2003 mali yılı bütçesi 6 ncı tur görüşmelerinde
Kastamonu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Musa Sıvacıoğlu (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 6 NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE); konuşma 899 kelime.
Musa Sıvacıoğlu (AK Parti, Kastamonu). “2003 mali yılı bütçesi 6 ncı tur görüşmelerinde”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-sivacioglu-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesi-6-nci-tur-gorusmelerinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığının 2003 yılı bütçesi üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde bana tanınan 10 dakikalık süre içinde, devasa boyutta problemleri olan adalet teşkilatını ve problemlerini, efradını cami, ağyarını mâni bir tarzda anlatmanın zorluğunu takdirlerinize sunuyorum.
Hukukun üstünlüğünü esas alan devlet, vatandaşlarının özgürlük ve haklarının teminatıdır. Dolayısıyla, hukuk devleti olmayan ve hukukun hâkim olmadığı bir toplumda, demokratik rejimden bahsedilemez. Demokrasinin hukuk yoluyla varlık kazandığı demokratik hukuk devletinde, hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, devletin hukuka bağlılığının güvence altına alınması temel değerlerdir. Bu değerlerin hayata geçirilmesi, anayasa, yasalar ve bağımsız bir yargıyla mümkündür.
Anayasanın 9 uncu maddesine göre, yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır ve yine Anayasanın 6 ncı maddesine göre, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Adalet mülkün; yani, devletin temelidir. Şu halde, millet, devlet, hakimiyet ve adalet dörtgeni, birbirinin ayrılmaz unsurlarıdır. Bu unsurların görev ve yetkilerini belirleyen en üstün norm ve yine hukuk devletinin meşru kaynağı olan Anayasa, tartışılır olmaktan mutlaka, ama, mutlaka çıkarılmalıdır. Bu da, tüm toplum kesimlerinin mutabakatıyla olmalıdır.
Burada, yeri gelmişken, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ın, 58 inci hükümet programı üzerinde yaptığı konuşması sırasında, Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni anayasa teklifine karşı çıkmasına bir mana veremediğimi de belirtmek istiyorum; çünkü, biliyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi de, Avrupa Birliğine karşı değildir, Avrupa Birliğine girmeye taraftardır. Birçok alanda Avrupa Birliği, bütünlüğünü sağlamıştır; para birliği de dahil olmak üzere. Bu manada, anayasa taslağına karşı gelinmesini manidar buluyorum. Avrupa Birliği de, kendi anayasa taslağını hazırlamış, üzerinde müzakerelerine devam etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adalet konusunda en çok tenkit edilen husus, adaletin geç işlemesi veya yerini bulmaması noktasında toplanmaktadır. Yıllarca süren davalar "oğlum oldu hâkim bey" mısraında şiirleşmiş, "ben bu davanın peşinde koştuğum kadar Yunan'ın peşinde koşmadım" serzenişiyle hukuk literatürüne girmiş, "geciken adalet adalet değildir" ilkesiyle evrensel bir boyut kazanmıştır.
Nitekim, bizim de taraf olduğumuz, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin 6 ncı maddesinde öngörülen "davanın makul sürede bitirilmesi" ilkesinin ihlali, ülkemizin en çok başını ağrıtan hususlardan biridir. Bu nedenle, mahkemeler, teknolojinin son imkânlarıyla donatılmalı, iş yükleri azaltılarak, mahkeme binaları çağdaş bir görünüme kavuşturulmalı, "geç gelen adalet adaletsizliktir" özdeyişinden hareketle, yargı sürecinin hızlandırılması için tüm düzenlemeler yapılmalıdır. Tabiî ki, bunların gerçekleştirilebilmesi de ülkenin ekonomik durumuna ve bütçe imkânlarına bağlıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değinmek istediğim ve önemli gördüğüm bir diğer husus da, mevzuat açısından Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileridir. Türkiye-Avrupa Birliği bütünleşmesine baktığımız zaman, 1959 yılında başlayan serüvende çok inişli çıkışlı bir seyir izlediğini görmekteyiz. Avrupa Birliğine giriş için müzakere tarihinin 2004 yılında belirlenecek olması nedeniyle, daha önce de Ulusal Programda öngörüldüğü şekilde, mevzuat uyumu açısından büyük bir gayret sarf edilmektedir.
Bilindiği gibi, kanunlar, genel ve soyut kurallar olup, devamlılık gösteren bağlayıcı hukuk kurallarıdır. Avrupa Birliğine uyum sürecinde çok hızlı bir kanunlaştırma hareketi gözlerimizin önündedir. Kanunların değiştirilmesi gelişen şartların tabiî bir sonucu olarak gerekebilirse de, çok kısa aralarla kanun değişikliklerine gidilmesi, toplumun kanunlara karşı olan güvenini sarsıcı bir husus olarak da karşımıza çıkabilir.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş sürecinde, 100 000 sayfa tutan mevzuata uyum açısından, yabancı dil bilen yetişmiş personele, gerçekten, büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bir başka dünyaya bütün yönleriyle gidiş sürecinde, mevzuat uyumu basit bir olay değildir. Bu nedenle, halen, muhtelif bakanlıklar bünyesinde bulunan Avrupa Birliği birimlerinin daha rasyonel çalışabilmeleri için, Avrupa Birliği işlerinden sorumlu bir bakanlığın kurulması büyük bir önem taşımaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu kısmında, vaktimin müsaade ettiği ölçüde, adaletin zamanında ve tam olarak gerçekleştirilebilmesi için, bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum.
Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulunun tartışılır bir kurum olmaktan çıkarılması.
Adalet hizmetlerinde hâkim ve savcı açığının giderilmesi, görev yapan yardımcı personelin yetiştirilmesi ve ücretlerinin artırılması.
Kanunların kamuoyuna sunulması için Resmî Gazetede yayım dışındaki yolların araştırılması, vatandaşın yararlanabileceği rehber kitapçıkların, Adalet Bakanlığı tarafından düşük ücretle halkın istifadesine sunulması.
Davaların azaltılması için, Avrupa Konseyine üye birçok ülkelerdeki gibi ceza hukukunda uzlaşma, sulh (mediation) denilen müessesenin kabul edilmesi.
Hâkim ve savcıların bağımsızlığı ve teminatı konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, daha iyi yetiştirilebilmeleri için de adalet akademisinin kurulması. Bununla ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiğinizi düşünüyorum.
Adlî zabıtanın, suçların unsurlarını tespit açısından bir an önce kurulması.
Suçtan zarar görenlerin, yani, mağdurların korunması ve haklarının bir yasayla düzenlenmesi.
Hükümlülerin topluma yeniden kazandırılmaları amacıyla, cezaevlerinin çağdaş hale getirilmesi.
Adlî tıp kurumunun, ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yeniden yapılandırılması.
Hâkim ve savcıların, örgütlü suçlar, haksız rekabet, döviz işlemleri, sigortacılık, karapara aklama ve sermaye piyasası suçları gibi alanlarda uzmanlaşmalarının sağlanmasında, günümüz Türkiyesinde çok büyük bir yarar bulunduğuna inanmaktayım; adalet alanında, Partimizin ana hedeflerinden birisi de budur.
Muhalefet partisine ve iktidar partisine mensup tüm konuşmacı arkadaşlarımızın, yargı konusu üzerindeki konuşmalarının hepsinin de -dikkatinizi çektiği gibi- bir serzeniş olduğunu gözlemlemektesiniz. Bu bakımdan, kuruluşundan bu yana iki yıl kadar bir süre geçmiş olan bir partiden, henüz dört aylık olan iktidarı döneminde birtakım şeyleri fazlasıyla istemenin, hele hele ülkemizin içerisinde bulunduğu bu ekonomik durum karşısında "şunları şunları yapamıyorsunuz" şeklindeki tenkitlerin muhatabının Adalet ve Kalkınma Partisi olmadığını düşünüyorum; bunun, en azından iştirak halinde failinin birisinin de Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu kanaatindeyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MUSA SIVACIOĞLU (Devamla)Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle tasarruf zihniyetine göre hazırlandığı anlaşılan Adalet Bakanlığının 2003 yılına ait bütçesinin tüm Bakanlığa, çalışanlara ve mensuplarına hayırlı olmasını diliyor, bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 25 Mart 2003