İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)

Mustafa Gazalcı

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 606 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Gazalcı (CHP), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VII.TUR (.SANAYİ VE TİCARET BAK., MİLLİ EĞİTİM BAK)); konuşma 606 kelime.

Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-12-21-vii-tur-sanayi-ve-ticaret-bak-milli-egitim-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Çocukların, gençlerin, hatta, bütün yurttaşlarımızın yetiştirilmesini, ülkemizin her yönden gelişmesini ilgilendiren bir bakanlığın bütçesini görüşüyoruz; Millî Eğitim Bakanlığı.

Bu yaşamsal öneminden dolayı bütün ileri ve çağdaş ülkeler bütçelerinin büyük bir kısmını eğitime kaynak olarak ayırırlar. Ne yazık ki, son yıllarda hükümetler gerekli kaynağı bütçeden ayırmadıkları için, eğitim hem nicelik olarak hem nitelik olarak ileri ülkelere göre düşüktür ülkemizde. AKP Hükümeti de, bir yıldır, sözde, eğitimin öneminden söz etmesine karşın, yaptığı iki bütçede de eğitime gerekli payı ayırmamıştır. Geçen yıl, son onbeş yılın en düşük eğitim payı olarak 6,9 ile kapanmıştı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, bu yıl da 8,5; yani, bütçenin yüzde 8,5'i eğitime ayrılmıştır, 10 179 997 000 000 000 liradır. Bunun da yüzde 79'u personel giderleridir. Oysa, on yıl önce, 1993'te, eğitime yüzde 14,35 pay ayrılıyordu; bugün 8,5 pay ayrılıyor.

Yine, yatırımlarda da bir düşüş vardır. 2000 yılında bütçe yatırımlarının Millî Eğitime yansıyanı yüzde 28,35 iken, bu, 2003 yılında, bu yıl, 16,44'e düşmüştür.

Bütçeden yeterli pay ayrılmadığı için okulumuz, dersliğimiz eksiktir, öğretmen noksanımız vardır. Bugün, yetişmiş, okul bitirmiş, öğretmenliğe hak kazanmış binlerce genç, maalesef, atanmayı beklemektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı "tekli eğitime geçmek için 100 000 dersliğe gereksinim var" diyor; ama, yaptırdığı derslik sayısı -yine kendisi açıklıyor- 15 471. Bu, tekli öğretime geçildiğinde yalnız İstanbul'un gereksinimini karşılıyor. Oysa, 1999'da 26 000'den, 2000'de 23 000'den, 2001'de 21 000'den fazla okul yapılmıştı. Bu, neden böyle oluyor?

Değerli arkadaşlar, bu, bir yaklaşım meselesi. AKP Hükümeti ve onun Millî Eğitim Bakanı eğitimin devletin temel bir işi olduğunu, eğitimin bir kamu işi olduğunu kabul etmiyor. Bakın, bu 10 000 çocuğu devlet parasıyla özel okullarda okutma tartışmaları yaşanırken, Millî Eğitim Bakanının da, Başbakanın da niyetleri ortaya çıktı. Başbakan, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yaptığı konuşmada, açıkça dedi ki: "Devlet, eğitim işinden yavaş yavaş çekilmeli; bunu, özel kesim alıp götürmelidir."

SONER AKSOY (Kütahya)Doğru, çağdaş olan da budur.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla)"Doğru" diyor arkadaşlar; aramızdaki ayırım da bu zaten.

Sayın Çelik, yani, şu anda Millî Eğitim Bakanı olan Sayın Çelik, bakın, 21 Mart 2000 yılında, Doğru Yol Partisi Grubu adına Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşurken "özel eğitim kurumlarımız yüzde 40'la çalışıyor -dikkatinizi çekmek istiyorum, tutanaklardan okuyorum- Osmanlı'da devlet, savunma, içgüvenlik ve adaletin dışında hiçbir şeyle uğraşmazdı. Eğitim kurumları vakıflar tarafından götürülürdü. Her okulun mahalle mektebinden medreseye kadar bütün okulların bir vakfı vardı, akarları vardı ve sivil inisiyatif eğitim meselelerini götürüyordu. Tanzimat'tan sonra -cumhuriyeti de katıyor işin içine tabiî- devletçi anlayıştan dolayı bütün mesele devlete havale edilmiştir. Devletin de, bugünkü kaynakla, bugünkü finansla bu işin üstesinden gelmesi mümkün değildir; özel eğitim kurumları mutlaka teşvik edilmelidir" diyor Bakan.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Doğru söylemiş.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Bu niyetini bugün de sürdürüyor. Yani, bu 10 000 öğrenci meselesi, eğer, bakın, özel okullara verilmiş olsaydı...

Bakanın tutanaktan bir konuşmasını daha okuyorum. 28 Haziran 2001, yine, DYP Grubu adına bir konuşma yapıyor. Hangi özel okulları kastettiğini de şu tutanak sözleri çok güzel açıklıyor; bakalım, AKP'li arkadaşlar ona da doğru diyecekler mi. "Uluslararası bilim olimpiyatlarında Türkiye'ye en fazla madalya kazandıran, en fazla derece kazandıran okullar vardır. Bunlar, bazı özel okullardır. Siz, buna, ister Fethullah Hocanın okulları deyin, ister filan vakfın okulları deyin, bunlar, Türkiye'nin yüzakı okullarıdır. Türkiye Cumhuriyetinde ve dış dünyada da bizi, gerçekten, layıkıyla temsil eden okullardır" diyor. (AK Parti sıralarından "Doğru" sesleri)

ALİ TEMÜR (Giresun)Alkışlıyoruz.

AHMET YENİ (Samsun)Doğrudur, alkışlıyoruz.

SONER AKSOY (Kütahya)Gerçek bu.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla)"Alkışlıyoruz" diyor, alkışlayın onu. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, belki de bu alkışlayanların yüzde 100'ü devletin okullarından çıkmıştır; ama, siz, Fetullah'ın okullarını alkışlamaya devam edin. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 21 Aralık 2003

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook