2005 mali yılı bütçe kan.tas.(10 uncu tur görüşmelerinde ) adalet bak.,yargıtay,milli eğitim bak.,yüksek öğr.kur.,üniversiteler
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 40. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2004 · 823 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 25 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.(10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) ADALET BAK.,YARGITAY,MİLLİ EĞİTİM BAK.,YÜKSEK ÖĞR.KUR.,ÜNİVERSİTELER); konuşma 823 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.(10 uncu tur görüşmelerinde ) adalet bak.,yargıtay,milli eğitim bak.,yüksek öğr.kur.,üniversiteler”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-12-25-2005-mali-yili-butce-kan-tas-10-uncu-tur-gorusmelerinde-adalet-bak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde kişisel söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, büyük devlet adamı İsmet İnönü'yü, ölümünün 31 inci yıldönümü nedeniyle saygıyla anıyorum. İsmet İnönü, ülkemizde birçok hizmetler vermiştir. Eğitim alanında da, ilköğretimin yerleşmesinde, gelişmesinde, bir ulus olma, insan olma davası olarak ilköğretimi görmüştür ve insanı, içinden canlandıran köy enstitüleri uygulamasının yapılmasında çok büyük katkıları olmuştur. Onu, önce saygıyla anıyorum.
Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. İnsanı, ülkeyi, hatta bütün insanlığı olumlu geliştiren bir bakanlığın bütçesi, eğitimin bütçesi.
Millî Eğitim Bakanı az önce konuştu; tozpembe bir tablo çizdi. Öyle ki, Türkiye'nin, okulları bilgisayara, internete kavuşuyor; öğretmenlerimiz dizüstü bilgisayar alıyor; neredeyse eğitimin, öğretmenlerin sorunu AKP'nin iki yıllık iktidarı döneminde çözülmüş gibi!..
Değerli arkadaşlar, elbette eğitim teknolojisinin bütün okullara girmesi; öğretmenlerin, öğrencilerin bu teknolojiyi kullanması çok sevindirici bir şeydir; ama, ne acı ki, Millî Eğitim Bakanı, her zaman yaptığı gibi, burada da gerçekleri söylemiyor, açıkları söylemiyor; yaptığı bir iki küçük şeyi büyütüyor da büyütüyor...
Bakın, şu anda, bırakın Anadolu'nun yolsuz, bakımsız uzak köylerindeki okullarının durumunu, hemen Ankara'da, Mamak'ta, Altındağ'da, hatta Çankaya'da -okul adı da veriyorum- Akşemsettin İlköğretim Okulu...
Değerli arkadaşlar, suyu, yakıtı ve elektriği yok... Karta geçildiği için... Bugün, Ankara'nın gecekondu okullarında çocuklar okula pet şişeyle su getiriyor. Hemen bütçeden sonra -dışarıda ilgili arkadaşlar da var o bölgeden- gidelim, o gecekondu okullarını bir görelim. Yani, bakın, verilsin, ben bir şey söylemiyorum; camiler, Kur'an kursları, elektriği, suyu parasız kullanıyor. Bir kampanya aç, biz de sana destek olalım. Okulların suyu, elektriği, yakıtı... Sayın Bakan, bırakın bilgisayarı, bakın, Ankara'nın gecekondu okullarında sular kesik. Sayenizde okul aile birliği salma salıyor -sayenizde diyorum; siz okul aile birliğinin niteliğini değiştirdiniz, konuşmam içinde şimdi anlatacağım- o parayı veremediği için çocuklar, okullarda su yok, yakıt yok, elektrik yok.
Değerli arkadaşlar, var olanları da söyleyelim: Yani, Türkiye büyük bir ülke, eğitime yüzde yüz katkı kampanyası... Her zaman bunu söylüyor Sayın Bakan. Vergiden düşerek hayırsever vatandaşların okul yaptırması... Van'da nasıl yaptırmışlar, şurada nasıl yaptırmışlar. Ben birkaç kere daha söyledim, siz devletin bakanısınız, devletin bütçesiyle siz de okul yapacaksınız Sayın Bakan, daha fazla yapacaksınız. Bakın, yalnız o hayırsever yurttaşların yaptığı okullarla Türkiye'de okul açığı kapanmaz. Siz kendiniz "birleştirilmiş sınıflar, ikili öğretim son bulsa, 30 kişilik sınıflara göre eğitim yapılsa Türkiye'de 95 441 dersliğe gereksinim var" diye söylüyorsunuz, Millî Eğitim Bakanlığı söylüyor.
MEHMET ALP (Burdur)Burdur'da 6 tane var.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Yeni, acil olarak bu durumda 3 200 okul yapılması gerekir. Bu okulların yapılması için de yaklaşık 10 katrilyona gereksinim var.
Şimdi, en büyük bütçe diye durmadan söylüyoruz, güzel; peki kaç para bu; 14,8 katrilyon. Yalnız okulların yapımına 10 katrilyon gidecek değerli arkadaşlar; onun da yüzde 65'i personel gideri olacak.
Bakın, "en büyük bütçe" diye durmadan söylediği Sayın Bakanın, yıllar içinde ne olmuş bakalım: Genel bütçeden 1991'de 14,10 eğitime pay ayrılıyormuş, 1994'te 11,36; bu yıl, genel bütçeden eğitime ayrılan pay 9,57.
Şimdi, değerli arkadaşlar, rakamları kendimize göre yorumlamayalım, çarpıtmayalım. Hele, yatırım, yatırım... Düşmüş, düşmüş!.. Dersliğe gereksinim var, okula gereksinim var. 2000 yılında, yüzde 28,35 yatırıma pay ayrılmış; ama, 2004'te yüzde 14,40; bu yıl ise yüzde 12,13. Bakın, yatırımlar düşmüş, kendi dağıttığı kitaplardan bu rakamları alıyorum ben. Sayın Bakanım, siz diyorsunuz ki, koyunlar kuzular geçecek; o yünlerle biz kazak öreceğiz... Hayırsever yurttaşlarımız okullar yaptıracak, bu 95 000 derslik açığı kapanacak.
Sayın Bakan, bakın, rakamları doğru vermiyorsunuz. Siz, bu Plan ve Bütçe Komisyonunda, belki de, tarihimizde ilk kez, bir bakan olarak, ikili öğretimi savundunuz; sabahçı, öğleci olmayı savundunuz; en azından sakıncasız buldunuz.
Değerli arkadaşlar, şu anda, sizin verdiğiniz rakama göre, 8 018 ilköğretim okulunda ve 651 ortaöğretim okulunda ikili öğretim yapılmaktadır; 17 636 okuldaki sınıflar ise, birleştirilmiş sınıflardır; bakan, bunları, hiçbir zaman söylemiyor. Yani, birden fazla çocuk... Bazen, 5 sınıfı bir öğretmen okutuyor 17 636 okulda. Tabiî, kaç öğrenciye bir bilgisayar laboratuvarı düştüğü, kaç kütüphaneye... Efendim, okullarda kütüphane var mı yok mu; bunları söylemiyorum. Zaten, eğitimin durumunu, uluslararası ve ulusal yaptığımız sınavlar ortaya çıkarıyor. Kendisi söylüyor, "ortaöğretim iflasın eşiğine geldi" diyor. Hâlâ, yakınıyor; hâlâ, durmadan yakınıyor; sorunları çözeceği yerde, durmadan yakınıyor.
Değerli arkadaşlar, şu anda, 4 ile 18 yaş arası yaklaşık 1 000 000 engelli insanımız var bizim; 8 000 000'un 1 000 000'u, eğitim çağında. Bunların eğitebildiğimiz kısmı, yalnızca 30 000. Niye söz edilmiyor?! Niye söz etmiyor Sayın Bakan, "bunu yapamadık, desteğinizi isteriz" niye demiyor?!
Değerli arkadaşlar, amaç, gerçekten -Sayın Çelik'in özellikle başında bulunduğu Millî Eğitim Bakanlığı- eğitimi biraz daha paralı yapmak, biraz daha özelleştirmek ve öğretim birliğinden uzaklaştırmak.
Bakın, kendisi söylüyor; 30 kişilik sınıflara göre -ki, bu batıda daha az- 110 000 öğretmene gereksinim var. Değerli arkadaşlar, bu yıl atanan öğretmen sayısı 18 228; "iktidarımız döneminde 40 000" diyor; ama, emekli olanları yine söylemiyor. Bakın, bu yıl emekli olan öğretmen sayısı, 2004'te, atanan öğretmenden fazla. Yanlış duymadınız; 20 000'e yakın öğretmen emekli olmuş, 18 228 öğretmen gelmiş. Böyle, öğretmen açığı giderilir mi?! Peki, ne oluyor açıklar; ben size söyleyeyim: "İlkel koşullardan kurtardık" diyor ya; neymiş "öğretmenlerin atamasını."
Rahmetli Necdet Uğur zamanında başladı öğretmenlerin bilgisayar ortamına girişi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 25 Aralık 2004