırılmasıdır. Bunu derken de, elbette, ortaya çıkacak yeni maliyetin de paylaşılması gereken bir risk olduğunu kabul ediyoruz. Asgarî ücretin bu şekilde artırılmasından dolayı ortaya çıkacak maliyeti işverenimiz ve hükümet olarak paylaşmamız gerektiği, herkesin kendi kaldırabileceği bir yük nispetinde olması gerektiği inancındayız.
Diğer önemli bir konu, emekli aylıklarının yeniden düzenlenmesi konusudur. Bu konuda da ilgili bakanlıklarımızla yoğun bir çalışma yapılmaktadır. Bütçe imkânları içerisinde, makroekonomik dengeler gözetilerek, sınırları zorlamak suretiyle, bu yıl da Bağ-Kur emeklilerimize ve işçi emeklilerimize bir iyileştirme yapmayı hükümet olarak düşünüyoruz; bu konuda yoğun bir gayret içerisindeyiz.
Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; sürenin kısıtlı olması nedeniyle her konuya değinmem, maalesef, mümkün olmadı. Sadece önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyonlarımızı sizlerle paylaşıp, konuşmamı neticelendirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, önümüzdeki dönem işsizlikle mücadele yılı olacaktır. Bu konuda, hükümet olarak, bütün imkânlarımızı seferber etme kararlılığındayız; ancak, bilindiği gibi, bu, sadece bizim çabamızla aşılabilecek bir konu değildir. Mutlaka, buna özel sektörün de omuz vermesi ve bu projeye katkı sağlaması gerekmektedir.
2004 yılında ikinci önceliğimiz kayıtdışı istihdamla mücadele olacaktır. Arkadaşlarım da ifade ettiler; bugün, maalesef, kayıtdışı istihdamın da yüksek oranlarda olduğunu görüyoruz. Bu sebeple, bu ikinci önceliğimiz üzerine de önümüzdeki dönem büyük bir kararlılık içerisinde gideceğimizi ifade etmek istiyorum.
Yine, önümüzdeki dönem, sendikalarımıza ilişkin 2821 ve 2822 sayılı Yasalara ilişkin tasarıları birlikte hazırlayacağız. Yine, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa ilişkin tasarıyı Yüce Meclisin huzuruna sunmayı amaçlıyoruz. Önemli bir tasarımız meslek standartlarına ilişkin tasarıdır. Diğer bir hazırlık çalışmamız ise, kıdem tazminatı fonu tasarısının sosyal taraflarla birlikte görüşülerek Yüce Meclise sunulmasıdır. Nihayet, sosyal güvenlik sistemimizi yeniden gözden geçirerek sürdürülebilir bir emeklilik sistemini kurmak, genel sağlık sigortasını kurmak ve sosyal yardım ve sosyal hizmet kurumlarını ve kavramlarını kalıcı bir şekilde yasalaştırarak sosyal güvenlik sistemimize kazandırmak istiyoruz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sunmuş olduğum bu bilgilerden sonra, Bakanlığımın 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısında yer alan rakamları da sizlere ifade etmek istiyorum:
Bakanlığımın merkez ve bağlı kuruluşlarının toplam bütçesi 103 trilyon 55 milyar Türk Lirasıdır. Ayrıca, açıklarını kapatmak üzere, ilgili kuruluşlarımız olan SSK'ya 2 katrilyon 795 trilyon lira, Bağ-Kura da 4 katrilyon 913 trilyon lira olmak üzere toplam 7 katrilyon 708 trilyon lira tutarında transfer ödeneği öngörülmüştür. Böylece, Bakanlığımızın toplam bütçesi 7 katrilyon 811 trilyon 55 milyar Türk Lirası olarak belirlenmiştir.
Yüce Meclisin onayından sonra gerçekleşecek olan bu bütçe rakamlarını, geçen yıl olduğu gibi, önümüzdeki yıl da en iyi şekilde değerlendireceğimizi, tasarruf ve verimlilik ilkelerine dikkat ederek bunları yerli yerinde harcayacağımızı ifade ediyor, Yüce Meclise, sayın gruplarımıza yapmış olduğu katkılardan dolayı çok teşekkür ediyor; Yüce Meclisi, şahsım ve Bakanlığım çalışanları adına saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 22 Aralık 2003